Wednesday, 6 August 2014

KAŞOBA KÖYÜ

http://06cedmuho.blogspot.com.tr

B.SELÇUKLULAR ZAMANINDA orta urallardaki bozoklardan bir kol ŞİMDİ İRAN SINIRLARI İÇİNDE KALAN HORASAN A göç etmiş ve b. selçukluların dağılması ile Horasan dan anadoluya urfa ceylanpınarı na, ve oradan Konya-ereğli ve hotamış köyüne ve hasanoba köyüne ve bir kolu da HOMATA LAR AŞİRETİNDEN HOMATA SALİH ve 3 kardeşi karadağın batısına Bugün kaşoba denen mevkiye yerleşmişlerdir.(y.m.1025)ilk yerleşim:anadolu selçukluları zamanıdır. TÜRMEN OYMAKLARI. (Ödemiş (Otamış, Tohtamış, Hotamış.HORASAN HOTAMIŞ,HOTA,VE HOMATA OYMAGI ,) Irak,İRAN VE ANADOLU türmenleri Irak Türkleri (Türkmenleri) dünyanın her bir yerinde Çağlar, asırlar önceleri yaşayan ve tanınan Oğuzlar diye tarihte adlanan uygarlıkla, Demokrasiyle değer, öncülük kazanarak, tüm milletlere varlığını yansıtmıştır. Araştırma (2) (Kaynaklar: 1- Selçuklu Devletinin Tarihi: Isfahanı. 2- Kerkük’te İçtimai Hayat: Şakır Zabit. 3- Şam devletinin oymakları: Vasfı Zekeriya. 4-Başlangıç ve sonuç: İbin Kesir. 5-İbin Haldun Tarihi. 6- Irak’ın Siyasi Türkmen Tarihi: Aziz Kadir Samancı. 7- Zamanın gözü Colan da yaşananlar: Mehmet Hayri Abid. 8-İslam’dan sonra İran’ın tarihi: Mehmet Alâeddin. 9- Türkistan: Dr Bartuld. 10- Türkistan Asya’nın kalbi: Abdülaziz Cengiz han. 11- İbrahim BOZKURT (Tarih boyunca aşiretçilik ve Şanlıurfa aşiretleri) Gaşgarli Mahmut Divan Lügat El Türk 13-Oğuzlar: Faruk Sümer 14-Birçok aydın, oymak başkanlarının, yaşlıların ve Türkiye- Irak- Türkmen bölgeleri dünya Türklerinin ağından, konuşmalarından alınan notlar.) Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ hotamış homata-Ödemiş Salur oymağı:Salgurlu, Salguzcu da denilir. İran ve Irak bölgelerinde hükümet kuran Salgurîler Türkmenlerdir. Selçuklular Batı İran'a geldikleri zamanlardır(1010), Kirmanşah Dakuk (Otamış, Tohtamış, Hotamış.HORASAN HOTAMIŞ,HOTA,HOMATA OYMAGI ,B.SELÇUKLULAR ZAMANINDA orta urallardaki bozoklardan bir kol ŞİMDİ İRAN SINIRLARI İÇİNDE KALAN HORASAN A göç etmiş vebüyük. selçukluların dağılması ile Horasan dan anadoluya urfa ceylanpınarı na,ve oradan Konya-ereğli ve hotamış köyüneve hasanoba köyüne ve bir kolu daHOMATA LAR OYMAĞINDAN ,HOMATA SALİH ve 3 kardeşi karadağın batısına Bugün kaşoba denen mevkiye yerleşmişlerdir.(y.m.1025)ilk yerleşim:anadolu selçukluları zamanıdır. Tek başına göç etme zorluğu ve koruması olmayan bazı kürt guruplar türkmen aşiretlerinin çobanlığı ve hizmetinde bulunarak onlarla birlikte karamanın kaşoba köyüne yerleşmişlerdİR) Bu Türkmen oymağı Himmetli oymağıyla birbirine akrabadırlar. Günümüzde Musul Telafer kalasında yaşıyorlar büyük bir oymaktır. Muratlı ve Ferhatlı oymakları ile çok kız alıp vererek evlenerek akraba olmuşlardır.111-Çelebi, Çelebiler oymağı:Büyük Türkmen oymağı olarak genellikle Irak’ın birçok yerinde bulunan bu oymak özellikle Telafer şehrinde ikindi oymak sayılmaktadır. 110.Çelebiler oymağının başkanı Hacı Yusuf İbrahim ve Cuma Nasır'dır sayılmaktadır. Türkmen Oğuzlar 24 boydan gelerek, bütün ülkelerde oymaklara, boylara, kollara, ailelere ayrılmıştır. Ve yüce kahramanlıkla, yiğitlikle Tarihin parlak sayfalarına geçmişlerdir. Türk Oğuzlar boyları büyük devletler kurarak, tarih boyunca kahramanlık, yiğitlikle, millet, bayrak, toprak vatanseverlikle tanınarak, kanlarını, canlarını bu uğurda vererek, yurdularını düşmanlara vermeyerek, her karış topraklarına sahip çıkarak, Varlıklarını, dillerini savunmuşlardır. Türkler üstün başarılar elde etmekle, büyük uygarlıklar kurarak, günümüze kadar töresine, onuruna gelenek, göreneklerine atalarına bağlı kalarak sevgi, saygı gösteren Oğuzlar, Türklerdir, Türkmenlerdir. Oğuzlar tarihleriyle, güçleriyle savaş alanlarda görünerek, Oğuzeli, tüm dünyanın neresinde bir Türk varsa orası Türkmenlerin yurdu, toprağı sayılmakla büyük bir millet olduklarını yüce tarihleri ile kanıtlamışlardır. Ak-Koyunlu, Kara koyunlu eli, Dulkadırlı eli,- Selçukçu eli diye tanınışlardır. Ayrıca Türkmenlerde Budunda kullanılır. Budun sözünün anlamı ise Moğolca karşılığı olan Ulus sözü de İlhanlılardan alınmıştır, Doğu-Anadolu'da Türkmenler, demek Oğuzlar, Kara-Koyunlu Ulusu, Boz-Ulus, Kara-Ulus Yurt elin, boyun, obanın ve ailenin oturduğu yerdir, Boyda söylenirdi. Kâşgarlı Mahmut bu sözün Oğuzca olduğunu bildiriyor. Orhun âbidelerinde geçen (bod) Oğuz ve Türkmen soylularını kapsamaktadır. Aile (soy) obalar, obalardan boylar ve boylardan da Oğuzeli meydana gelmiştir. Oğuz elinde ise asıl oymak birliği boy'dur. Oğuzeli toplu olarak birlikte ayrılarak Hazar Denizi kıyısındaki yarım adaya giderek, oralara yerleşerek, oraları kendilerine yurt seçmemişlerdir. Mangışlak adını kendilerine vermişlerdir. Ayrıca Oğuzlar Selçukluların yönetiminde Yakın, Doğu ülkelerine gelerek, yerleşerek üçüncü toplulukta XI. yüzyılda Kara-Deniz'in kuzeyinden Balkanlara inmişlerdir, öte yandan Oğuzlardan kalabalık bir nüfus da Seyhun’un orta yatağındaki şehirlerde yerleşmiştir. Göçebe Oğuzlarda Yörük diye tarihe geçerek, tanınmıştır. Ve Boz, Ok ve Üç, Ok adları ile iki kola ayrılmıştır, Oğuz, Türkmen topluluğu XIII. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'dan Suriye'ye göç ederek ve yoğun kalabalık XII. yüzyılda İran'ın Fars eyaletinde siyasî iktidarı ellerine geçirmişlerdir. XIV. yüzyılda Kuzey Suriye'deki Türkmenler yine Oğuz adıyla iki kola ayrılmışlardı. Bu Türkmenlerden Boz Ok koluna bağlı olanlar Yozgat, Çorum’u bölgelerine bağlı etmişlerdir. Oğuzlar büyük aşiret, oymakları ile bu boylardan ortaya gelmektedir Kayı, Yazır, Avşar, Beğ- Dili ve Eymür. Bunlardan yalnız Eymür boyu Üç- Oklardan çıkmıştır. Dede Korkut destanlarını ise siyasî üstünlüğün Üç- Oklarda olduğu göründürmektedir. Kahramanlığı yansıtmaktadır. Oğuzların oymakları, boyları ise (Kınık), Salgurlular (Salur), Berçem oğulları (Yıva), Ak Koyunlular (Bayındır), Ramazan-oğulları (Yüregir) ve Kadı Burhaneddin (Salur) Artık Oğulları’nın (Döğer), Şumla-Oğulları’nın Avşar) oldığu ise büyük Türkmen Oymak, aşiretlerini göstermektedir İran Türklerinden olan Nadir Şah'ın Avşar Türkmenlerinden olmaktadır. Irak Türklerinin, Suriye, İran, Azerbaycan’ın Soyları, Oğuz Han‘dan gelmektedir. Dünyada var olan büyük Atamız Oğuz Han‘ın Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han adlarında 6 tane oğlu vardır. Oğuz Han’ın her oğlunun da dört tane oğlu vardır. İşte Atamız Oğuz Han’ın altı oğlundan olan 24 tane torunu, bugünkü “24 Oğuz Boyunu meydana getirmiştir. Ve büyük Türkmen milleti ortaya şanıyla, yüce tarihiyle çıkarak büyük atabeyler, devletler kurmuşlardır. Bütün dünyaya yayılan Oğuzlar, bu 24 boya Türkmenler dayanmaktadır. Oğuzlardan gelen Bayat aşireti Irak, Türkiye, Azerbaycan Devleti, Dulkadir oğulları, İran’da Kaçarlar, Horasan’da Kara Bayatlar, Bakü ve Doğubayazıt hanları, ve Kerkük Irak Türkleri çoğunluğu Bayat boydandır. Şair Fuzuli gibi, Konya’daki Karaman oğulları gibi. Büyük Bayat oymak, aşiretinden gelerek Irak’ın kuzeyi, güney,, batı, doğusunda milyonları aşan ve Araplaşan Türkmen Bayatlar bulunmaktadır. Oğuzlar, Oğuz Boyu Bugün; Türkiye, Balkanlar, Azerbaycan, İran, Irak Türkmenelinde Türkmenistan’da yaşayan Türklerin ataları olan büyük bir Türk boyu. Oğuzlara, Türkmenler de söylenir. Oğuzlar Dokuz Oğuz, Altı Oğuz, Üç Oğuz adlarında boylara ayrılmışlardır. Boz oklar; Kayı, Bayat, Alka Evli, Kara Evli, Yazır, Dodurga, Döğer, Yaparlu, Afşar, Begdili, Kızık, Kargın; Üç oklar ise; Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepnî, Salur, Eymur, Ala Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık boylarına ayrılmışlardı. Bugün Irak, İran, Suriye, Azerbaycan, Balkanlar Türkiye’de yirmi dört Oğuz boyuna ait işaret ve yer, köy, oba, ilçe adları görünmektedir. Türkmen oymak, boylarından bir bölümler. 1-Gündüz oğulları oymağı: Harput, Elazığ Diyarbakır, Mardin Van, Şanlıurfa, Malatya, Suriye, Lübnan, Libya bulunmaktadır. Artuklular, Döğerleri oymakları: bugünkü Mardin, Şanlıurfa, Kerkük Tuzhurmatu, Tazehurmatu ve yirmi dört oymaklı Hazar Denizi doğusundaki Malatya Tokharis bucağı, Dağıstan’da Digor ve Kars ve Arpaçay sağındaki Digor kazası, Kerkük Yenice, Tuzhurmatu ilçeleri bu boydandır. 2-Totırka/ Dodurga/ Dödürge oymağı: Bozok/Yozgat,Raka, Halep, Telafer, Musul çevresinde görünmektedir Teke-Yomurt ve Sarık oymakları: Türkmen boyundandır. Akkoyunlu, Dulkadirli ve Halep Türkmenlerinde, Tuzhurmatu Emirli köyünde, Yengicede, Eymürlü/ İmirlü oymaklarıdır. Çıldır ve Tiflis, iyi halıcı, haberci ve keçeci Terekeme Oymağı Kırıkkale, Kırşehir, Şanlıurfa, Gaziantab, Kahramanmaraş bu oymaktandır. Türkmenlerinin çoğu Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Kahramanmaraş, Muş, Çorum, Yozgat, Tuzhurmatu, Telafer Ramazan oğulları boydandır. Irak'ta tarihi belgelere dayanarak, Türkiye’nin, Azerbaycan, İran Türklerinin, Irak Türklerinin birçok şehirlerinde bucaklarında, köylerinde yaşayan Türk boy ve oymakları, aileleri Osmanlı döneminde yazılan ve günümüze kadar ulaşabilen Osmanlı arşivinde bulunarak Alevi, Bektaşiler dâhil hepsi kendilerinin unutup kayıp ederseler bile Türkmen oymaklarından, soylarından, boylarındandır. Osmanlı Arşivinde Irak'ta varlık gösteren ve 16. yüzyıldan başlayarak, bölgede yerleşen Türk boy, oymakları, aileleri hakkında olan toplu bilgilerden belli ediyor ki Türkmenlerin ağır, olarak büyük bir millet olduklarını yanıtlamaktadırlar Bugün birçok oymak, boylara, ailelere baktığımızda Türkmen olduklarına rağmen kendilerini başka milletlere bağlı olduklarını söylemektedirler, bence Diyarbakır, Şanlıurfa, Tuncalı, Merdin, Van, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kars, Hakkâri, Hatay, İskenderun, Çorum, Yozgat, Elazığ, Bağdat, Musul, Erbil, Süleymaniye, Hilla, Basra ve Irak’ın birçok şehrinde, Suriye, Lübnan, Urdun, Filistin, Colan, cenin, Libya, Cezayir, İran Türkleri, orta doğuda olan aşiret, oymaklar, boylar, aileler kendi ırkları milletleri olan Türkmen kimliklerine bir an önce dönmeleri gerekir ve dillerini, tarihlerini savunmalıdırlar, Eski tarihlerden Irak’ta günümüzde Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde Türk boy ve oymaklarının bir çoğunluğu dünyanın her yerinde bulunmaktadır, yaşamaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde yaşayan oymak soylar, boylar, aile adları karşımıza Türkmence olduğu çıkmaktadır bunlardan yer, toprak akarsu, tepe, dağ, köy, ilçe, dere adlarından belli olarak, bu topraklarda eskiden yaşamış olduğu Türk kökenli milletlerin izlerini görebiliyoruz. Irak’ta yerleşen tarih Boyunca Türklerin Taşıdıkları boy ve oymak adlarının birçok bölümünün Oğuz boylarına bağlı oldukları anlaşılmaktadır. Bunun yanında Türk kökenli Olan Arap, Kürt Farslar ana dillerini unutarak, kendilerini başka milletten olduklarını saymaktadırlar. Günümüzde Oğuzlara bağlı birçok küçük topluluklar Trablusşam, Şam, Colan, Cezayir, Mısır, Lübnan, Suriye, Urdun, Libya, Musul ve Kerkük Nasırıya, Divaniye, Basra, Vasit gibi bölgelerde şehirlerde büyük yoğunluk olan Türkmenler Karagul, Karakol, Şehler, Haydarı, Salihı, Züheyri, Bayat, Cibayiş gibi, Araplaşmışlardır. Suriye, Şam, Irak, İran, Filistin, Colan, Kerkük, Urdun, Lübnan, Türkiye, bulunan birçok oymaklar Azerbaycan bölgelerinde yaşayan Türk grupları büyük Türkmen, Oğuz oymaklarından, boylarından meydana gelmektedir. Günümüze kadar yüzlerce Türkmen oymakları, boyları birçok nedenlerden dolayı baskı, korku, göçe zorlama, uzaklaştırma sinsi, asimilasyon politikasıyla bu dönemde olduğu gibi, Saddam döneminde idam, göç ettirme, hapishane nedenleriyle Erbil, Süleymaniye, Dahuk, Zaho ve Basra, Nasırıya, Hilla, Babil, Musul, Divaniye, Vasit, Kerbala, Necef, Selahattin Tikrit, Bağdat ve Irak’ın birçok yerlerinde bulunan Türkmenler Arap, Kürt politikası baskı asimilasyon, işkenceler sunucu çok Türkler kendilerini Kürt, Arap yazmışlardır. Ayrıca Türkiye’de Türkmen oymaklarından olan birçok insanlarımız, soydaşlarımız Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Çorum, Yozgat, Adana, Mersin, Van, Merdin, Hatay, Malatya, Eleziğ ve dünyanın her yerinde Türkmen oymakları olduklarını unutarak, başka bir milletten olduklarını söylemektedirler. Ve Türk kimliklerini ne yazık ki unutmaktadırlar.
Araplaştırma, Kurtlaştırma politikasıyla birçok Türk oymakları olanlar kendilerini unutarak, soylarını, ırklarını bile unutmuşlardır, özelikle Bayatlılar, Aleviler, Bektaşiler, Karakol, Salihler, Şahlar, Kakailer, Şebekler, Afşarlar, Lekler, Karakeçiler, Efendiler, Reyhanılar, Türkanlar gibi bunlar hepsi Oğuz hanın oymaklarından, boylarından olduklarını bile düşünmüyorlar.
Bugün Türkmenler tüm baskılar, işkencelerle kanlarını, canlarını vatanları için vererek, başka milletlerinin acımasız baskılıyla dillerini koruyarak, her türlü baskıya rağmen ayakta durmaktadırlar. Irak Türkleri ve dünya Türkleri başka milletler ile ayrım yapmayarak, bu milletlere yardım yaparak, hoşgörü, eşitlikle, dostluk eli uzatarak, kardeşçesine yaşamayı isteyerek, onlarsa Türklere acı göstererek arkadan vurmuşlardır Ayrıca İngilizleri ve Avrupa devletlerinin sinsi oyunlarıyla, Türk’ü Türkmenlerden ayırmaya uzun yıllar uğraşıp, çalışmışlardır. Türkleri azınlık göstermek amacıyla, Araplaşan, Kürtleşen eski çağlardan yüzlerce aileler, oymaklar, boylar günümüze kadar yok olarak kayıp olmaktadırlar Türkmen Bölgemizde yaşayan Türkmen boylarından, Aşiret, oymaklarından. 1-Bayat oymağı: Bayat, Bayatlar, Oğuz oymağının devlet ve din adamı Dede Korkut gibi tanınan Türk tarihinde büyük şairler büyük bilginler yetiştiren bir boydur. Bayatların el-Cezire ve Suriye'ye Selçuklu zamanında bölgeye gelmişlerdir. Bayatlılar günümüzde Musul, Bağdat arasındaki bulunan topraklarda otuz, kırk köy olarak Araplarla beraber yaşamaktadırlar. Ayrıca Irak’ın kuzey, güneyi, batısı, doğusunda binlerce Bayatlılar bulunmaktadırlar, çoğunluk Kerkük, Musul, Erbil, Basra, Nasırıya, Divaniye, Bağdat, Rumadi, Vasıt Türkiye, İran Azerbaycan ve birçok şehirlerde, köylerde, ilçe, ülkelerde Bayatlı oymağı görünmektedir. Dilleri Temiz ve arı Türkçe konuşmaktadırlar, Araplaştırma, Farslaştırma politikasına rağmen, Bayatların bölgedeki izlerine, daha önce Selçuklu Hakanlarımdan Aksungur Buharî'nin Basra'daki yardımcısı Sungur Bayâtî soyadını taşmaktaydılar. Ayrıca 12. yüzyılın sonlarında, Bağdat'ın güneydoğusunda, Bayat adında bir kale bulunarak, hakanı Türk idi. Ve Bayat Kalesi Moğol, Osmanlı dönemlerinden beri tanınmaktaydı. O dönemde de Bayat bir sancağın merkezi sayılmaktaydı. Divan-ı hümayun mahimme defterlerinde kayıtlı, H. 973 (M.1566) tarihlidir, Basra velayetinin Bayat Sancağı Beyi Mir Hüseyin seçilmiştir. 16. yüzyıla ait Osmanlı tahrir defterlerinde, Karaca Bayat adı bir oymak diye geçmektedir. Bayatlılar Kerkük, Musul, Erbil, Basra, Divaniye, Nasırıya yöresinde yaşamakta olan büyük nüfusa sahip olan Türkmen oymağıdır birçok ülkelerde, bölgelerde yoğun biçimde yaşamaktadırlar, Bayatların büyük bir bölümü oymak (göçebe) diye yaşamını sürdürerek, korumaktadır. Bayat oymağının başka bir özelliği ise Türk musikisi makamlarından biri sayılarak, Bayatî (Beyatî) makamını IV. Muradın Bağdat gezisinden dönüşünde getirmiştir Irak Bayat Türklerinin 12 musikişinası yoluyla Bayat Makam yayılmıştır ve Kerkük Hoyratları ile söylenmektedir. Bayat makamı Irak Türklerinin en yaygın makamlardan sayılmaktadır, Bayati makamı, Türkiye'de Beyatî söylenir ve bütün Doğu musikisini etkilemektedir. Bayat makamı Kerkük Türkmenelinde toprak, yerlerinde çok sevilen Bayat makamı, bölgede okunan uzun hava ve türkülerin, manilerin en yaygın ezgi biçimini kapsamaktadır. Bayat Makamının en ünlü ses sanatkârlarından Irak'ta tanınan okuyucularından Şaltağ (1801–1876) da Bayat boyundandır. Mustafa İlik, Osman Tabla baş, Celal Taha, Abdulvahit Küzeci, İzzettin Nimet, Sıdık Bende gafur gibi büyük Türkmen ses sanatkârlar bu yolda ön sırada sayılmaktadırlar. Osmanlı döneminde Kifri, Tuzhurmatu ve Kerkük yöresinin birçok toprakları Bayat oymağına Sultan tarafından verişilmiştir. Bayatlılar tarih boyunca çok yiğit atılgan kahraman olarak, ve Bayat Türkleri değerli atlara sahip oldukları ile yiğit savaşçı olduklarından dolayı şanlarıyla tanınmaktadırlar. Bayatlılar Bağdat Kifri ile Tuzhurmatu, Dakuk (Tavuk) arasındaki bölgesinde, Altunköprü, Irak’ın kuzey, güneyinde yaşamaktadırlar. Bayatlılar Mezhep yönünden Sünni, Şii olmaktadırlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngilizler tarafından hazırlanan 1917 tarihlide gizli bir raporda Kerkük, Musul, Kifri, Karatepe ve Tuzhurmatu da yaşayan Bayat oymaklarının Türkçe konuştukları ve oymakların sayılarının 20 bin ev olduğu belirtilmiştir. Bölgede yaşayan Bayat bir bölüm oymakları 1-Elbu Ali, 2-Amırlı (Emirli), 3-Bastamlı, 4-Al-ı Bekir 5-Ahmed, Elbu Hasan, 6-Hasan Sarlıya, 7-Elbu Hüseyin, 8-Elbu Vali, 9-Delelve, 10-Elvüzat ve 11-Yengice (Yenice). 13-Karanaz 14-Abut 15-Şahseven gibi tanınmaktadırlar.Günümüzde Irak'ta ve dünyanın her bir yerinde varlıklarını koruyan, sürdüren Bayat oymağı önemli Türk ülkelerinde yaşayarak Türklüğünü koruyarak Oğuz boyundan olduklarını ön planda tutuyorlar, pek çok Bayat oymağı, bugün Kerkük, Tuzhurmatu, Kifri, Harekin, Mandalı, Şahreban, Kazaniya, Kızlarbat, Karağan ve çevresi, Tavuk, Karatepe ve Musul yöresi Telafer, Muhalabiye, Reşidiye, Selimiye, Efgini, Aziziye, gibi Türklerin yoğun olduğu önemli şehirlerde, köylerde, ilçelerde yaşamaktadırlar. Günümüzde Irak Türkmen bölgelerinde en çok Bayat aşireti, oymağı Türkiye’nin birçok şehir, ilçe köylerinde bulunarak çok sayıda bayat adında yerlerle, lçe köyler bulunmaktadırlar Bayatlı oymağına bağlı olan Bayatlı adını taşıyan köyler şunlardır: 1-Abbud 2-Elbuhasan 3-Bastamlı 4-Biravcılı 5-Çardaklı 6-Karanaz 7-Muratlı 8-(Süleyman Bey) ve 9-Zengili. Eski tarihlerden günümüze de ve Saddam rejiminin baskısıyla dilimi unutan Bayat boyundan Arap bölgelerine göçüp yerleşen aileler çoğunluk olarak Araplaşmışlardır, Dillerini unutmasına rağmen taşmış olduğu Bayat soyadından dolayı Türk kökenli olduğunu bilmektedir. Ama ne yazık ki birçok Türkmenler kendilerini Arap olarak kabul eden ailelere de bulunmaktadır. Irak'ın Kuzeyinde olduğu gibi Irak’ın güneyi Basra, Hilla, Kut, Vasit, Samarra, Necef, Kerbela, Nasırıya, Divaniye, İmara yanında Başkent Bağdat'ta, Diyala Bayatlı (Beyatî) aile soyadları görünmektedir. Türkmen Bayatlılar Tarım ve hayvancılıkla uğraşarak, kırsal hayat düzeni içinde yaşantılarını birbirleriyle toplu olarak geçiniyorlar ve bir bölüm Bayat oymakların soyadları Şöyledir, 1-Pir Ahmedli 2-İzzeddinli 3-Allıballı 4-Mahmudlu 5-Faris Beğli 6-Ali Musalı 7-Abbudlu 8-Zengülü 9-Sayyadlı 10-Karanazlı 11-Biravcılı 12-Hasadarlı 13-Kalaylı 14-Kâhyalı 15-Keremli 16-Şuhurtlu 17-Tezekli 18-Serheli 19-Kuşçulu 20-Deregezli 21-Kalandarlı 22-Kenneli Bayatları ise Toplu olarak bu köylerde yaşıyorlar 1-Yukarı Ali Saray 2-Aşağı Ali Saray 3-Sındıc 4-Bastamlı 5-Pir Ahmed 6-Abbud 7-Amırlı (Emirli) 8-Sayyad 9-Küçük Donbalandere10- Büyük Donbalandere11- Elbu 12-Hasan 13-Biravcılı 14-Hasardalı 15-Yeşil tepe 16-Karanaz 17-Zengülü 18-Başagelen 19-Çardağlı 20-Muratlı 21-Bısas 22-Bablan 23-Yengice 24-Üçtepe 25-Kuşçu 26-Delelve 27-Elboğmaz, 28- Süleymanbeg, 29-İlanciye (Yılancıya) ve 30-Casımbeg. Bayat oymağına bağlı olan ve Musul yöresindeki yaşayan Türklerin köyleri şunlardır: 1-Abzah 2-Besan 3-Karayatağ 4-Selimiye 5-Şenif 6-Şirehan 7-Tezharap 8-Hacı İbrahim 9-Yarımca, gibi. Ve Türkiye, İran, Azerbaycan’ın birçok yerinde şehir, ilçe, köylerinde yaşamaktadırlar. Bayat oymağının büyük Dedelerinden Günhan Türklerin atası Oğuzun büyük oğludur ayrıca Oğuzun oğulları Yıldız, Ay, Gök, Dağ, Denizdir en büyük Türkmen Bayat oymağı dünyanın birçok yerlerinde bulunmaktadırlar, Türkmenlerin çoğunluğu Bayat oymağındandır buna rağmen ne yazık ki birçok Bayatlılar kendilerini bilmeden Arap sanmaktadırlar. 3-Yıva Oymağı: 12. Yüzyılda Oğuz boylarından olan Yıvalar Yoğun bir nüfuslu olarak İran Hemedan'ın kuzeyinden Şehrizor'a kadar uzanan geniş bölgesinde yaşamaktadırlar, 1130 tarihinde Şehrizor bölgesinin sahibi olan Türkmen Aslantaş oğlu Emir Kıpçak’ta Yıva boyundandır, ayrıca son Selçuklu Sultanı Tuğrul Şah ile yardımcısı, bakanı Celâleddin b. Yunus arasında 1187'de Hemedan dolaylarında yapılan savaşta Yıvaların yönetim ordusunda yer almışlardır, Yıvaların başında Berçem'in oğlu Mahmud var olarak bu beyliği . (İvâiyye) beyliğini kurmuştur. Hakanları ise Mahmud'dan sonra Yıva boyunun beyliğine Fahreddin İbrahim geçmiştir. Ve sonradan yerine geçen Şehabeddin Süleyman Şah ise, Yıva boyunun en tanınmış beyi sayılmaktaydı. Süleyman Şah, 1213 yılından önce, Yıva Beyliğinden uzaklaşarak yerine küçük kardeşi atanmıştır. 1258 yılında Moğolların Bağdat'ı kuşatmaları sırasında, yönetim başı Süleyman Şah olmuştur, Bağdat’ın düşmesiyle halife, komutanlar ile birlikte şehit olmuştur. Süleyman Şah aydın kültürlü olarak yıldızlar bilgisinde önde gelenlerden biriydi, Yıva Beyi Süleyman Şah'ın yönetiminde bölgede yaşayanlar mutlu ve güzel bol yaşam sürdürmekteydiler. Moğol hükümcünde Yıvaların oturdukları Musul, Kerkük bölgesi onlar tarafından önemli olmuştur. 3-Karakoyunlu oymağı: Karakoyunlu oymağı gücüyle Yıvalardan sonra bölgeye yerleşmiştir. Moğol yönetiminden sonra bu bölgede siyasi bir güç ortaya bu defa Türkmenler çıkmıştır, varlıklarını Karakoyunlular göstermişlerdir Yıvalar, Karakoyunlular arasında yakından akrabalık olmuştur. Karakoyunlu oymağının, Oğuz boylarından olduğu bellileşmiştir. Karakoyunluların Yıvaların nesli, kuşakları olduklarını düşünmektedir. Karakoyunlu devletinin bölgede çok güçlü bir yönetimi kurarak, birçok Türkmen, boylarını, soylarını, oymağını tek bir çatısı altında toplamıştır. Karakoyunlu Musul ve Kerkük, Diyala şehrinde oymağının varlığı 16. yüzyılın öncesine bağlıdır, bu topraklar Osmanlı yönetimine geçmesiyle bölgenin tapu tahrir defterlerinde Karakoyunlu oymağı ile ilgili kayıtlar geniş yer alarak bulunmaktadır. Karakoyunlu oymağı Musul şehrinde oturdukları mahalle adına Ra's al-Türkman söylenmekle, ayrıca Karakoyunlar al Kadıya, Şivehâ ve Musul yöresinde başka köylerde oturmaktadırlar, Ve Karakoyunlu adında bir köyde bulunmaktadır. Karakoyunlu olanlar Bayram, Budak, Hüdakulu, Oruç, Şahkulu ve Şahverdi. Allahkulu, Durmuş, Göndoğmuş, Hüseyinkulu, İldoğmuş ve Şahverdi. Karakoyunlu döneminde Musul ve Kerkük bölgesinin yoğun bir Türkleşme dönemi yaşanmaktaydı. Bu oymağın bölgede bıraktığı mimarlık büyük izler günümüze kadar görülmektedir. Karakoyunlu oymağına bağlı Türkmenlerin yaşadıkları köyler ise Musul yöresinde tanınmış olanlardan şunlardır: 1-Yukarı Karakoyunlu, 2-Aşağı Karakoyunlu 3-Cemaliye 4-Reşidiye 5-Kadıye (Kadıköy) 6-Ba'vize 7-Diriç 8-Cinci 9-Barıma 10-Fazıliye 11-Ortaharap 12-Telyara ve 13-Ömer Kayacı varlıklarını kurumaktadırlar, Musul’un 20 km. kuzey-batısında yer alan Karakoyunlu köyü tek yoğun Türkmen köyü olarak kurulmuştur. Çevresinde olan kalıntılardan anlaşılıyor Kerkük'ün 20 km. güneyinde bulunan Tazehurmatu bucağının Karakoyunlu oymağından geldiklerini ve Tatar (Moğol) soyundan olarak Karakoyunlular tarafından yapılmıştır, Kerkük Tuzhurmatu İlçesi'nin çevresinde Bayat boyundan köyler olan Türkmenler Karakoyunlulara dayanmaktadır, ayrıca Kömbemler, Kızıl yar, Altunköprünün bir bölümü ve birçok Türkmen köyleri de Kara koyunludur bu oymak özelikle İran, Suriye, Filistin, Urdun, Lübnan gibi Azerbaycan ve Türkiye’de bulunmaktadır. 4-Döger Oymağı: Irak'a yerleşen Oğuz boylarından olan Dögerler. Moğollardan Memluk hakanları ile mücadele ederek. Bölgede nüfusları çoğunluk sayılarak, tanılan Türkmen oymağıdır, Dögerler Salim Bey yönetiminde Caber'de yaşıyorlardı. 1383 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed Musul ve bölgesine geçerek Döger Beyinin üzerine yürüyerek, çevreyi yönetimi altına almıştır. Salim Bey'in ölümünden sonra Dögerlerin başına oğlu Dimaşk Hoca geçmiştir. 1404 yılında savaşta yenilerek Dögerlerin başına Gökçe Musa geçerek, Döger beyleri de Kerkük ve Dakuk (Tavuk) Emiri Ceneklü Hasan'ın buyruğunda birçok savaşlara katılmışlardı. Dögerler İspend (Isfahan) Kerkük’e bağlı Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Yengice, Telafer -Barsa Kerkük ve Tavuk, Emiri, Ceneklü Kerkük yöresinde, Dögerlerden küçük bir oymağın varlığı bulunmaktadır. Çoğunluk Dögerlerin köyü Biravcılı Köyü'dür. Körcalılar, Dögerler, Uncular, Kargabegler, Hilavlılar, İsmaillilerle bir boydular. Dögerin yaşadığı köyler ise Yengice, Tazehurmatu, Tuzhurmatu ve Türkiye’nin birçok yerinde şehir, köylerinde bulunmaktadır. Ayrıca bu Türkmen köylerinde Döger oymakları yaşamaktadırlar 1-İhtiyarlı 2-Derzili (Terzili) 3-Berberli 4-Biravcılı 5-Kuşçu 6-Aşurlu 7-Alipesli 8-Hurmatılı 9-Sofyalı 10-Naccarlı 11-Matıklı kollarıdır. 