Showing posts with label ALPARRSLAN CEYLAN. Show all posts
Showing posts with label ALPARRSLAN CEYLAN. Show all posts

Sunday, 2 November 2025

Prof. Dr. Alparslan Ceylan ile Türk Tarihinin Taşlara Kazınmış İzleri

 



Türk tarihini anlamak için yalnızca Anadolu’ya bakmak yeterli değildir. Bu tarih, Tanrı Dağları’ndan Kafkaslar’a, oradan Sibirya’ya uzanan geniş bir coğrafyanın taşlarında, mağaralarında ve dağ yamaçlarında gizlidir. Prof. Dr. Alparslan Ceylan, yıllardır bu kadim izlerin peşinde olan bir arkeolog olarak, Türklerin binlerce yıllık kültürünü taşlara kazınmış şekliyle gün yüzüne çıkarıyor. Onun çalışmalarında tarih sadece bir bilim dalı değil; aynı zamanda bir milli hafıza, bir kimlik arayışı.

Tanrı Dağları’nda Taşa Kazınan Hikâyeler

Ceylan’ın araştırmalarında özel bir yere sahip olan Saymalıtaş, Tanrı Dağları’nın 3.000 ila 3.700 metre yükseklikteki yamaçlarında yer alıyor. Burası, dünyanın en büyük kaya resmi alanı olarak biliniyor. Yaklaşık 11.500 taş üzerinde 100.000’e yakın figür tespit edilmiş durumda. Milattan önce 3000’lere uzanan bu çizimler, Türk tarihinin, kültürünün ve inanç sisteminin somut belgeleri niteliğinde.

Bu resimleri çizen topluluklar, yaz aylarında hayvanlarını yüksek otlaklara çıkaran Türk boylarıydı. Onlar için bu yerler yalnızca otlak değil, aynı zamanda kutsal alanlardı. Burada hem hayvanlarını otlatır hem de inanç törenlerini gerçekleştirirlerdi. Böylece taşlara kazınan her figür, hem yaşamın hem de kutsalın bir yansıması hâline gelmişti.

Anadolu’da Yankılanan Kadim İzler

Ceylan’a göre, Anadolu’daki Türk varlığı yalnızca 1071 Malazgirt Zaferi’yle başlamadı. Kars Digor, Erzurum’daki Cünni Mağarası, Erzincan ve Elazığ yörelerinde bulunan kaya resimleri ve ritüel kalıntıları, çok daha eski bir kültürel sürekliliğe işaret ediyor. Hatta bazı bölgelerde, Orta Asya’dan taşınan geleneklerin hâlâ yaşadığına dikkat çekiyor. Örneğin, bazı Doğu Anadolu köylerinde evlerin önüne geyik kafası ya da boynuzu çakma geleneği, şaman inancının günümüze uzanan bir yansıması olarak görülüyor.

Balballar: Taşlardaki Kahramanlar

Türklerin taş kültürü sadece kaya resimleriyle sınırlı değil. Balballar, yani kahramanları temsil eden taş heykeller, Türklerin ölülerine ve geçmişlerine duydukları saygının simgeleri. Bu heykeller, bir yandan savaşlarda öldürülen düşmanları, diğer yandan boyların bağlılığını anlatır. Üzerlerindeki kılıç, kadeh, taç gibi semboller, heykelin temsil ettiği kişinin hayat hikâyesini taşlara yazılmış birer biyografi gibi sunar.

Ceylan, özellikle “kadeh” sembolünün “bengü su” yani ölümsüzlük suyunu temsil ettiğini belirtiyor. Türk inanç sisteminde ölümsüzlük arayışı, tıpkı Orhun Yazıtları’nda olduğu gibi, kültürün merkezinde yer alıyor.

Talas Savaşı ve Bir Uygarlığın Yön Değişimi

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan 751 Talas Savaşı, Ceylan’a göre sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda medeniyetler arası bir geçiş anıdır. Bu savaşla birlikte Türkler İslamiyet’le tanışmış, Çin uygarlığından İslam dünyasına bilgi akışı başlamıştır. Savaş sonrasında kağıdın Çin dışında ilk kez Semerkant’ta üretilmeye başlanması, barut ve pusula gibi buluşların Batı’ya taşınması da bu etkileşimin sonuçları arasında yer almıştır.

