Monday, 28 September 2015

ATA SAVUNMA SANATI BİLGİ KILAVUZU

ATA SAVUNMA SANATI BİLGİ KILAVUZU
HIZ: Kütle hızla birleştiği takdirde güç oluşur. Bunun mümkün olması denge ile bağlantılıdır. Hız’ın oluşması için dengenin hareket esnasında merkezden çabuk hareket etmesi ile mümkündür. Öyleyse gard duruşunda merkeze sıkıca bağlı, Teknik uygulama esnasında merkezden çabuk çıkmak esastır. Teknik esnasında merkezden hızlı bir şekilde hareket ettirilemeyen vücut, atağı karşılamakta zorlanır. Kısacası hızın oluşması için teknik esnasında melezden çabuk ve hızlı çıkmak esastır.
NEFES; (Soluk alış-verişi) Nefes alıp-verme hızı insanın içinde bulunduğu şartlara göre organizma tarafından düşünce sistemi ile ilgili olmadan kendiliğinden ayarlanmaktadır. Her insan koşarken, yürürken merdiven çıkarken, kitap okurken vb. hayatın her alanında yaşam için nefes alış-verişinde bulunurlar. Nefes alış-verişi hayati bir olgu olduğu kadar yaşantımızda bizim birçok olayı doğru algılamamıza neden olur. Solunum refleksif bir hadisedir. İşte bu nedenle insanlar mecbur kalmadıkça nefes sistemi üzerinde düşünmezler. İnsanoğlu düşünebilme yeteneği sayesinde nefesini kontrol edip, yerine göre kullanabilir.
ATA SAVUNMA SANATI sisteminde, vuruşlar kum torbası veya rakip üzerine uygulanırken tekniğin çıkışında nefes alınır, rakip veya torba üzerinde vuruş gerçekleştiği an nefes tutulur vuruşun bitiminde nefes bırakılır. Bırakılan nefes vücudun direncini azaltır ve merkezden hızlı bir şekilde kaçarak hareket kabiliyetini arttırır.
ATA sisteminde vuruş esnasında nefes alıp verme " havayı göğüsten boşaltmaya ve zihin konsantrasyonuna yarar. Uzun tutulan çığlıklar enerjinin depolama ve boşaltılmasında negatif durumlar meydana getirir. Antrenman esnasında bilinçli bir nefes kontrolü yapılabilmesi için bir sporcunun solunum mekanizması ve anatomisi hakkında az’da olsa fikir sahibi olması gerekir. Eğer bir sporcu nefes durumunu hangi seviyede ve hangi kaslarla kontrol edeceğini bilmiyor ise, yerine göre kullanması gereken karın tipi veya göğüs tipi solunumdan haberdar değilse, dilediğiniz kadar tarif edin, sporcunun öğrenebilmesi zordur.
Dövüş sanatı ile meşgul olan bir sporcunun, karakteri itibarı ile iç organların vücudun nerelerinde bulunduğunu bilmesi gerekir. Solunumsuz yapılan saldırı ve savunmada başarı olanağı zayıftır. Zira nefes alış-verişi ile alakalıdır yani ana ilke nefestir. Doğru nefes alış-verişi vücudun fonksiyonlarının doğru çalışmasına ve rakip üzerinde doğru odaklanmaya vesile olacaktır. derin nefes ile ciğerlerin oksijen ile doldurularak, yavaş yavaş ağızdan boşaltılması ile oluşmaktadır. Kısacası zen olayı bize nefesimizi sosyal yaşantımızda dahi kontrol edebilme yetisi sağlamaktadır.
REAKSYON: Bir uyaran yolu ile duyu organlarının birisi uyarılır. Bu uyaran duyu sinirleri aracılığı ile "Merkezi sinir sistemi"ne ulaştırılır ve buradan bir emir oluşur. Emir sinirler yolu ile hareketi uygulayacak olan kaslara ulaştırır ve emir’i yerine getirerek istenen hareketi uygular. Uyaran ile reaksiyon arasındaki zaman 0.1 ile 0.2 saniyedir reaksiyon’u kısaltan etkenler:
1 ) Reaksiyon alıştırmaları
2 ) Dikkat
3 ) İtici güçler ( Mücadele isteği, hırs )
4 ) Kimyasal tıbbi ilaçlar ( Doping )
Reaksiyon zamanı’nı uzatan etkenler:
1 ) Alkol
2 ) Yetersiz antrenman
3 ) Yorgunluk
4 ) Dikkatsizlik
5 ) Yetersiz mücadele gücü
6 ) Uykusuzluk.
REFLEKS: Reaksiyon’a göre daha kısa bir zamanda oluşur. Merkezi sinir sistemi işe karışmaz. Reflekste emir duyu sinirlerinden direkt olarak hareket sinirlerine geçer ve kaslar yolu ile hareket uygulanır. Yani reaksiyon da 10-20 kere daha hızlıdır. Refleks zamanı 0.01-0.02 saniyedir.
ATA SAVUNMA SANATI ISINMA VE KÜLTÜR FİZİK
KÜLTÜRFİZİĞİN FAYDALARI:
1 ) Kas gelişmesini sağlar
2 ) Kondisyonu arttırır
3 ) Sinir sistemini düzenler
4 ) Moral kondisyonu arttırır
5 ) Solunumu kamçılar
6 ) Kan dolaşımını arttırır
7 ) Artıkların ıtrahı (Dolaşım artması)
8 ) Metabolizma artışı (Organlara kan fazla gelir)
9 ) Zihne gelişme sağlar
10) Isınan kas çabuk hareket eder
11) Isınınca çabuk reaksiyon gösterir
12) Gevşeme kasları ile kasılma kasları koordineli çalışır
ANTRENMAN İLE:
1 ) Çok yönlü bedensel yetenekler
2 ) Sağlam sportif teknik ve taktik
3 ) Yüksek zihinsel yetenekler geliştirilir.
ISINMANIN ÖNEMİ: Isınma, kılcal damarların genişlemesi sonucu dokulara kan ve öz sıvı akımını sağlar. Kaslar, kirişler, eklem bağları ve kıkırdak doku daha esneklik kazanır. Böylelikle idman veya çalışmalar anında olabilecek kazaları önlemek mümkün olur. Kas yırtılmalarına, kiriş kopmalarına, burkulmalara, zorlanmalara ısınmasını iyi yapmamış olan sporcularda seyrek rastlanır vücuttaki kimyasal ve fizyolojik olaylar, sıcaklık yükseldikçe artar. Oksijen alınımı kolaylaşır,sinirlerin iletimi hızlılaşır,dolayısı ile reaksiyon süresi azalır.
ANTRENMAN’DA MERKEZSEL KUVVET-DENGE-HIZ-NEFES-REAKSİYON-REFLEKSİN ÖNEMİ
DAİRESEL DİNAMİĞ HARAKETİ: Ata Savunma Sanatında kullanılan dairesel ayak hareketleri olduğunu bilmekteyiz. Buna göre denge ile bağlantılı olarak Dairesel dinamikten kısaca söz edelim. Bir ip’in ucuna taş bağlayıp, diğer ucundan tutarak havada çevirelim ipin havada daire çizer. Bunun etkisi ile meydana gelen "Merkezsel kuvvet ( fm ) ip vasıtası ile taş’a intikal eder. Burada aynı zamanda ipin kuvvetinin haricinde bir başka gücün varlığı hissedilir. Bunun adına atalet direnci denir. Atalet direnci dairenin merkezinden uzaklaşan yöndedir. Buna merkez kaç kuvveti’ de denir. Merkez kaç atalet direncinin büyüklüğü, merkezsel kuvvetinkine eşittir. Bundan anlaşılacağı üzere yapılan tekniklerle, merkez kaç kuvveti sayesinde vücudun aksi yöne devrilmesini engeller.
DENGE: Fiziksel gücün etkili bir şekilde uygulanması insanın duruşu ( duruş ) ile ilgilidir. Ani saldırılarda düzgün bir savunmanın yapılabilmesi için denge çok önemlidir. Dengenin doğru olmaması, yapılan atakların sağlıklı bir şekilde karşılanmamasına vesile olur ve savunma kabiliyeti sergilenemez. ATA Savunma Sanatında bulunan ( gard ) dengesi tüm saldırılara karşı, ani refleks ile cevap verebilecek yeterliliktedir. Denge unsurunda iki ayağın yan, yana gelmesi durumunda, herhangi bir yönden gelebilecek darbelere direnç gösteremez. Bir ayak önde, diğeri arkada olan bir denge ataklara karşı, darbelere karşı direnç gösterecektir. Ata Savunma Sanatında sisteminde denge merkez kaç kuvvetinin doğru uygulanması ile birlikte isteklerinize olumlu cevap verecektir.
ATA SAVUNMA SANATIN’DA KUŞAK VE RENKLERİN DİLİ
Renklerin Dünyası’na baktığımızda bazı renklerin yaşamımız da Olumlu veya olumsuz etki yarattığını gözlemlemekteyiz. Kimi insan mavi’yi ve onda huzur bulduğunu söyler. Çoğu insanlar giyim kuşamında özellikle bazı renklerli tercih etmektedirler. Otomobil, ev eşyası gibi tercihlerde dahi bazı renkler tercih edilir. Demek ki renklerin insan yaşamında önemli bir rolü bulunmaktadır. Diğer taraftan bazı renklerin seçilmesi ve kullanılmasında bir amaç ve anlam vardır. Silahlı kuvvetlerin karacı, denizci ve havacı renkleri biri birinden farklıdır. Karacıların birlik işareti olan nefteleri onların hangi birim’e mensup olduğunu ifade eder. Kısacası renkler hayatımızda bazen önemli rol oynarlar. Bu amaç ile ATA Savunma Sanatında kullanılan kuşakların ve renklerinin bir anlamı ve özelliği vardır.