5-Çepni Oymağı: Kanunî Sultan Süleyman döneminde Doğu Anadolu'da ve Irak'taki kalelerde gönüllü olarak görev yapan önemli sayıda Çepni oymağı bulunmaktaydı. Çepniler çoğunluk, Kerkük’e bağlı Havica ilçesinde Trabzon ve Cânik Çepnilerinden olan ayrıca İran savaşlarında Türkmen Safevîler yanındaydılar H. 976 (M.1568) yılında Çepniler, Çipenler Mahalebiye bağlı Türkmen köylerinde bulunmaktadır, Van Beylerbeyi boyruğuyla Van, Erciş, Ahlât ve Bitlis kalelerinden uzaklaştırılmışlardır, H. 994 (M.1585) yıllarında Şam, Bağdat ve Revan Beylerbeyliklerinde Çepniler ve Tat, Kızılbaşlara bir arada yaşamaktaydılar. 6-Eymür oymağı: 16. yüzyılda Eymür boyu Anadolu’da 76 yer, bölge, köy adaları birçoğunun Sivas-Tokat bölgesindedir. Ve Anadolu'nun birçok yerlerinde Eymür oymakları görülmektedir. Bu boyun adı Eymir, İmir, İran ve Harizm Türkmenleri arasında da Eymür, Irak Türklerinin bölgesinde Emirli diye geçmektedir, Kerkük'ün Tuzhurmatu bölgesinde Amırlı (Emirli) adı diye bir bucak adı bulunmaktadır. Amirli/ Emirli Tuzhurmatu ilçesine bağlı 30 km. güneybatısına düşmektedir. Ve Bayat oymağın bir koluna bağlıdır. Bayat köylerinin ortasına düşen Amırlı adının Eymirli ve Emirli boyundan gelmektedir. Kerkük şehrinin önemli Türkmen köylerinden Kümbetlerde Amırlı oymağı yaşamaktadır. 7-Harbendeli oymağı: Sivas'ın güneyinde bulunan, Heleb bölgesinde yaşayan Türkmen Beğdili, Harbendelu ve İnallu gibi oymaklardan birleşmektedir, Harbende oğulları İlhanlı döneminde Harbende'den alınmıştır Harbendelu veya Harbendeli oymağı, özellikle Malatya bölgesinde görünmektedir. Harbendelular obalara 17. ve 18. yüzyıllarda Orta ve Batı Anadolu'ya gelmişlerdir. 16. yüzyılda Haleb Suriye Türkmenlerinden, başlıca Beğdili, Harbendelu, Bayat ve İnallu gibi büyük topluluklar Karkın, Kızık, Uç, Acûrlu, Kaçılu, Türkan, Peçenek, Döger, Kınık, Eymür, Bahadırlu, Karakoyunlu bu oymaklardan oluşmaktadır. Safevî Türk devletine bağlı olan Türk boylarından sayılan Şamlu boyu, başlıca Beğdili, İnallu (İnanlu) ve Harbendelu obalarında yaşamışlardır. Günümüzde Kerkük'e bağlı en büyük Türk nüfuslu olan Harbende oymağı Tuzhurmatu da tanınan bir topluluktur Harbendeluların torunları Türk oldukları Tuzhurmatu ilçesinde önemli bir yer almışlardır ve Türkiye’nin birçok bölgelerinde bu oymak bulunmaktadır. 8-Şebek oymağı: Musul bölgesinde yaşayan varlığını Türkmen oymağı olarak koruyan önemli büyük bir Türkmen oymağındandır, Şebek oymağının adı Tahmasb döneminde 10 bin çadır oldukları bilinen İran Bayatları hakanı Şah Bek'ten gelmişlerdir. Batı Türkistan'da Timur oğullarının döneminde uzaklaşmışlardır, Şebekler Çoçı Ulusu hanlarından Şıban Han oğullarıdır ayrıca Şıban Özbekleri, 15. yüzyılda Sırderya kıyılarında İran Türklerinden olan Harizm'i Timur oğullarının meydana gelmektedir. Şebek oymağının en önemli hakanlarından Yiğit kahramanlarından becerikli Şaybak (Şeybek) Han adıyla şanıyla tanınmaktadır Şebek oymağının, Şaybak veya Şeybek Han'ın torunlarıdır. Şebeklerin, Hacı Bektaş Veli'ye bağlı olarak Bektaşi geleneklerini, göreneklerini, kültürünü benimsemekte dirler. Şebekler Musul'un doğusunda yer alan elliden fazla köylerde yaşamaktadırlar. Şebek Türkmen köylerden, 1-Abbasiye 2-Albek 3-Arpacı 4-Babıniyet 5-Basahre 6-Ba'şika 7-Ba'vize 8-Bazvaya 9-Baybuğ 10-Bedene 11-Bılavât 12-Besan Bısatlı 13-ilevhan 14-Çinçi 15-Deraviş (Dervişler) 16-Gökçeli 17-Harabasultan 18-Haznebend 19-Hıdırilyas 20-Karakoyun 21-Karaşor 22-Karatepe 23-Karatepe 24-Şebek 25-Karayatağ 26-Kadıköy (Kazıye), 27-Keberli 28-Kehrîz 29-Körgariban 30-Minara Şebek 31-Ömerkayaçı 32-Yunus peygamber 33-Selimiye 34-Şemsiyyat 35-Şeyhemir 36-Şirehan (Şirinhan) 37-Telyara 38-Tercille 39-Tezharap 40-Topzava 41-Yarımca 42-Yengi Bısatlı 43-Zehrahatun Bektaşi kullarına bağlı olan Şebekler, dini törenleri Bektaşi geleneklerine göre düzenlemektedirler. Hacı Bektaş-ı Velî'ye karşı büyük saygı, sevgi beslemektedirler, Şebekler Osmanlı döneminde İmparatorluğun birçok bölgesinde Şebeklerin konuştukları dil, Azerî Türkçesine yakın Türkmence bir özellik taşımaktadır. Dini törenlerinde okunan şiirler ise, daha çok Nesîmi, Fuzûlî, Hataî ve Sadî gibi, ünlü şairin şiirleridir. Türkmen Şebek oymağı Sünni, Şii’dirler, Gökçeli ve Yarımca Şebeklerinin çoğu Sünni mezhebindendir.
Şebekler tanınmış Türkmen oymaklarından olarak günümüzde Musul şehrinin doğuşunda 15 enci çağın başlangıcıyla İmamı, Bektaşi olarak Türkmen hakanı Şah bek ordusundan kalarak ve Türkmen Şah Nedir ordusuyla birlikte bu topraklara gelmişlerdir. Ve miladı 1743 tarihinde Musul vilayetini abluka ederek Kerkük, Erbil gibi toprakları ele geçirmek istemişlerdir.
Şebekler Türkmen oymaklarından Veli Beştaşın torunlarından olarak bugün Türkiye’de tanınan alevi Bektaşi oymağı Türkiye’ni İran’ın, Azerbaycan’ın birçok yerlerinde bu oymak bulunmaktadır, Şebekler, Aleviler, Bektaşiler olarak büyük Türkmen oymağıdır. Sanıyla , adıyla, tarihiyle Türkmendiler. 9-Salur oymağı: Salgurlu, Salguzcu da denilir. İran ve Irak bölgelerinde hükümet kuran Salgurîler Türkmenlerdir. Selçuklular Batı İran'a geldikleri zaman Şehrizor, Kirmanşah Dakuk (Tavuk) bölgesinde Annaz oğullarının yönetimindeydiler. o dönemde görülen birçok Türkmen beyi gibi, çok yiğit çalışkan olan Kara Beli Salur Beyi tarafından birçok bölgeler fethedilmiştir. Kara Beli hanedanı, 12. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürmüşlerdir. 10-Beğdili oymağı:
Oğuz boylarındandır Kanunî döneminin ilk yıllarında Halep Türkmenleri arasında bulunan ana Beğdili kolu Türkmen topluluğunun en büyük oymağıdır, Beğdililer Safevî devletinin kuruluşunda önemli yerleri bulunmaktadır, onların bir kolu da İran'a giderek. Kuzey Suriye Türkmenleri ile Safevi devletini Şamlu adlı kurutanlığına katılmışlardır. Şah Abbas devrinde Şamlular bütün Kızılbaş boylarını aşarak birinci sırada yer almışlardır. Safevî devletinin güçlü olmasında en önde Türk boylarından olan Şamlu boyu, Beğdili, İnallu (daha İnanlu) ve Harbendelu ile yer almışlardır. Ve (Hudabendelu) obalarını oluşturuyordular Şamlu boyu beylerinde yakın bir bağlılığı olan Şah Abbas devrinde bu boydan büyük hakanlar çıkmıştır, Şamlu hakanlarından Beğdili obasından Ahmed Bey, H. 1002 (1593-1594) de Şah Abbas tarafından Lâhican darugalığına görev almıştır. Şamlu boyunun İnallu (İnanlu) obası Şahı Seven köyü olarak varlığını sürdürmektedir. Bugün Musul yöresinde Türkmen köylerinde Begdelli (Beğdeli) diye tanınan Türkmen oymağı görünmektedir. Musul'un kuzeyi Reşidiye, Şirehan (Şirinhan) ve Selimiye gibi köylerde köklerinin Begdeli boyundandır. Şirehan köyünde tanınan Ceccoevi (Cercisevi) ile Cemşidevi adlı boylar birbirlerine yakından akrabadılar, Begdelli boyuna bağlı olanlar. Musul'un Selimiye ve Reşidiye gibi birçok yörelerinde yaşamaktadırlar.
11-Ulaşlu oymağı:
Çukurova bölgesinin en büyük boylarındandır, Ulaş boyu yöneten beyin adıdır. Ulaş oğulları Varsak beyleri diye tanınmışlardır ve boyun en büyük obasını Bayındırlar yapmışlardır, Ulaş adı ise Salurlulardan gelmiştir. Dede Korkut destanları baş kahramanı Salur Kazan Bey'in babası Ulaş olmasıdır, ve Halep Türkmenleri arasında önemli yer tutan Beğdili boyu 40 obadan oluşmaktadır. Bu obalar arasında 22. sırada yer alan Ulaşlu obasıdır.
12-Ocuşlu oymağı: Türkmen Bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında Ocuşlu oymağının varlığı tarih boyunca sürmektedir. Bir bölüm Ocuşlu adları şöyledir: 1-Alican 2-Alikulu 3-Allahkulu 4-Bayram 5-Gökçe 6-Hacıkulu 7-İmamkulu 8-Murat Sultan ve 9-Velican. Ocuşlular, varlıklarını kurarak millet arasında. Oduşlu olarak geçmektedir. Ocuşluların çoğu Kerkük yöresinde Türkmen köylerinde yaşamaktadırlar. ve başka bölgelerde yer almaktadırlar, Ocuşluların yaşadığı köyler ise Sarı tepe, Türkalan, Tokmaklı ve Yayçili. Yengice, Ocuşlu, Çardaklı, Ayrıca Kerkük'te tanınan Ceddu ailesi Ocuşlulara bağlıdır. Musul'un batısına düşen Telafer Türkmen ilçesinde Pirnadarlı ailesinden Ceddu Türk köyünde Ocuşlu oymağındandır,
Ocuşluların özellikle efsanevî hocaları Avvad Koca Ocuşludur. Birçok mizahi hikâyeleriyle tanınmaktadır. Türkmen topraklarında olduğu gibi bu oymak İran, Türkiye, Suriye’de bulunmaktadır. 13-Gökçelu oymağı: Tarsus (Çukurova) bölgesinde 14-16. yüzyıllarda yaşayan ve Varsak söylenen bir Türkmen oymağıdır Çökçelu Musul'un Yunus Peygamber mahallesi de yoğun bir nüfusları görünmektedir. Gökçeli adı Musul şehrine bağlı bir Türkmen köyü bulunmaktadır, Musul’un 15 km. güneydoğusunda düşmektedir, Ortakol adıyla tanınan Türkmen köyleri arasında yer almaktadırlar. Ayrıca bu oymak Kerkük yöresinde ve Türkiye’de yoğun olarak yaşamaktadır. 14-Biravcılı oymağı: Moğolların bölgeye girmesiyle Irak'a göç etmişlerdir, bu oymak Bayat boyundandılar III. Murat döneminde Biravciler oynağı Musul'da, Kerkük yöresinde yerleşmiştir, Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu ilçesinin 12 km. güneybatısında Biravcılı adında bir köyde bulunmaktadır. Ve bu köy Bayat köylerinden sayılmaktadır Bir avcıların toplulukları ise şunlardır: 1-Körcalılar 2-Dögerler 3-Uncular 4-Kargabegler 5-Hilavlılar ve 6-İsmailliler. Ve Tuzhurmatu ilçesine bağlı Yengice köyünde Biravcılı adında bir boyda vardır 15-Karanazlar oymağı: Irak'ta Türk boyu Bayat'ın bir koludur Moğol döneminden önce bölgeye yerleşmişlerdir. Karanaz oymağı hakkında en eski bilgilerden, Karanazlılar kethüdaların bir bölümü Aslan, Abdal, Emircan, Hankulu, Oruç ve Şah verdi adlarını taşımaktadır. III. Murat döneminde iki bölümden görünürdü Karanaz oymağı bir bölümü Musul şehrinde ötesi de Musul bölgesinde yerleşmişlerdir. Karamaz, Kerkük'e bağlı Tuzhurmatu ilçesinin 15 km. batısında düşen bir Türkmen köyüdür ve Bayat köylerimden biri sayılmaktadır. büyük Türkmen şairi Fuzûlî Karanaz oymağındandır. Günümüzde köyden göç ederek, Kerkük, Tuzhurmatu ya yerleşen Karanaz soyadları ile tanınan birçok aileler bulunmaktadırlar. 16-Muratoğlu, Muradiye Muratlı oymağı: Bu Türkmen oymağı Bayat boyundan bir koldur. H. 932 (1526) yıllarında bölgede Görünmüşler dir, Kerkük bölgesinde Muradiye, Muratlı olarak geçmektedir, ayrıca bir köy olarak önceleri Tuzhurmatu ya bağlıydı, Muradlı adı tanınan bir bayat köyünde bulunuyor, Kerkük şehri ve Telafer ilçesi ile Tazehurmatu bucağında yaşayan Muratlı aileleri varlığını korumaktadır ve Türkiye’nin birçok köylerinde Muratlı oymağı bulunmaktadır ve Muratlı diye köylerde vardır, Türkiye’de Çorum şehrine bağlı Muratlı ilçesi bulunmaktadır. 17-Bacvanlu, Bacvan oymağı: Türkmen oymaklarından olarak Bacvanlı ve Bacvan oymağı Bacnak yani "Bac alan demektir. Bu oymak ve aileler Kerkük yöresinde Bacalan olarak geçmektedir. Ayrıca Bacvanlular İran bölgesinde bulunarak geçmişten Habur’dan, Ural dağlarından gelerek Musul şehrine yerleşerek, Şafii mezhebine bağlı olarak ve Irak'ta dağınık biçimde yaşamaktadırlar. Günümüzde Diyala şehrine bağlı Bacalan ilçesi tam olarak Türkmen sayılmaktadır. Ve Hanekın ilçesinde Süleymaniye, Köysıncak ilçesinde yaşayan bir bölüm Bacalan baskıyla Kürtleşmişlerdir. Kerkük'te bulunan Bacalan aileleri Türkmen milletlerine bağlı kalmaktadırlar Türkiye’nin Diyarbakır bölgesinde yaşayan tanınan bir Türk oymağıdır, Bacalan oymağını atalarından Abdullah Paşa Baç Alan birinci Sultan Mahmut tarafından Kermenşah, Hanekın bölgesinde idaresinde görevlenmiştir. Bacalanlar buğun Hanekın, Türkiye, Musul, Süleymaniye ve Irak’ın birçok yerlerinde bir Türkmen oymağı olarak tanınarak yaşamaktadırlar. Türkmen Bacavan oymağı: on altı çağda Musul şehrinin çevresinde hakanları Dönmez tarihinde 1594m ile birlikte kalarak Bacavan ili kurmuştur, sonrada Bağdat şehrine bağlanmıştır 18-Ulus, Tatar, Tataran oymağı: Türkmen boyundan olarak Tatar Türklerinden olarak bir bölümü Hamrin dağı Gökçen bölgesinde, başka bir bölümünde Kerkük'e bağlı Diyala şehri Karatepe köyünde yaşamaktadırlar ve Türkçe konuşmaktadırlar. Karatepe köyünde, Telafer ilçesinde Tatarlar, Tatlar diye varlıklarını sürdürmektedir, Ayrıca Diyala şehrine başlı Türkmen Mendili, Hanekın ve Kerkük’te Karaulus oymağı ile tanınan bir ilçe bulunmaktadır. Ve ayni bölgede Tatan köyü bulunmaktadır, Talefer bölgesinde Tatar adlı bir köyde bulunmaktadır 19-Kara Ulus oymağı: Moğol Türklerinden olan bu Türk oymağı çok yiğitlikle tanınarak 15 nci çağın başlangıcıyla Timurlenk döneminde doğu Türkistan bölgesinden Mandalı, Hanekın, Bedre Diyala, Kerkük şehrine yerleşmişlerdir, ayrıca Türkiye, İran Türklerinde izleri görünmektedir, oymağın büyüklerinden Hamit Şafi kendi dili Türkçeye bağlı kalmaktaydılar ve dilini savunarak uzun yıllar mücadele etmiştir. 20-Karaboğa oymağı: 16. Yüzyılda yaşayarak Karaboğa topluluğu önemli bir Türk oymağıdır. H. 932 (1526) yılında görünmüşlerdir, III. Murat döneminde tanınmışlardır ve Türkiye, İran, Irak Telafer bölgesinde bulunmaktadır. 21-Salihı, Salihıler oymağı: Cemil oğulları oymağına bağlı bir oymaktır 16. yüzyılda varlığı görünmüştür bir Türkmen oymağıdır. III. Murat döneminde Musul'da, ve Kerkük'te yerleşmişlerdir. Salihiler, Kerkük'te yaşayan 3 büyük aileden oluşmaktadır. Ayrıca Diyale şehrine bağlı Kifri ilçesine Salihıye söylenirdir Ve Altunköprü ilçesinde Salihı bölgesi bulunmaktadır, ayrıca Türkiye’nin bir çok yerlerinde Salihılar bulunmaktadır, ve bir kasaba adıdır, bugün Salayı diye adlanan bir çok ve Kürtleşen bu oymak yüzde yüz Türkmen oymağıdır Diyalele bağlı Türk yerleşim arasında Salih Bey adında Salihı Türkmen köyü göz önündedir, Kerkük şehrinde Salihı oymağı ailesi büyük bir nüfuslu olarak milli mücadele sürdürmektedirler öz be öz Salihılar her bir bakımdan Türkmen milletindendir. Diyarbakır bölgesinde yaşayan birçok Salihı oymağı on yedi çağın başlangıcıyla Osmanlı Sultanların buyruğu üzerine ataları Salih Paşa ile birlikte, oğulları Emir, Zeynel, Ali, Kadir, Süleyman ve akrabalarıyla Irak’a girişleri ile Kerkük, Leylan, Altunköprü, Kifri, Kızlarbat, Hanekın, Mandalı ve Türkiye’nin birçok yerlerinde yaşamaktadırlar, bir bölüm Salihı oymağı kendilerini Kürt, Arap sayarsalar bile onlar yüzde yüz Türkmen’dirler. 22-Yağmur, Tatalu, Tatlu oymağı: Halep Suriye’de bulunan Türkmen oymağı olan Yağmur oymağı beş kola ayrılmaktadır bunlardan Yıva boyu, bu oymak Sultan Kanunî döneminde 40 obadan oluşmaktaydı, Beğdili boyu ise Halep Türkmenleri arasında kalabalık büyük nüfusları bulunmaktadır, Bu obalar arasında 25. sırada yer alan Tatalu obasıdır, Türkmen oymağından olan Tatalu Türkmen bölgelerinde tanınmaktadır. 23-Mavıllı, Mavili, Mavıllı (Mavili) oymağı: Telafer'de yaşayan Türkmenlerdir. Mavıllı, Şii Bektaşi ya bağlı topluluk adıdır. Mavıllılar, Bektaşi kültürüne, görenek, geleneğine bağlı olanlardır, bu topluluk Türk kültürünün köklü motiflerini taşıyan bir Türk kimliğe sahiptir. Mavıllılar Âşık edebiyatı halk müziğinde önde gelerek, göreneğine bağlıdırlar halk Türklerini şiirlerini iyice başarmaktadırlar, Mavıllar Telafer yöresinde önde gelen önemli bir Türkmen oymağıdır. 24-Sarıllı, Sarılı oymağı:
Oğuz boylarına bağlı olarak 14. yüzyılında Mehmet Saru Türkmen beyi Şehrizor'a hâkimi olmuştur\ ve 13. yüz yıllarında Erbil Atabeyi Muzaffereddin Gökbürü döneminde Saru kalesinde varlığın kurmuştur Aehmet Saru'nun buyruğuyla Türkmen oymağının Sarulu diya tanınılmıştır günümüze kadar oymağın varlığını görünmektedir III. Murat döneminde adları geçmektedir. Sarılı oymağı Musul yöresinde Sünni mezhebine bağlı olmaktadır, 16 Eylül 1892 tarihli tutanak ile Sarılı Din eğitimli okullar açarak hoca tayin edilmiştir ayrıca Musul ile Erbil arasındaki bir kaç köylerde Türkmen Sarılı oymağı Zap suyunun sağ ve sol kıyılarında yerleşmiştir ve Hızır diye tanınmışlardır, Verdek köyü çevresi Sarılılar yoğun olarak bulunmaktadırlar. Ayrıca Şebeklerin yaşadığı köylerde Sarılılar yaşamaktadırlar. Kerkük'e bağlı Karatepe yöresinde Sarayliyye (Saraylı) adı ile tanınan oymaklardan söz edilmektedir, Sarılılar sosyal yaşantılarını sürdürerek dini ayinlerini, gelenek, göreneklerini yapmaktadırlar.
25-Serliye oymağı:
Musul şehrinin güneyinde bir Türkmen oymağıdır, Hakanları Mehmet Şah Sarlulu Şahrazor, Ravandoz, Kale dize Erbil Atabeği Muzaffer Gök boru önünden yedinci çağın başlangıcında kaçarak gölgesi Türkmen Erbil Atabeyliğine bağlanmıştır. Bu oymak Erbil, Musul’un birçok yerlerinde bir Türkmen oymağı olarak bulunmaktadırlar.
26-Yağcı oymağı:
Türkmen oymaklarından sayılarak H. 946 (1539) yılında Yağcı topluluğu diye görünmüştür. III. Murat döneminde bu topluluğun Seyit Ahmet Kethüda'ya bağlı oldular Yağcı Türkmen oymağı Musul, Telafer, Hanekın, Kazaniya ve Türkiye’nin İzmir şehrinde bulunmaktadır
28-Zankana Oymağı:
Türkmen oymaklarından olan Zankana oymağı bugün bir türlü baskılarla Kürtleşmişlerdir, Azerbaycan’ın güneyi olan Zanknaya bölgesinden ayrılarak, Kifri, Erbil, Kerkük, Hanekın Türkmenelinde ve Türkiye, Azerbaycan topraklarında yaşamaktadırlar. Ve Muzeffer gökborunun oymağıdır öz be öz Zankana, Zengiler, Zenkiler Türkmen oymağıdır.
29- Karakeçili oymağı: Irak’ın kuzeyinde ve Türkiye’nin birçok yerinde tanınan bir Türkmen oymağı olarak yedinci çağda bölgeye yerleşerek, İkinci Sultan Abdülhamit’in bu oymaktan olarak bir Türkmen oymağındandır. Kırıkkale, Adana, Kırşehir, Çorum, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep şehirlerinde bu oymak günümüzde bulunmaktadır. Ve Irak’ın güneyin, orta kesiminde İnzi ,İnezi, Enezi diye tanınmaktadır bu oymak, Suriye, Lübnan, Filistin ve birçok Arap devletlerinde bulunarak büyük Osmanlı Devletinin kurucularından bu Türkmen aşireti sayılmaktadır.
30-Davida- Davudi oymağı:
Türkmen oymaklarından Atçekenler at beslemeyle tanınarak Anadolu’nun güneyi Kahramanmaraş bölgesinde yaşamaktadırlar. Miladının on altıncı çağında ekonomik dolaysıyla, İran Kermanşah, Zahav bölgesine yerleşerek, sonradan ataları Hakkı Süleymaniye, Kerkük şehrine yerleşerek, her bir bakımdan her türlü yardım Osmanlılardan almışlardır.
31-Delo oymağı:
Türkmen Afşar, Avşar oymağından, Şam da sora İran’a yerleşerek Şirin Saray çevresinde Davida oymağı ile bir türlü baskı siyasi, ekonomi nedenlerden dolayı yerleşmişlerdir, günümüzde, İran, Hanekın, Nefithane bölgesine önceki çağlardan beri yerleşmişlerdir.
32-Baban oymağı:
Büyük Azeri Türkmen oymaklarından olarak büyük babaları kendi toprağı yeri olan Azerbaycan ülkesini bırakarak, on altı çağlarda Irak’a yerleşerek, Baba, Bab, Baban yeni senin baban diye tanınmıştır, büyük babadan sonra bu deyim günümüzde Baban diye adlandırılmıştır, bugün Baban diye söylenen Baba oymağı Kürtleşerek Süleymaniye, Kifri köylerinde, Kerkük, Azerbaycan, Türkiye’de yaşamaktadırl ar ve birçok Babanlar aşırı olarak kendilerini Türkmen saymaktadırlar.
33-Cermondi oymağı:
Türkmen oymağı olarak, Moğol boyundan Kara Ulus oymağındandır, günümüzde kaynaşma ilgilenme nedeniyle bir bölümü Kürtleşmişlerdir, Cermondi oymağı bu gün Hanekın, Kızlarbat, Mendili, İran’a yerleşmişlerdir
34-Melik şah oymağı:
Melik Şahı bir Türkmen oymağından olarak bölgede kalarak Selçuklu Sultan Melik Şah Alp Arslan oğlu Toğrul bek oğlu olarak, Hanekın, Mandalı, Kızrabat, Kazaniya yaşayarak, Türkçe konuşmaktadırlar bir bölümleri baskılar nedeniyle Kürtleşmişse de Türk kimliklerini savunmaktadırlar.
35-Vendi oymağı:
Büyük Türkmen oymağı olarak, komitan Vend Yusuf oğlu Uzun Hasan oğlunun oymağı sayılarak Türkmen Akkoyunlu devletinin korutucularındandır, Hanekın bölgesinde Vend ırmağı adına bağlıdır Vendiler, Vindeviler, Vind evi Türkmen oymağı günümüzde Kifri, Hanekın, Kerkük, Divaniye, Mandalı, Basra, Bağdat’ta yerleşmişlerdir.
36-Dergezin, Dere gezenler, Dergezli, Dergeziye Türkmen oymağı:
Irak’ın birçok yerinde bulunarak, bir bölümü Kürtleşeme, Araplaştırma politikasına uğrayarak, birçoğu Bağdat, Süleymaniye şehrinde yaşamaktadırlar, ayrıca Kerkük şehrine bağlı Tazehurmatu ilçesinde yoğun olarak dere gezenler, Dergeziler yaşamaktadırlar. Önceleri Süleymaniye şehrine bağlı Dergezin bölgesinde yaşamaktaydılar, geçmiş çağlarda Süleymaniye’ye bağlı 6 Türkmen köyümde yaşayarak, Tasloca’ya eskiden yerleşerek, bu bölgede Kürtleşmişlerdir.
37-Kakai oymağı:
Bektaşi boyundan olarak Dede diye tanınarak Bektaşi Dedeye bağlı olarak, Dede büyük kardeş demektir, bir bölüm Kakailer İran’a bağlı Şirin Saray ve Irak’ın Türkmen Hanekın ilçesinde yaşamaktadırlar, birçok baskılardan dolayı bu Türkmen oymağı Kürtleşmektedir. Kakailer Kerkük, Dakuk/ Tavuk bölgesinde, İran, Azerbaycan Musul etrafı ve Türkiye’nin İzmir, birçok yerinde yaşamaktadırlar. Kakai, Kekevi, Kekem diye birçok yerde özellikle Azerbaycan’da kardeş söylenmektedir. Kakailar/ Dedeler Kendilerine bağlı özel şarkı, türküleri bulunmaktadır tanınmış Türkmen büyük şairi Hicri Dede, Bayram oğlu bu Türkmen oymağındandır.
38-Kızıl Hakan oymağı:
Bu Türkmen oymağı on beşinci çağın Karakoyunlu devletinden kalan bir Türkmen oymağıdır, uzun süre Kürtlerle yaşayarak, Kürtleşmiştir, günümüzde bu oymak Hanekın, Karahan arasında yaşıyorlar.
39-Türkmen Göran oymağı:
Zengene, Kakai, Davuda, Lek gibi Türkmen oymakları ile birleşerek, bir bölüm baskılarla birçoğu Kürtleşmişlerdir, bu oymaklar günümüzde Kerkük, Türkiye, İran, Azerbaycan, Musul, Tazehurmatu, Tavuk/ Dakuk, Erbil, Süleymaniye, Kifri, Altunköprü Türkmen topraklarında yaşamaktadırlar. Ve birçoğunun Türkmen oldukları bilerek dillerini korumaktadırlar.
40-Türkmen Müftü oymağı:
Irak’ın birçok büyük şehirleri Bağdat, Kerkük, Erbil, Musul şehirlerinde yaşayan tanınan bir Türkmen oymağındır, ayrıca Türkiye, Azerbaycan, İran dünya Türklerini yaşadığı topraklarda bu oymak yaşamaktadır, tanınan şahsiyetlerinden Mehmet Ağa Şah Nedir döneminde Mehadin kalesinin Müftüsü olarak 1743 Kerkük şehrini ablukası sırasında ve tarihinde 1760 Kerkük şehrinde yapmıştır tanınan Nakışlı minerali camisini Helvacılar çarşısında tanılmaktadır, Erbil Türkmen şehrinde yaşayan Müftü oymağının birçoğu kendilerini Türkmen Sayarak, öteki kardeşlerde bir bölüm kendi çıkarlarından dolayı kendilerinin Kürt saymaktadırlar, dünyanın neresinde olursa olsun Müftü ailesi Bağdat, Musul, Erbil, Türkiye, Azerbaycan, Mısır, Suriye, Ürdün’de bulunarak tanınmış Türkmen oymağıdır 41-Türkmen oymağı Lek:
Türkmen Lek oymağı Türkiye Van şehrinden bölgede çıkan savaş sonucu askeri olaylardan dolayı, yerlerini bırakarak İran’a yerleşmişlerdir, günümüzde Van Adana, Kozan, ve Türkiye’nin birçok yerlerinde, Irak’ta Erbil, Köy sancak, Taktak, Altunköprü, Kaya başı gibi bölgelerde bir bölümü Kürtleşerek yaşamaktadırlar.
42-Halidi oymağı:
Türkmen oymağından olan Halidilar Amevi döneminde, en büyük komutan Halit Şatır atalarından Haccac Sakafı yanında birleşerek, Vasit bölgesinde yaşamışlardır, Farslara karşı durarak, bir söylentiye göre Türkmen komutanı Halit bek kotahta Rostam oğlu Halid oymağından olarak, 1690 yılında Osmanlı güçleriyle Namsa topraklarını boşatmıştır. Halidi Türkmen Bayındır oymağının bir kolu olarak, Türkiye’nin Sivas şehrinde yerleşmişlerdir, Irak, Şam topraklarına geçmeden önce günümüzde Musul, Kerkük, Bağdat, Demoni, Kızlarbat, Kerkük’e bağlı Yahyava bölgesinde bulunmaktadırlar.
43-Vandavı oymağı:
Vandavı Türkmen oymağı olarak, m17 çağın başlangıcıyla, Türkiye’nin Van şehrinden Türkmen Kifri bölgesine yerleşmişlerdir, bir bölümleri ise Van dayı diye tanınarak, Diyala Mansuriya Adana Köyünde yerleşerek, Vandavı olmuştur, bu oymağın ilgileri dördüncü Sultan Muratla Anne tarafından yakınlığı nedeniyle bölgede Türkmen oymağı olarak tanınmıştır, bugün Vandavı oymağı Bağdat, Diyala, Divaniye, Hanekın, Mandalı, Kızrabat, Kifri birçok Türkmen yerlerinde bulunmaktadırlar.
44-Dağıstan oymağı:
Rusya Dağıstan bölgesinden Irak, Arabistan, Urdun, Suriye, Filistin’e yerleşen büyük Türkmen oymağı on sekizinci çağda Osmanlı velisi Hasan Paşa sonradan Mithat paşa buyruğu ile ataları yerleştiği Diyala şehrine bağlı Deli Abbas, Mansuriya, Adana köy bölgesinde çoğalmışlardır, 1870 tarihinde yiğitliklerinden dolayı, vatana, toprağa millete içten bağlı oldukları için Osmanlı devletinde en önemli askeri görevlerini almışlardır, önde gelen liderlerinden 1916 tarihinde Kut ablukasında şehit düşen Halil Paşa Dağıstanı ve oğlu Gazı Dağıstanı 1948 tarihinde Filistin savaşının kahramanı Mehmet Abdulkadir Dağıstanı aşireti birçok yiğitler, kahramanlar yetiren Dağıstan oymağı dünyanın her yerinde tanınmaktadır.