Manas Destanı ve Kırgız Kültürünün Direnişi

Ceylan, Türk dünyasında sözlü kültürün önemini vurgularken Manas Destanına özel bir yer ayırıyor. 180.000’in üzerinde dizeden oluşan bu destan, dünyanın en uzun destanı olma özelliğini taşıyor. Sovyet döneminde Kırgız aydınları baskı altına alınmış, kitaplar yakılmış, ancak halk Manas’ın sözlü geleneğiyle kimliğini korumayı başarmış. Evlerde gizlice okunan destan, Kırgız halkı için bir direniş sembolü hâline gelmiş.

Destanı ezbere anlatan manasçılar, toplumsal hafızayı taşıyan manevi elçiler olarak kabul ediliyor. Cengiz Aytmatov’un eserlerinde de bu kültürel mirasın izleri sıkça görülüyor.

Aytmatov’un İzinde Türk Dünyası

Ceylan, Cengiz Aytmatov’u yalnızca Kırgızistan’ın değil, tüm Türk dünyasının yazarı olarak değerlendiriyor. “Selvi Boylum Al Yazmalım”dan “Gün Olur Asra Bedel”e kadar eserlerinde Türk kimliği, maneviyatı ve insanın evrensel değerleri iç içe geçmiştir. Aytmatov’un babasının Stalin döneminde kurşuna dizilen aydınlardan biri olması, onun yazılarına derin bir hüzün ve arayış duygusu kazandırmıştır.

Manas Üniversitesi ve Türk Dünyası’nın Akademik Köprüsü

Prof. Ceylan’ın rektörlük yaptığı Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Türk dünyasında ortak eğitim dili, kültürel birlik ve bilimsel dayanışmanın sembolü. Üniversitede öğrenciler Türkçe ve Kırgızcanın yanı sıra İngilizce ve Rusça öğreniyor, mezunlar dört dilli bir vizyonla hayata atılıyor. Üniversitenin televizyonu, radyosu ve yayınlarıyla Türk dünyasında bir bilgi ve kültür merkezi hâline geldiğini belirtiyor Ceylan.

Taşların Sessiz Çığlığı: Tahribat ve Koruma

Ne yazık ki, Türk tarihinin taşlara kazınmış izleri bugün ciddi tehdit altında. Ceylan, özellikle Cünni Mağarası ve benzeri alanlarda bilinçli tahribatların yapıldığını söylüyor. Ona göre bu tahribat yalnızca cehaletten değil, “Türk varlığını silme çabası”ndan kaynaklanıyor. Bu nedenle hem devletin hem de halkın bu mirasa sahip çıkması gerektiğini vurguluyor.

Genç araştırmacılara da çağrısı net:

“Tarihimizi sadece yazılı belgelerden değil, taşlara kazınmış mühürlerden okuyun. Bu yol zahmetlidir ama milli bir görevdir.”

Geleceğe Umutla Bakan Bir Tarih

Ceylan, Türk dünyasının geleceğine umutla bakıyor. Ortak alfabe çalışmaları, kültürel projeler, akademik iş birlikleri ve genç araştırmacıların ilgisi ona göre yeni bir Türk Rönesansının işareti.

“Türk tarihi sadece Anadolu’da değil,” diyor, “Tanrı Dağları’nda, Sibirya’da, Kafkaslar’da… Gençler bu coğrafyalara gitsin, atalarımızın izlerini takip etsin. Bu, sadece akademik değil, manevi bir yolculuktur.”


Sonuç: Taşlarda Saklı Hafıza

Prof. Dr. Alparslan Ceylan’ın sözleri, bize tarihin yalnızca kitaplarda yazılı olmadığını hatırlatıyor. Türklerin taşlara, dağlara, kayalara kazıdığı semboller; bir milletin binlerce yıl öncesinden bugüne uzanan sessiz bir çığlığı gibi. Bu çığlık, geçmişini unutmayan her Türk’ün yüreğinde yankılanmaya devam ediyor.

Featured post

Visit from Hızır International Search and Rescue Association and Ankara Provincial Presidency of Turkish Retired Specialist Chiefs Association to Mr Yusuf Sipahi, President of Turkish Disabled Persons Federation

  Ali Gürgen, President of Hızır International Search and Rescue Association, who made statements on his social media account regarding...