Hemen, hemen savunma sanatlarının tamamında dereceyi belli etmek amacı ile bele kuşak takmak herkesçe bilinen bir olgudur. ATA Savunma Sanatında renklerin sıralamasına bakıldığında bir ahenk ve anlam ifade ettiği görülecektir. Beyaz, saflığı ve temizliği, siyah’ın otoriteyi ve kararlılığı ifade ettiği gözlemlenecektir. Beyaz ile başlayan yolculukta siyah’a kadar renkser’in bir evrim geçirdiği ve zamanla karardığı görülür. Kısacası kuşak karardıkça ustalık yolunda sabır adımları atılmaktadır. ATA Savunma Sanatı bünyesinde bulunan renklerin kararma yolunda bir ahenk oluşturduğu ve kararma düzenine uyduğu görülür.
Renklerin anlamlarını ATA Savunma Sanat ile özdeşleştirerek kısaca anlatmak isteriz
BEYAZ: Saflık, ilk adım, temizlik, doğuş, Beyaz, Güneş’in tüm ışınlarını yansıtır ve geri çevirir. Oysaki Siyah bunun aksine onları yutar ve bir daha geri göndermez. Bu nedenle beyaz, bir anlamda tüm dış etkilere karşı boşluk içermektedir. Beyaz kuşak bir boşluk ve saflığın ifadesi olarak bir başlangıçtır. Kuşak sıralamasında’ ilk sırada yer alır.
SARI: İnanç, öncelik, aydınlanma. Sarı, doğuş sonrası aydınlanan bir renk ve öncülük görevi görür. Sarı, beyaz’ın gelişen ve kararan halidir. Sarı, masumiyet ve iyi huyluluğun ifadesini yansıtır. Zihin uyarıcı bir renk olmasından dolayı, zihinsel faaliyetlerin yapıldığı yerlerin dekorunda kullanılmasının gerekliliğinden söz edilmektedir. Sarı, ATA Savunma Sanatında aydınlanma ve inanç özelliği ile 2.Sırada yer alır.
YEŞİL: Canlanma, yoğunlaşma, enerji, Tabiatta yeşil canlanmayı ve enerjiyi ifade eder. Baharda bitkilerin yeşermesi bir canlılık, canlılık ise insanlara bir enerji olarak görülür. Güneş sarı ışınları ile yeşili canlandırır, bu yoğunlaşma ve enerji’ye dönüşür. Yeşil, gözü en az yoran, dikkat enerjisini fazla yıpratmayan bir renktir. Bu nedenledir ki; Okullardaki yazı tahtaları, konferans salonları ve oyun masalarının üzerlerinin yeşil olması tercih sebebidir. ATA Savunma Sanatında yeşil kuşak tam ortada yer alır. Kuşaklar içerisinde Yeşil, yoğunlaşma ve dikkat’in en üst düzeyde olduğu sıradadır. Burada enerji en üst düzeydedir. Bu nedenle canlanma, yoğunlaşma ve enerji ile anılır. Kuşak sıralamasında 3.Sıradadır.
MAVİ: Derinlik, akıcılık, önsezi. Mavi, renklerin en derin olanıdır. Göz bir engele rastlamadan ona gömülür ve sonsuza doğru gider. Renklerlin en az düzeydeki maddesel halidir. Derinlik olarak Hava ve su ile anılır. Mavi, gerçeğin hayale dönüştüğü sonsuz bir yolun rengidir.Mavi’nin derinliklerinde daima ciddiyet ve asalet vardır.Bu nedenle sistem içerisinde derinliğe giden bir renk olarak 4.Sırada yer alır.
KAHVERENGİ: Mücadele, sabır, bağlılık, olgunluk. Kahverengi, kendini göstermeyen yeraltı ateşi ile kil ve toprak ile özdeşleştirilir. Bu nedenle insanoğlunun ilk keşfettiği renktir. Eski Roma’da alçak gönüllülük, manevi ve zihinsel olgunluğun simgesi olmuştur. Sistem içerisinde zihinsel olgunluk ve mücadeleyi ifade ettiğinden dolayı siyah’a geçişte köprü görevi görür. Kuşak sıralamasında sabır ile özdeş olarak siyah’a geçişte 5.Sırada yer alır.
SİYAH: Üretkenlik, irade, kararlılık.Yargı ve karar mercii’ndeki insanların ( Hakim, savcı, din görevlisi vs.) giymiş oldukları ve adına "Cübbe" dedikleri nesne’nin siyah oluşu, karar ve yargı mercii olduklarının ifadesini yansıtır. Bu aynı zamanda irade zenginliğini, kendinden emin olmayı, olgunluğu ve makamına olan kararlılığını ifade etmektedir. Birçok kurum’un makamı ve karar mercii’nin araçları ve onların plakaları siyahtır. Siyah, ciddiyet ve resmiyeti ifade ettiği için, profesyonellikte ilk adım olan siyah kuşak ile özdeşleşmektedir. Siyah kuşak sıralamanın en üst düzeyinde ve zirvededir. Kuşak sıralamasında 6.Sıradadır.
ATA SAVUNMA SANATIN’DA STRTEJİK DURUŞ ( GARD )
1-ATA SAVUNMA SANATI’NDA Kararlılık ve sakin olmak stratejik duruş için gerekli olan unsurlardır. Bir insanın oturuş şekli veya ayakta iken yapmış olduğu duruş biçimi karşısındaki insan tarafından analiz edilerek buna göre kişinin yapısını ortaya çıkartmaktadır. Bu bir anlamda beden dili ile aynı formatlara sahiptir.
2-Stratejik durum adını verdiğimiz GART dövüş tekniği, kişinin müsabakaya başlarken kendini ortaya koymasıdır İlk duruşta rakibimizi etkileyemiyor isek stratejik duruşumuzun yetersiz olduğunu bilmeliyiz. Bu nedenle stratejik duruşu iyi algılamamız gerekir. Stratejik duruşta gözler, beden ve zihin hepsi birden uyum halinde olmalıdır. Bunlardan birisi eksik olduğunda stratejik duruş gerçekleşmez.
3-Stratejik duruş’ta gözler rakibin eline, ayağına veya herhangi bir noktasına baktığında, buraları süzdüğünde rakip tarafından bu algılanır ve sizin tedirgin olduğunuz hissine varılır. Bunlar sizin tedirgin olduğunuza dair birer işarettir. Stratejik duruşta gözler mümkün olduğunca kırpmadan direkt rakibin gözlerine dikilir. Baş dik durur bunlar sizde bir özgüven, Rakipte ise tedirginlik ve güvensizlik yaratır. Rakibinizin tedirgin olması, daha önceden kafasında tasarlamış olduğu stratejisinin bozulmasına neden olacaktır. Böylelikle size üstünlük sağlamaya çalışan kişi bunu başaramayacak ve sizin karşısında teknik becerilerinizin de desteği ile yenik düşecektir.
EL VE DİZ TEKNİKLERİ
Ziplayarak Baş kısmına ATA vuruşu ( Nakavut teknik )
Teknik itiş Çeneye vuruş İç ve dış dönerek vuruş
Çeneye alttan vuruş Dirsek vuruşu
Ters yumruk vuruşu Döşüne dirsek vuruşu
Elin keskin kısmı ile Ense köküne vuruş ( Osmanlı Tokatı )
Alt seviye blok Dış blok İç blok
Üst seviye blok Alt a iç e blok
Diz blok Atak halinde diz blok
Zıplayarak diz blok Dairesel diz blok
Diz ve dirsek çift blok Alttan yukarıya iterek diz vuruşu
Diz vuruşu Zıplayarak diz vuruşu
AYAK TEKNİKLERİ
Ön tekme Döndürerek-Döner tekme
Alt seviye dönerek tekme İterek alt seviye tekme
İç baldır tekme Eklem yerine tekme
Kilit-kanca tekme Uçarak ön tekme
Dönerek diz vuruşu Öne, yukarıya kaldırarak tekme
Üçgen tekme vuruş Yan tekme
Art-geri tekme Arkaya döner tekme
Arkaya döner kanca tekme Uçarak arkaya döner tekme
Kilitleme tekme Durdurma tekme
GENEL BİLGİLER
Hız çalışması Kilitleme çalışması Reaksiyon çalışması
Hazır Denge-Duruş Oturmak Kalkmak
Gard Müsabaka-Maç Müsabaka gard’ı
Kavga-Dövüş Savaşçı Bacak Kol Karın
Vücut Kafa-Baş Topuk Ayak parmağı
El parmağı Alt seviye Orta seviye Üst seviye
Temel Hüner Name Rakip Atağı karşılayan
Öngörüş-kararlılık Fırlatmak-atmak
Çekip sarmalayıp, fırlatıp atmak
Ters fırlatmak Antrenman Alt-Alta Çene
Mesafe Mesafe kontrolü Karşılamak Didişmek (dövüş)
Eğitimin yolu Dairevi hareketler
Yumruk 4 hat-4 yol 1.Yol-Hat 2.Yol-Hat
3.Yol-Hat 4.Yol-Hat Dış-Yan pozisyonlar
Kıdemsiz-Acemi Kıdemli-Üst Öğretmen-Eğitimci
Üstat öğretmen Müdür Merkez-Başkanlık
Okul Antrenman yapılan özel alan
 