45-Karakol oymağı:
Büyük Türkmen oymağı olan Karakol Bayındırdan bir kol olarak, Uzun Hasan Bayındır döneminde ataları Karakoyunlu devletin kurmuşlardır, oymakta kendi adınadır Karakol oymağı on beşinci yüz yılda Anadul bölgesinden Irak’ın ortasında Bağdat çevresi Osmanlı velisinin karargâhına yakın, Kutta, Vasit şehrine yerleşerek, birçok nedenlerden baskılardan dolayı, bu Türkmen oymağı Araplaşmıştır, ve birçoğu ise Türkmen milletine bağlık göstermektedirler bu Türkmen oymağı tüm Arap oymakları yanında baş, lider sayılmaktadır. Günümüze kadar her türlü baskılar nedeniyle Türkmen milletlerine sahip çıkmaktadırlar. Karakol oymağı Bağdat şehrinin Haraç pazarında Bektaşi Tekeleri tapınakları bulunmaktadır, Irak’ın birçok yerinde Karakol oymağı Türkmen yapıtları ile yoğun nüfusları ile Musul, Bağdat, Basra, Vasit, Yusuf iye, Latifiye, Mahmudiye, Aziziye, Seydiye, Diyala, Hanekın, Mandalı, Tikrit, Rumadı, Divaniye, Babil, Hilla da yerleşmişlerdir.
46-Karkol/ Karagül/ Karagol Türkmen aşireti Türkiye’ni birçok köy ilçelerinde bulunmaktadır özellikle Ankara’ya bağlı bala ilçesi Karaoğlan köyün da yaşamaktadırlar, ayrıca Kahramanmaraş Diyarbakır yaşayarak yalnız bizde olan bilgelere göre Irak’ta nüfuslar 1 Milyon 500 bindir
47-Mevla oymağı:
Mevla Türkmen oymağı İmamı dini yoluna bağlı olarak On altıncı çağda Irak’ı hüküm eden Türkmen Safavı devletinin kalıntısıdır Musul, Telafer’in ve başka bölgelerin çevresinde yerleşerek, Türkmen kimliklerini korumaktadırlar.

48-Çadırcı oymağı:
Tanınan Türkmen oymağı Çadırcı on sekizinci çağında Türkiye Gaziantep, Irak’ta yerleşerek, Çadır yapma alanında gelişerek, 1917 yılında İngiliz Irak’a girmesiyle, bu Türkmen oymağı Araplaşmıştır, tanınan siyasi şahsiyatlarından Kamil, Nesir, Refet Çadırcı, bu oymak en çok Bağdat, Musul Gaziantep, İstanbul bulunmaktadır.
49-Paçacı ailesi:
Osmanlı devletinin döneminde Bağdat, Musul, Erbil kumaş ticareti ile Parçacı diye tanınmıştır, sonradan Paçacı diye değişilmiştir tanınan şahsiyatlarından krallık döneminde Dışişleri bakanı olan Mizahim Paçacı ve Adnan Paçacı günümüzde bu aile Bağdat, Musul yaşamaktadır.
50-Deveci oymağı: Türkmen Hazar oymağı olarak on altıncı çağda başlangıcıyla ataları otuz aile ile birlikte Halep Suriye’de yaşayarak Devecilik yaymasıyla tanınarak Türkmen Karkin oymağına bağlı olan Deveci oymağı Sait Deveci gibi yazar araştırmacı şahsiyatlar yetirmiştir, günümüzde bu oymak Telafer, Musul şehrinde ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Ve Telafer ilçesinde Deveciler Saddam döneminde birkaç şehit vermişlerdir.
51-Kaymakçı ailesi:
Soylu Türkmen ailesi olarak Bağdat valisi Hasan Paşa daveti üzerine Türkiye’nin Cezire bölgesinde yaşayan bu aile ve Kaymak, süt yapmada tanındıktan dolayı, 1917 tarihinde İngiliz’in Irak’a girişiyle bu Türkmen aile Araplaşmıştır, Kaymakçı ailesi bugün Musul, Kerkük, Erbil, Bağdat’ta Suriye, Türkiye’de yaşamaktadırlar.
52-Mümeyyiz ailesi:
Bu Türkmen Aile Davut Paşa döneminde Bağdat’ta yaşayarak, Osmanlı döneminde Mümeyyiz diye tanınarak, bir yazıyı gözden geçirene söylenir, tanınan şahsiyatlarından Ahmet Mümeyyiz’dir bu aile Araplaşarak Bağdat’ta yaşamaktadırlar
53-Nakip ailesi:
Tanınan büyük Türkmen ailesi olarak, Bağdat, Musul, Basra, Semere, Diyala şehirlerinde yaşayarak, kutsal görevlerde bulunmuştur mezarlıklarda görevli olmakla, din alanında Osmanlı valisinin yardımcısı olarak değer kazanmaktaydı Nakipler Dini danışman diye tanınmaktaydılar.
54-Askeri oymağı: Büyük Türkmen oymağı olarak, soyları ataları Osmanlı döneminde büyük tümen subaylarından olan Mehmet Paşa, Asker Mehmet Sultan ikinci Mahmut buyruğu üzerine Kerkük şehrinde Türkmen Askeri ailesi diye tanınarak, kurulan ilk Irak hükümetinde savunma bakanı 1921 tarihinde Cafer Askeri olmuştur. Askeri şahsiyatlardan Süleyman Askeri, Tahsin Askeri bu oymak aile Musul, Bağdat’ta yaşıyorlar.
55-Urfalı oymağı:
On Sekizinci çağda bu oymak Bağdat’ta yaşayarak, Urfalı Mahallesi adlarından gelmektedir, Urfalı diye tanınmalarının nedeni Türkiyenin Şanlıurfa şehrinden oldukları için ve Peygamberlerinin babası olan İbrahim Halil Peygamberinin doğum yeri sayılmaktadır, Şanlıurfa Türkmen şehri Kerkük ile kardeş sayılarak, her bakımdan yakınlık bulunmaktadır, şahsiyatlarından Mehmet Urfalı, Urfalı oymağı Bağdat, Musul, Urdun, Suriye’de bulunmaktadır. Bugün Şanlıurfa’da bulunanlar çoğunlukla Türkmen oymağı olarak Irak Türkleri ile kan kardeş sayılırlar. Çünkü eski dönemlerdem çok sayıda Urfalı Kerkük’e ve Kerküklü Urfa’ya yerleşerek Akraba dayı yığan olarak tanınmışlardır.
56-Erzurum oymağı:
Türkmen oymağından olarak, 1638 tarihinde dördüncü Sultan Murat’ın Bağdat şehrine girişiyle ataları bu ülkeye yerleşmişlerdir, soyları Türkiye Cumhuriyetinin Erzurum şehrinden gelmektedir ve Abdulkadir Erzurumlu adıyla tanınmaktadır. Bu aile oymak Bağdat, Musul, Urdun, Filistin, Suriye’de görünmektedir.
57-Haseki oymağı: Türkmen oymağı olan Haseki Osmanlı döneminde, Bağdat şehrinde yaşamışlardır ve Haseki diye tanınmışlardır, bu oymak destek vermek için, vali yanında olurdular ve Valinin ailesi etrafında akrabaları olanlar birinci sırada gelmekteydi, bu Hasekiler velayetin işlerini yürütmekle toplumsal konularla ilgilenirdiler önde gelenlerden Bağdat valisi Mehmet Paşa Haseki Reşit caddesi Haseki camisini 1640 tarihinde yapmıştır çoğunluk bu oymak günümüzde Bağdat’ta yerleşmiştir. Ve birçok yatırım, mimarlık hastaneler yapmışlardır.
58-Defteri ailesi:
Büyük Türkmen ailesi olarak, 1638 tarihinde Osmanlı devletinin ikinci defa Bağdadi almasıyla ataları defterlik görevinde Vali yardımcısı olmuşlardır, tanınan şahsiyatlarından Suphi Defteridir, bugün Bağdat’ta bu aileden çok tanınmış aileler Yaşamaktadırlar.
59-Küçük ailesi:
Bu Türkmen aile iki çağdan beri Bağdat’ta yaşamaktadır ve Bağdat milleti tarafından sevilen bir aile olarak saygı sevgi gösterilmiştir, büyük dedeleri Ahmet Küçük uzun yıllar ticarette çalışarak, iyi temiz davranışından dolayı, halk tarafından sevinmiştir, bu gün Bağdat şehrinde olduğu gibi ve Erbil Türkmen şehrinde küçük Molla ailesi diye tanınmaktadır.
60-Farisi ailesi:
Türkmen ailesi olan bu aile, 1638 tarihinde ikinci Osmanlı döneminde Farsça bildiklerinden dolayı, Bağdat şehrinde yaşamışlardır ve adları Farisi diye tanınmıştır, öne gelen şahsiyatlarından Nusrat Farisi
61-Dede boyu:
Tanınmış Türkmen Bektaşi boylarından olarak, Mehmet Vali Bektaş boyundan olmakla, Dede diye tanınmaktadır, on dördüncü çağda Türkiye Anadul bölgesinden göçerek, Irak’ın birçok yelerinde Musul, Kerkük, Dibaya, Bağdat, Kerbala, Türkiye, İran Türk dünyasının topraklarında yerleşmelerdir, tanınan Feylesof Cihan Dede onuncu çağda İmam Hüseyin yatırı yakınında çocuklarıyla birlikte yaşamayı seçmiştir ve Kerkük Türkmen şairlerinden Hicri Dede tanınmaktadır. Dedeler Irak Türkleri, Türkiye, İran, Azerbaycan ve birçok yerlerde ülkelerde bulunarak Türkmen boyu ve Türkmen uymağı diye tanınmaktadır- ve Türkmen Kakailar ise onlardan bir önemli koldur .
62-Boşnak oymağı:
Tanınan Türkmen oymağından olarak, askeri görevlerini benimsediğinden dolayı, on sekizinci Osmanlı döneminde, Vali yanında görev almışlardır, 1917 yılında İngilizlerin Irak toprağına girmesiyle, İsmail Boşnak ile çocukları ile İngilizlere karşı durmuşlardır, günümüzde Boşnaklar Urdun, Cezayir, Suriye Mısır, Türkiye, Çeçenistan, Irak’ta yaşamaktadırlar.
63-Gülemen ailesi: oymağı
200 yıl Irak’ta hüküm süren Türkmen Gülemen ailesi, tanınan Vali Davut Paşa On dokuzuncu yüz yılda kültür yenileme alanında Irak’ta yeni gelişmeler sağlamıştır, 1937- 1941 yıllarında tanınan şahsiyatlarından, Hikmet Süleyman Irak devletinin Başbakanı olmuştur, Gülemen ailesi bugün Bağdat, Kerkük, Leylan ilçesine Yahyava köyü yerlerinden sayılmaktadır. Ayrıca Musul, Mısır, Suriye, Urdun devletinde bulunmaktadır.
64-Dayını oymağı:
Dayını, Dayanmak anlamına gelerek, 200 yıldan fazla Irak’ta hüküm sürmüşlerdir, dedeleri, ataları Irak’ta Diyala, Vasit, Bağdat ve Irak’ın güneyinde yaşadılar Irak’ta krallık döneminde, tanınan büyük siyasi düşünür şahsiyatlarından, Ali Dayınıdır, bu büyük aile, oymak Bağdat, Diyala, Musul yaşamaktadır.

65-Kalaycı oymağı:
Bu Türkmen oymağı, Osmanlı döneminin son zaferleriyle, Diyala bölgesinde yaşamışlardır, tarih bakımından bu oymak Türkmenlerin atası Oğuz oymağından olarak, Türkmen Kıpçak, Karlık oymağından bir parçadır ve Kal- Aç sözlüğünden meydana gelmektedir, bu gün bu oymak Erbil, Kerkük, Telafer, Türkiye’de yerleşmiştir.
66-Arnavut oymağı:
Türkmen Albeni Arnavut oymağı 1722 tarihinde Diyala, Halis, Hanekın bölgelerinde yaşayarak, Türkmen kimliklerine bağlı kalmaktadırlar ve Hanekın bölgesinde Arnavut Türkmen oymağı beş köyde yerleşmişlerdir, ayrıca Albanya Cumhuriyeti, Türkiye Urdun, Musul, Kerkük’te, Azerbaycan’da yaşamaktadır
Bugün Türkmen oymak, Aşiretleri, boyları, kolları, aileleri dünyanın her yerinde yaşayarak kimliklerinin belgelere dayanarak ne kadar varlı, güçlü büyük nüfuslu oldukları dünyanın her bir ülkesinde bulunmaktadırlar.
Türkmen milleti büyük bir millet olarak dünyanın her yerinde varlıklarını kurarak dillerine görenek, gelenek, onur, törelerine bağlı olarak, korumaktadırlar, sürekli milli mücadelelerini tüm kıyıcı düşmanlara rağmen sürdürmek üzere baskılara, asimilasyon, işkencelere soykırım, katliamlara karşı kendilerini yüce tarihleriyle büyük bir millet olduklarını bildirmektedirler, Türkmenler, Türkiye, Türkmenistan, İran Türkmen Sahra, Suriye, Lübnan, Colan, Filistin, Irak, Türk dünyasında Türkmen, Yürük yanında, Kürtler çoğunlukla Türkmen Boy, Oymaklarından bir parça olduklar, Aşiret yapıları, yaşayışları, görenek, gelenekleri eski kalıntıları, folklor, kültürleri bakımından Türkmenlerle birdir hiçbir ayrım yoktur, Ne kadar dillerinin unutarak, değişik dillerinin sözlerini kullanırsalar bile, Diyarbakır, Mardin, Van, Batman, Adana, Şanlıurfa ve başka şehir, ilçe, köyler çoğunluk olarak Türkmendiler ve Türkmen oldukları tüm belgelerle arşivlerde bellidir.

Türkmen milleti dünyada ilk millet olarak, büyük tarihler yaratarak, yiğit, kahraman, kültürlü, efendi demokrasi sever uygarlık yaratan bir millettir, dünyanın her bir yerinde baskı, işkence, soykırım, katliamlardan dolayı, birçok Türkmenler dillerini, tarihleri unutarak, kendilerini başka bir boydan, başka bir oymaktan olduklarını sanmaktadırlar, yazmaktadırlar, Her türlü baskı engellere karşı duran büyük Türk milletimiz dünyanın neresinde olursa olsun, tarihlerini okuyarak, anlayarak birçok ırkların ,boyların, oymaklarının Türk olduklarını bildikten sonra, tüm göçleri ile doğruyu her kese yansıtarak milletlerine gönülden bağlı olmakla yüce tarihlerine dönmelidiler, sahip çıkmalıdırlar, birçok Türkmen oymakları bugün Kürt oymakları diye kendilerini iyice belgelerle araştırmadan yok olup silinmektedirler. Türkiye, Irak’ta ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkmen aşiret, oymakları Aile, boyları kendilerini Kürt, Arap saymaktadırlar, Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, Tunceli, Şirnak, Adana, Kahramanmaraş, Gaziantep, Suriye, Filistin, Urdun, Mısır, Irak, İran devletlerinde olduğu gibi, Bu bakımdan Kürt kimliğini tanıyanlar doğruyu iyice bilmelidirler.
Kürtlerinin çoğunlukları Türkmen oymakları, boyları, ailelerindendirler, Kürtlerde Türkmenlerinin aynı kökünden gelmektedir.
Bizim tek amacımız Türkmen milletinin tüm boylarından, oymaklarından, ailelerinden olanlar bunu iyice bilmelidirler Türk milletinin geçmişlerini bilmelidirler, okumalıdır tarihlerini iyice kavramalıdırlar, artık kendimize Türk milletimize dönmelisınız? Kürtler boy, oymak, kollarının, ailelerinim Türkmen oldukları kendileri sağlam kafa, akılla, iyice düşünceye dayanarak ispat etmelidirler ve Türk milletlerine bağlı olarak, teröristlerden milletini, ırklarını kaybedenlere yardımcı olmalıdırlar ve kurtarmalıdırlar. Çünkü Teröristin hiçbir zaman milleti, dini, soyu, ırkı olamaz.
Artık doğrudan Türkmen olduklarını gündeme getirmelidirler.
Osmanlılar döneminde, şehir dışında yaşayanlara göçebe olan oymaklara, boylara ailelerle Türk, Türkmen söylemişlerdir ve düzlük, ovalık yerlerde yaşayanlara Yürük Türkmenler, dağda yaşayanlara da Kürt söylenmişlerdir. Türkmen olan Oğuzlar Osmanlılar, her kes bunu iyice bilmelidir doğrudan Türkmenler büyük millet olduğunu boylara, oymaklara, kollara, ailelere ayrıldıklarını öne sürmüşlerdir.
Müslüman olan Oğuzlar tarihini yok etmeye çalışan kıyıcı düşmanlar onları Türkmenlerden ayırmak için, kardeşlerinden, diğerlerinden ayırmak için kendilerine varlıklarını ayrı tutarak sanki başka bir millettiler, Türk, Azeri, Özbek, Kırgız, Kazak, Kızılderili, Gagavuz, Tatar, Türkmen, Oğuz diye onları ayırmaya başlamışlardır, sonradan İngilizlerde, Türkleri, Türkmenlerden, Azerlerden, Özbeklerden, Kırgızlardan, ayırmak için türlü deyimler, adlar kullanmışlardır.
Oğuzlar, Türkmenler daha sonra Müslüman olarak, Türkmen diye tanınmıştır, İslam devleti ve yeni kurulan Türk Devletleri, İmparatorları, beyleri, Türk diye değerini korumuşlardır.
Türkmenlerde Selçuk adını almışlardır ve göçebe Türkmen boyları ile yerleşmişlerdir. Selçuklu devletinden sonra, birleşen Türkmen Aşiret, oymakları boyları, kolları, aileleri, Osmanlı İmparatorluğunu kurmuşlardır, göçebe Türkmenler ise Oğuzlar, Türkler, Türkmenler, Yürükler, Kürtler diye anılmıştır, adlandırılmıştır, böylece Kürtler Türklerden bir parça olarak, bir boydandır, Kürt sözlüğü yeni bir terim olarak, Selçuklu döneminde, hiç görünmemiştir, söylenmemiştir.
Eskiden olduğu gibi Türk milletinde hiçbir ayrımcılık olmamıştır, geçmişteki Oğuzlar, Selçuklu, Türkmen Osmanlı, Türkmen, Türk günümüzde Kürt, Türk sözcükleri bir millet bir ırk, bir soy, bir boy, bir oymaktan kaynaklanmaktadır Bugün Kürtlüğü savunanlar ve Türk’ten ayıranlar yalnızca düşmanlara, bölücü, soyu olamayan insanlara hizmet etmekle, destek vermekle, yardım etmektir.
Artık bu ayrımcılık insanları bıktırdı, tüm insanlar doğru olarak, soyunu boyunu, oymağını iyi tanırsa ve ne olduğunu bilince ve tüm oymakların Türk olduklarına inanırsa, ve araştırışa, o zaman bu yıkıcı düşünceler ortadan kalkacaktır, soyu olmayan hainlerde kaybolacaktır.
Bir bölüm Türkmen oymaklarından

1-Abdallı/ Abdalan oymağı:
Afganistan'dan Anadolu'da birçok yerlere şehirlere yerleşmişlerdir, Abdallar, Haptal / Eftalit tanınan Türkmen oymağıdır, Türkiye, Irak, Azerbaycan’da bulunmaktadır, ayrıca Adapazarı, Orta Anadolu, Toroslar, Silifke-İçel ve Antalya, Tunceli, Erzincan ve Tercan taraflarına yerleşerek, Abdallı bölgelerinde yaşamaktadırlar. Ve Türkmen’dirler Anadolu'da Abdallı (Ankara, Sivas) ve Abdalân (Bingöl) gibi köylerde ve Irak’ın Türkmeneli Tazehurmatu, Telafer bölgelerinde yoğun olarak görünmektedir ve bu oymaklar kendi Türkmen millerlerinden olduklarını ve milli Türklüğüne sahip çıkmaktadırlar.
2-Ak keçili oymağı:
Milli Türkmen oymağına bağlı olan, Türkmen Akkeçililer Yörükan boyundan, kolundan olarak, dünyanın birçok yerinde özellikle Türkiye Kırıkkale, Kırşehir, Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa, Van, İran, Irak’ta bulunmaktadır, Yörük, Yürükler bugün Anadolu bölgelerinde göçebe Türk oymakların adıdır Yürümekten ortaya gelmektedir.
3-Alanlı oymağı:
Hazar Denizi'nin kuzeyinde, Dağıstan ve Kırım bölgelerinde yaşayan, İran Türklerinden olarak, Türkmen Alanlar oymağı Bayat oymağının bir koludur. Geniş bir topraklara yayılan Alanlar Anadolulun birçok yerlerinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Anadolu'da birçok Alan adında ilçe köyler ile Alanbaşı (Artvin), Alancık Diyarbakır, Alanyazı, Tunceli, Alanlı, Mardin gibi şehirlerde birçok köyler bulunmaktadır. Alanlı, Alanlılar büyük Türkmen oymağı olarak, Anadolu bölgelerinden başka, bugün Alanlı oymağı Tunceli'de yaşamaktadırlar, bu Türkmen oymağı Suriye, Colan Filistin, İran Irak’ta Alanlı olarak, tarihe geçmişlerdir, dil bakımdan hiçbir ayrım yoktur.
3-Antarllı/ Anterli oymağı:
Antarllı, Anterli Türkmen oymağ olarak, Şanlıurfa, Yozgat, Adana, Diyarbakır, Mardin bölgelerinde yaşamaktadırlar, bu Türkmen oymağı, İran, Irak’ın birçok yerlerinde bulunmaktadırlar, Antarllı, Anterli oymağı Akkoyunlu oymağına bağlı bir oymağıdır. Ayrıca Konar, Göçer Türkmen boyundan kolundandır.
4-Artuşi/ Ertuşi/ Hertuşi oymağı:
Oğuz boylarından olan bu Türkmen oymağı Günümüzde bu oymağın bir bölümü Suriye ile Irak'ta yaşamaktadır, ayrıca bu Türkmen boyu Anadolu Hakkâri, Van, Diyarbakır, Cizre (Mardin) bölgelerine dağılmıştır. Büyük nüfuslu olan Artuşîler 12 oymaktan meydana gelmektedir.
5-Atma/ Atmalı oymağı:
12 oymaktan olarak Türkmen oymaklarından tanınmaktadır, Atmalar oymağı Sünnî ve Alevî' Şii’dirler. Türkmen oymağından olarak, Boylar birleşerek Rişvav boylarından sayılmaktadır, bir bölüm Atma, Atmalılar dillerini unutarak, başka şeve konuşmaktadırlar, Türkmen Atma, Atmalarının oymakları ise 12 boya ayrılmaktadır ve Türkçe kimliğini tarihçe taşmaktadırlar, bunlardan Tilkiler, Kızırlı, Haydarlı, Ketiler, Sadakalar, Kızkapanlı, Karahasanlar, Karalar, Ağcalar, Turuçlu, Kakbalar, Mahkanlılar, bu oymakların, boyların, kollarının Ailelerin birçoğu Irak, İran, dünya Türklerinde bulunmaktadır.
6-Avcılar oymağı:
Türkmen Yörükanlı boyundandır ve Türkmenlerin düzlükte yaşayarak, yaylalara göç edenine söylenir, Avcılar Türkiye, İran, Azerbaycan bölgelerinde olduğu gibi Irak’ta Bağdat, Musul, Kerkük, Tuzhurmatu, Yengice, Biravcılı bölgelerinde yaşamaktadır.
7-Avşar/ Afşar oymağı:
24 Oğuzun boyundandırlar, Türk tarihinde çok önemli yerleri bulunmaktadır, değer kazanmışlardır, Türkmen Avşarlar geniş bir alana yayılarak, dünyanın birçok yerinde yaşamaktadırlar, 16. yüzyıldan Anadolu'ya yerleşmişlerdir. 19. yüzyılın ikinci yarısında, Avşarlar göçebe hayatı sürdürmüşlerdir, çoğunluk olarak bu Türkmen oymağı günümüzde Kayseri, Pınarbaşı, Sarız, Tomarza ilçelerinde ve Kars, Ardahan, Hoçuvan, İran, Azerbaycan, Irak’ta yerleşmişlerdir.
8-Aydınlı oymağı:
Bu Türkmen oymağı Türkmen Yörükanlı boyundandır. Osmanlı Yavuz Sultan Selim döneminde, Türkiye’nin Aydın şehrinde öz-be-öz bir Türkmen oymağı olarak yerleşmelerdir.
9-Badıllı/ Badili/ Bedili oymağı:
Türkmen 24 Oğuz boyundandır, Beğ, Diline bağlıdır, Osmanlı döneminde Konar-Göçer diye, Türk Türkmen oymağıdır. Öz-be-öz Oğuz Türkmenlerinden olan Beğdili boyundandır, Türk soylu göçebe olarak, dağda gezeni olarak söylenmiştir. Anadolu’da Digor, Kars, Pasinler, Erzurum, Şanlıurfa, Diyarbakır, Çorum, Adana, Siverek bölgelerinde yerleşmişlerdir.
10-Balabanlı/ Balaban/ Balabamlu/ Balabanlar oymağı:
bu Türkmen oymağı eskiden Horasan İran’dan, Dimetoka'dan Rumeli’den Türkiye’ye gelmişlerdir. Osmanlı belgelerinde bunlar İran Türkmen boyudur diye geçmektedir ve Yörükân boyundan gelmektedir. Balabanlar Türk’tür, İran Türk dolaylarından gelmektedir ve Konar, Göçer'dirler. Anadolu'da ve Rumeli'de Türk topraklarına yerleşmişlerdir, günümüzde Irak Türklerinde ve Türkiye Tunceli, Van, Merdin, Diyarbakır bölgelerinde yaşamaktadırlar.
11-Banuklu/ Banuki oymağı:
Türkmen Milân koluna bağlıdırlar. Kars'ta Aralık ilçesine İran, Irak’ın kuzeyine yerleşmişlerdir, Milanlar Van, Mardin, Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa illerinde yaşamaktadırlar.
12-Belbas/ Bilbaslı/ Milbasli oymağı:
Osmanlı döneminde tanınan bir Türkmen oymağıdır, Konar, Göçer boyundandır Türkiye’nin birçok yerinde bu oymak bulunmaktadır.
13-Behramki/ Behranki oymağı:
Behramkilere Akkeçililer Türkmen boyundandır, Akkeçililer, Karakeçililer gibi Akkoyunlu, Karakoyunlu büyük devletler kuran iki Türkmen oymağıdır, Akkoyunlular, Karakoyunlular 14. çağda devlet kurdukları gibi, Karakeçilerde Türkmen Osmanlı devletinin kuruluşunda çok önemli rolleri, katkıları olmuştur. Behramkiler Osmanlı döneminde Türkmen olarak görünmektedir, bu oymak Akkeçililer boyuna bağlıdırlar.

14-Baziki / Bazuki/ Bazukulu/ Bazikli oymağı:
Tanınmış bir Türkmen oymağıdır, Irak Türklerinde bu oymak bulunmaktadır.
15-Bayat/ Bayati/ Bayadi/ Bayatlı/ Beyatlı oymağı: Türkmen 24 Oğuzun boyundan sayılmaktadır, Bayatlar, Bayatlılar büyük Türk tarihimizde ünlü şahsiyatlar yetiştirmişlerdir. Oğuzların devlet ve din adamı Dede Korkut, Şâir Fuzuli gibileri 16. yüzyıldaki Osmanlı devleti döneminde, Bayatlara bağlı orta ve batı Anadolu'da 42 yer, köy adı geçmektedir, büyük Türkmen oymağı olarak tanınmaktadırlar 16-Bayat oymağı Irak’ın kuzeyinde, güneyinde, batısında, doğusunda yaşayan Bayatlılar en yoğun bir Türkmen oymağıdır, Kerkük. Musul, ilçe köylerinde Kuzey, güneyde, Suriye, İran, Azerbaycan ve Anadolu bölgelerinde çok sayıda ilçeler, köyler yoğun Bayat oymağı bulunmaktadır, Bayatlılar öz be öz Türk olarak, bir bölüm Bayatlılar Saddam rejiminin baskısıyla Araplaşmışlardır, ayrıca Türk musikîsindeki Bayati makamı ve ondan çıkan Kerkük Hoyratları, Türkmen Bayat oymağından alınmıştır, bunun yanında Azerbaycan ve İran Türkleri Kerkük Hoyratlarına Bayatlılar söylemektedirler.
17-Karabaş oymağı:
Karabaş oymağı tanınan Türkmen oymağından olarak Telafer şehrinin saray bölgesine yerleşmişlerdir. Bu oymak Azerbaycan oymaklarından sayılarak, Türkiye'ye yerleşerek ve Türkiye’den Telafer'e Türkmen şehrine yerleşmişlerdir. Günümüzde bu oymak Diyarbakır, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Mardin, Merzifon, Adan’a ve Türkiye’nin birçok yerlerinde yaşamaktadırlar ayrıca İran, Azerbaycan’da yaşamaktadırlar.
18-İlhan bey oymağı:
Bu Türkmen oymağı Türk İlhanlılardan gelmektedir bugün Telafer Hasanköy bölgesinde yerleşmişlerdir. Ağaları oymağın başkanlar Mehdi Ali Han İlhanbey ve Hazım Muhammed Ali İlhan bey'dir. Ve onlara bağlı oymak olan Kalaş Evi Yasin Evi ve Sadun Evi kollarından sayılmaktadır bu oymak Musul’a bağlı Telafer, Kerkük’e bağlı Altunköprü ve Türkiye Gaziantep, Kahramanmaraş ve İran Azerbaycan’da buraya yerleşmişlerdir.
19-Güdhiyli oymağı:
Musul, Telafer, Saray'da ve Mütenna semtinde yerleşen bir Türkmen oymağıdır. Saddam'ın son dönemlerinde Seyyid oldukları ileri sürmüştür. Ve Seyyid evi ile akrabadırlar. Başkanları Muhammed Süleyman Abbas'dır.
20-Abaaltun oymağı:
Bu Türkmen oymağı. Musul Telafer Parçabağ Cezire ve Saray semtlerine yerleşmişlerdir, başkanları Ali Hıdır Abaaltun'dur.
21-Babalar oymağı:
Tanınan Telafer Musul Türkmen oymaklarından Babalar Duman Evi bu oymağın bir koludur. Ve Alevi-Bektaşi oymağıdır Parçabağ Cezire ve Hadra semtinde yaşamaktadırlar. Sayıları 800–1000 arasındadır. Büyük ölçüde yalnız başlarına kalmışlardır. Oymağın lideri İbrahim Süleyman’dır. İbrahim Süleyman aynı zamanda Telafer Bektaşilerinin başkanıdır.
22-Sulolu oymağı:
Bu Türkmen oymağı Bekerli oymağı Kocalı oymağı ile akrabadırlar. Köken olarak, Sulolu (Alevi), Bekerli ve Kocalı Moraçlı oymağından birleşmektedir; fakat büyük bir oymak sayılmaktadır, Musul Telafer bölgesinde ve Türkiye’nin birçok yerlerinde bulunmaktadırlar, Su Semtine yerleşmişlerdir. Kahramanmaraş gelen Beşir Türkmen kökenlidir oymağın başkanı Abbas Kalenderdır. 1980' tarihinde bu oymak milli kimliklerinden dolayı Saddam rejimi tarafından çok işkence, baskılar görmüşlerdir.

23-Moraç oymağı:
Kahramanmaraş'tan Musul Telafer’e yerleşen bir Türkmen oymağıdır, Yukarıda anılan Şii Moraçlı oymağın bir bölümü Alevi-Bektaşi'dir. Başkanları Mustafa Koco'dur. Evset Koca, bu oymak birçok Türk bölgelerinde yaşamaktadır.
24-Ankutlular oymağı:
Türkmen oymaklarından Merdenli, Maksutlu, Lappalı oymakların ile akraba olan Ankutlular, Parçabağ semtine yerleşmişlerdir Bektaşi olan bu küçük oymak Musul, Telafer’de yaşamaktadırlar.
25-Aliullahiler oymağı:
Bektaşi Türkmen oymağı olan Musul Telafer'de küçük bir grup biçimindedir Hazreti Ali'ye daha fazla önem vermektedirler, bu oymak değişik oymaklara dağılmıştır. Dini başkanları Muhammed Cellut'tur. Birçok yerde bölgelerde bu grup bulunmaktadır.
26-Şeyhler oymağı:
Bu Türkmen oymağı Bağdat, Kerkük, Erbil, Telafer’de yaşayan büyük oymaklardandır. Bu oymak eskiden Anadolu'dan Irak, Telafer'e yerleşmişlerdir. Tanınan Köyleri Entallau köyüdür. Ağaları, başkanları Mahsun Husso Nacar'dır. Oymağa bağlı olan kollar, boylar ise Nacarlılar, İseliler, Aboşlular, Esved Evi, Kemşliler, Kardaşlılar Mensur Evi, Sılolular ve Migeret Evleridir.
27-Haydarlar/ Haydara oymağı:
İran’da uzun yıllardan beri yerleşen Afşar oymağından olan Haydarlar Telafer Hasanköy, Bağdat, Kerkük Altunköprü, Erbil’de yerleşen büyük bir Türkmen oymağıdır Irak’ta uzun yıllar yönetim elinde olan Karakoyunluların oymağıdır, boyudur. Oymağın başkanı İlyas Muhammed Sait'tir.
28-Beritanlı/ Berdan oymağı:
Bu Türkmen oymağı, eskiden Türkistan yaşayan bir oymak olarak, Türkiye’ye yerleşmişlerdi, günümüzde İçel'de Berdan (Tarsus) yöresinde bulunmaktadır. Bu oymak ayrıca Orta Asya ile eski Türk topluluklarında bu oymak görünmektedir. Berdan, Beritanlılar oymağı bugün Bingöl Diyarbakır, Van, Merdin, Elâzığ şehirlerinde bulunmaktadır. Türk oymağı Zazalerin birçoğu Berdan göçebe Türkmenlerdir.
29-Birimlü/ Biriman oymağı:
Akkoyunlu boylarından olarak, Türkmen oymağıdır, Türkiye’nin birçok yerlerinde yaşamaktadırlar.
30-Bokhti/ Bokhtan/ Boti/ Botan boyu:
Türkmen boyundan olarak, Dicle ırmağı üstünde iki Türkmenlerin ana kolundan birleşerek, 300-400 yıllardan beri Bokhtular Zilan Ovalılar tanınmaktadırlar. Bu boylar Dede Korkut Oğuznâmesinde, 24 Oğuzun Üç Ok kolundandır, Boğdüz soyuna bağlıdır, öz-be-öz Türkmen’dirler. Ağrı, Doğubeyazıt, Eleşkirt'te yaşamaktadırlar, Botiler, Boğdiler 12 oymağa ayrılmışlardır: bunlardan 1-Zili (Zilân) 2-Bıriki 3-Deliki 4-Deluki 5-Pirekhali 6-Sevidi 7- Ritki 8-Radikân 9-Gelturi, 10-Kurdiki 11-Kurdikân 12-Cemaldini 13-Dilhiri 14-DiIiri 15-Diliki 16-Dilikân, 17-Mamzidi, 18-Celâli. Bu Türkmen boyları Anadolu ve Türkiye’nin birçok yerlerinde görünmektedirler.
31-Becenevi/ Beçeneli/ Beşeneviyye / Peçene/ Peçenek boyu:
Dicle ırmağı üstünde Türkmen boyundan olaraK, iki ana kola ayrılmaktadır, Bu kollardan olan Bokhti Milan, Bel-Dağbelliler - Dağlılar söylenmektedir. Zilan ve Milan onlardan sayılmaktadır, ayrıca onlara Ovalı Dağlı söyleriz, ovalılara Yürük, dağlılara ise Kürt diye geçer, bunların tümü birden hepsi Türkmen’dirler. Osmanlı kayıtlarında Türkmen olarak yazılmaktadır. Geçmektedir Kendi aralarında ovalılara Zilan dağlılara Milan söylüyorlar.
Beçeneviler Türkmen’dirler Osmanlı döneminde onlara Göçer Ulus boyundan sayılırdı. Dokuzuncu çağda Alparslan ordusuna katılmışlardır, Kuman, Uz Peçeneklerlr Balkanlardan orta doğuya yerleşmişlerdir, O dönemde Türkler çoğunluk bu boydandır.
Bizanslılar 1071'de Alparslan'ın karşısına da Bugün birçok topraklarda özellikle Diyarbakır Van, Merdin, Mersin, Adana, İran, Irak’ta yaşayan kendilerine Kürt söyleyenlerin soyları Oğuz boyunun Boğdüz ve Beçenek kolundan gelmektedirler. O dönemde Hıristiyan olan Türkler sonradan Müslümanlığı kabul etmişlerdir, ve zamanla bugünün Kürtlerini meydana getirdiler. Ayrıca Zilan sözü Uz-An sözündendir, Uz-An, Tur-An, Gur-An gibi çoğul demektir Beçenek, Peçenek Türkleri de Oğuz kolundandır. Ovalarda yerleşenlere Zilan söylenmektedir dağlarda yaşayanlara ise Milan söylenir. Kırgızlar ile Kazaklar arasında olduğu gibi. Kırgızlar dağ göçebeleri demektir, Kazaklarda ovada yaşayan göçebeleridir. Azeriler ile Türkmenler ayni sayılmaktadır.
Birçok oymaklar Türkmen soylu olarak kendilerini unutarak Kürtçe, Arapça konuşmaktadırlar. Ve dilerinde olan sözlerin çoğunluğu eski Türkçedir.
Türkmen oymağı olan Beçeneviler birçok oymaklara, boylara ayrılmışlardır, bunlardan 1-Berezav 2-Barzan 3-Berazi 4-Barzi 5-Barzini 6-Barzikâni 7-Baririsan Barshan 8-(Pars-Han) 9-Barsan 10-Cibranlı 11-Karakeçili 12-Hasenanlı 13-Zirkan 14-Sipkan 15-Sipki 16-Sibiki 17-Sibikan 18-Karabaş 19-Şeyhan 20-Şıhan 21-Şeyhlu 22-Sidanlı 23-Şidanlı 24-Seydanlı, 25-Huytu, 26-Biriti 27-Şigo 28-Şekki 29-Şilcak bu Türkmen oymaklar çoğunlukla Türkiye, İran. Irak dünya Türklerin ülkelerinde bulunmaktadır.
32-Barzan oymağı:
Türkmen oymağıdır, Irak’ta yaşayan bu oymak Güneydoğulu, Anadolu'da izleri bulunan Türk kökenlidir, göçebe Yahudilere katılarak, dönme Yahudi oymağı olmuştur. Barzan sözlüğü Pars, Han sözünden gelmektedir. Beçeneler oymağının Pars, Handan Meydanda Türkmen oymağı olarak görünmektedir. Barzan oymağı bugün Kürtleşerek Irak’ın kuzeyinde yerleşmişlerdir.
33-Borlu, Boran oymağı:
Yörükân boyundan olarak, Anadolu Bölgesinde Ulu, Borlu, Kîçi-Borlu (Keçiborlu) diye Türkmen oymağı olarak tanınmaktadır. Türkiye’nin birçok yerinde bulunmaktadır.
34-Bucak, Bucaklu oymağı:
Yörükân boyundan olarak, Türkmen oymağı sayılarak göçebedirler. Günümüzde Siverek Şanlıurfa, Van köylerinde yerleşmişlerdir.
35-Afşarlar Avşarlar oymağı:
Türkmen oymağı olan On birinci yüzyıllarında tarihimizde çok önemli roller oynayarak varlıkları günümüzde kadar birçok ülkede sürmektedir olan Afşarlar Oğuz boyu. Bozokların Yıldızhan oğulları kollarından meydana gelmektedir. Selçuklu Devletinden önce diğer Oğuz boyları ile beraber, Kıpçak çölünde Afşarlar yaşamaktaydılar. 1135–1136 yıllarında Afşarların başkanı Arslanoğlu Yakub Bey Huzistan’a yerleşmişlerdir. Sonradan Afşarların başına Aydoğdu Küşdoğan geçmiştir, Malazgirt Savaşından sonra, Anadolu’ya Türkmenlerle, Afşarlar, beraber göç ederek, Selçuklu Devleti’nin üç bölgelerine yerleştirilmişlerdi. Karamanoğulları Beyliğini kuranlarda Avşar boyundandır. Avşarların bir bölümü, Akkoyunluların İran’ı ele geçirmişlerdir, Huzistan’a yerleşmişlerdir. Bugün Afşarlar Malatya ve Doğu Anadolu’da bulunmaktadırlar, ayrıca İran Urmiye, Herat’a bölgesine Hemedan, Kirmanşah, Nişabur, Kerman’ın güneyinde yerleşmişlerdir ve Nadir Şah, 1736 tarihinde Afşarlar hanedanını kurmuşlardır.
Günümüzde dağınık, yerleşik olmalarına rağmen bir bölüm Afşarlar adetlerini devam ettirmektedirler. Bugün Kayseri’nin Pınarbaşı kazasının bağlı köyler Pazarören bölgesi, Sarız ilçesinde ve Tomarza’nın Toklar bölgesinde Avşarlar bulunmaktadır. Ayrıca Adana bağlı mağara ilçe köylerinden Ayvad ve Ağdaşlar Avşarlardırlar, Afşarlar Çukurova Avşar köyleri yanında, Kastamonu, Bolu, Muğla, Isparta ve Antalya yörelerinde Avşarlar, Afşarlar yaşamaktadırlar.
36-Çavuldur Çavuldurlar boyu:
Tanınan Türkmen yirmi dört Oğuz boyundandır. Üç okların Gök Han Oğulları kolundandır Çavuldur boyu, 10. yüzyılda diğer Oğuz boylarıyla birlikte Mangışlak, Siyahkûh yarımadasına yerleşmişlerdir. Bir bölüm Çavuldur Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelmişlerdir. Bunlardan Emir Çavuldur, Sultan Alparslan’ın; en yakını olmuştur Çavuldurlardan Anadolu’ya yerleşerek birçok köyler kurmuşlardır ve bir çoğunlukları 16. yüzyıllarında Kalmukların baskısıyla Kafkasya kuzeyine yerleşmişlerdir. Türkiye’de olduğu gibi Irak, İran Türk Cumhuriyetlerin dede Çavuldurlar yaşamaktadırlar
37-Kaçarlar oymağı:
Tanınan Türkmen oymağı olarak, bugün Türkistan, Azerbaycan, Esterâbat İran ve Anadolu’da yaşayarak, (1796–1925) tarihlerinde İran’da iktidarı ele alarak, Kaçar adında hanedan kurmuşlardır. Moğollar (1206–1320) döneminde, Hazar Denizi kıyılarında oturarak, İlhanlılardan Hülâgu Hanın (1256–1264), döneminde Kaçarlar; Irak, Suriye ve Anadolu’ya yayılmışlardır. Timur Han yardımıyla yurtları Türkistan’a yerleşmişlerdir. On altıncı yüzyılında kurulan Safevî Devleti'nin (1502–1732) kurucusu Şah İsmail’i Hatai (1502–1524) tarihinde desteklemişlerdir; sonradan Kaçarlar, Kuzey Azerbaycan yerleşmişlerdir. Kaçarlı Mehmed Ağanın Azerbaycan’da Valisi olmuştur, Kaçarları bir araya toplayarak güçlenmiştir, İsfahan bölgesinde şahlığını bildirmiştir. 1796’da kurulan Kaçar Devleti, Ruslara karşı mücadele ederek, 19. yüzyılda Avrupa devletleriyle diplomatik ilişkiler kurmuştur.