Ata Savunma Sanatı Federasyonu Genel Başkanı Murtaza Ünlü kısaca Kim dir?


1967 yılında Sivas’ta doğan Murtaza Ünlü, Savunma sporlarıyla çocuk yaşlarından itibaren ilgilenmeye başladı. İlk olarak Kung-Fu, Sotokan, Kyokushin karate çalışmalarıyla başladı ve Ashihara Karate de karar kılıp uzun süre Ashihara karate çalışmalarına devam etti. 
1990 yılından itibaren Süper Siyah Kuşak Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Ayrıca ülkemizde gene bir ilk olarak 1997’de tamamen Savunma Sanatlarına hitap eden bir müzik albümü hazırladı.
1994 yılında kendi kurduğu spor branşı  olan Ashihara Budo Kai yani bugün milli sporumuz olan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı bünyesinde olan Budo kai do’yu kurdu. Ashihara budo kai spor branşının, uluslararası alanda kabul görmesi bakımından 1998’de Ashihara Budo Kai ( budo kai do ) T.C. patent dairesinden isim ve patent haklarını alarak Türkiye’nin ilk ve tek patent tescilli spor branşı olmasını sağladı. Nisan 2008’ de  Dünya Mücadele Sporları Federasyonu’nu kurarak Türkiye’de ilk kez bir dünya federasyonunun kuruluşuna öncülük etmiş oldu. Yıllardır dövüş sporlarına hizmet etmekte olan herkesin hayalini kurduğu Ata Savunma Sanatını (Turkısh Fight ) kurdu ve Türk halkının beğenisine sundu.
2011 yılından itibaren ülkemizin ulusal yayın yapan özel bir TV kanalında başta ata savunma sanatı olmak üzere tüm savunma ve mücadele sporlarının ele alındığı ve halen devam eden bir TV programına devam ettirmekte olan genel başkanımız Murtaza ÜNLÜ Türk Dövüş Sanatları camiası İçerinde vatanına, milletine ve devletine üst düzeyde hizmet etmiş bir çok ilke imza atmış ve halen hizmetine devam etmekte olan bir spor adamıdır.
Genel Başkanımız sayın Murtaza ÜNLÜ’nün ve ülke sporuna olan hizmetlerini kısacık bir özetle anlatmak mümkün değildir. Ancak bazı kişileri duymak değil tanıyarak yaşamak gerekir. Genel başkanımızın da bize göre tanıyarak yaşanması gereken kişilerden biri olduğuna inanıyoruz.
Akıl, Ahlak, Çalışma ve Bilim ( Ahi Evran’nın Yolu )
Ata savunma sanatı” adını soy ağacımız olan ( ecdat ) atalarımızın Kendilerine has yaşama kültürü ve tarihler boyu hayat felsefesi haline gelmiş olan ahilik ocağı yani ( Ahi Evran ) geleneğinden esinlenerekten almıştır, yükselme ve derecelendirme sırası ise yiğitlik, akıl, ahlak, çalışma, bilim, çıraklık, kalfalık, ustalık şeklinde hazırlanmıştır ata savunma sanatının teknik, taktik, teorik ve kültürel yapısı ise günümüz koşullarına bağlı olarak insanımızın zanaatkarlık kabiliyetini ve doğaçlama yeteneğini geliştirebilmesi bakımından esnek ve sürekli güncellenebilir bir yapı içerisinde Türkçe dil kullanaraktan tasarlanmıştır. Kişilere kazandıkları güncel ve mesleki yeterlikler doğrultusunda farklı istihdam alanları sağlanarak mesleki ve sportif açıdan toplum içerisinde seçkin ve örnek kişiler konumunda olmaları sağlanacaktır. Özellikle günümüz gençliğinin yoğun bir şekilde ilgi ve alaka duyduğu savunma sanatları, dünya üzerinde Uzak Doğu ülkelerinin hegemonyası altında olup kültürel, etimolojik ve maalesef inanış bakımından Uzak Doğu felsefesinden beslenmekte, dolayısıyla bu durum uzak doğu sporları ile ciddi bir şekilde ilgilenen yüz binlerce kursiyer ve sporcu adaylarının zaman içerisinde kimliklerini ve dillerini etkilenmeye açık bırakıldığı mutlak bir gerçektir. Peki bu durum karşısında bizler ne yapmalıyız? Doğu ve batı kültürüne has olan dövüş sanatları ile övünmeye devam mı etmeliyiz, yoksa yeter artık deyip, karşı bir duruş mu sergilemeliyiz? Evet karşı bir duruş sergilemeliyiz diyorsanız, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insanlarla berabersiniz demektir. İşte bu noktada hepimizin ortak buluşma noktası olan, ata savunma sanatı içeriği, dili  ve farklı kültürel özellikleriyle bu topraklardan beslenmekte olup, yukarıda bahsi geçen olguları, pozitif yönde etkilemeyi hedeflemektedir. Kısaca ve anlaşıla bilir bir şekilde özetleyecek olursak ata savunma sanatı, doğu ve batı kültürüne has olan, bütün yakın dövüş sanatlarının tamamına alternatif olarak, dünya dövüş sanatları camiası içinde yüce Türk milletinin kudretini, adaletini ve kahramanlığını temsil edebilmesi noktasında 2006 yılında Murtaza ÜNLÜ tarafından kurulmuş olup % 100 Türklere ve bu topraklara ait bir savunma ve müdafaa sanatıdır. Ata Savunma Sanatına gönül vermiş her bireyin; azimli, çalışkan, kararlı ve en önemlisi geçmişten günümüze bir miras gibi yüreklerimize kazınmış olan, dört mevsim yedi cihanda var olmanın önemini kavrayan kişilerden olması gerekmektedir. Bizler aile kavramının önemini bilen, tarihine ve ecdadına sahip çıkan, vatanını, bayrağını, mili ve manevi değerlerini koruyup, yaşatan bireyler olmalıyız, çünkü bu yüce milletin tarihi birilerinin yaptığı gibi masa başlarında değil, savaş meydanlarında yazılmıştır. Nasıl ki İstanbul’un fethini gerçekleştiren o yüce kumandanın torunları olmanın haklı gururunu yaşıyor isek dünya tarihinin en kanlı savaşı olarak bilinen Çanakkale savaşında tüm dünyaya meydan okuyarak "Çanakkale geçilmez, geldikleri gibi gidecekler" diyen, gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettikleri bu kutsal ve cennet vatanın, gönüllü birer muzaffer bekçileri olduğumuzu asla unutmamalıyız. Ata Savunma Sanatı ailesi olarak bu amaç, düşünceler ışığında yaşamış olduğumuz, çağın en önemli sosyal meşgalesi haline gelmiş olan sportif yarışmaların, insan yaşamında önemli bir yer aldığını, bu nedenle göğüs göğse yapılan mücadeleler esnasında, el ve ayak kullanarak yapılan harp tekniklerinin artık birere dövüş ve savaş sanatı olmaktan çıkarak milletler arası bir yarışma ve üstün gelme becerisine dönüştüğü gerçeğini kabul etmeliyiz ve ata savunma sanatı olarak bu yarışın içinde yer olmak istiyorsak; üstün bir zekaya, marifet ve hünerlerimizi sergileyebileceğimiz atletik bir vücuda sahip olmamız gerektirdiğini unutmadan kendimizi bu şekilde yetiştirmeliyiz, ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim sözünün önemi ve bilinci içinde olmalı, Türk kültürü ve tarihinin bir parçası olan ahilik ocağının bayrağını taşıyanlardan olmalıyız.
Her insanın kendisini savunması elbette ki bir sanat ve beceri gerektirmektedir Fiziki bir saldırıya maruz kalan her canlı varlığın kendine has müdafaa ve savunma şekli sanat ve kişisel beceri olarak düşünülmelidir, Üretkenlik ve doğaçlama yeteneği kişisel beceri zaten savunma sanatlarının ayrılmaz bütünlüğü içinde karşımıza çıkmaktadır, Üretkenliğin ve bireysel yeteneğin olmazsa olmaz bir olgu olduğu Ata Savunma Sanatında ise disiplini yok saymak elbette ki mümkün değildir. Zaten savunma sanatlarının birçoğunda teknik, zekâ ve yaratıcılığın buluşması bizleri, “sanat icra etme” noktasına yaklaştırır. Genel anlamda Savunma sanatlarını özel kılan farklılıklar, çözüme yönelik düşünme yeteneği, estetik, enerjik olmak, kuvvetlilik, dayanıklılık ile var olanı geliştirmek ya da içimizdeki yetenek çerçevesinde ortaya çıkarmaktır. Bunları içeren bir çalışma ve buna bağlı bir gelişme söz konusu ise yapılan, savunma, dövüşme, didişme, müdafaa etme, boğuşma, mücadele etme, yarışma ve yarışırken kazanmak ya da kaybetmek değil, insanın mücadeleci yanının eğitilmesinin en güzel yoludur.  Ata Savunma Sanatı teknik, teorik ve fiziksel bir savunma ve müdafaa sanatı olduğu kadar, aynı zamanda ruhsal eğitim sunan mesleki bir uğraştır, Ata Savunma Sanatını pratik olarak uygularken vücudun bütün kasları ve eklemleri hareket etmektedir. Ayrıca insanlar sosyal yaşamında daha etkin düşünebilmek ve sağlıklı kararlar alabilmek için spor yaparlar, İşte bu nedenle, çevreye uyum sağlamak ve sağlıklı yaşamak adına bir çatı altında birleşirler, İnsanların yaşaması için gerekli olan en önemli gerçeklerden birisi de spor yapmaktır, Tercih etmiş olduğunuz spor dalı Ata Savunma Sanatı ise iç ve dış dünyanızı aydınlatan bir yaşam biçiminin kapısındasınız demektir. Ata Savunma Sanatında el-ayak ve vücudun tamamının gerektiğinde bir silah gibi kullanılması esastır, yumruk ve ayak teknikleri bir gürz, elin keskin tarafı bir bıçak, parmaklar ise bir ok gibi kullanıldığı için adına Ata Savunma Sanatı demek doğru olur sistem içerisinde tekniksel boyutun yanı sıra bedeni terbiye etmeye yönelik, ruhsal çalışma şekilleri de mevcuttur. Ata Savunma Sanatı temel tekniklerinin yanı sıra istatistik tekniklere karşı saldırı ve atakların yüzde oranlarına göre öncelik verilerek kolayca uygulanabilir teknik hareketler ile yapılandırılmıştır, Örneğin bir kişi günlük yaşamında karşılaşabileceği muhtelif fiziki saldırılardan kendisini rahatlıkla koruyabilir, yapılan ani bir hamleyi ustalıkla pasifsize etmesi mümkün olabilmektedir, Her yaş ve meslek gurubundan bay ve bayanların kendi anatomik yapılarına uygun olarak bu sanatı kolayca öğrenebilmesi önemli bir ayrıntıdır, kısaca denemekten çekinen asla sonuca ulaşamaz…
Kısaca denemekten çekinen asla sonuca ulaşamaz…