38-Kayı Boyu:
Kayı Boyu Oğuzların Türkmen 24 boyundan biridir. Gün Han Oğulları koluna bağlıdır, Kayı Boyu, Kayılar Oğuzların Bozok kolu olarak, Osmanlıların bağlı oldukları bir boydandır. Kayı boyunun damgası iki ok ve bir yaydır Oğuz Han oğlu Gün Han oğlu Kayı boyunun atasıdır ve Oğuz boyların ilk sırasında gelmektedir. Kayılar, Selçuklularla Anadolu’ya gelmişlerdir, birçok bölgelere yerleşmişlerdir. Sultan İkinci Murat bu boydan sayılmaktadır ayrıca Kayı boyuna bağlı olan Türkmen Karakeçili göçebe oymağındandır. Bugün, Kayı boyu Eskişehir, Mihalıççık, Orhaneli, Isparta, Burdur, Fethiye, Muğla, Suriye, Çukurova, Gâvur, Sivas, Heleb, İzmir’e bağlı Kınık kasabası Ankara, Osmaniye Dağı Aydın ve Ödemiş yakınında ve birçok köylere yerleşmişlerdir.
39-Faraç evi oymağı:
Bu Türkmen oymağı Bayat boyundandır. Musul'un Yunus Peygamber köyünden Telafer'e yerleşmişlerdir. Ağası Rıza Faraç'tır
40-Behezliler/ Maksutlu oymağı:
Bu Türkmen oymağı Küçük olmasına rağmen güçlüdür. Hasanköy semtinde yaşamaktadır. Ağaları Nureddin Ali Maksut, kolları ise Musa Lappa. Şihan, Lappa, Kedineliler, Mıhan, Merdelli, Ankutlu, Şamar evidir.
41-Peygamberli oymağı:
Bu Türkmen oymağı Musul'un Yunus Peygamber köyünden Telafer'e yerleşmişlerdir. Ağaları Şahap Ahmet Peygamberlidir. Türkmen kimliğine bağlı olan güçlü bir oymaktır. 42-Harbolu oymağı: Bu oymak Türkmen olarak milli kimliğini savunmaktadır Ağaları Mahsun Hazma Harbo'dur. Kollarından Zılhah, Abdolu, Hiymitli, Himetlidir. 43-İzdolu oymağı: Irak Güneyde, kuzeyde yaşayan bir Türkmen oymağıdır Semere şehrinde, Rava'dan Telafer'e yerleşmiştir. Hasanköy bölgesinde yaşamaktadırlar. Ağaları Ömer İbrahim Izdolu'dur. 44-Kıpçaklar, Kumanlar oymağı: Avrupalıların kuzey Türkleri Kıpçakları, Bizanslılar, Kumanos, Macarlar, Kun, Ruslar, Polovets, Almanlar, Falben” adileriyle tanınırlar ayrıca onlara Kıpçak, Kıfşak, Hıfşak diye söylenir. Genellikle, beyaz tenli, Kıpçaklar, sarı saçlı ve mavi gözlüdür. Batı Göktürklerin bir kolu sayılmaktadır, Kıpçaklar Kimek, Yimek, Kanglı ve Oğuz Türk boyları ile bağlantıları bulunmaktadır Güneybatı Sibirya’da İrtiş ve Ural ırmakları yurtlarından, 11. yüzyılda uzaklaştırılmışlardır. Volga üzerinden batıya bölgelerinde göçmüşlerdir. Ayrıca Bulgar Türkleri Kıpçaklarla kaynaşarak, Kazan Türklerini meydana getirmişlerdir. Kıpçaklar bir devlet hâline gelerek Türkçe konuşmaya Türkçe yazmaya başlamışlardır. Kıpçak Türkleri Altınordu Hanlığı seki dönemlerde kurmuşlardır. Altınordu (1437–1552) bu bölgeleri ele geçirmiştir Kazan Kırım (1430–1783) hanlıklarını kurmuşlardır. Bu hanlıkların nüfusu, Kıpçak Türklerinden meydana gelmekteydi. Kapçaklar Macaristan ve Romanya gibi ülkelere yerleşmişlerdir ve 1250–1382 yıllarında, Mısır’da Kıpçak soylu Memlûk yönetimini kurmuşlardır.
45-Azan boyu:
Türkmen boyu Toroslardaki, Gündüz oğulları Hanedanları Harput, Diyarbakır, Mardin’de bulunmaktadır
46-Selbi, Sehvi oymağı:
Bu Türkmen oymağı Türkiye’nin Kahramanmaraş, Emirbey bölgesinden Telafer bölgesine uzun yıllardan yerleşmiştir. Bu oymak günümüzde boyları akrabaları, aileleri Kahramanmaraş şehrinde bulunmaktadır. Bu oymak Telafer Çolak oymağından bir parçadır. Bu Türkmen oymağı Selbi Telafer, Muhallebiye, Musul ve Bağdat, Türkiye’ye yerleşmiştir. Selbilerin ağaları, başkanları Adnan Hasan Selbi ve Muhammed, Hıdır Fennuş’tur. Oymağın tanınan boylarından Fennuşlu Evi, Alolu Evidir.
47-Hamolu oymağı:
Tanınan Türkmen oymağı Hamolu Karakoyunlu kökenli olarak, Bayat oymağından sayılmaktadırlar. Oymağın ağaları Assaf Yusuf Sait'dir. Bu oymak birkaç boya ayrılmaktadır bunlardan Saitli Evi, Mellehliler Evi, Kadoşlu Evi ve Matar Evidir. 48-Cebeller oymağı: Bu Türkmen oymağı Irak yönetimleri tarafından tüm baskı, işkencelere karşı duran bu oymak Irak rejimleri tarafından zorla Arap yazılarak 2003 Saddam rejimi düştükten sonra bu oymak dillerine, tarihlerine sahip çıkarak, bir Türkmen oymağı olarak kendilerini bugün Türkmen olarak göstererek milli kimliklerine sahip çıkmaktadırlar. Bu oymak bugün Hasanköy'de yaşayarak milli Türk kimliklerini koruyarak Türkmen oymağı olarak bağırmaktadırlar.. Ağaları, başkanları Muhammed Nur Tahan'dır. bu oymaktı Sincar bölgesinde Türkmen Atabeylerin bir oymağıdır, Bu oymak Türkiye’nin birçok yerinde yaşayarak Yörük Türkmenler diye tanınılarak ve dağlarda yaşamışlardır. Osmanlı döneminde bu Türkmen oymağı günümüzde Telafer şehrine. Cebeller oymağı bu boylardandır Tahanlılar, Aliemin Evi, Gafır Evi, Mıllalılar, Hazolular, Nazihliler, Hıssıklılar, Bambolular, Maroşlular, Adlililer ve Matto Evi’nden bir yana gelmektedirler.
49-Kasap/ Kasaplı oymağı: Bu Türkmen oymağı bütün Türk dünyası Türkiye’de Irak Türklerinde tanınan bir oymaktır En çok bu oymak Telafer Iyaziye Bucağında yaşamaktadır. Oymağın başkanı Hasan Yunus Ağa'dır. Bu oymak kendilerini, Hanekın Karaulus, Kerkük'teki Neftçi ailesi ile akraba olmaktadırlar. Bu oymak Milli davalarına kimliklerini korumaktadırlar. Kasaplı oymağının önde gelen oymaklarından kollarından Zülfîkar, Şeyh Süleyman, Çere, Aliyaşlılı Zamolu, Hebişli Kurutlu, Tufanlı, Adlili, Kurdeli, Sumo, Şih Evi, Said, Addo'durlardır. 50-Begeyli oymağı: Bu Türkmen oymağı: Hasanköy’de yerleşerek küçük bir oymaktır, kökeni Atabeg Türkmenleri sayılmaktadır. Sincar bölgesinden Telafer’e yerleşmişlerdir. Ağaları Ali Begeyli'dir. Abdulhalik Begeyli yönetmektedir.
51-Şuca evi oymağı:
Türkmen oymağı olarak Musul, Telafer'e Rava bölgesinden yerleşmiştir, Ayrıca bu oymak Türkiye’nin birçok yerlerinde bulunmaktadır. Ve Hasanköy'de görünmektedir. Bu oymağın Milli kimlikleri ve milli bilinçleri yolunda çalışarak yüksek bilgiye sahip olmaktadırlar. Oymağın. Liderlerimden Şeyh Hasan Şuca'dır
52-Ömer evi oymağı:
Küçük bir Türkmen oymağıdır. Hasan köy’de yaşamaktadır. Bu oymak birçok yerlerde görünmektedir.
53-Aboşlu oymağı:
Küçük bir Türkmen oymağıdır, Musul, Telafer Saray ile Hasanköy arasına yerleşmişlerdir, bu oymak 2005 yılından sonra Reşidiye ye yerleşmişlerdir. Bu oymak birçok bölgelerde bulunmaktadır.
54-Gergeri oymağı:
Çok büyük Türkmen oymağı olan bu oymak Musul Telafer'de yerleşmişlerdir. Ve Türkiye'de bu oymak bulunmaktadır. Ağalarından Şahap Ahmet ve Muaffak Abdullah Şarba. Bu oymakt Havdeyli, Sileyli, Nebeyli, Bırolu, Hissekli, Can kolu, Fadail Sili, Muhammed Camkol, Halikan Evi, Şarbalılar, Hüseyin Evi kollarından sayılmaktadır.
55-Karolu oymağı:
Bu Türkmen oymağı Musul, Telafer Kalesinde yaşamaktadır, Abdal evi adlı bir kolu vardır.
56Abolu oymağı:
Türkmen oymağı olan Abolu Bayat boyundandır. Günümüzde Telafer Hasanköye yerleşmiştir. Ağaları Sait Abo'dur.
57-Naccarlı oymağı:
Bu Türkmen oymağı Türkiye Kahramanmaraş, Emir bey’den Telafer'e yerleşmiştir. Günümüzde Telafer Saray semtinde yaşamaktadırlar. Ağaları Hacı Yakup Naccar'dır. 58-Kaplan oymağı: Türkmen oymağı Kaplan Telafer Saray semtinde Ve Karatepe köyünde yaşayan bir oymaktır. Ağalan Ali Kaplan'dır. Bu oymağın kolları Horreyli ve Haşalıdır.. 59-Allolu oymağı: Bu Türkmen oymağı Telafer Kalesinde yerleşik büyük bir oymak sayılmktadır Ağaları Hasan Allolu'dur. Telafer Savaşından sonra Telafer-Musul arasında Allolu Bir Türkmen köyü olarak yayılmıştır, Kasımlı diye bir kola ayrılmaktadır. 60-Şaban evi oymağı: Musul Telafer şehrinde tanınan bir Türkmen oymağı olan Şaban evi oymağı Güllor adlı koluna ayrılmıştır. 61-İstanbullu oymağı: Telafer Hasanköy semtinde yaşayan bir Türkmen oymağıdır eskiden İstanbul'dan Musul Telafer'e yerleşmiştir günümüzde bu oymak Mısır, Urdun, Suriye ve birçok bölgede bulunmaktadır. 62-Özbekler: (Şeybaniler) oymağı: 14. yüzyıllarında Orta Asya’da yönetim kuran, bugün Özbekistan Cumhuriyetinde yaşayan büyük Türk boylarındandır. Özbeklere Bu ad 1313–1340 yılları arasında tanınan Altın ordu yönetimlerinden Gıyâseddin Muhammed Özbek tarafından verişilmiştir. 1412–1468 yıllarında Müslüman-Türklere verilmiştir. Aral Gölünün ve Seyhun Irmağının kuzeyindeki Özbekler, bölgede yaşamışlardır 1428’de bir yönetim olarak belirlenmiştir. Özbekler Siriderya (Seyhun) Irmağı kıyısındaki Sığnak, Arkuk, Suzak, Akkurgan, Özkent şehirlerini ülkelerini ele geçirmişlerdir ve Sığnak’ı başşehir yapmışlardır. Canibek ve Karay’a bağlı olan Özbeklerden ayrılmışlardır Bugün Özbekler, 1991’de bağımsızlığını kazanarak Özbekistan Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar. 1984’te 17,5 milyon olan Özbekistan nüfusunun, 12 milyonu Özbeklerden meydana gelmektedir. Ayrıca, Tacikistan’da 1 milyon, Türkmenistan’da 240 bin, Kırgızistan’da 450 bin, Kazakistan’da 2 milyon 400 bin kadar Özbek yaşamaktadır. Böylece Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki toplam Özbek sayısı, 16 milyondur. Ayrıca Özbekler çoğunlukla Afganistan’da büyük şehri bulunmaktadır. Ve yoğun nüfusa sahiptiler. 63-Rızalı/ Vavılı oymağı: Bu Türkmen oymakları Kahramanmaraş, Emirbey’li bölgesinden Musul Telafer’e yerleşmişlerdir bu iki oymak birbirine akrabadırlar. Oymağın başkanı Muhsin Rıza'dır.. 64-Mecitli oymağı: Bu Türkmen oymağı Telafer Kamberdere semtinde yerleşmişlerdir. Şihatlı ve Balolu oymaklarından meydana gelerek kolları Irak Türklerinde, Türkiye’de bulunmaktadır. 65-Sincarli oymağı: Bu Türkmen oymağı Selçukluların Sincar bölgesine yerleştirdiği zamandan sonradan Türkmen bölgesi Telafer'e yerleşmişlerdir ve Sincanlı, Sincanli adını taşmaktadır Araplaşan Hatuni oymağıyla yakından akrabadırlar Hadra semtinde, Sincar bölgesinde yaşamaktadırlar. Başkanları Muhammed Yunus Halit'tir. Beziyliler, Halit Evi, Sulolu, Caferli, Abdal Evi, Henikli, Haneşli oymaklarından birleşen bir Türkmen oymağıdır. 66-Hussolular oymağı: Bu Türkmen oymağı Sincar bölgesinden Telafer'e Türkmen ilçesine yerleşmelerdir.Hussoluların soyları Atabeg Türkmenlerindendir ve Hasan köy'de yaşamaktadırlar, başkanları Ahmet Hazma’dır. 67-Mihraplılar oymağı: Tanınan bu Türkmen oymağı Bayat boyundan sayılarak Kamber dere semtinde yerleşmişlerdir,. Başkanları Ali Mihrap'tır. Valoşlu ve Seferli oymaklarından birleşerek bir araya akraba olarak gelmektedirler. 68-Âşıklar oymağı: Küçük bir Türkmen oymağıdır. Kamberdere semtine yırlaşarak. Türkiye’nin Azerbaycan birçok yerlerinde bulunmaktadırlar. Parvan evi adında bir kolu olarak Alevi-Bektaşi oymağından sayılmaktadır. 69-Sincolu oymağı: Kamberdere semtinde yaşayan bir Türkmen oymağıdır, Türkmen Atabeg kökenli sayılan bir oymaktır. Sincar'dan Telafer'e yerleşmişlerdir. Başkanları Ahmet Sinco'dur. 70-Davutlu oymağı: Bu Türkmen oymağı Musul Telafer'in en eski boylardan olarak Tatar Türkmenlerindendirler Telafer'e Abbasiler döneminde yerleşmişlerdir. Ayrıca i Kahar, Kabaklardan Kalhar'lardan bir koldurlar. Başkanları Avni Faris'tir. Tanınan boylarından Begat, Ahmuli, Mehdi, Paris ve Davutliye'dir. Bu oymak Kerkük, Musul, Erbil, Süleymaniye bölgelerinde ve Türkiye’de bulunmaktadır 71-Demirciler oymağı: Bu Türkmen oymağı tanınan Türkmen boylarındandır. Dakuk, Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Telafer ve Musul'a yerleşmişlerdir. Milli kimliğini gücünü koruyan bir oymaktır. Başkanları Abdulemir Mustafa Şerif’tir. 72-Karaca oymağı: Tanınan Türkmen Afşar boyundan sayılan bu oymak Panik semtine yerleşmişlerdir. Başkanları Hasan Karaca'dır. Günümüzde Türkiye, Musul Telafer’de yaşamaktadırlar. 73-Habişlüler oymağı: Türkmen oymağı olan Kasaplı oymağıyla akraba olarak bir koludur Antar Evi de Kasaplılardan ayrılan başkan bir koludur. Ailenin önde geleni Molla Haşini Antar, bu oymak öteki Türkmen oymakları gibi Türkmen kimliğinin savunan bir oymaktır.. 74-Muho oymağı: Küçük bir Türkmen oymağıdır Bayat Türklerinden sayılmaktadır. Bu oymak Muratlı oymağı ile akrabadır. Başkanları Muhsin Vahap Muho’dur. 75-Salur Boyu: Salurlar, Salurlular: Oğuzların Üçok koluna bağlı bir Türk boyudur. 13. yüzyılda İran’da Salgurlular Atabegliğini kurmuşlardır. Horasan ve Kirman’dan olan Türk boylarıyla, birlik yapmışlardır. Salurlar, Salur Türkmenler diye tanınmaktadırlar. Ve bir bölüm Salurlar Anadolu’da Mengücükler, Eretnalılar ve Türkiye Selçukluları'nın yanlarında olmuşlardır. Ayrıca Sivas ve Kayseri bölgesinde bir devlet kurmuşlardır, (1381) tarihinde Osmanlılar döneminde Salurlular, Sivas, Erzincan, Tokat, Amasya, Adana ve Trablusşam bölgesinde yaşamışlardır, sonradan öteki Türkmen boyları ile karışmışlardır. Bugün Anadolu’nun birçok yerlerinde Salur Türkmen boyu kolları bulunmaktadır. 76-Pir Nazarlı oymağı: Tanınan Türkmen Pir Nazarlı oymağı Diyarbakır'ın yakın bölgesi olan Piren'den alınmıştır ve Pirendar olarak bu oymak Türkiye’de yerleşmelerdir, bu oymağın anlamı boy ve millet başkanı demektir. Pir Nazarlar ve Birender olarak bu oymak geçmektedir. Bu oymak 1637 tarihinde dördüncü Sultan Murat'ın Ordusuyla birlikte Irak'a yerleşmişlerdir, Pir Nazarlı oymağının Bayraktarlı Oymağı'nın 300 yılı aşkın bir süreden Telafer İlçesine yerleşmişlerdir. Eski oymaklardan olarak bugün Telafer, Musul ve Türkiye’nin önemli oymağı sayılmaktadır. Oymağın başkanı Avni Galip’dir. Bu oymağın 1678 yılında Safavi Devleti'ni sona erdirmek amacıyla Irak'a giren Sultan Dördüncü Murat'ın beraberinde gelen Türkmen oymaklarındandır. Bu Türkmen oymağı birçok önemli kollara ayrılmıştır: günümüzde bu oymak Irak'ın Zikar Vilayeti, Orta Fırat bölgeleri, Basra Vilayetine bağlı Kurna şehri ve Telafer bölgelerinde yoğunluklu olarak yaşamaktadırlar. Ayrıca Beni Malik oymağı bunlardan bir parçadır ve Türkmen’dir. Bu oymağın kolları ise 1-Efendi Evi 2-Seferli Evi 3-Nazarlı Evi 4-Vavılar Evi 5-Haydar Evi 6-Gaffolular, 7-Cemmolular 8-Gündüzoğullarından 9-Kahraman oğullarından 10-Göçer Evi kollarından oluşmaktadır. 77-Bekkerli oymağı: Tanınan bu Türkmen oymağı günümüzde Hasanköy bölgesinde kimliğini, dilinin savunan Bayat oymağından olan büyük nüfusa sahip olan oymaktır Irak Bağdat yönetimi bu Türkmen oymağını 1950, 1960 yıllarında Dicle kıyısında Gürsor adlı köyünden zorla göç ettirerek ve köyü Arap oymaklarına vererek baskılar yapmışlardır. Kendi köylerine dönmek isteyen Bekkerli oymağı canlarını, kanlarını vererek kendilerini korumaya başlamışlardır, oymağın tanınan önde gelenlerinden aşırı Türkmen’i sevenlerden oymağın ağa başkanı Hasan Muhammed Kuli’dir. bu oymağın kollarından Halolu evi ve Kuli evidir. Oymak büyük olduğundan dolayı birçok kollara ayrılmışlardır ve dünyanın, Türkiye’nin, Irak’ın birçok şehirlerinde bulun 78-Çirik oymağı: Telafer Nida semtinde yerleşen bu Türkmen oymağı başkanları Hüseyin Halaf Ganno'dur. Bu oymak Bozili, Gannolu, Mirzalı, Çaratlılar Keşürlüler Cıulular, Hurşitliler evlerinden Kollarından bir araya gelmektedirler Irak, İran Türklerinde Türkiye’de bu oymak yaşamaktadırlar. 79-Acem evi oymağı: Musul Telafer şehrinde Talia semtinde yaşayan Türkmen büyük oymaklarından sayılmaktadır, oymağın başkanı Cevat Mahmut Arslan'dır. Haşim Gaip Bayram oymağın önde gelen şahsiyatlarındandır. Oymak Aslan evi, Bilal evi Bayramlılar, Bektaş Evi, Şerfeli, Caddo Evindendir. Bu oymak İran, Kerkük şehrine bağlı Altunköprü ilçesinde ve Musul Telafer’de yaşamaktadırlar 80-Moraç oymağı: Musul Telafer El Cezire ve Harda semtlerinde yerleşen Türkmen Moraç, Moraçlılar Kahramanmaraş'tan gelmişlerdir, bu oymak Bayat boyundandır, başkanları Mustafa Koca'dır. Bu oymak 1-Zeyneliler 2-Sılolular 3-Ubidliler, 4-Allahverdililer5- Hallolular 6-Samüliler 7-Cibrailliler 8-İsalılar 9-Kocalılar 10-Keşolılar 11-Hammlılar, Hanular 12-Haydarlılılar oymaklarından meydana gelmektedir. Sılolular ve Kocalılar, Bekker oymağı ile akraba olurlar. 81-Hoş haber oymağı: Çok büyük Türkmen Afşar oymağıdır, günümüzde El Cezire ve Harda semtlerinde yaşıyorlar, Selbi oymağı ile yakın akraba sayılırlar, Kahramanmaraş, Emir bey ve Türkiye’nin birçok yerinden Telafer'e göç etmişlerdir. Telafer Türkmen şahsiyatlarından önde gelenlerinden din adamı Taki Mevla, Hoşbahar oymağı Karalılar evindendir. başkanları Muhammed Kamber Şeyh'dır. Hoşhabar kolları ise 1-Karalılar 2-Aceneliler 3-Şehribanlılar 4-Şeh Evi 5-Cumalı 6-Mirzalılar 7-Tedbirliler’dir. Olmuşturlar, ve 1928 tarihinde, Arap harflerini kaldırarak yerine bugün kullanmakta olduğumuz Türk harflerinin uygun görerek, Türk milleti kendi diliyle öğrenim yapmaya çok sevinmiştir. Millet içinde sevinç yaratmıştır, Böylece Türk milleti Farsça, Arapça sözlerden uzaklaşarak, yerine Türkçe yerleştirilmiştir, Türk milleti yeni harfleri öğrenerek çok insanlar okur, yazar olarak her yerde yoğun olarak dilini savunacaktır. 82-Muratlı oymağı: Musul, Telafer, Kerkük Tazehurmatu, Tuzhurmatu, Çorum ve Türkiye’nin birçok yerlerinde yaşayan büyük Türkmen oymağıdır, Yüzyıllar önce Irak'a yerleşen Bayat boylarından olan Abbasiler döneminde Telafer'e yerleşmişlerdir. Eskiden Keheler veya Kâhyalar olarak tanınmaktaydı sonradan, ailenin büyük dedesi Murat'a bağlı olmasıyla Muratlılar olarak görünmüştür. Albu Ahmet Kâhya, Albu Hamad Kâhya ve Albu Mustafa Kâhya Evleri olarak bilinmektedir oymağın Bayat ve Türk kimliğine Bağlı olan duygulu bir Türkmen oymağıdır. Muratlı oymağından Alevi-Bektaşi kimliğini sürdüren aileler bulunmaktadır. Telafer'in önde gelen saz sanatçısı Bektaşi Mehdi Bakır bu oymaktandır, Muratlı eskiden adı Su mahallesi olan, fakat Saddam’ın Araplaştırma politikası çerçevesinde El Cezire, Harda, Talia mahallelerine böldüğü bölgede yerleşmişlerdir, başkanları Salim Kasım Hıdır'dır. Muratlı oymağına bağlı kollar ise 1-İdris Evi 2-Şemisliler (Bektaşi’dir) 3-Şammar Evi 4-Bakkalılar 5-Beyler 6-Halaf Evi 7-Deveciler 8-Abid Evi 9-Ağuyanlar 10-Somlar 11-Varrazlılar 12-Bayramlılar 13-Zıolular 14-Daknozlular 15-Ali Gaileliler 16-Abutlular 17-Mizdavarçılar18- Şihanliler 19-Balolu, 20üMecitli'dir. 83-Tatar, Tatarlar oymağı: Bir Türkmen oymağı olarak, Irak’ın birçok yerlerinde özellikle Telafer, Kerkük köylerinde, Tuzhurmatu bölgesi Bağdat, Musul yöresinde bulunmaktadırlar, Türkistan’ın doğusundan, Cengiz han İmparatorluğu döneminde Kırım ve Anadolu’ya Türk milleti olarak yayılmışlardır. Tatarlar çoğunluk Moğol Türkleridir. Tatar sözlüğü ilk olarak, Orhun yazılarında görünmektedir. Aynı zamanda Kültigin ve Bilge Kağan, Uygur, Göktürk yazılarında Otuz-Tatarlar diye geçmektedir. Ayrıca Tatarlar, Altınordu Devleti'ni kurmuşlardır. Anadolu’da yaşayan Tatarlar, elli iki oymağa ayrılmışlardı. Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da zengin varlı bir oymaktırlar Tatarlar Türk olarak, günümüzde Rusya’nın ve dünyanın birçok yerlerine yerleşmişlerdir, Eskişehir, Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Astırhan, Batı Sibirya, Ukrayna, Kafkasya, Türkistan ve Kırım’da toplu olarak yaşamaktadırlar. Ayrıca Finlandiya, Mançurya, Kore, Japonya, ABD, Birleşik Almanya, Urdun, Filistin, Suriye ve Türkiye’de Tatarlar bulunmaktadır. 94-Varsak Boyu: Türkmen (Varsaklar) Boyu Oğuzların Üçok koluna bağlıdırlar. Ulaş, Elvanlı ve Kusun gibi obalarda yaşamaktadırlar. On üçüncü asırda, Anadolu’da ise Tarsus-Mersin bölgesine yerleşmişlerdir. 85-Kurt evi oymağı: Türkmen kimliğine bağlı olan yiğit, kahraman bir oymak olan Kurd, Kurt diye tanınmaktadır. oymak günümüzde birçok yerde ve Telafer şehrinde yaşamaktadırlar. Oymağın Ağası Yunus Kurddir, Kurttur. 86-Kene oymağı: Bu Türkmen oymağı Bayat oymağındandır, Azerbaycan kökenli olarak. Sultan Dördüncü Murat'ın ordusuyla birlikte Telafer'e yerleşmişlerdir. Saray ve Hasanköy Keneli Sokağında bulunmaktadırlar. Milli Türkmen kimliklerine bağlı olarak bilgili duygulu bir oymaktır. Bu oymak uzun yıllardan milli mücadeleye katılarak Irak yönetimleri tarafından her türlü baskılara, işkencelere karşı durarak Mustafa Abbas Telaferli adında 1980'de Saddam Hüseyin rejimi tarafından Türk Milliyetçiliği suçlaması ile idam edilmiştir. Tanınan birçok yazar, şairleri bulunmaktadır, Fazıl Kene gibi başkanları ise Abdulgaffur Abdullah’tır. 87-Hayyo, Hayyav oymağı: Bu Türkmen oymağı Kahramanmaraş’tan Musul Telafer’e yerleşen bir Türk kökenlidir. Emirbey yöre, yakınından dağlarından Telafer'e yerleşmişlerdir. Bu oymak. Beyaz tenli, yeşil gözlü, kızıl ve sarı saçlı olmaktadır, Telafer'in en güzel kahraman oymağıdır. Bu Türkmen oymağı Türkmen kimliğini savunan güçlüdürler. Çolaklı oymağına bağlıdırlar. Ayrıca bu oymak Kerkük Altunköprü bölgesinde bulunmaktadırlar. Başkanları Tevfik Muhammed Salih'tir. 88-Şiholu oymağı: Bu Türkmen oymağı Musul Telafer Saray semtinde yaşamaktadırlar. Ayrıca Muhallebiye bölgesinde yaşayarak Türk kökenlidir. Bu oymak Karakoyunlu Türkmenlerinden sayılmaktadır. Şiholu oymağı Bu Türkmen oymağı Saray semtinde olduğu gibi Hasan köyünde Türkmen bölgesinde de yaşayan bir oymaktır Bu oymak Musul'un Yunus Peygamber köyünde Telafer' ilçesinde yaşamaktadırlar. Ağaları Hasan Muhammed Şıho'dur. 89-Sultanlı oymağı: Tanınan Türkmen oymağı olan Sultanlı oymağı Türkiye'den Irak Türkmen Telafer bölgelerine yerleşmişlerdir sayıları çok olarak Hasanköy semtinde yaşamaktadırlar. Ağaları Sabah Abdullah Sultan’dır. Bu oymak Musul, Bağdat, Türkiye’nin, İran bir bölüm Arap devletinde yaşamaktadırlar. 90-Çepişli oymağı: Bu büyük Türkmen oymağı Hasan köyde yaşamaktadırlar, bu oymak Bayat boyundandır. Bu gün Avaynet köyünde yaşayan oymak Telafer'e 1960 tarihinde Araplaşma politikası nedeniyle köylerinden Telafer’e yerleşmişlerdir. Ağaları Hasan Eyyup Çepiş'tir. Çepiş, Türkçe Teke anlamına gelmektedir. Kolları 1-Beçere (Biçare 2-Çavuşlu'dur. bu oymak Irak’ın güneyi İmara, Nasırıya, Musul’da bulunmaktadır. 91-Yakutlar(Yakutistan) oymağı: Tanınan Türkmen boyundan olarak, Sibirya’nın kuzeydoğusunda yaşamaktadırlar, Yakutlar, 10. yüzyıldan sonra, Moğol döneminde yurtlarını bırakarak, Selenga Irmağının kıyıları Angara ve Lena ırmaklarının yukarı bölgesine yerleşmişlerdir. Yakutların büyük çoğunluğu Şamanî inançlarını sürdürmektedirler. Günümüzde Yakutistan, Rusya’da bir ülke durumuna gelmiştir. Yakutistan Türkleri (1922). Muhtar Cumhuriyetini kurmuşlardır, 1970 sayımına göre Yakutların nüfusu, 602.000 idi. 1992’de, 944.000’e yükselmiştir. 92-Zalolu oymağ: Musul Telafer şehrinde tanınan bir Türkmen oymağıdır Karakoyunlu kökenlidir Anadolu’dan Telafer bölgesine yerleşmişlerdir. Başkanları Musa Zalo’dur. 93-Horuçlu oymağı: Telafer Saray semtinde yaşayan Türkmen oymağıdır başkanları Muhammed Salih Horoç'tur. Bu oymak birçok Türkmen bölgesinde bulunmaktadır. 94-Ayvalılar oymağı: Musul Telafer Saray semtinde yaşayan bir Türkmen oymağıdır Türkiye’nin birçok bölgelerinde yaşamaktadırlar. 95-Kara Muhammed evi oymağı: Tanınan Türkmen oymağından olan ve Avşar Karakoyunlu oymağından bir koldur, Azerbaycan kökenli olarak Musul Telafer şehrine yerleşmişlerdir. Başkanları Selim Mayo'dur. Kolları ise 1-Allah verdiler 2-Gafırliler 3-Mayolu 4-Galolu 5-Çavuşlu 6-On başlı 7-Osman evi kolları bu oymaktan bir parçadır bir kol sayılmaktadırlar. 96-Mollalar oymağı: Musul’a bağlı Telafer ilçesinin Kale semtlerinde yaşayan bir Türkmen oymağıdır. Milli kimliğine, diline bağlı bir oymaktır. Saddam rejimi döneminde Turancı, Türkçü oymağı olarak tanınmaktaydılar ve çok insanları idam olmuşlardır başkanları, Ahmet Cuma'dır birçok yerde bu oymak bulunmaktadır. 97-Ayvazlılar oymağı: Uzun yıllardan beri Türkiye'den gelerek bir Türkmen oymağı olarak Telafer. Kalesine yerleşiktirler. Başkanları Mustafa Ayvaz'dır. 98-Kasımlı oymağı: Uzun yıllardan beri Türkiye'den gelen Musul, Telafer’e yerleşen bir Türkmen oymağıdır oymağın başkanı Sadrettin Kasımlıdır bu oymak Nakşibendi oymağından bir koldur. 99-Yagup (Yakup) oymağı: Bu Türkmen oymağı 1-Mustafa Evi 2-Bekir Evi 3-Hamoşlular 4-Tahalılar adlı dört oymaktan birleşmektedir bu büyük oymak günümüzde Muhallebiye ilçesine yerleşmişlerdir. Başkanları Muhammed Hüseyin agup'tur. Bu oymak Milli düşüncelerine bağlı olarak Türkiye’nin Kahramanmaraş/ Emirbey'den Mudul Telafer'e yerleşmişlerdir. 100-Seyyid evi:(Vahap evi) oymağı: Bu Türkmen oymağı İran Azerbaycan’ından 1870'de Telafer' şehrine yerleşmiştir. Vahap evi diye tanınmaktadır. Seyyid evi adını 1937'de almışlardır, Bu oymak Türkmen olarak Araplar ile hiçbir ilişkisi yoktur, oymağın büyük bir bölümü Telafer Kale semtinde yaşamaktadırlar. Seyyidevi oymağı Telafer'de politika alanında Türkmen olarak büyük mücadeleler vermişlerdir oymağın başkanı Abdullah Vahap'tır.. oymağı oluşturan kolların ise 1-Faris Evi 2-Vehap Evi 3-Faraç Evi 4-Faraç Dingo Evi 5-Seyit han Evi 6-Seyit Hasan Evi 7-Mahmut evi 8-Murtız (Murtaza) Evi 9-Seyit Hüseyin Evidir. Bu oymaüın önde gelen büyük şairlerinden Seyit Mahmut( Felek oğludur) 101-Çolak oymağı: Tanınan Türkmen oymağı Aşur evi olarak eskiden söylenirdi, bu oymak Musul Telafer’in büyük oymaklarından sayılmaktadır. Çolak oymağı 1-Kaplanlı oymağı 2-Hayyolu oymağı ile akrabadırlar. oymak Emirbeyli Türkmenlerinden olarak Kahramanmaraş kökenlidir. Bu oymak birçok yerlerde yaşamaktadırlar. Oymağın başkanı Veli Ali Çolak ve Faysal Mahmut Çolak'tır. Ayrıca yaşadıkları yerler Serhan Hüseyin ve Ebu Ali Köyü’dür. Tanınan şairlerinden Rıza Çolaktır. 102-Reyhanlı oymağı: Büyük Türkmen oymağından sayılan Reyhanlı 1-Mursallı 2-Bahadırlı 3-Sarıcalı 4-Kodallı, 5-Corslu 6-Çoşlu 7-Torunlu 8-Kara Ahmetli 9-Löklü 10-Yirdinli 11-Tevekkelli olarak, on üç koldan büyük bir oymaktır. Ve her kolu kendi kendine bağımsız sayılırdı. Oymağın başkanlarına Mursallılar söylenirdi. Bu oymak öteki Türkmen oymağı olan 1-Mursaloğulları, amcazadeleri 2- Çirkinoğulları 3-Büveyhoğulları 3- Bahadırlılar 4-Altunlular 5-Okçu 6-Sarıcalı 7-İzzettinli 8-Şeyhanlı 9-Karasüleymanlılar 10-Kara Ahmetliler 11-Sarıcalılar 12-Coşlu 13-kodallı 14-Toklucalılar birbirlerine her türlü yardım ederek birleşmekteydiler Her zaman toplantıları birleşmeleri büyük Derviş ağanın çadırında toplantılar, yığınak yapılırdı. Derviş Paşa’nın başkanlığındaki bu toplantıya 1-Halep valisi 2-Reyhanlı Kırıkhan 3-Toklucu 4-Pürdeloğulları 5-Torunlu 6-Hırfanoğulları7- Kılıçoğulları 8-Kızılkayalar 9-Köseoğulları 10-Zortuklar 11-Vurallar 12-Falaylar 13-Kıvraklar 14-İldaylar toplanırdı katılırdı . Bu oymak 1-Akpınar 2-Halep 3-İskenderun 4-Yeniköy 5-Akkuyu 6-Baldıran 7-Kaletepe 8-(keferkale) 9-Samanlı, 10-Murat Paşa 11-Kızılkaya yerlerine yerleşmişlerdir. Türkmen oymakları Türkmen alevi köylerinde birbiriyle akraba olarak, Türk soyundandırlar, geçim yaşam, bir bölüm baskı nedeniyle birbirlerinden uzaklaşmışlardır. Bu Türkmen oymakların çoğunluğu İran, Irak Horasandan Sivas, Adana, Mersin, Diyarbakır, Van, Merdin, Tunceli, Şanlıurfa, Gaziantep, Çorum Kahramanmaraş, Heleb, Suriye, Mısır, Filistin, Colan, Urdun, Tokat, Amasya Eskişehir, Konya, Ankara, Bala, Karaoğlan Haymana ve Birçok topraklara yerleşmişlerdir. 103-Halay Bek/ Alay Bek oymağı: Tanınan Türkmen oymaklarından olarak Telafer ilçesinde yoğun olarak yaşamaktadırlar büyük ağırlığı bulunmaktadır, bu oymak Afşar Türkmen oymağındandır, bu oymak Osmanlı döneminde bölgede Alay Beğı olan bir Osmanlı subayından Meydana gelmektedir. Ve oymağın başkan 1998'e kadar Muhammet Sait Biçer'dir. Halaybek oymağı Telafer kentinde güçlü yiğit bir oymaktır. Halaybek oymağının kolları ise 1-Üzeyir Evi 2-Bişer Evi 3- (Ali Bişer) 4-Hanaş Evi 5-(Ferhan Salim 6-Mustafa) Sultan Evi 7-(Muhammet Reşit Sultan) 8-Asatlılar 9-Recep Evi 10-Halıtlılar 11-Aşürlüler 12-Halaf evi 13-Sülemen Evi 14-Hac Mahmut Evi 15-Temmirliler 16-Musullular 17-Kemmeş Evi 19-(Muhammet Şerif Nuri) 20-Hişmalılar 21-Abdülkadir Evi 22-(Talal Ali Hasan) 23- Azer Evi (Kemal Haşim Azer) 24-Hişmanlı 25-Fettahlı 26-Hıddili Boyları, evleri bu oymak günümüzde Musul, Telafer, Türkiye, Suriye, Azerbaycan, İran’da bulunmaktadır. 104-Ferhatlar/ Ferhatlilar oymağı: Tanınmış büyük Türkmen oymaklarından Ferhatlilar, Ferhatlar günümüzde Telafer'de yaşamaktadırlar, adları Osmanlı döneminin ilk kuruluşundan görünmektedir, dördüncü Sultan Murat'ın Irak'ı fethinde Türkmen bölgesine çok sayıda oymaklar, boylar, kollar, aileler ve akrabalarıyla birlikte Irak’ın Telafer şehrine ve birçok Türkmen toprak yerlerine yerleşmişlerdir bu ad ataları olan Ferhat'tan almışlardır. Ferhatlı oymağı Türkmen milletine bağlı olarak milli kimliklerine ve milli bilinci toprak yerlerine kan can vermişlerdir, oymağın başkanı Felah Muhammed Yunus Ferhat’tır. Oymağın kolları ise 1-Yetimliler 2-Şafolu 3-Purkulu 4-Hıddolu 5-Çoban Evi 6-Vahep Evi 7-Galolu 8-Bahçelilerdir Bu oymak Telafer, Türkiye’de bulunmaktadır. 105-Kaplan/ Kaplanlı oymağı: Büyük Türkmen oymağından olan ve Telafer Hasanköy sitesinde yerleşerek Türkiye ve dünyanın birçok yerlerine yerleşmişlerdir, Bu oymağın yüce tarihi çok eskilere dayanarak, günümüzde başken Bağdat'ta adlarına bir çarşı ve cami bulunmaktadır. Ayrıca Kaplanlar Osmanlı döneminde bir paşayı görev başına getirmişlerdir. Bu oymak Sultan Fatih Mehmet'e bağlı bir oymaktır. Sultan Muhtemel Fatih’in komutanlarından bu oymağın kurucularındandır. Kaplanlı oymağının başkanı ise Muhammed Yunus Resul Kaplan'dır. Milli Türkmen kimliğine sahip çıkan bu oymak çok güçlüdür nüfus bakımından büyük oymak olarak Bağdat, Musul, Telafer, Türkiye, İran, Mısır, Suriye ve birçok yerlerde bu oymak yaşamaktadır. 106-Kuleyli oymağı: Milli Türkmen kimliğine bağlı bir Türk oymağıdır. Başkan Dr. Yusuf Kuley'dir. Musul Telafer şehrinde yaşamaktadır. 107-Hacılar oymağı: Büyük bir Türkmen oymağıdır Telafer Saray, Hasan köy, Hadra ve Mütenna semtlerine yerleşmişlerdir. Azerbaycan'dan Halep'e, Halep'ten Sincar'a 1890'lerde Telafer'e şeheine yerleşmişlerdir. Başkanları Abbas Hacılar’dır. Günümüzde birçok yerlerde ve Türkiye’nin Kırıkkale Hacılar ilçesinde yaşamaktadırlar. 108-Huvertli oymağı: Türkmen oymaklarından olan Huvertli Saray semtinde yaşamaktadır eskiden bu oymak. Huvertliler Balkanlardan Telafer'e gelmişlerdir. Bu Türkmen oymağı Türkmen Arnavut kökenlidir. Bu oymak milli Türkmen kimliğine bağlı olarak çok güçlüdürler. bu oymağın başkanı Mahmut Huvert ve Abdulkadir İbrahim Huvertlıdır . 109-hotamış homata-Ödemiş Salur oymağı:Salgurlu, Salguzcu da denilir. İran ve Irak bölgelerinde hükümet kuran Salgurîler Türkmenlerdir. Selçuklular Batı İran'a geldikleri zamanlardır(1010), Kirmanşah Dakuk (Otamış, Tohtamış, Hotamış.HORASAN HOTAMIŞ,HOTA,HOMATA OYMAGI ,B.SELÇUKLULAR ZAMANINDA orta urallardaki bozoklardan bir kol ŞİMDİ İRAN SINIRLARI İÇİNDE KALAN HORASAN A göç etmiş vebüyük. selçukluların dağılması ile Horasan dan anadoluya urfa ceylanpınarı na,ve oradan Konya-ereğli ve hotamış köyüneve hasanoba köyüne ve bir kolu daHOMATA LAR OYMAĞINDAN ,HOMATA SALİH ve 3 kardeşi karadağın batısına Bugün kaşoba denen mevkiye yerleşmişlerdir.(y.m.1025)ilk yerleşim:anadolu selçukluları zamanıdır. Tek başına göç etme zorluğu ve koruması olmayan bazı kürt guruplar türkmen aşiretlerinin çobanlığı ve hizmetinde bulunarak onlarla birlikte karamanın kaşoba köyüne yerleşmişlerdİR) Bu Türkmen oymağı Himmetli oymağıyla birbirine akrabadırlar. Günümüzde Musul Telafer kalasında yaşıyorlar büyük bir oymaktır. Muratlı ve Ferhatlı oymakları ile çok kız alıp vererek evlenerek akraba olmuşlardır.111-Çelebi, Çelebiler oymağı:Büyük Türkmen oymağı olarak genellikle Irak’ın birçok yerinde bulunan bu oymak özellikle Telafer şehrinde ikindi oymak sayılmaktadır. 110.Çelebiler oymağının başkanı Hacı Yusuf İbrahim ve Cuma Nasır'dır sayılmaktadır.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Ka%C5%9Foba,_Karaman

No comments:

Post a Comment

Bir Makale

The International New Issues In SOcial Sciences Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme Remziye Gül Yurt Sağlık Bakanlığı rgulyurt@gmail.com Orcid : 0000-0003-3076-3423 Year : 2025 Number : 13 Volume : 2 pp : 279-306 Makalenin Geliş Tarihi Kabul Tarihi Makalenin Türü Doi : 08/12/2025 : 24/12/2025 : Araştırma makalesi : https://zenodo.org/records/18044127 İntihal/Plagiarism: Bu makale, en az iki hakem tarafından incelenmiş, telif devir belgesi ve intihal içermediğine ilişkin rapor ve gerekliyse Etik Kurulu Raporu sisteme yüklenmiştir. / This article was reviewed by at least two referees, a copyright transfer document and a report indicating that it does not contain plagiarism and, if necessary, the Ethics Committee Report were uploaded to the system. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme Remziye Gül YURT Öz Son yıllarda boşanma oranlarındaki artış, evlilik oranlarındaki belirgin düşüş aile yapısına yönelik kaygıların oluşmasına yol açmaktadır. Bu kaygılar, özellikle aile içi bağların çözülmesi, aile yapısının erozyona uğraması ekseninde yoğunlaşmaktadır. Aile yapısındaki dönüşümlerin dijital çağın dinamikleriyle ilişkili olduğuna dair yaklaşımlar yaygınlaşırken, dijital teknolojilerin yaşamın tüm alanlarına nüfuz etme hızı da dikkat çekici biçimde artmaktadır. Bu makale, dijital çağın aile içi ilişkilere etkisini analiz etmek amacıyla kaleme alınmıştır. Bu doğrultuda dijital çağda aile, dijital bağımlılık ve dijital yalnızlık gibi kavramlara ilişkin literatür nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Literatürdeki bulgular, aile yapısındaki çözülmenin ve aile içi ilişkilerdeki zayıflamanın tarihsel olarak sanayileşme süreciyle hız kazandığını; ancak dijital çağda yaygınlaşan dijital iletişim araçlarıyla bu dönüşümün çok daha ivmeli bir hâl aldığını göstermektedir. Bu çerçevede çalışma, ailenin temel işlevlerini, aile içi ilişkilerin bütünlüğünü dijital çağın baş döndürücü yenilikleri karşısında koruyabilmek için “dijital muhafazakârlık” kavramını önererek bu kavramın aile kurumu açısından sunduğu imkânları değerlendirmektedir. Anahtar kelimeler: Dijital çağ, dijital bağımlılık, dijital yalnızlık, dijital muhafazakârlık, dijital çağda aile ilişkileri. Risks of Family Relationship Disintegration and Preservation Strategies in the Digital Age: An Assessment within the Context of Digital Conservatism Abstract The increase in divorce rates and the significant decrease in marriage rates in recent years have led to concerns about the family structure. These concerns are particularly focused on the disintegration of intra-family ties and the erosion of the family structure. While approaches suggesting that transformations in the family structure are related to the dynamics of the digital age are becoming widespread, the speed at which digital technologies permeate all areas of life is also increasing remarkably. This article was written to analyze the impact of the digital age on intra-family relationships. In this context, the literature on concepts such as family in the digital age, digital addiction, and digital loneliness has been examined using a qualitative research method. The findings in the literature show that the disintegration of the The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 280 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. family structure and the weakening of intra-family relationships historically accelerated with the industrialization process; however, this transformation has become much more rapid with the widespread use of digital communication tools in the digital age. In this framework, the study proposes the concept of "digital conservatism" to protect the basic functions of the family and the integrity of intra family relationships in the face of the dizzying innovations of the digital age, and evaluates the opportunities that this concept offers for the family institution. Keywords: Digital age, digital addiction, digital loneliness, digital conservatism, family relationships in the digital age. 1. Giriş Dijital çağ, insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı, sınırsız ve görünmez bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu dönüşüm yalnızca kamusal alanların değil, toplumun en kadim ve mahrem kurumu olan ailenin de doğrudan etkilendiği bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bu çağda gerçekleşen iletişim yöntemi bireyler arasındaki etkileşim biçimlerini yeniden şekillendirmektedir. Dijital araçlarla gerçekleşen iletişimde bir yandan mekânsal sınırlar ortadan kalkarken, aynı zamanda bireyler arasında yeni mesafeler ortaya çıkmaktadır. Yüz yüze ilişkilerin yerini ekran aracılığıyla gerçekleşen yeni bir gündelik hayat ve yaşam şekli almaktadır. Dijital araçlarla şekillenen yeni iletişim yöntemleri hiç kuşkusuz aile içi bireylerin iletişimlerini derinden etkilemektedir. Aile, bir yandan dijital imkânların sağladığı olanaklardan faydalanırken diğer yandan yalnızlık, iletişimsizlik ve değer aşınması gibi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla 21. yüzyıl, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerinin çok boyutlu biçimde tartışılmasını zorunlu kılan kritik bir dönem olarak öne çıkmaktadır. İletişim biçimlerinden kamu hizmetlerine, kültürel aktarım pratiklerinden siyasal söylemlere kadar geniş bir etki alanına sahip olan dijital teknolojiler, yalnızca teknik bir ilerleme değil, aynı zamanda değerler, normlar ve toplumsal yapılar üzerinde derin dönüşümler yaratan sosyolojik bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital platformlar ideolojilerin, kimliklerin ve değer sistemlerinin üretildiği, dolaşıma sokulduğu ve yeniden müzakere edildiği başlıca alanlardan biri hâline gelmiştir. Dijitalleşmenin liberal, popülist veya küreselci söylemlerle ilişkisi yoğun biçimde tartışılırken, muhafazakâr değerlerin dijital çağda nasıl konumlandığı meselesi görece sınırlı bir alan olarak kalmıştır. Bu dönüşüm süreci, özellikle muhafazakâr The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 281 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. düşünce açısından dijital çağda değerlerin nasıl korunacağı, yeniden üretileceği ve aktarılacağı sorularını gündeme getirmektedir. Dijitalleşmenin hayatın her alanına hızla nüfuz etmesi bu teknolojilere yönelik eleştirel yaklaşımların giderek artmasına yol açmaktadır. Dijitalleşmeye yönelik eleştirilerin kümelendiği konular ahlaki aşınma, kültürel çözülme ve toplumsal yabancılaşma ile ilişkilendirmektedir. Bu teknolojilerden korunmanın çözümünü dijital alanın dışında kalmak olarak kurgulamak ve dijital mecraların sunduğu imkânları göz ardı etmek faydalı bir yaklaşım değildir. Her yenilik gibi dijital teknolojiler de hem fayda hem de riskleri eş zamanlı olarak barındırmaktadır. Bu bağlamda, dijital teknolojilerin olumsuz yönlerine odaklanmak, bu teknolojilerin sunduğu çok yönlü imkânları göz ardı etmek anlamına gelecektir. Oysa dijital platformlar, bilinçli ve stratejik biçimde kullanıldığında, kültürel ve ahlaki değerlerin görünür kılınması, aktarılması ve sürekliliğinin sağlanması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bakış açısından hareketle makale “dijital muhafazakârlık” kavramını tartışmaya açarak bireylerin dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma refleksi yerine, dijital alanı değer temelli bir üretim ve mücadele sahası olarak ele alan bir yaklaşımın önemini savunmaktadır. Uluslararası literatürde dijital muhafazakârlık kavramının özellikle Rusya bağlamında tartışmaya açıldığı görülmektedir. Eurasia 2.0: Russian Geopolitics in the Age of New Media adlı çalışmada dijital muhafazakârlık vatanseverlik, ulusal kimlik ve tarihsel hafızanın yeni medya aracılığıyla yeniden çerçevelenmesi bağlamında ele alınmakta; dijital platformlar, değerlerin aşındığı alanlar olmaktan ziyade ideolojik ve kültürel sürekliliğin sağlandığı stratejik mecralar olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Elena Kazachanskaya ve Alexey Mamychev tarafından kaleme alınan makale dijital dönüşüm çağında muhafazakâr hukuki düşüncenin, kamu sistemlerinin dijitalleşme süreçlerini etik, ahlaki ve sosyo-normatif düzenlemelerle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışmalar, dijital muhafazakârlığın dijital teknolojilere karşı bir mesafe koyma tutumundan ziyade, dijital alanı değerlerin korunması ve yeniden inşası için stratejik bir zemin olarak konumlandırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye bağlamında ise dijital muhafazakârlık kavramının henüz sistematik bir çerçeveye oturtulmadığı görülmektedir. Türkiye’de yazın alanında dijitalleşme ile ilgili ele alınan çalışmalar çoğu zaman kültürel yozlaşma, The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 282 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. ahlaki erozyon veya dijital bağımlılık ekseninde tartışılmakta; dijital alanın değerleri koruyucu ve yeniden üretici bir potansiyel taşıyabileceği yeterince ele alınmamaktadır. Dijital muhafazakârlık kavramının ulusal literatürde yer almaması, bu alandaki tartışmaların dağınık ve kavramsal bütünlükten yoksun kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, dijital çağda muhafazakâr değerlerin nasıl korunacağına ilişkin tartışmaların teorik derinlik kazanmasını zorlaştırmaktadır. Oysa dijitalleşmenin geri döndürülemez bir gerçeklik olduğu dikkate alındığında, değerleri korumanın yolu dijital alanın dışında kalmak değil, bu alanı değer temelli ilkeler doğrultusunda yeniden anlamlandırmaktan geçmektedir. Dolayısıyla kaleme alınan bu makale, Rusya literatüründe geliştirilen dijital muhafazakârlık tartışmalarından yola çıkarak, dijital çağda değerleri korumanın dijital platformlardan uzak durmakla değil, bu platformları bilinçli, etik ve normatif ilkeler çerçevesinde etkin biçimde kullanmakla mümkün olabileceğini savunmaktadır. Bu doğrultuda makalenin amacı, dijital muhafazakârlık kavramını kuramsal olarak tartışmak ve Türkiye bağlamında dijitalleşme-değer ilişkisine yönelik kavramsal bir katkı sunmaktır. Bu yönüyle makale, dijital çağda değerlerin korunmasına ilişkin tartışmalara yeni bir perspektif kazandırmakta ve dijitalleşme karşısında muhafazakâr düşüncenin değerlerin muhafazası ekseninde önemli bir rol üstlenebileceğini savunmaktadır. 2. Çalışmanın Amacı ve Beklenen Yararlar Bu çalışmanın temel amacı, dijitalleşmenin toplumsal ve kültürel yapılar üzerindeki dönüştürücü etkilerini, muhafazakâr değerler ekseninde ele alarak “dijital muhafazakârlık” kavramını kuramsal bir çerçeve içerisinde tartışmaktır. Dijital teknolojilerin aile yapısı, değer aktarımı ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkilerinden hareketle çalışma, dijital alanın muhafazakâr düşünce açısından yalnızca bir tehdit ya da kaçınılması gereken bir mecra olarak değil; değerlerin korunması, yeniden üretilmesi ve görünür kılınması açısından stratejik bir alan olarak nasıl konumlandırılabileceğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda makale, dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma refleksi yerine, dijital alanı etik, normatif ve kültürel ilkeler doğrultusunda aktif biçimde kullanmayı öneren bir yaklaşımı savunmaktadır. Çalışmanın bir diğer amacı, uluslararası literatürde özellikle Rusya bağlamında geliştirilen dijital muhafazakârlık tartışmalarını Türkiye The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 283 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. bağlamına taşıyarak, dijitalleşme-değer ilişkisine ilişkin kavramsal bir boşluğu doldurmaktır. Türkiye’de dijitalleşmenin çoğunlukla kültürel yozlaşma, ahlaki aşınma ve bağımlılık gibi sorunlar etrafında ele alındığı dikkate alındığında, bu çalışma dijital alanın değer temelli bir üretim ve mücadele sahası olarak ele alınabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Böylece muhafazakâr düşüncenin dijital çağda nasıl bir konum alabileceğine dair teorik bir tartışma zemini oluşturulmaktadır. Beklenen yararlar açısından değerlendirildiğinde bu çalışmanın, dijital muhafazakârlık kavramını sistematik biçimde ele alarak ulusal literatüre kavramsal ve teorik bir katkı sunması beklenmektedir. Ayrıca dijitalleşmenin aile, değerler ve kültürel süreklilik üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalara çok boyutlu bir bakış açısı kazandırarak, dijital teknolojilerin bilinçli ve etik kullanımına yönelik farkındalık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, dijital çağda muhafazakâr değerlerin korunmasına ilişkin akademik tartışmalara yeni bir perspektif sunmakta; politika yapıcılar, akademisyenler ve toplumsal aktörler için dijital alanın değer temelli biçimde nasıl değerlendirilebileceğine dair düşünsel bir çerçeve sağlamaktadır. 3. Araştırmanın Yöntemi ve Kapsamı Modernleşme, kentleşme, sanayileşme ve medya teknolojilerinin aile yapısında değişime-dönüşüme yol açtığı literatürde tartışılan konular arasındadır. Ancak dijital çağın hız, erişilebilirlik, sınırların belirsizleşmesi ve bireysel iletişim pratiklerini yeniden tanımlaması gibi özellikleriyle aile yapısında ve aile içi ilişkilerde nasıl bir sürecin yaşanabileceğine dair çalışmalar sınırlı sayıdadır. Makale literatürde yer alan bu sınırlı çalışmalardan biri olmakla birlikte tartışmaya açtığı dijital muhafazakârlık kavramıyla hem teknolojinin hızına uyum sağlamayı hem de aile kurumu gibi kadim yapıları korumayı hedefleyen çift yönlü bir strateji sunmaktadır. Bu çerçevede makale, dijital teknolojilerin yol açtığı risk ve tehditleri asgariye indirmek amacıyla dijital muhafazakârlık kavramını teorik ve pratik boyutlarıyla tartışmaya açan disiplinlerarası bir yaklaşımla literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, dijital çağın aile ilişkileri üzerindeki etkilerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek amacıyla nitel derleme yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Derleme yöntemi, belirli bir konuya ilişkin mevcut literatürü The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 284 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. sistematik bir çerçevede incelemeyi, bulguları karşılaştırmayı ve alandaki eğilimleri ortaya koymayı mümkün kılmaktadır. Bu doğrultuda çalışma kapsamında dijital çağ, dijital bağımlılık, dijital yalnızlık, dijital ebeveynlik ve dijital muhafazakârlık gibi kavramları ele alan ulusal ve uluslararası akademik yayınlar incelenmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle konu ile ilgili temel kavramlar belirlenmiş; ardından bu kavramlarla ilişkili çalışmalar, belirlenen temalar doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Çalışmaların seçiminde, konuyla doğrudan ilişkili olması, alana katkı sunması ve güncel literatürü temsil etmesi temel ölçütler olarak benimsenmiştir. Elde edilen bulgular, aile yapısındaki dönüşümleri tarihsel, sosyolojik ve dijital bağlamlarda ele alan teorik yaklaşımlar ışığında yorumlanmıştır. Bu yaklaşım sayesinde, dijital çağın aile ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne dair çok boyutlu bir değerlendirme yapılmış ve “dijital muhafazakârlık” kavramı bu dönüşümün anlaşılmasında bir analitik çerçeve olarak tartışılmıştır. Bu yöntem doğrultusunda çalışma, mevcut literatürü sentezleyerek alandaki güncel eğilimleri görünür kılmayı, dijital çağda aile kurumuna yönelik risk ve imkânları akademik bir zeminde ortaya koymayı amaçlamaktadır. 4. Dijital Çağda Bağımlılık ve Yalnızlık Dijital çağ, dijital devrim ve dijitalleşme olarak adlandırılan 21. yüzyıl, insanlık tarihindeki en önemli devrimlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu devrimin fitilini ateşleyen ilk adım, Amerikalı bilim insanları tarafından 1947 yılında üretilen transistördür (Özdoğan, 2017:25). Transistörün elektronik cihazların temel bileşeni hâline gelmesi, bilgisayar sistemlerinin ortaya çıkmasını ve bilgilerin dijitalleşmesini sağlamıştır (Özdoğan, 2017:27). Dijital iletişimin ana kaynağı olan internetin doğuşu ise 20. yüzyılın üçüncü çeyreğine dayanmaktadır. Amerika Savunma Bakanlığına bağlı bir birim olan Advanced Research Projects Agency (ARPA) tarafından 1957 yılında kesintisiz bir iletişim ağı kurularak internetin ilk adımı atılmıştır. Bu gelişmeyi takiben 1960 yılında ARPANET projesi kapsamında internetin kullanım alanını yaygınlaştırılmıştır. Büyük bilgisayarlar arasında bağlantılar kurularak paylaşım yapabilen ağlar oluşturulmuş ve zamanla üniversiteler ile diğer kurumlar da bu ağa dahil edilmiştir. Farklı işletim sistemine sahip bilgisayarların ağa bağlanmasıyla “İNTERNET” adı verilen küresel bir network meydana gelmiştir (Yıldırım, 2021:3). Bu networkün The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 285 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. gelişim ivmesi ve kullanım alanı her geçen gün katlanarak artmıştır. Dijital araçlarla iletişim kurulabilmesi, bilgiye kolay erişim sağlanması ve birçok hizmetin kısa sürede mekândan bağımsız şekilde sunulabilmesi, dijital çağın küresel zeminde hızla benimsenmesini sağlamıştır (Yetkin & Coşkun, 2021:2). 20.yüzyılda televizyon ve radyo gibi “geleneksel medya” araçları, bireylerin yüzyıllardır sürdürdüğü iletişim pratiklerini köklü biçimde dönüştürmüşken (Alkan, 2023: 15), 21. yüzyıl bu dönüşümün çok daha kapsamlı bir versiyonuna tanıklık etmektedir. Günümüzde cep telefonları, dijital kameralar, sosyal medya platformları ve çeşitli dijital iletişim teknolojileri, gündelik yaşamın merkezine yerleşmiş ve bireylerin etkileşim biçimlerinin başat belirleyicileri hâline gelmiştir (Akar, 2025:10). Devlet yönetiminden bürokratik süreçlere, ticaretten alışveriş kültürüne; eğitim politikalarından sağlık hizmetlerine kadar hemen her alanda dijital dönüşüm belirgin bir etki oluşturmaktadır (Yurt, 2025:26). Dijital iletişimin en belirgin avantajı, zaman ve mekân sınırlamasından bağımsız olarak, anlık, dijital platformların mevcut olduğu sahalarda kullanılabilmesidir. Bu sayede milyonlarca, hatta milyarlarca bireyin aynı anda iletişim kurması mümkündür. Fiziki sınırlardan bağımsız olarak dijital uygulamalar sayesinde kişilerarası iletişim tek bir tıklamayla kolaylaşmıştır. Mektup, telefon ve telgraf gibi klasik iletişim araçlarıyla kıyaslandığında, dijital dünyanın iletişim açısından sunduğu olanaklar insanlık için paha biçilemez niteliktedir. Dijital iletişimin bu hızda yaygınlaşması bu araçlara yönelik kaygıların zaman içinde artmasına yol açmaktadır. Bu araçlar yoluyla kurulan dijital sosyalleşmelerin, aile üyeleri arasındaki iletişimi zayıflattığına, aile içi bağlara zarar verdiğine yönelik endişeler medyada ve akademik platformlarda geniş yer bulmaktadır (Duran, 2022: 13). Hayatın tüm katmanlarına nüfuz eden bu dijitalleşme sürecinin aile içi ilişkileri yönlendirme ve dönüştürme gücünün giderek artması, dijital teknolojilere ve dijital iletişim biçimlerine yönelik eleştirel yaklaşımların doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu çağın kavramları da kuşkusuz dijital ön ekiyle her geçen gün genişlemekte ve kullanım alanları yaygınlaşmaktadır. Dijital sağlık, dijital eğitim, dijital bankacılık, dijital kurumlar (e-devlet, e-vergi, e-imza), dijital oyunlar ve dijital ticaret dijitalleşmenin somut örneklerinden yalnızca birkaçıdır. Bununla birlikte dijital iletişim, dijital yalnızlık, dijital din ve dijital toplum gibi soyut kavramlar da giderek yaygınlaşmaktadır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 286 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Önümüzdeki yıllarda dijital ön ekiyle birçok yeni somut ve soyut kavramın türeyeceği kaçınılmazdır. Çünkü her yeni gelişme, dijital hizmetler ve araçların kullanım alanını genişletirken, aynı zamanda bu yenilikler bireylerin günlük yaşamına da entegre olmaktadır. Dijital çağda öne çıkan ve giderek yaygınlaşan bağımlılık türlerinden biri de dijital bağımlılıktır (Yengin, 2019:2). Bu kavram, ilk kez 1995 yılında Ivan Goldberg tarafından literatüre kazandırılmış ve ardından Amerika medyasında “internet addiction” olarak yer bulmuştur (Ersoy & Ağlar, 2024:3; Yıldırım, 2021:7). Kimberly Young tarafından dijital bağımlılığı araştırmak üzere kurulan araştırma merkezi ve geliştirilen bağımlılık testleri dijital bağımlılık alanındaki bilimsel çalışmalara öncülük etmiştir (Havalı, 2024:20). Bağımlılık bir nesneye, kişiye, objeye duyulan önlenemez istek, iradenin yetersiz kalması veya başka bir iradenin etkisi altında olma durumu olarak tanımlanabilir. Dijital bağımlılık ise, bireyin kendisini yeterli hissetmeme dürtüsüyle tetiklenen, teknolojik ve davranışsal bir bağımlılık türüdür (Özsarı & Deli, 2023:2). Bu bağımlılık türünde bireyin zihni sürekli dijital öğelerle meşgul olmaktadır. Birey zamanla dijital araçlardan kopamamaktadır. Birey, bu araçlara erişim sağlayamadığında huzursuz, gergin, kaygılı, mutsuz bir durum sergilemektedir. Dijital bağımlılığın şiddeti, haftalık 40-48 saate varan internet kullanımına kadar ulaşabilirken birey dijitali kullanma isteğinin önüne geçmekte zorlanmaktadır. Bağımlılık düzeyine ulaşan bireylerde, internete bağlı olunmayan zamanın önemi kaybolmakta, saldırganlık gibi davranışsal değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Günlük yaşamda sorumlulukların yerine getirilmesinde aksaklıklar meydana gelirken iş, okul ve aile hayatındaki görevler ihmal edilmektedir. Zamanla bağımlı bireyler, evden dışarı çıkamama gibi ciddi sorunlarla karşılaşabilmektedir (Alyanak, 2016: 1). Literatürde dijital bağımlılık ile ilgili yapılan araştırmaların büyük bir bölümünde olumsuz aile ilişkilerinin yaşandığı ortamlarda bağımlılığın daha yaygın olduğu vurgulanmaktadır. Dijital bağımlılığa yol açan çalışma sonuçları makalenin “literatürde dijital bağımlılık ve aile ilişkileri” başlığında ele alınmıştır. Dijital Yalnızlık The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 287 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Yalnızlık kavramı, Türkçe sözlükte “yalnız olma, kimsenin bulunmaması durumu” olarak tanımlanmaktadır. Ancak Türk Dil Kurumu (TDK), 2024 yılında “kalabalık yalnızlık” kavramını yılın kelimesi olarak açıklayarak, bu kavrama olan ilgiyi önemli ölçüde artırmıştır (Karayaman, Boz, Şener, & Güler, 2025:1). TDK’nın internet sitesinde halk oylamasına sunulan “merhamet”, “yabancılaşma”, “algoritma”, “yozlaşma”, “yapay zekâ” ve “dijital yorgunluk” kelimeleri arasından seçilen “kalabalık yalnızlık”, birey toplum ilişkisi hakkında birçok mesaj barındırmaktadır (tdk.gov.tr, 30 Temmuz 2025). Yaklaşık bir milyon kişinin katılımıyla yapılan oylamada bu kavramın seçilmesi, birey-toplum, sosyoloji ve psikoloji zemininde kapsamlı araştırmaların önemini göstermektedir. Aynı zamanda kavram, toplumsal ve sosyolojik dönüşümün hangi yönlere evrilebileceği konusunda uyarıcı bir niteliğe sahiptir. Birbirine zıt anlamlar taşıyan “kalabalık” ve “yalnızlık” kelimelerinin bir arada kullanılması ilk bakışta tezat gibi görünse de kavramın derinlemesine incelenmesi bireylerin içinde bulunduğu durumun ne denli travmatik olabileceğini ortaya koymaktadır. Carl Gustaw Jung’un yalnızlık ile ilgili tanımı, bu kavramın bireylerin yaşadığı durumu özetler niteliktedir. Jung’a göre yalnızlık, bireyin yanında kimsenin olmaması değil; bireye