Ata Savunma Sanatı Nedir Nasıl Başladı?



Ata Savunma Sanatı Nedir Nasıl Başladı?

Ata Savunma Sanatı Geçmişte Ecdadımızın Göğüs Göğüse Yapmış Olduğu Yakın Harp Sanatlarından Esinlenirek Günümüz Koşullarına Göre Modern ve Daha Teknik Bir Şekilde Yansıması Olarak Düşünülmüş ve 2006 Yılında Murtaza ÜNLÜ Tarafından ATA ismi adı altında Türklerin ( Bu Vatanın ) Savunma Sporu Olarak kurulmuştur.
Yolumuz ( Ahi Evran’nın Yoludur ) Ata savunma sanatı” adını soy ağacımız olan ( ecdat ) atalarımızın kendilerine has yaşama kültürü ve tarihler boyu hayat felsefesi haline gelmiş olan ahilik ocağı yani ( Ahi Evran ) geleneğinden esinlenerekten almıştır, öğretimiz yiğitlik, akıl, ahlak, çalışma ve bilimdir, yükselme ve derecelendirme sırası ise çıraklık, kalfalık, ustalık şeklinde hazırlanmıştır, ata savunma sanatının teknik, taktik, teorik ve kültürel yapısı ise günümüz koşullarına bağlı olarak insanımızın zanaatkarlık kabiliyetini ve doğaçlama yeteneğini geliştirebilmesi bakımından esnek ve sürekli güncellenebilir bir yapı içerisinde Türkçe dil kullanaraktan tasarlanmıştır, kişilere kazandıkları güncel ve mesleki yeterlikler doğrultusunda farklı istihdam alanları sağlanarak mesleki ve sportif açıdan toplum içerisinde seçkin ve örnek kişiler olmaları sağlancaktır, Özellikle günümüz gençliğinin yoğun bir şekilde ilgi ve alaka duyduğu savunma sanatları, dünya üzerinde Uzak Doğu ülkelerinin hegemonyası altında olup kültürel, etimolojik ve maalesef inanış bakımından Uzak Doğu felsefesinden beslenmekte, dolayısıyla bu durum uzak doğu sporları ile ciddi bir şekilde ilgilenen yüz binlerce kursiyer ve sporcu adaylarının zaman içerisinde kimliklerini ve dillerini etkilenmeye açık bırakıldığı mutlak bir gerçektir.
Peki bu durum karşısında bizler ne yapmalıyız? Doğu ve batı kültürüne has olan dövüş sanatları ile övünmeye devam mı etmeliyiz, yoksa yeter artık deyip, karşı bir duruş mu sergilemeliyiz? Evet karşı bir duruş sergilemeliyiz diyorsanız, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insanlarla berabersiniz demektir. İşte bu noktada hepimizin ortak buluşma noktası olan, ata savunma sanatı içeriği, dili  ve farklı kültürel özellikleriyle bu topraklardan beslenmekte olup, yukarıda bahsi geçen olguları, pozitif yönde etkilemeyi hedeflemektedir. Kısaca ve anlaşıla bilir bir şekilde özetleyecek olursak ata savunma sanatı, doğu ve batı kültürüne has olan, bütün yakın dövüş sanatlarının tamamına alternatif olarak, dünya dövüş sanatları camiası içinde yüce Türk milletinin kudretini, adaletini ve kahramanlığını temsil edebilmesi noktasında 2006 yılında Murtaza ÜNLÜ tarafından kurulmuş olup % 100 Türklere ve bu topraklara ait bir savunma ve müdafaa sanatıdır. Ata Savunma Sanatına gönül vermiş her bireyin, azimli, çalışkan, kararlı ve en önemlisi geçmişten günümüze bir miras gibi yüreklerimize kazınmış olan, dört mevsim yedi cihanda var olmanın önemini kavrayan kişilerden olması gerekmektedir. Bizler aile kavramının önemini bilen, tarihine ve ecdadına sahip çıkan, vatanını, bayrağını, mili ve manevi değerlerini koruyup, yaşatan bireyler olmalıyız, çünkü bu yüce milletin tarihi birilerinin yaptığı gibi masa başlarında değil, savaş meydanlarında yazılmıştır. Nasıl ki İstanbul’un fethini gerçekleştiren o yüce kumandanın torunları olmanın haklı gururunu yaşıyor isek dünya tarihinin en kanlı savaşı olarak bilinen Çanakkale savaşında tüm dünyaya meydan okuyarak "Çanakkale geçilmez, geldikleri gibi gidecekler" diyen, gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettikleri bu kutsal ve cennet vatanın, gönüllü birer muzaffer bekçileri olduğumuzu asla unutmamalıyız.
Ata Savunma Sanatı ailesi olarak bu amaç, düşünceler ışığında yaşamış olduğumuz, çağın en önemli sosyal meşgalesi haline gelmiş olan sportif yarışmaların, insan yaşamında önemli bir yer aldığını, bu nedenle göğüs göğse yapılan mücadeleler esnasında, el ve ayak kullanarak yapılan harp tekniklerinin artık birere dövüş ve savaş sanatı olmaktan çıkarak milletler arası bir yarışma ve üstün gelme becerisine dönüştüğü gerçeğini kabul etmeliyiz ve ata savunma sanatı olarak bu yarışın içinde yer olmak istiyorsak; üstün bir zekaya, marifet ve hünerlerimizi sergileyebileceğimiz atletik bir vücuda sahip olmamız gerektirdiğini unutmadan kendimizi bu şekilde yetiştirmeliyiz, ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim sözünün önemi ve bilinci içinde olmalı, Türk kültürü ve tarihinin bir parçası olan ahilik ocağının bayrağını taşıyanlardan olmalıyız. Her insanın kendisini savunması elbette ki bir sanat ve beceri gerektirmektedir Fiziki bir saldırıya maruz kalan her canlı varlığın kendine has müdafaa ve savunma şekli sanat ve kişisel beceri olarak düşünülmelidir, Üretkenlik ve doğaçlama yeteneği kişisel beceri zaten savunma sanatlarının ayrılmaz bütünlüğü içinde karşımıza çıkmaktadır, Üretkenliğin ve bireysel yeteneğin olmazsa olmaz bir olgu olduğu Ata Savunma Sanatında ise disiplini yok saymak elbette ki mümkün değildir. Zaten savunma sanatlarının birçoğunda teknik, zekâ ve yaratıcılığın buluşması bizleri, “sanat icra etme” noktasına yaklaştırır. Genel anlamda Savunma sanatlarını özel kılan farklılıklar, çözüme yönelik düşünme yeteneği, estetik, enerjik olmak, kuvvetlilik, dayanıklılık ile var olanı geliştirmek ya da içimizdeki yetenek çerçevesinde ortaya çıkarmaktır. Bunları içeren bir çalışma ve buna bağlı bir gelişme söz konusu ise yapılan, savunma, dövüşme, didişme, müdafaa etme, boğuşma, mücadele etme, yarışma ve yarışırken kazanmak ya da kaybetmek değil, insanın mücadeleci yanının eğitilmesinin en güzel yoludur.  Ata Savunma Sanatı teknik, teorik ve fiziksel bir savunma ve müdafaa sanatı olduğu kadar, aynı zamanda ruhsal eğitim sunan mesleki bir uğraştır, Ata Savunma Sanatını pratik olarak uygularken vücudun bütün kasları ve eklemleri hareket etmektedir.
Ayrıca insanlar sosyal yaşamında daha etkin düşünebilmek ve sağlıklı kararlar alabilmek için spor yaparlar, İşte bu nedenle, çevreye uyum sağlamak ve sağlıklı yaşamak adına bir çatı altında birleşirler, İnsanların yaşaması için gerekli olan en önemli gerçeklerden birisi de spor yapmaktır, Tercih etmiş olduğunuz spor dalı Ata Savunma Sanatı ise iç ve dış dünyanızı aydınlatan bir yaşam biçiminin kapısındasınız demektir. Ata Savunma Sanatında el-ayak ve vücudun tamamının gerektiğinde bir silah gibi kullanılması esastır, yumruk ve ayak teknikleri bir gürz, elin keskin tarafı bir bıçak, parmaklar ise bir ok gibi kullanıldığı için adına Ata Savunma Sanatı demek doğru olur sistem içerisinde tekniksel boyutun yanı sıra bedeni terbiye etmeye yönelik, ruhsal çalışma şekilleri de mevcuttur. Ata Savunma Sanatı temel tekniklerinin yanı sıra istatistik tekniklere karşı saldırı ve atakların yüzde oranlarına göre öncelik verilerek kolayca uygulanabilir teknik hareketler ile yapılandırılmıştır, Örneğin bir kişi günlük yaşamında karşılaşabileceği muhtelif fiziki saldırılardan kendisini rahatlıkla koruyabilir, yapılan ani bir hamleyi ustalıkla pasifsize etmesi mümkün olabilmektedir, Her yaş ve meslek gurubundan bay ve bayanların kendi anatomik yapılarına uygun olarak bu sanatı kolayca öğrenebilmesi önemli bir ayrıntıdır, kısaca denemekten çekinen asla sonuca ulaşamaz…

Sunday, 27 September 2015

İZMİR'DE KRİTİK BİR MAÇ: GÖZTEPE-BALIKESİR

2 KULÜBESİ ZENGİN  TAKIM KARŞI KARŞIYA GELİYOR ATATÜRK STADINDA. GÖZTEPE, KAZANSA ALTIN BULMUŞ GELİN GİBİ MUTLU OLACAK; BALIKESİR KAZANSA YUKARIYA ÇIKMA ŞANSI YAKALAYACAK YANİ HER İKİ TAKIM İÇİNDE KIRİTİK BİR MAÇ.            BALIKESİRSPOR'UN TEKNİK KADROSU EĞER DÜZGÜN BİR ŞEKİLDE YANİ FUTBOL ZEKASIYLA DOLU BİR SİSTEMLE OYNATIRSA BENCE İLK ÜÇ 'Ü ZORLANMADAN ELDE EDECEK KALİTEDE.        ŞİMDİ TARAFTAR AÇISINDAN BAKTIĞIMIZDA EĞER PASSOLİG OLMASA 20-25000 'LİK SEYİRCİ KİTLESİYLE OYNANACAK BİR MAÇ. HER İKİ KULÜPTEDE KADROLAR YENİ KURULDUĞUNDAN TABİ BİRAZ ZAMANA İHTİYACI VAR. HER İKİ EKİPTE İSTER LG BAŞLARKEN OLSUN İSTER İSTER TRANSFER DÖNEMİNDE OLSUN BELLİ HEDEFLERİ OLAN TAKIM.     BENCE 6 PUANLIK BU MÜCADELEDEN HAK EDEN KAZANSIN DİYORUM.    GÖZTEPE DE MİRKAN ÖENMLİ BİR OYUNCU OYUNUN OYNAYACAK OLMASI TAKIM İÇİNDE BİR MORAL KAYNAĞI.  ÇÜNKÜ SAVUNMA ADAMLARINI YORAN VE ATAK FUTBOLUNU İYİ BİLEN BİR FUTBOLCU. BALIKESİR E GELİNCE BALIKESİRDE İLK HEDEFİN İLK YARIDA GÖZTEPEYİ ÖNCE DURDURMAK VE OYUNU DENGEDE TUTMAK OLDUĞU ORTADA.  MAÇ BALIKESİRLİ OYUNCULARIN VURUŞUYLA BAŞLADI ANCAK İLK 10 DAKİKA GÖZTEPENİN BASKILI OYUNUYLA GEÇİLDİ. VE ATAKLAR SONUÇ VERDİ VE 11. DK. DA DURUM 1-0 OLDU. 2. YARIDA İSE BU SEFER İLK YARI İÇİN HANİ BALIKESİRSPOR GÖZTEPEYİ DURDURMAYI BAŞARIR VE OYUNU DENGEDE TUABİRSE PUAN ALMA ŞANSI YAKALAR DEMİŞTİKYA İŞTE MAÇIN GERİ KALAN 80  DAKİKASI AYNEN DEDİĞİMİZ GİBİ GEÇTİ VE NİHAYETİNDE BALIKESİRSPOR ERKAN SEKMALA DURUMU 1-1 E GETİRDİ. EĞER HER İKİ TAKIMIN FORVET VE 2. BÖLGE OYUNCULARI ELLERİNE GEÇEN FIRSATLARI İYİ DEĞERLENDİREBİLMİŞ OLSALARDI ZANNEDRİM MAÇ HAFTANIN EN GOLLÜ MAÇI OLARAK TARİHE GEÇEBİLİRDİ.  BUNA RAĞMEN BALIKESİRSPOR İZMİR TEMSİLCİSİ VE EVSAHİBİ GÖZTEPENİN ELİNDEN GALİBİYETİ ADETA SÖKE SÖKE ALDI  HATTA ZAMAN YETSEYDİ GALİBİYETE BİLE ULAŞRDI .       ŞİMDİLİK BİZDEN BUKADAR YENİ BİR YAZIMIZDA DAHA GÖRÜŞMEK ÜMİDİYLE HERKESE HOŞÇAKALIN DİYORUM.                            http://www.karakusak.net/MUHİTTİN ÇİFTÇİ













Friday, 25 September 2015

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bayram namazını Sabancı Merkez Camisi'nde kıldı.