ait duygu, düşünce ve fikirlerin karşı tarafa iletilememesi veya kabul görmemesidir (Deveoğlu, 2024:2). Literatürde dijitalleşme ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine birçok araştırma bulunmaktadır. Alkan, Alyanak, Deveoğlu, Göldağ, Kavlak, Yıldırım, Şen & Erol, bu ilişkinin farklı boyutlarını inceleyen çalışmalara örnek olarak gösterilebilir. Araştırmalar, yalnızlığa yol açan çeşitli etmenleri ortaya koymaktadır. Aile içi olumsuz ilişkiler, dijital araçlar, dijital oyunlar, dijital hedonizm, anlaşılmama hissi, mobbing ve boşluk hissi bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak ortak olarak vurgulanan ve dikkat çeken unsur, aile içi olumsuz ilişkilerden kaynaklanan yalnızlıktır. İnsan doğası, temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından sonra ait olma, sevilme, sayılma ve anlaşılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaç, Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin üçüncü basamağında, sosyal aidiyet basamağı olarak yer almaktadır. Birey, bu ihtiyacını sevgi, sosyal yakınlık ve dostluk ilişkileriyle karşılamaktadır (Şengöz, 2022:4). Ancak aile içinde ait olma, anlaşılma, sevgi ve değer görme ihtiyacı karşılanamadığında birey, bu boşluğu farklı kanallarla doldurmaya çalışabilmektedir. Bireyin iş, okul ve The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 288 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. sosyal hayatındaki ilişkiler zaman zaman sekteye uğrayabilmektedir. Bu durumlara aile içi iletişimsizlik, anlaşılmama ve değersizlik hissi eşlik ettiğinde bireysel izolasyonla başlayan yalnızlık zamanla bireyi dijital dünyanın zeminine sürükleyebilmektedir. Hayatın neredeyse her alanına entegre olmuş ve mekândan bağımsız sayısız seçenek sunan dijital dünya, bireyleri sanal bir çevreyle kuşatırken bireylerin yalnızlıklarını derinleştirmektedir. Bu yalnızlaşmanın sonucunda, aile ve toplum içindeki iş birliği, dayanışma ve yardımlaşma gibi değerlerin önemi zamanla azalmaktadır. Bireylerde yabancılaşma ve aidiyet duygularının kaybolması kaçınılmaz hâle gelmektedir. Oysa insan, yaratılış itibarıyla toplumsal bir varlıktır ve tarih boyunca milletlerin, devletlerin oluşumunda toplumsal bağlar belirleyici bir rol oynamıştır. Gerçek anlamda tarihin öznesi olabilmek, güçlü toplumsal bağlarla bir arada yaşamakla mümkündür. Toplumlar, rastlantısal olarak bir araya gelmiş yığınlar değildir. Toplumları bir arada tutan, birlikte yaşamalarını sağlayan ortak tarih, sosyal ve kültürel bağlardır. Bu bağlar zamanla güçlenebileceği gibi gevşeyip çözülme tehlikesi de taşımaktadır. Toplumun hangi yöne evrileceği ortak irade ve birlikte yaşama kararlılığıyla doğrudan bağlantılıdır (Çapcıoğlu, 2024: 17-18). Ancak “kalabalık yalnızlık” içinde yaşayan bireylerin artışı, bireylerde birlikte yaşama arzusunun azalmasına yol açacaktır. Bu durumda nihai olarak toplumsal bağların çöküşüne zemin hazırlayacaktır. Dijitalleşme ve Muhafazakârlık Muhafazakârlık Latince’de korumak, saklamak, muhafaza etmek, tutmak gibi anlamlara gelen conservare sözcüğüne dayanmaktadır (Güngörmez, 2004:2). Kavram Ortaçağ’da yasaları, düzeni, belli grupları koruyan, kollayan anlamında “Conservator” terimiyle kullanılmıştır (Akkaş, 2003:2). Arapça sözlükte koruma, himaye etme, gözetme anlamlarına gelen hafaza kökünden türemiştir. Türkçe sözlükte de muhafaza etme, koruma anlamına gelmektedir. Muhafazakârlık kavramının Türkçe’de conservatismin karşılığı olarak ne zamandan itibaren kullanıldığı net olarak bilinmemekle birlikte geleneği koruma sürekliliği ifade etme anlamı uzun bir geçmişe dayanmaktadır (Çamurdaş, 2023:2). Muhafazakârlık modern siyasi bir ideoloji olarak Fransız Devrimi’ne karşı bir tepki hareketi olarak Edmund Burke’ün (1729-1797) fikirleriyle şekillense The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 289 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. de bir yaşam formu, bir düşünce şekli olarak kökeni 4. yüzyılın Kilise babalarından Saint Augustin’e, hatta Antik Yunan’a Aristo’ya kadar uzanmaktadır (Yurt, 2025:16). Edmund Burke tarafından kaleme alınan “Reflections on the Revolution in France 1790 (Fransız İhtilali Üzerine Düşünceler 1790)” muhafazakâr geleneğin en üst referans metni olarak kabul edilmektedir (Beneton, 2016: 15). Muhafazakârlıkla ilgili yaygın kabul, bu düşünce geleneğinin değişime bütünüyle karşı olduğu yönündedir. Ancak bu yaklaşım, muhafazakârlığın gerçek doğasını tam olarak yansıtmamaktadır. Muhafazakârlığın değişime bakışı, kökten ve ani dönüşümlere direnmekle birlikte, değişimin tedrici, kontrollü ve toplumsal istikrarı gözeten bir biçimde gerçekleşmesi gerektiği yönündedir. Nitekim literatür incelendiğinde muhafazakârlığın zaman içerisinde “neo-muhafazakârlık” ve “Yeni Sağ” gibi farklı biçimlere evrilerek dönemin toplumsal ve siyasal koşullarına uyum sağladığı görülmektedir (Yurt, 2025:27). Aile kurumu, insanlık tarihi boyunca toplumsal düzenin köklü yapılarından biri olarak varlığını muhafaza etmiştir. Bu kurum, “bireylerin sosyal bir varlık olmayı öğrendikleri ilk etkileşim ağı olması nedeniyle bireysel hayatlar ve toplum hayatı için en temel kurumdur” (Dikeçligil, 2012:24). Biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyolojik ve hukukî boyutlarıyla aile; üyeler arasındaki ilişkileri belirli normlara bağlayan, toplumun kültürel ve karakteristik özelliklerini kuşaktan kuşağa aktaran ve en yoğun birincil ilişkilerin yaşandığı temel sosyalleşme ortamını oluşturan bir kurumdur (Zorlu, 2025:2). Muhafazakâr düşünce geleneğinde aile, toplumsal yapının inşasında ve sürekliliğinde merkezi bir konuma sahiptir. Toplumsal hayatın en eski kurumu olan aile, yalnızca biyolojik bir birliktelik değil; aynı zamanda değerlerin aktarımını, otoritenin meşruiyetini ve toplumsal düzenin devamlılığını sağlayan temel bir yapı olarak görülmektedir. Muhafazakâr ideolojinin erken dönem teorisyenlerinden Louis de Bonald’a göre aile toplumsal ve siyasal düzenin küçük bir yansıması niteliğindedir (Güler, 2016:127). Muhafazakâr düşüncede aile, bireyin kimlik kazanma sürecinde belirleyici bir kurumsal yapı olarak konumlandırılmaktadır. Aile, bireylerine yalnızca aidiyet duygusu kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda onları toplumsal hayata hazırlayarak belirli roller ve konumlar üzerinden toplumsal yapı içine dâhil eder. Bu yönüyle aile, birey ile toplum arasındaki temel aracı The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 290 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. kurumlardan biri olarak işlev görmektedir. Thomas Fleming de benzer biçimde, bireyin esas kimliğini oluşturan tarihsel süreklilik ve gelecek tasavvurunun aile aracılığıyla şekillendiğini ileri sürmektedir. Fleming’e göre insan doğası gereği unutkandır; buna karşılık aile, kuşaklar arası aktarımı mümkün kılan kolektif bir hafıza işlevi üstlenmektedir. Talcott Parsons, aile kurumunun toplumsal düzen içindeki rolünü; neslin devamlılığının sağlanması, bireylerin sosyal ve psikolojik rehabilitasyonu ile toplumsal norm ve değerlerin aktarımını sağlamak şeklinde üç temel işlev üzerinden tanımlamaktadır (Çaha, 2004: 8). Aile, bireylerde topluma ve devlete yönelik sevgi, aidiyet ve bağlılık duygularının gelişmesinde merkezi bir işleve sahiptir. Toplumsal bütünlüğün ve siyasal istikrarın sürdürülebilirliği, bireyler arasındaki bu duygusal ve normatif bağların gücüne doğrudan bağlıdır. Sevgi ve bağlılık temelinde inşa edilmemiş toplumların ve devlet yapıların çözülmeye daha açık olduğu görülmektedir. Bu bağlamda aile değerlerine yönelen herhangi bir tehdidin zamanında engellenememesi, söz konusu tehdidin giderek derinleşmesine ve yalnızca aile kurumunu değil, toplumsal düzeni ve nihai aşamada devletin bütünlüğünü hedef alan yapısal bir soruna dönüşmesine zemin hazırlamaktadır (Gilbert, 2016:74). Durkheim, toplumsal yapıda ortaya çıkan anomi ve yabancılaşma olgusunu, toplumun ortak değer dünyasında meydana gelen çözülmeyle ilişkilendirmektedir. Ona göre toplumsal düzenin zayıflaması ani bir kırılmanın sonucu değil, daha derin ve kademeli bir sürecin ürünüdür. Bu çözülme sürecinin ilk aşaması ise aile kurumunda başlamaktadır. Aile bağlarının zayıfladığı ve aileye atfedilen değerlerin aşındığı toplumlarda, kolektif bilinç giderek güç kaybetmekte; buna bağlı olarak toplumsal bağların ve ortak değerlerin çözülmesi kaçınılmaz hâle gelmektedir (Çaha, 2004:8). Türk sosyoloji geleneğinde Ziya Gökalp, aileyi yalnızca bireylerin bir araya geldiği özel bir alan olarak değil, ulusun varlığını sürdüren ve kültürel sürekliliği sağlayan merkezi bir yapı olarak ele alır. Ona göre aile, toplumsal dirliği teminat altına alan, millî değerleri nesilden nesile aktaran ve ulusal bütünlüğü güçlendiren bir çekirdek kurumdur. Bu yaklaşım, aileyi hem ahlaki hem de ulusal sorumluluk alanı olarak konumlandırmaktadır. Benzer şekilde İhsan Sezal da aileyi toplumsal düzenin inşasında ve kurumsallaşmasında başlangıç noktası olarak değerlendirir. Sezal’in The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 291 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. perspektifinde aile, birey ile toplum arasındaki bağın kurulduğu; toplumsal yapının canlılığını, dayanıklılığını ve sürekliliğini güvence altına alan temel örgütlenme biçimidir (Kır, 2011:2). Bu makalenin odağı gereği, aile kurumunun önemine ilişkin tanımlar sınırlı tutulmuş; esas amaç olarak dijital çağın aile yapısı üzerindeki etkilerini irdelemek ve bu yeni çağda aileyi korumaya yönelik stratejiler geliştirmek benimsenmiştir. Literatürdeki çalışmalar, geleneksel aile modelinin tarihsel süreç içerisinde çekirdek aile formuna evrildiğini; dijital çağla birlikte çekirdek yapısının da farklılaşarak çoklu aile tipolojilerine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Araştırmalar, aile yapısındaki çözülme eğiliminin Sanayi Devrimi sonrasında hız kazanan kentleşme ve göç süreçleri, kadın hakları mücadelesi, eğitimde fırsat eşitliğinin genişlemesi, kadınların iş gücüne aktif katılımı gibi çeşitli toplumsal dinamiklerle bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır (Turgut, 2017:18). Bunun yanı sıra aile içi ilişkilerin belirgin biçimde zayıfladığı; tek ebeveynli aileler, dijital aileler, arkadaş temelli aile yapıları ve çocuksuz aile modelleri gibi yeni aile formlarının dijital çağın ilk çeyreğinde dikkat çeken bir seviyede artış gösterdiği literatür bulgularındandır (Bayer, 2013:12). Dolayısıyla aile yapısındaki dönüşüm çok boyutlu nedenlerle şekillenmekte olup bu nedenlerin etkisi, dijitalleşmenin hızlandırıcı niteliğiyle günümüzde daha görünür ve daha belirgin hale gelmiştir. Dijital Muhafazakârlık 2016 yılında yayımlanan Russian Geopolitics in the Age of New Media (Yeni Medya Çağında Rus Jeopolitiği) adlı eserde, dijitalleşmenin jeopolitik yapılar üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Anılan eserde Rusya’daki bölgelerin yerel ve jeopolitik mekânsal kimliklerine ilişkin anlatıların dijital platformlar aracılığıyla inşa edilmesi, bölgesel öz belirlemeye yönelik politik bir yönelimin oluşturulmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bu anlatıların, “dijital jeopolitik” kavramını görünür ve analiz edilebilir bir olgu hâline getirdiği; dolayısıyla Rusya’daki sosyologlar tarafından incelenmesi gerektiği eserde vurgulanan temel hususlar arasındadır. Eserde özellikle dikkat çeken bölümlerden biri, “Digital Conservatism: Framing Patriotism in the Era of Global Journalism” (Küresel Gazetecilik Çağında Vatanseverliğin Çerçevelenmesi) başlığıdır (Bassin ve diğerleri, 2016:185). Bu başlıkta yazar, The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 292 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Rusya’nın yeni medya ortamı içerisinde gelenekselci ve muhafazakâr anlatıların nasıl yeniden üretildiğini incelemektedir. Dijital platformların yalnızca teknik araçlar olmadığı, aksine tarihsel hafıza, ulusal kimlik ve muhafazakâr değerlerin dolaşıma sokulduğu ideolojik mekânlar hâline geldiği vurgulanmaktadır. Eserde dijital gazetecilik, devletle uyumlu aktörler ile taban hareketlerinin çevrimiçi katılım pratiklerini bir araya getirerek muhafazakâr bir jeopolitik dünya görüşünü pekiştiren stratejik bir mecra işlevi görmektedir. Böylece dijital muhafazakârlık; medya biçimi, siyasal ideoloji ve ulusal kimliğin, Rusya’nın Sovyet sonrası coğrafyadaki jeopolitik hedefleri çerçevesinde karşılıklı olarak birbirini ürettiği bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle dijital muhafazakârlık, geleneksel değerlerin dijital formlar içinde yeniden üretilmesini ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu eserde “dijital muhafazakârlık” kavramının kullanılması uluslararası literatür açısından bir ilki barındırmakla birlikte muhafazakârlığın dijital çağda kendini yenilemesi ve dijital bir forma evrilmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Dijital muhafazakârlığın konu edindiği başka bir çalışma Elena Kazachanskaya ve Alexey Mamychev tarafından kaleme alınan makalede yer almaktadır. Anılan yazarlar “Conservatism and Conservative Legal Thinking: The Era of Public Systems’ Digital Transformation (Muhafazakârlık ve Muhafazakâr Hukuk Düşüncesi: Kamu Sistemlerinin Dijital Dönüşümü Çağı) başlıklı makalede muhafazakârlığın genel kavramsal yapısını tartıştıktan sonra, dijital dönüşümün hukuki ve sosyal etkileri bağlamında muhafazakâr düşüncenin nasıl konumlanması gerektiğini belirtirler. Kazachanskaya ve Mamychev dijital teknolojilerin hızla kamu sistemlerine entegre olduğu bir dönemde, muhafazakâr hukuki düşüncenin salt geleneksel değerleri korumaya dönük değil, aynı zamanda dijitalleşme süreçlerini bu değerlerle uyumlu bir şekilde düzenlemeye odaklanan bir çerçeve geliştirmesi gerektiğini savunurlar. Söz konusu çalışmada toplumsal yaşamda dijital teknolojilerin geliştirilmesi ve etkin biçimde kullanılabilmesi için doktrinel nitelikte hukuki ve düzenleyici politikaların yanı sıra etik standartlar ve ahlaki ilkelerin oluşturulmasının gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Kazachanskaya ve Mamychev’e göre, 21. yüzyılda güçlü bir devlet yapısının inşası açısından dijital ortamda sunulan hizmetlerin; deontolojik kodlar, biyolojik tehditler ve çevresel riskler dikkate alınarak tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, dijital çağın The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 293 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. gereklerine uyum sağlayabilmek için kamu yönetiminde ve kamu hizmetlerinde gerçekleştirilen dijital dönüşümlere ek olarak, sosyo-normatif düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmektedir (Kazachanskaya ve Mamychev, 2021:447-455). Bu çerçevede dijital muhafazakârlık, dijitalleşmenin değerler üzerinde yarattığı dönüştürücü etkilere karşı geliştirilen savunmacı bir refleks olmanın ötesinde, dijital çağın imkânlarını dikkate alan kurucu bir yaklaşım olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası literatürde özellikle Rusya örneğinde görüldüğü üzere, dijital platformlar muhafazakâr değerlerin aşındığı değil, aksine yeniden üretildiği ve dolaşıma sokulduğu stratejik alanlar hâline gelebilmektedir. Kazachanskaya ve Mamychev’in dijital dönüşüm bağlamında muhafazakâr hukuki düşünceye ilişkin ortaya koyduğu normatif çerçeve, dijitalleşmenin etik, ahlaki ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini açık biçimde göstermektedir. Türkiye bağlamında ise dijitalleşme sürecinin hızına karşın, değerlerle dijital platformlar arasındaki ilişkinin henüz kavramsal ve kuramsal bir bütünlük içinde ele alınmadığı görülmektedir. Bu durum, dijital çağda değerleri koruma ve aktarma çabalarının dağınık ve tepkisel bir düzeyde kalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla dijital muhafazakârlığın kuramsal bir çerçeve olarak tartışmaya açılması, dijitalleşmenin kaçınılmazlığı karşısında değerlerin korunmasına yönelik yeni ve sistematik bir düşünme biçimi sunmaktadır. Bu çerçevede sınırların görünmez hâle geldiği, küresel kültür ve değer aktarımının hızlandığı ve dijital teknolojilerin yaşamın tüm alanlarına nüfuz ettiği bu dönemde Türkiye açısından da aileyi, bireyi, kimliği, inancı, değerleri koruyan, kamusal alanlardaki gerçekleşecek olan dijital dönüşümlerin her kademesinde koruyucu çerçeveye duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu ihtiyacı en kapsamlı biçimde karşılayan ve söz konusu dönüşümü teorik olarak açıklayan yaklaşım dijital muhafazakârlık perspektifidir. Dijital muhafazakârlık perspektifi, insanı merkeze alan tüm değerleri ailenin, kimliğin, inancın, tarihin, kadim kültürel mirasın ve hatta insan psikolojisinin- dijital çağın dönüştürücü ve çoğu zaman aşındırıcı etkilerinden korumayı amaçlayan kapsamlı bir stratejik çerçeve sunmaktadır. Bu bağlamda dijital sınırların belirlenmesi, ekran sürelerinin denetimi, sosyal medya kullanımının kontrollü biçimde düzenlenmesi ve The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 294 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. bireyin özel alanının korunması temel stratejik başlıklar olarak öne çıkmaktadır. Bu makalenin odağında ise aile kurumunun korunmasına yönelik dijital muhafazakârlık stratejiler yer almaktadır. 5. Dijital Muhafazakârlık Stratejileri Dijital Sınırların Belirlenmesi Dijital çağın diğer tarihsel dönemlerden ayırt edici özelliği, fiziksel sınırların anlamını yitirmesidir. Artık kıta, ülke veya sınır kavramları dijital mecralarda büyük ölçüde erimektedir. Bireylerin paylaşımları, saniyeler içinde uçsuz bucaksız mesafeleri aşarak dünyanın herhangi bir noktasındaki bireylerin erişimine açılmaktadır. Sosyal medya platformları üzerinden bireyler, toplumsal, kültürel ve sosyal içeriklere sürekli maruz kalmaktadır. Bu bağlamda, bireylerin sahip oldukları kültürel değerleri ve kadim mirası koruyabilmeleri, dijital araçları ve sosyal medyayı bilinçli, kontrollü ve iradeli bir şekilde kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. Dijital mecraların bilinçli kullanımı, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda aile içi ilişkilerin sağlıklı biçimde sürdürülmesi açısından da hayati öneme sahiptir. Ekran süresinin sınırlandırılması, özellikle çocuklar için güvenli içerik filtrelerinin uygulanması, özel alan ve mahremiyetin korunması, bu alanların dijital mecralarda paylaşılmaması temel dijital muhafazakârlık stratejilerini oluşturmaktadır. Aile Değerlerinin Dijital Ortama Taşınması Dijital ortamda aile değerlerinin -yardımlaşma, koruma, işbirliği, merhamet, sevgi, saygı vb.- paylaşılması ve ailenin toplumsal önemi üzerine üretilen içerikler, söz konusu mecralarda ailenin işlevinin ve öneminin sürekli hatırlanmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tür paylaşımlar, aile bireyleri arasında etkili iletişimi teşvik ederek, karşılıklı anlayış ve işbirliği ortamını güçlendirmektedir. Özellikle rehber niteliğindeki içerikler, aile içi karar alma süreçlerinde farkındalık yaratmakta, çatışma yönetimi ve duygusal destek mekanizmalarının geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, bu paylaşımlar, bireylerin aile değerlerini içselleştirmesini destekleyerek, toplum genelinde kültürel ve ahlaki normların korunmasına dolaylı yoldan hizmet etmektedir. Sonuç olarak, aile değerlerinin dijital zeminde görünür kılınması ve bu değerlerin sürdürülebilir biçimde paylaşılması, dijital muhafazakârlık stratejileri açısından hem bireysel hem de toplumsal açıdan kritik bir rol oynamaktadır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 295 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Eğitim ve Farkındalık Stratejileri Dijital ortamda paylaşılan içeriklerin bireyler üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları, dijital muhafazakârlık stratejilerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bu çalışmaların özellikle aile yapısı, aile içi ilişkiler ve aile üyeleri bağlamında yürütülmesi ayrı bir önem taşımaktadır; çünkü aile, toplumu bir arada tutan temel işlevlerden birine sahiptir. Aile yapısının zayıfladığı toplumların uzun vadede sürdürülebilir olması mümkün değildir. Bireyler toplumsal değerleri, kültürel mirası ve insana, ahlaka ilişkin normları ilk olarak aile içinde öğrenmektedir. Bu yönüyle aile, toplumun adeta bir sigortası işlevi görmektedir. Bu nedenle, ilgili kurumların1 öncülüğünde aile üyelerine dijital dünyadaki riskler ve fırsatlar hakkında eğitim verilmesi dijital muhafazakârlık stratejilerinin merkezi bir unsuru olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, çocuklar ve gençlere dijital sorumluluk bilinci kazandırmaya yönelik yürütülecek eğitim ve farkındalık faaliyetleri de dijital muhafazakârlığın stratejik hedefleri arasında yer almaktadır. Toplumsal ve Kültürel Bağların Güçlendirilmesi Dijital çağın hızla ilerleyen dinamikleri ve kıtalararası kültürel etkileşimler karşısında, ulusal değerlere yönelik toplumsal ve kültürel bağların güçlendirilmesi kritik bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Dijital mecralarda üretilen içeriklerin, toplumsal bağları pekiştirecek ve kültürel mirasın yaygınlaşmasına katkı sağlayacak nitelikte olması, ulusal kültürün yabancı kültürler karşısında erimesini önleyecektir. Ayrıca, dijital araçlar aracılığıyla ulusal ve kültürel değerlerin paylaşımı bu paylaşımların sürdürülebilirliği, ulusal değerlerin korunmasına önemli katkılar sunmaktadır. Bu bağlamda, aile yapısının güçlendirilmesi, aile değerlerinin yaşatılması ve ailenin toplum içindeki rolünün vurgulanması yönündeki dijital içerikler de toplumsal bütünlüğün korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Dijitalin Bilinçli Kullanımı Dijital dünyanın sunduğu sayısız hizmet arasında kaybolmak ve bireysel özden uzaklaşmak yerine, dijitali bilinçli ve ölçülü bir şekilde tüketme iradesi, dijital muhafazakârlık stratejileri açısından son derece kritik bir 1Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşlar vb. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 296 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. tutum olarak değerlendirilmektedir. Bireye herhangi bir fayda sağlamayan, zaman kaybına yol açan ve psikolojik sıkıntılara neden olabilecek sınırsız dijital kullanım, ciddi bir risk ve tehlike unsuru taşımaktadır. Her bireyin öz disiplin bilinciyle güçlü bir irade göstermesi, dijital bağımlılık tuzağından korunmasına önemli katkılar sunacaktır. Bu öz disiplin ve dijital mecraların iradeli kullanımı, aile üyeleri arasında da sağlanmalıdır. Aile fertlerinin işbirliği ve dayanışmasıyla, dijitalin eğitim, sağlık ve benzeri temel ihtiyaçlar dışında belirli zamanlarda kullanılmaması -başka bir deyişle, dijitalin minimal düzeyde ve ihtiyaç odaklı kullanımı- dijital muhafazakârlık stratejilerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 6. Dijitalleşme ve Aile İlişkileri Literatür Bulguları ve Tartışma Bu başlık altında dijital bağımlılık, dijital yalnızlık ve dijital çağda aile içi ilişkiler konusuna dair literatür araştırmalarında öne çıkan bulgular ele alınmaktadır. Söz konusu bulgular, dijital araçların aile içi ilişkiler üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla anlamaya yöneliktir. Bu bağlamda, literatür taramaları, dijital çağın aile dinamikleri üzerindeki karmaşık etkilerini daha bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sunmaktadır. Bu çerçevede literatür bulguları: Bayhan’ın (2020:119) lise öğrencileri üzerinde gerçekleştirdiği araştırma, internet bağımlılığının aile içi ilişki kalitesiyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, ebeveynlik tutumlarının çocukların dijital davranışlarını doğrudan etkilediğini göstermekte; özellikle ilgisiz, mesafeli veya yetersiz ebeveynlik pratiklerinin internet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet oranlarını anlamlı düzeyde artırdığı belirtilmektedir. Ayrıca aile bağlarının zayıf olduğu ya da ebeveynlerin ayrı yaşadığı aile tiplerinde çocukların dijital risklere maruz kalma olasılığının belirgin şekilde yükseldiği vurgulanmaktadır. Benzer biçimde Kavlak ve arkadaşlarının (2022:9) çalışması da aile ilişkilerinde yaşanan çatışma, iletişimsizlik veya duygusal kopukluk gibi olumsuzlukların internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık düzeyleriyle pozitif yönlü bir ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, dijital bağımlılık davranışlarının yalnızca bireysel faktörlerle değil, güçlü biçimde aile içi etkileşim örüntüleriyle şekillendiğine işaret etmektedir. Göldağ’ın (2018:14) lise öğrencileri üzerine gerçekleştirdiği araştırma, dijital oyun kullanımının aileler tarafından yeterince denetlenmediğini ve oyun The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 297 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. süreleri ile içeriklerinin çoğu zaman kontrolsüz kaldığını göstermektedir. Çalışmanın bulguları, dijital oyunlar üzerinde etkin bir ebeveyn kontrolü sağlanmadığında öğrencilerin internet bağımlılığı eğilimlerinin belirgin biçimde arttığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde Alyanak’ın (2016:4) çalışması, internet bağımlılığının tedavi sürecinde güçlü aile ilişkilerinin kritik bir değişken olduğunu vurgulamaktadır. Araştırmaya göre, bağımlılığın altında yatan iletişim problemleri ve aile içi çatışmaların giderilmesi, bireyin bağımlılıkla baş etme kapasitesini önemli ölçüde güçlendirmekte; bu bağlamda aile içi iletişim kanallarının güçlendirilmesi, destekleyici bir iş birliği ortamının sağlanması ve duygusal dayanışmanın artırılması tedavi sürecinin başarısı açısından temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu iki çalışma birlikte değerlendirildiğinde, dijital bağımlılık davranışlarının önlenmesinde ve tedavi edilmesinde aile kurumu ile ebeveynlik pratiklerinin merkezi bir role sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ersoy ve Ağlar’ın (2024:17) araştırması, aile içinde açık iletişim kanallarının bulunmasının ve demokratik bir aile atmosferinin sağlanmasının dijital bağımlılık riskini anlamlı biçimde azaltan temel etkenler olduğunu göstermektedir. Çalışma, aile içi iletişimin niteliğinin çocukların dijital davranış örüntülerini doğrudan biçimlendirdiğini vurgulamaktadır. Buna paralel olarak Şen ve Erol (2024:3), aile içi iletişimin başlangıç noktasının ebeveynler olduğunu ifade etmekte ve anne-babanın sergilediği tutarlı, yapıcı ve sağlıklı iletişim biçiminin çocuklarla kurulacak ilişkinin temelini oluşturduğunu belirtmektedir. Araştırma bulguları, dijital teknolojilerin aile içi iletişimi zayıflatıcı etkilere sahip olabileceğini; ancak güçlü aile bağları, nitelikli etkileşim ve destekleyici ebeveyn tutumlarının bu olumsuz etkileri önemli ölçüde sınırlayabildiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışmalar, dijital bağımlılığın önlenmesinde yalnızca teknolojik faktörlere değil, aile içi iletişim süreçlerinin kalitesine de odaklanılması gerektiğini açık biçimde göstermektedir. Haberli (2023:7), ebeveynlerin çocukların dijital araçlarla kurdukları ilişkiyi yönlendirmede belirleyici bir konumda bulunduğunu vurgulamakta ve literatürde ebeveynlik tutumlarının arabulucu, otoriter ve ortak izlenme şeklinde üç kategori altında incelendiğini aktarmaktadır. Arabulucu tutumdaki ebeveynler, çocuklarıyla dijital içeriklerin olumlu ve olumsuz yönlerini tartışarak rehberlik sağlayan, dijital farkındalık ve eleştirel medya okuryazarlığı gelişimini destekleyen bir yaklaşım benimsemektedir. Buna The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 298 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. karşılık otoriter tutum, baskıcı ve tek yönlü bir kontrol mekanizmasına dayandığından, çoğu zaman çocukların dijital içeriklere yönelik merak ve yönelimlerini artırmakta; ayrıca aile içi iletişimde çatışma ve uzlaşma sorunlarına yol açabilmektedir. Ortak izlenme tutumunda ise ebeveynler çocuklarıyla birlikte dijital araçları kullanarak daha etkileşimli, paylaşımcı ve işbirlikçi bir iletişim modeli geliştirmektedir. Araştırma bulguları, bu işbirlikçi yaklaşımın çocukların öğrenme süreçlerine ve dijital deneyimlerinin niteliğine anlamlı düzeyde olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Böylece çalışma, ebeveynlik tarzlarının dijital davranışları şekillendiren güçlü bir sosyopedagojik faktör olduğunu ileri sürmektedir. Karaboğa (2019:16) araştırmasında, uzun süreli dijital medya kullanımında aile içi iletişimin ve aile bağlarının zayıflayacağı vurgulanmaktadır. Araştırma, aile üyeleri arasındaki etkileşimin güçlendirilmesi için ebeveynlere dijital medya okuryazarlığı eğitimini önermektedir. Bu eğitimin zaman yönetimi başta olmak üzere hem eşler arasındaki iletişime hem de ebeveyn-çocuk iletişimine olumlu katkı sağlayacağı eğitimin sağlayacağı faydalar olarak öne çıkmaktadır. Barış ve Yeşilyurt’un (2025:8) araştırmasında dijital mecraların yalnızca kullanım sıklığının değil, bu platformlarda paylaşılan içeriklerin niteliğinin de aile ilişkilerini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Özellikle kıyaslama, rekabet ve idealize edilmiş yaşam temsilleri içeren paylaşımların aile içi iletişimde güvensizlik, yetersizlik hissi ve duygusal kopukluk gibi sonuçlara yol açtığı belirtilmektedir. Fenomenleşmiş içeriklerin de benzer biçimde aile dinamiklerini olumsuz etkilediği ifade edilmektedir. Çalışma, bu olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için ailelere dijital içerik yönetimine yönelik stratejik öneriler sunmakta; bilinçli kullanım, içerik seçimi ve dijital etkileşim sınırlarının belirlenmesi gibi uygulamaların önemine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda her iki araştırma, dijital mecraların aile yapısı üzerindeki etkilerinin hem kullanım biçimi hem de içerik türleri üzerinden çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Akbaş ve Dursun’un (2020:11) araştırması, dijital teknolojilerin uzun süreli kullanımının özellikle çocuklar üzerinde bilişsel, davranışsal ve sosyal düzeyde olumsuz sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmacılar, bu olumsuzlukların önlenmesinde baskıcı veya yasaklayıcı ebeveynlik tarzlarının etkili olmadığını, aksine ebeveynlerin dijital teknolojiyi bilinçli, kültürel ve pedagojik bir perspektifle kullanma The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 299 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. becerilerini geliştirmelerinin kritik bir önem taşıdığını vurgulamaktadır. Çalışma, bu bağlamda dijital ebeveynlik kavramını öne çıkararak dijital kültürün aile içinde geliştirilmesinin, Arslan’ın (2020:2) ifadesiyle “dijital yerlilerin” sağlıklı biçimde yetiştirilmesi açısından temel bir gereklilik olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde Yurdakul, Dönmez, Yaman ve Odabaşı (2013:6), dijital bağımlılığın önlenmesinde dijital ebeveynliğin merkezi bir rol üstlendiğini ifade ederek kavramı; dijital araçlara hâkim olan, dijital mecralardaki fırsat ve risklerin bilincinde bulunan, çocuklarını çevrimiçi tehditlere karşı koruyan, gerçek ve sanal dünyada haklara saygı kültürünü aktaran ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayabilen bireylerin sergilediği ebeveynlik biçimi olarak tanımlamaktadır. Bu doğrultuda dijital ebeveynlik, çocukların dijital dünyada güvenli, bilinçli, etik ve sürdürülebilir biçimde var olabilmelerini sağlayan temel bir rehberlik çerçevesi sunmaktadır. 7. Sonuç İnsanlık tarihi, her büyük yeniliğin arkasındaki köklü toplumsal dönüşümlerin itici gücüyle durmaksızın şekillenen bir değişim ve dönüşüm yolculuğudur. Ateşin bulunması, yazının icadı, buharlı makinelerin üretime dâhil edilmesi, elektriğin keşfi ve nihayetinde internetin ortaya çıkışı, insan yaşamında paradigmatik kırılmalara yol açan başlıca dönüm noktalarıdır. Bu yenilikler, toplumların beslenme alışkanlıklarından yerleşik yaşam pratiklerine, ticaret ve üretim yöntemlerinden iletişim biçimlerine kadar geniş bir yelpazede radikal değişim süreçlerini tetiklemiştir. 21.yüzyıl diğer adıyla dijital çağ, internetin keşfiyle birlikte dijital iletişimin küresel ölçekte yeniden biçimlendiği bir döneme işaret etmektedir. İnternetin sağladığı altyapı sayesinde dünya üzerindeki milyarlarca insan, fiziksel sınırların belirleyiciliğinden bağımsız olarak aynı dijital zeminde bir araya gelebilme imkânına kavuşmuştur. Bu yeni iletişim ortamı bireylere önemli fırsatlar sunmakla birlikte, beraberinde çeşitli risk ve tehditleri de taşımaktadır. Söz konusu risklerin ulusal ve yerel kültürler açısından kritik yönü, farklı kültürel kodlara ve değer sistemlerine kontrolsüz biçimde maruz kalma sonucunda ulusal değerlerden uzaklaşma ihtimalinin artmasıdır. Bireyin sosyalleşmesinde ve toplumun sürekliliğinde temel bir rol üstlenen aile kurumunun dijital ortamlardan gelebilecek olası tehditlere karşı korunması, toplumsal bütünlük açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede makale bireyin kendisiyle ve çevresiyle (aile, toplum vb.) olan The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 300 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. iletişimini dijital çağın baş döndüren teknolojileri karşısında korumak için “dijital muhafazakârlık” kavramını teklif etmesiyle özgün ve ayırt edici yönüyle öne çıkmaktadır. Dijital muhafazakârlık yaklaşımı, dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma geliştirmek yerine, dijital alanı değer temelli bir mücadele ve üretim sahası olarak ele almakta; değerlerin korunmasını dijital platformların etkin ve stratejik kullanımına bağlamaktadır. Dijital muhafazakârlık, muhafazakâr değerlerin dijital çağın iletişim biçimleriyle yeniden ifade edilmesini ve dolaşıma sokulmasını esas alan bir kavramsallaştırmadır. Bu yaklaşım, geleneği dijitalleşmenin karşısında sabit ve değişmez bir unsur olarak değil, dijital mecralarla etkileşim hâlinde yeniden müzakere edilen dinamik bir yapı olarak ele almaktadır. Rusya’da dijital muhafazakârlık, özellikle yeni medya aracılığıyla vatanseverlik, ulusal kimlik ve tarihsel hafızanın yeniden çerçevelenmesi bağlamında teorik bir içerik kazanmıştır. Buna karşılık Türkiye’de kavram henüz literatürde sistematik biçimde ele alınmamış olsa da hızlı dijitalleşmenin toplumsal yapılar üzerindeki etkileri, dijital muhafazakârlığın kuramsal bir çerçeve olarak geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Makale, dijital bağımlılık ve dijital yalnızlık gibi bireysel deneyimlerin aile bağlarını nasıl zayıflattığına ilişkin bulguları bir araya getirerek literatürdeki dağınık bilgi birikimini sistematik bir çatı altında toplamaktadır. Bununla birlikte dijital iletişimin hızlanmasıyla aile üyeleri arasındaki fiziksel ve duygusal mesafenin nasıl yeniden tanımlandığına dair özgün tespitler sunarak, aile sosyolojisi ve iletişim çalışmaları alanlarında önemli bir tartışma zemini oluşturmaktadır. Sonuç olarak makale, dijital muhafazakârlığı Türkiye literatüründe kavramsal bir öneri olarak tartışmaya açarak, dijitalleşme ile değerler arasındaki ilişkiye yönelik dağınık tartışmaları bütünlüklü bir çerçeveye oturtmayı hedeflemektedir. Çalışmanın özgünlüğü, dijital muhafazakârlığı ne dijitalleşmeye karşı bir reddiye ne de geleneksel değerlerden kopuş olarak ele alması; aksine dijital platformların değer temelli ve normatif ilkeler doğrultusunda etkin kullanımını savunan kurucu bir yaklaşım geliştirmesinde yatmaktadır. Uluslararası literatürde özellikle Rusya örneğinde görülen dijital muhafazakârlık tartışmalarının Türkiye bağlamına taşınması, karşılaştırmalı bir perspektif sunarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu yönüyle çalışma, dijital çağda muhafazakâr düşüncenin edilgen değil, yönlendirici ve üretken bir rol üstlenebileceğini The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 301 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. göstermekte; dijitalleşme-değer ilişkisine ilişkin akademik tartışmalara özgün bir katkı sunmaktadır. 8. Öneriler Dijital çağın olumsuz etkilerini azaltmak, dijital mecraların daha bilinçli, kontrollü ve kültürel duyarlılıkla kullanılmasını sağlamak amacıyla makale genç, ebeveyn, akademi, bürokrasi, sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar ve daha birçok kurum-kuruluşa çeşitli öneriler sunmaktadır. *Birey, aile ve toplumların dijital mecraların olumsuz etkilerine karşı daha kırılgan hâle geldiği görülmektedir. Bu nedenle, değer üreten ve değer aktarımını önceleyen bir dijital zeminin inşası zorunludur. Bu zemini ifade eden en kapsamlı kavram dijital muhafazakârlıktır. Dijital muhafazakârlık, dijital teknolojilerin hayatın her alanına nüfuz ettiği çağımızda birey, aile ve toplumların değerlerini, kimliklerini ve geleneksel normlarını koruma yönündeki bilinçli duruşu ifade etmektedir. *Dijital muhafazakârlık yaklaşımının Türkiye bağlamında işlevsel hâle gelebilmesi için, dijitalleşme politikalarının yalnızca teknik altyapı ve verimlilik ekseninde değil, değer temelli bir perspektifle ele alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda, kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinde yürütülen dijital dönüşüm süreçlerinin etik ilkeler, mahremiyet hassasiyeti ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla birlikte yapılandırılması önem taşımaktadır. Dijital platformların, kültürel sürekliliği destekleyen ve toplumsal değerlerin aktarımını güçlendiren araçlar olarak değerlendirilmesi, dijitalleşmenin değerlerle çatışan değil, değerleri yeniden üreten bir sürece dönüşmesine katkı sağlayacaktır. *Akademik düzeyde dijital muhafazakârlık kavramının sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk ve iletişim çalışmaları ekseninde disiplinlerarası biçimde ele alınması, kavramın teorik derinliğini artıracaktır. Eğitim, medya ve dijital okuryazarlık politikalarında değer temelli içeriklerin teşvik edilmesi de dijital muhafazakârlığın pratik karşılıklarını güçlendirecek önemli adımlar arasında yer almaktadır. Bu bağlamda dijital alan, muhafazakâr değerlerin savunulduğu bir “tehdit alanı” olmaktan çıkarılarak, değer temelli bir toplumsal inşa zemini olarak yeniden düşünülmelidir. *Yerli ve değer odaklı dijital içerik üretimi teşvik edilmelidir. Bu kapsamda kamu destekli projelerin yaygınlaşmasına ihtiyaç vardır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 302 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. *Dijital ortamlarda özel alanın korunması ve mahremiyet bilincinin güçlendirilmesi, bireylerin dijitalleşme sürecinde psikolojik bütünlüklerini korumaları açısından kritik önem taşımaktadır. *Dijital ebeveynlik farkındalığının artırılmasına yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, çocukların ve gençlerin dijital risklerden korunması ve sağlıklı dijital alışkanlıklar geliştirmesi için gereklidir. *İlköğretimde seçmeli ders olarak sunulan “Medya Okuryazarlığı” dersinin lise ve yükseköğretim düzeylerinde de zorunlu hâle getirilmesi, eleştirel dijital bilinç geliştirilmesi açısından önem arz etmektedir. *Dijital mecralarda doğruluk, adalet, saygı ve mahremiyet gibi etik değerlerin yaşatılmasına yönelik içerik üretiminin artırılması, dijital kültürün etik zeminde şekillenmesine katkı sağlayacaktır. *Baskıcı, otoriter ve yasaklayıcı ebeveyn modelleri yerine; hoşgörülü, empati kurabilen, çocuklarıyla iletişim ve müzakere becerisi geliştirebilen bir ebeveyn yaklaşımının teşvik edilmesi gerekmektedir. *Aile bireylerinin birlikte geçirdikleri zamanın niteliğinin artırılması, ortak etkinliklerle duygusal ve sosyal bağların anlamlı biçimde güçlendirilmesi önemlidir. *Aile içi ilişkilerde merhamet, saygı, sevgi, aidiyet, paylaşım, hoşgörü ve güven temelli ilişkilerin güçlendirilmesi hem aile bütünlüğünü hem de toplumsal dayanıklılığı destekleyen temel bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. *Dijital mecralarda dezenformasyon, manipülasyon ve sahte içeriklerle mücadele için hem teknolojik hem de pedagojik temelli doğrulama mekanizmaları geliştirilerek kullanıcıların eleştirel dijital düşünme becerileri desteklenmelidir. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 303 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Kaynakça Akkaş, Hasan Hüseyin (2003). Muhafazakâr Siyasi Düşünce Kavramı Üzerine, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(2), 241-254. Aksan, Gamze. (2025) Ebeveyn ve Genç İlişkisinde Aile Tutumları ve Aile Değerleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Habitus Toplumbilim Dergisi, 6, 95-124. Alkan, Buse (2023). Instagram’ın Evli Çiftlerin Aile Yaşantısına Etkileri. İletişim Bilimi Araştırmaları Dergisi 3(3), 218-235. Alyanak, Behiye (2016). İnternet Bağımlılığı. Klinik Tıp Pediatri Dergisi 8 (5), 20-24. Akbaş, Özge Zeybekoğlu ve Dursun, Cansu (2020). Teknolojinin Aileye Etkisi: Değişen Ailenin Dijital Ebeveyn ve Çocukları. Turkish Studies-Social, 15(4), 2245-2265. Akar, Damla (2025). Sosyal Medyada Aile Algısı: Ekşi Sözlük Tanımları Üzerine Bir Değerlendirme. Trt Akademi, 10(24), 800-829. Arslan, Aysel 2020). Üniversite Öğrencilerinin Dijital Bağımlılık Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi. International E-Journal of Educational Studies, 4(7), 27-41. Barış, Özlem ve Yeşilyurt, Segah (2025). Sosyal Medyada Ailelerin Medyatikleşmesi: Popüler Aileler Örneği, TRT Akademi, 10(24), 624-651. Bassin, Mark ve diğerleri (2016). Eurasia 2.0: Russian geopolitics in the age of new media. Bloomsbury Publishing PLC. Bayer, Ali (2013). Değişen Toplumsal Yapıda Aile. Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 4(8), 101-129. Bayhan, Vehbi (2020). Z Kuşağı Lise Gençlerinde Sosyal Medya Bağımlılığı İle Siber Zorbalık ve Siber Mağduriyet Deneyimleri. İlahiyat Akademi (12), 117-144. Beneton, Phillipe (2016). Muhafazakârlık, Le Conservatisme. (C. Akalın Çev.), İstanbul: İletişim. Çaha, Ömer (2004). Muhafazakâr Düşüncede Toplum, Liberal Düşünce Dergisi, (34), 15-24. Çamurdaş, Kübra (2023) Türkiye’de Gelenek ve Modernite Geriliminde Muhafazakârlık: Hareket Dergisi Örneği1. Çiftçi, Ayşe Nur (2023). Aile Yapısında Yaşanan Çözülme ve Uzunköprü Örneği.” Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25 (Özel Sayı), 489-514. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 304 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Duran, Resul (2022). Türkiye Aile Yapısının Geleceğine Yönelik Çıkarımların Değerlendirilmesi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kadın ve Aile Araştırmaları Dergisi, 2(1), 147-164. Gilbert, Andrew Norman (2016). British Conservatism and The Legal Regulation of İntimate Adult Relationships, 1983-2013 (Doctoral Dissertation, Ucl (University College London)). Güler, Zeynep (2016). Muhafazakârlık, Kadim Geleneğin Savunusundan Faydacılığa. H.B.Örs (Der.), 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler (Ss. 115-162). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi. Göldağ, Battal (2018). Lise Öğrencilerinin Dijital Oyun Bağımlılık Düzeylerinin Demografik Özelliklerine Göre İncelenmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15 (1), 1287-1315. Güngörmez, Bengül (2004). Muhafazakâr Paradigma: “Dogma” ve “Önyargı. Muhafazakâr Düşünce Dergisi, 1(1), 11-30. Deveoğlu, Müge (2024). Yalnızlığın Yeni Hali: Dijital Yalnızlık. Sosyologca, 9/18-19, 341-352. Dikeçliğil, F. Beylü (2012). Aileye Dair Kabullerin Ezber Bozumu, Muhafazakâr Düşünce, 8(31), 21-52 Ersoy, Mustafa ve Ağlar, Cengiz (2024). Trdizin Veri Tabanındaki Dijital Bağımlılık Araştırmalarına Genel Bakış (2013-2023). Haberli, Mehmet (2023). Dijital Çağda Aile: Ebeveynleriyle İlişkisi Çerçevesinde Gençlik ve Din. Türkiye İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 7(3), 374-389. Havalı, Sibel (2024). Dijital Bağımlılık Üzerine Güncel Tartışmalar. Ankara: Berikan Yayınevi. Karaboğa, Mehmet Tahir (2019). Dijital Medya Okuryazarlığında Anne ve Baba Eğitimi.” Opus International Journal of Society Researches, 14(20), 2040-2073. Karayaman, Saffet ve diğerleri (2025) Kalabalık Yalnızlık Ölçeği. Kazachanskaya, Elena ve Mamychev, Alexey (2021). Conser-vatism and Conservative Legal Thinking: The Era of Public Systems' Digital Transformation. European Proceedings of Social and Behavioural Sciences. Kır, İbrahim (2011). Toplumsal Bir Kurum Olarak Ailenin İşlevleri. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 10(36), 381–404. Özdoğan, Ogan (2017). Endüstri 4.0: Dördüncü Sanayi Devrimi ve Endüstriyel Dönüşümün Anahtarları, Pusula. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 305 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Özsarı, Arif ve Deli, Şekip Can (2023). Dijital Okuryazarlık ve Dijital Bağımlılık İlişkisi: Hokey Sporcuları Araştırması. The Online Journal of Recreation and Sports, 12(4), 491-501. Şen, Gülyaşar Erol, Ayten (2024). Modernleşme Sürecinde Dijital Medyanın Aile Üzerindeki Etkileri.” Kaide Dergisi (Asbü Uluslararası Aile Araştırmaları Dergisi), 2 (1), 1-30. Turğut, Faruk (2017). Tarihsel Süreçte Aile Kurumunun Dönüşümü ve Geleceğine Yönelik Çıkarımlar. Medeniyet ve Toplum Dergisi, 1(1), 93-117. Ültay, Eser ve diğerleri (2021), Sosyal Bilimlerde Betimsel İçerik Analizi.” Ibad Sosyal Bilimler Dergisi, (10), 188-201. Yengin, Deniz (2019). Teknoloji Bağımlılığı Olarak Dijital Bağımlılık. Turkish Online Journal of Design Art and Communication, 9(2), 130-144. Yetkin, Elif Gizem ve Coşkun, Kemal (2021). Endüstri 5.0 (Toplum 5.0) ve Mimarlık, Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisi, (27), 347-353. Yurdakul, Işıl ve diğerleri (2013). Dijital Ebeveynlik ve Değişen Roller. Gaziantep University Journal of Social Sciences, 12(4), 883-896. Yıldırım, İrfan (2021). Sosyal Medya, Dijital Bağımlılık ve Siber Zorbalık Ekseninde Değişen Aile İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme.” Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 9 (5), 1237-1258. Yurt, Remziye Gül (2025). Dijital Muhafazakârlık: Gelenekten Dijitale Muhafazakârlığın Dönüşümü. İstanbul: Doğu Kütüphanesi Yayınları. Zorlu, Yaşar (2025). Sosyal ve Dijital Medyanın Aile İçi İletişim Üzerindeki Olumsuz Etkileri Ve Sosyal Sonuçları. Erciyes İletişim Dergisi, 12(2), 599-620. Https://Tdk.Gov.Tr/İcerik/Basindan/2024-Yilinin-Kelimesi-Kavrami-Kalabalik Yalnizlik/ The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 306 https://dergipark.org.tr/tr/pub/tinisos/article/1838435

Featured post

A Silent Journey Through Literature: Muhittin Çiftçi’s ‘Sessiz Sofra’ is out now from Alaska Yayınları!

   Author Muhittin Çiftçi’s eagerly awaited new work, ‘Sessiz Sofra’, is set to reach readers and the literary world very soon under the Ala...