Ömer Çelik
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bayram namazını Sabancı Merkez Camisi'nde kıldı.
Kurban Bayramı'nı geçirmek üzere Adana'ya gelen Ömer Çelik, bayram namazı için Sabancı Merkez Camisi'ne geldi.
Burada namazını kılan Ömer Çelik, daha sonra vatandaşlarla bayramlaştı.
Ömer Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, şehit yakınlarının bayramını kutlayarak ailelerine sabır diledi.
"Öncelikle bu bayramda hepimizin huzuru için, bu bayramlara hepimizin birlik, beraberlik içinde varabilmesi için canını feda eden şehitlerimize rahmet diliyoruz. Onların büyüklerinin ellerinden öpüyoruz. Çocuklarının gözlerinden öpüyoruz. Ailelerinin bayramını öncelikle tebrik ediyoruz. Allah hepsine rahmet eylesin, kalanlara sabır versin, bayramlarını mübarek etsin. Bir kere daha bu bayrama birlik ve beraberlik içerisinde kavuştuk. İnşallah her şeyin daha güzel olduğu, birlik ve beraberliğimizin daha pekiştiği günlere kavuşuruz."

Adıyamanlılar Vakfı Genel Başkanı Ramazan AKSOY: "SAVAŞLARIN GOLGESİNDE BAYRAMI KUTLAMANIN ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYORUZ"



Abdulkerim SonkayaAdıyaman Kulis 
Adıyamanlılar Vakfı Genel Başkanı Ramazan AKSOY: "SAVAŞLARIN GOLGESİNDE BAYRAMI KUTLAMANIN ÜZÜNTÜSÜNÜ YAŞIYORUZ"
Adıyamanlılar Vakfının duzenlediği bayramlaşma töreninde bir konuşma yapan Adıyamanlılar Vakfı Genel Başkanı Ramazan Aksoy,
gerek komsu ülkelerimizde devam eden savaşlardan dolayi ve gerekse ulkemizde devam eden terör olaylarindan dolayi bayrami bayram gibi kutlayamamanin üzüntüsü içerisinde olduğunu belirtti.
Aksoy, Bu olumsuz sureçte ve boylesi dualarin kabul olduğu kurban bayramı dolaysiyla hepize düşen görev dua etmek olduğunu kaydeden Başkan Aksoy, "Bu yaşanan olaylardan dolayı inanıyorumki herkes buruk bir bayram yaşıyor. Vakfimızın düzenlediği geleneksel bayramlaşma törenine katilan bütün hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. Şu bir gerçek ki, bir çok hizmet alanlarda markalaşan vakfimiz, bundan böylede yapacağı hizmetlerle siz değerli Adıyamanlı hemşerilerimizin gururu olmaya devam edecektir" diyerek herkesi bayramını kutladı.
Bağcilar Belediye Başkanı Cemil Şahin ise; "Kurbanlar ve bayramlar allaha yaklaştırmanın yoludur. İnşallah Allaha bir adim da olsa yakın olduysak ne mutlu bizlere diyorum. Bayramvesilesiyle soz değerli Adiyamanli gönül dostlarımızla bir ataya gelmekten büyük onur duyduk" şeklinde konuştu.
Adıyamanlılar Federasyonu Başkanı Nevzat Bayhan ise, "Dini bayramlar kardeşliğin ve dostluğun simgesi olduğu kadar küskünlüklerin ve dargınlıklarin bir kenara bırakma günüdür" diyerek bu anlamda güzel örnekler verdi.
AK Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili Adayi Resul Kurt ise bariş ve kardeşlik için önemli bir simge olan bu bayram gününde siz değerli hemşerilerimizle birlikte olmanin gururunu yaşiyoruz" diyerek herkesin bayramini kutladi.
Vakfn kurucu üyelerinden Mustafa Karlı ve Abdulgani Tekin ise birer selamlama konuşması yaparak bütün katilimcilarin bayramını kutladı.


SPOR HABERLERİ


WWE güreşçi Neden bu kadar genç ölmek?

Bugüne kadar, dünya  güreş  Dusty Rhodes, Roddy Piper ve Perro Aguayo Oğlu ölüm yas tutuyor.

Son yıllarda birçok güreşçiler 50 yaşından önce ölen
Son yıllarda birkaç güreşçiler 50 yıl önce öldü. Fotoğraf: www.solowrestling.com.
Manchester Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalara göre, savaşçılar diğer sporcular daha erken yaşta ölür. Ayrıca, 1985 ve 2011 yılları arasında, 62 kişi için ayrılmış öldü güreş; Hangi 49 50 yıl önce bunu yaptı. En iyi bilinen arasında Ultimate Savaşçı, Eddie Guerrero, Chris Benoit, Sayın Mükemmel ve Owen Hart vardır.
 
 
Futbol pratik olan savaşçıları kıyasla sporcuların gerçekliğini analiz bilim adamları.Buna ek olarak, sonucuna 45 güreşçi ve 54 mortalite oranı nüfusundan daha% 2.9 daha yüksekti. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu talihsiz gerçekliği üç nedeni kazandı.

Hiçbir tatil

Kavga Güreş tarihleri ​​sınır var; Özellikle bu World Wrestling Entertainment. İkinci sonları yoktur, hiçbir tarih bitmiyor. Futbolda, Kuzey Amerika'nın sporcuların en tehlikeli spor boşta kalma hakkına sahipsin. Birkaç gün, diğer disiplin, sporcular ve zorunlu geri kalanında.

İletişim Formları

Hiçbir ekipman veya vücudu korumak araçlar ise Güreş onunla çalışmak ve kişileri her türlü maruz olmasına rağmen. Bilindiği gibi WWE şeyi gerçekleştirilir;ancak bazı damlalar, darbe ve diğerleri değildir.
 
Sürekli yaralı ve çürükler var bu eylemlerin kahramanları bile olabilir veya fiziksel problemleri, yaşam boyu. Aynı zamanda gibi davaları gördü Stone Cold,çünkü onun diz hasar halka emekli zorunda .

Yaşam

Tüm savaşçılar putlaştırılmış ve Ünü sadece ölçek rock yıldızları gibi bir var ulaştığıbir hayat çok heyecanlı. Sonunda vücut zarar alışkanlıklar ve madde bu sektörde çok yaygın; Böyle anabolik steroidler, alkol ve uyuşturucu gibi sert. 
 
Ancak, bu tüketim 80 ve 90 yılında güreş doğaldı; . Filmi "The Wrestler" de görüldüğü gibi bugün bir wellness programı WWE orada düzenli olarak takip onların sağlığı; Ayrıca bu sözde yasaklı maddelerin kullanımını düzenleyen hizmet vermektedir. Bu intihar ve bütün ailesini öldürdü Chris Benoit, ölümüne sebep oldu.

Genç yaşta ölen WWE yıldız

Umaga: yasaklı maddeler denedikten sonra bir rehabilitasyon kliniği girerek tarafından değil sanayi bıraktı. O 36 yıl 2009 yılında öldü.
 
Sayın Mükemmel: O nedeniyle kokain aşırı dozda 44 yaşında 2003 yılında öldü.Babası oğlunun steroidler ve ağrı kesicilerle istismar ettiğini doğruladı.
 
Eddie Guerrero: O çünkü akut kalp yetmezliği otel odasında baygın bulundu 2005 yılında.
 
Andre Dev: 1003 yılında ona bir kalp krizi geçirecektim alkol ile ilgili sorunlar vardı ve eski güreşçi O 46 yaşındayken öldü
 
Owen Hart: 34 yaşında ölümü aşağı oldu ve halka köşelerinden birinde indi ip piyasaya çıktığında WWE halka kendisi meydana gelen bir kaza sonucu olmuştur.
 
Chris Benoit:. Evde karısını ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar olarak Onun ölümü, sanayi üzücü oldu sonra o aşıldı steroidler olduğu saptanmıştır.

 BİR GÖKHAN  KARTAL TARİHİNE GEÇTİ



Beşiktaş, bu sezon 58. sezonunu yaşıyor Spor Toto Süper Lig de. Lig tarihindeki önemli bir dönemeci daha geride bırakarak. Çünkü 3000. gölüne (RESMİ) Gençler birliği maçında Gökhan Töre ile ulaştı. Maçın 67. dakikasına gelinmişti ve beşiktaş 1-0 geride idi işte o ana Gökhan Töre sahneye çıktı ve Beşiktaş tarihinin 3000. golüne iza atarak Beşiktaş tarihine bir not daha yazdı. 



İLK GOL NAZIM BİLGE DEN

SEZON 1959-1960 VE BEŞİKTAŞ ilk profesyönel lig maçına Altay maçı ile çıkıyor ve kazanıyor ama bu maçı esasen öenli kılan ise o günün milli futbolcusu Nazım Bilge. Çünkü kulübün ilk resmi göllerini atarak beşiktaş tarine yeni bir sayfa açıyor.

500. GOL. İHSAN BÜYÜKBUĞDAYPINARLI

Tabi bu bir başlangıç ve durmuyor Beşiktaş bu maçla ve pek çok maç daha oynuyor taki 1967 ye kadar o gün beşiktaş hendi sahasında Adananın güçlü ve her zaman iddialı takımı ADANA DEMİRSPOR ile mücadele ediyor. Tabi maç doğal olarak kıran kırana bir mücadele ile geçiyor ve Beşiktaş kazanıyor kazanmasına ama bir şey daha oluyor omaçtga "karakartallar"ın lig tarindeki 500. golüne imza atan isim ise İhsan Büyükbuğdaypınarlı oluyor.

VE KOCAELİSPOR MAÇI

Tarihler ekim 2983 ü gösterdiğinde Federasyon Beşiktaş a hadi bakalım Kocaelispor la maç yap dedi. Naapsın Beşiktaşın Federasyona karşı boynu kıldan ince tabii gidiyor deplasmana. Maç beklendiği gibi geçiyor; kafa göz yarılıyor, yakalar sakatlanıyor ama bir şey daha oluyor Beşiktaş'ın galibiyetinden hariç oda Cevat Şekerbegoviç'ten gelen 1000. gol. 

YENİ BİR GENÇLERBİRLİĞİ MAÇI VE YENİ BİR REKOR

Bu sefer kendi evinde yani İstanbul'da oynuyor Beşiktaş,yeniden zor bir müsabaka ve yine Gençlerbirliği maçı... ama yılmıyor "Karakartallar" sonuna kadar mücadele ediyorlar evet sonunda gali gelemiyorlar ama Beşiktaş tarine bir çentik daha atılıyor bu maçta Zeki ÖNATLI imzasıyla atılan bu çentiğin adı 1500. gol oluyor.


DANİEL AMOKACHİ , DERBİ VE 2000. GOL


Daniel AMOKACHİ, HİÇ ŞÜPHESİZ BEŞİKTAŞ tarihinde untulmaz ve en çok sevilen futbolculardan birisi oldu. Nedeni hem çalışkanlığı hemde sahaiçi başarılarından ziyade sportif sağlam duruşuyla ilgili, lakin konumuza dönecek olursak, ekim 1998 de oynanan müsabakada Fenerbahçe karşısında, ezeli rakipleri karşında sahada yerini almıştı ve o tarihi gün gelmiş Beşiktaş tarihine iki not daha düşmüştü bu maçta attığı gol ile hem Fenerbahçe'yi  yeneceklerdi hemede kendisi Beşiktaşın 2000. golüne imza atacaktı.


YİNE BİR DERBİ VE KARADENİZDEN ÇIKAN REKOR

Siyah-Beyazlılar yenibir Trabzan spor derbine gitmek üzere yola çıktılar. Tabi o günlerde bolca eleştirilen İbrahim Akında vardı kafilede pek çok spor yazarı neden diye sorsu beşiktaş kenar yönetimine lakin bilmedikleri bir şey vardı mayıs 2006 da maçta İbrahim akın o sonucu tayin eden gölü atarkan Beşiktaşın da 2500. gölüne de imza atıyor olacaktı.

www.karakuşak.net/Muhittin Çiftçi









SAHTE DOSTLAR…

15 Eylül 2015, 17:58
Bu makale 16 kez okundu
SAHTE DOSTLAR…
Ahmet ERBAY
Hayat dediğin 1 çay, insan ise sadece 1 şeker. Karıştırdıkça hayattan tat aldığını sanırsın. Oysaki hayatın seni erittiğini çay bitince anlarsın...
Bu hayatta kendinden başka kimseye değer vermeyeceksin. Çünkü bu hayatta hiç kimse o değeri hak etmiyor...
Size dost görünüp de arkanızdan kuyunuzu kazan insanlar vardır. Sizin en büyük taklitçilerinizdir, en büyük şakşakçılarınızdır. Hep sizin yaptıklarınıza özenirler ama ellerine gecen ilk fırsatta yerinize geçmek için kuyunuzu kazarlar, yani sahte dostlar.  Bunlar kendinin şeytan olduğunu sanırlar ve oynarlar. Bilmezler ki karşısındaki insanın şeytana diploma verdiğini..  Yani sahte dostlar; siz sadece oynarsınız, ben o oyunu hem yazarım hem yönetirim...
Bu hayat bana, insanların çoğunun gülemediği için ağladığını, susamadığı için konuştuğunu ve laf olsun diye yaşadığını öğretti. Hayattaki her seçim bir vazgeçimdir. Seni kaybetmeyi
seçeni kazanmaya çalışma çünkü o zaten kaybetmiştir.  Ne kalana git, nede gidene kal denir. Kalacak olan yine seni sevendir.
Bazı dostluklar vardır ki keşke olmasaydım dedirtir. Bazıları vardır ki daha önce nerelerdeydin dedirtir.....
Hayat bize ne yazık ki altın tepside sunulmadı bazı insanlara olduğu gibi. Biz kendi mücadelemizi kendimiz vererek yere düşeni kaldırıp yardım ederek aldık o altından tepsiyi. Bazen keşke dedik bazen iyiki dedik. Ancak şu bir gerçek ki bu zamanda dostluk adına hiç bir şey kalmamış. Dostluğun adı çıkarcılıktır bu zamanda. Bazı insanlar vardır ki sen güzel güzel millete yedirip içirirsin evine davet edersin mutlu anlar yaşatırsın ve tüm o dost dediğin insanlar yanında olur. Çünkü arkadaş kazanmaktan acizsindir ve bunu maddi gücünle yaparsın. Yani kısacası dost satın alırsın kendine... Ama bir gün zor durumda kalırsın ve bir bakmışsın ki sen aslansın kaplansın diyen insanlar etrafında yoklar. Neden? Çünkü herkes kendini düşünür bu zamanda. Sadece kendisine önem verir. Sen aslında o dostum dediğin insanlar için bir hiçsindir. Hiç bir zaman olmamışındır. Ama sen sanırsın ki o dost dediğin varlık senin için canını verir. Kendini kandırır durursun yıllar boyunca...
Gerçek dostun tanımını bilmeyenler var aramızda. Ben onlar için kısaca özetleyeyim. Gerçek dost senin için çekinmeden canını verecek olan kişidir. Zor gününde iyi gününde yanında olacak olan kişidir. Birlikte bir yola çıktığınızda asla  arkadaşına bakmadan yanında duran kişidir. Sana haber vermeden senin için canını dişine takan senin için bir şeyler yapan iyiyi kötüyü seninle ayırt eden sana kötülüğünden çok iyiliği dokunan kişidir. bunu yapamıyorsa.. Yada sen bunu yapamıyorsan... sen yada o  iyi birer dost olamazsınız asla. Bu yazıyı okuyan insanoğlu... İyi düşün bu dediklerimi.. Kendini kandırma... 
Ne yazık ki benimde iyi ki dediğim ve keşke dediğim dostlarım oldu bu hayatta. Ben  kendi başıma halledebileceğimi düşünürken beni dinlemeyip benim yanımda duran... Hiçbir karşılık beklemeden birbirimize sıkı sıkıya bağlı dostum oldu... Ve tabiki de keşke dedirtip sebepsiz yere hiçbir açıklama yapmaksızın sadece kendi egolarını tatmin etmek için peçete gibi arkadaş değiştirebilen ESKİ dostumda oldu. Ve tabii onun yanında  hiçbir sorgulama yapmaksızın haksız olduğunu bile bile yanında duran yalakalarda oldu... Dedim ya sen yedirir içirsin güzel bir hayat vaat edersen herkes yanında olur... Sahte dostluklara dikkat edin arkadaşlarım... Bu dünyada onlardan çok var... 
Ama ben artık sahte yapmacık dostluklarla yaşamıyorum. Bana kalan ve beni uzun yıllar boyunca çok iyi tanıyan ve beni bu şekilde kabul eden gerçek dostlarımla bu dünyada daha güçlüyüm ayaktayım ve mutluyum. Ve öylede kalmaya devam edeceğim. Onlardan korktuğumu düşünenler... Kendinizi kandırmaya devam edin… Çünkü kimseden korkum yok... Eğer size bulaşmıyorsam bilinki bunun sebebi sadece ve sadece sizin gibi sahte insanlarla muhattap olup sizin seviyenize inmek istemediğim içindir.
Hayat güzeldir arkadaşlar... Saçma sapan özenti ürünü dostluklarla hayatı kendinize zehir etmeyin. Beş para etmez insanlar yüzünden keşke demeyin. İki yüzlü insanlarla muhattap olmak yerine Sizi karşılıksız sevdiğine inandığınız dostlarınıza önem verin...
 “Birisi hakkında bir şey söylemeden önce şu 3 sorumu cevapla” demiş Sokrates;                   1-Söyleyeceğin şeyin gerçek olduğundan emin misin?                                                              2-Söyleyeceğin şey iyi bir şey mi?                                                                                                        3-Peki bu söyleyeceğin şey herhangi birinin işine yarar mı?                                                      Tarihte iz bırakmış örnek insanlardan ders çıkartalım, zamanımızı boşa harcamayalım; kendimize, ailemize, yaşadığımız coğrafyaya ve dahası insanlığa faydalı olmaya çalışalım. Çünkü " hiç kimseye faydalı olmamak, tam mânâsıyla kıymetsiz olmak demektir ."
Benim nazarımda arkamdan konuşanların hiçbir değeri ve kıymeti yoktur. Değersiz insanlardırlar… Unutmayalım ki: Leyleklerin ömrü Lak Lak yaparak geçer…
SELAM VE DUA İLE…
GS- ATLETİCO MADRİD MAÇI ARDINDAN
        GS Şampiyonlar Ligi arenasına ilk defa bu gün çıkmıyor ama ilk resmi müsabakasına çıkıyor havası vardı üstünde. Hep tedirgin hep huzursuz. Bu kadar mı belli eder bir takım maça hazır olmadığını  maça hazır olmayan sadece 18 kişilik kadro değil saha kenerındakilerde hazır değildi bir şampiyonlar ligi müsabakasına.

        Hele he neydi o 31. dakikadaki Emre -Umut değişikliği  tabiki bir takım hep aynı 11 i ile oynayacak  değişiklik olmayacak deye bir şey yok ancak GS fazlasıyla dağınık ve kafa olarak hazır olmadığını keşke bukadar belli etmeseydi. Zatem yabancılarda var olan form-kalite düşüklüğünü saymıyorum bile. Sonuç olarak  kaybetmeye mahkum bir takım görüntüsü verilmiş ve kolay rakip algısı daha ilk maçtan zihinlere enjekte dilmiştir bu gidişatın ve yukarı yönlü performans ve form artışı sağlanmak isteniyorsa bundan sonraki hem şampiyonlar liği süperliğ hem de ya
kında başlayacak olan ziraat türkiye kupası maçları da göz önüne alınarak planlı bir sıkı çalışma yapılmalı ve maçı maç saatinde yada oyuncunun durumunu maç saatinde düşünmekte vaz geçilerek mantelite devrimini "AVRUPA FATİHİ " GS tarafından gerçekleştirilmeli ve buna Hamza HAMZAOĞLU'NUN öncülük etmesi gerekir.

http://06cedmuho.blogspot.com/Muhittin ÇİFTÇİ




Gediz Üniversitesi Spor Kulübü :" Orkide Gediz Üniversitesi : 87 - Gelişim Koleji : 82"


Gediz Üniversitesi Spor Kulübü
Federasyon Kupası A Grubu 1.maç Sonucu I Orkide Gediz Üniversitesi : 87 - Gelişim Koleji : 82
SALON: Vali Recep Yazıcıoğlu SS - Denizli
HAKEMLER: Ozan Gönen, Erhan Gürsel, Murat Genç
ORKIDE GEDİZ ÜNİ : Hasan Rızvic 18, Serhat Uğur 10, Orbay Kaya 17, Özgün Önver 5, Demon Tez 21, Selaattin Akyol 3, Emre Özpulat 3, Özgür Şahin 6, Emre Boztepe 4.
GELİŞİM KOLEJİ : Kendall Anthony 25, Reha Öz 4, Özcan Sürücü 7, Feyzi Çelebioğlu 7, Marvin Jefferson 13, Emir Gökalp 12, Kaan Yılmaz 3, Tamer Gürpınar 4, Uğur Can Aksoy 5, Dorukhan Engindeniz 2.
PERİYOTLAR: 18-19, 39-39, 54-59, 75-75
MAÇ SKORU: 82-87


Çocuklar-Minikler-Yıldızlar(kızlar-erkekler)Muaythai ankara il seçmerinde görevli haem listesi yayınlandı



Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai Ankara İl Seçmesi müsabaka talimatı yayımlandı

Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu'da 
Türkiye Muaythai Federasyonu Ankara İl Spor Temsilciliği tarafından organize edilen ve "Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi "19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu'da 02-04 Ekim 2015 tarihleri arasında geçekleştirilecek olan Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi  ilgili Türkiye Muaythai Federasyonu Ankara İl Spor Temsilciliği tarafından müsabaka talimatı yayımlandı.

 Yapılacak olan Müsabaka "Türkiye Çocuklar,Minikler ve Yıldızlar Muaythai Şampiyonası" için seçme müsabakası olup, katılacak olan sporcular en az 2.khan derecesine sahip olmaları gerekmektedir.
TEKNİK TOPLANTI: 02 Ekim 2015 Saat: 14:00 – 15:00 arası (İl Seçmesinde sporcusu yarışan tüm Antrenörlerin katılması gerekmektedir.)


ÇOCUKLAR,MİNİKLER-YILDIZLAR(KIZLAR-ERKEKLER)
MUAYTHAİ İL SEÇMESİ
MÜSABAKA TALİMATI

07 /09 /2015
Ankara Muaythai İl Temsilciliğinin 2015 yılı faaliyet programında yer alan Çocuklar-Minikler,Yıldızlar (Kızlar-Erkekler) Muaythai İl Seçmesi 02-04 Ekim 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonunda aşağıda belirtilen talimat doğrultusunda yapılacaktır.
Hakan Yıldız
Muaythai İl Spor Temsilcisi

MÜSABAKANIN ADI: Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi
MÜSABAKA YERİ: 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu
MÜSABAKA TARİHİ: 02-04 Ekim 2015
1. Gün: 02 Ekim 2015 Saat: 09:00 – 13:00 arası Genel Tartı
TARTI GÜNLERİ: 2. Gün: 03 Ekim 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
TARTI SAATLERİ 3. Gün: 04 Ekim 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
1. Gün: 02 Ekim 2015 Saat: 18:00 – 20:00 arası
MÜSABAKA GÜNLERİ: 2. Gün: 03 Ekim 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
MÜSABAKA SAATLERİ 3. Gün: 04 Ekim 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
TEKNİK TOPLANTI: 02 Ekim 2015 Saat: 14:00 – 15:00 arası (İl Seçmesinde sporcusu yarışan tüm Antrenörlerin katılması gerekmektedir.)
KURA ve EŞLEŞMELER: 02 Ekim 2015 Saat: 15:00 – 16:00 arası
1. Gün: 02 Ekim 2015 Saat: 16:00 – 17:30 arası Müsabaka Hakem Semineri
HAKEM SEMİNERİ: 2. Gün: 03 Ekim 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
HAKEM TOPLANTISI 3. Gün: 04 Ekim 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
MÜSABAKA
İTİRAZ KURULU: Hakan YILDIZ, Fazlı KONDUOĞLU,Osman BİLGİLİ, Lokman ERKAFA

AÇILIŞ SEREMONİ: Şampiyonanın açılış seremonisi 03 Ekim 2015 Saat: 14:00
SIKLET YAŞ VE KATEGORİLER:
MİNİKLER 10-11 YAŞ (2004-2005 Doğumlular) (EN AZ 2.KHAN)
ERKEK: 30-33-36-39-42-45-48-51-54 +54 (Not: 60 kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
BAYAN: 27-30-33-36-39-42-45-48-51 +51 (Not:60Kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
YILDIZLAR 12-14 YAŞ (2001-2002-2003 Doğumlular)
(31.05.2001 Gününden sonra doğanlar alt gençlerde yarışmadı,bu tarihten sonra doğanlar katılabilir,31.05.2001 Tarihinden önce doğanlar katılamaz)
ERKEK : 33-36-39-42-45-48-51-54-57-60-63,5-67+67 ( Not :75 kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
BAYAN : 30-33-36-39-42-45-48-51-54-57-60+60 ( Not : 70 kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
WAİ KRU ve KAREOGRAFI ŞAMPİYONASI
08-09 Yaş Wai Kru dans ve kareografi yarışması,
10-11 Yaş Wai Kru dans ve kareografi yarışması,
12-13 Yaş Wai Kru dans ve kareografi yarışması,
Yeterli katılım olmayan sikletler ve kategoriler yakın kategori veya diğer kategorilerle birleştirilir veya iptal edilebilir. Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar yarışma öncesi Komple Sağlık kontrolü olduğuna dair rapor getirmelidir.
- Müsabakalarda Raund ve Süreler:
A)Minikler kategorisi erkek ve bayanlar;
Minikler kategorisinde müsabaka yapan sporcular, 1 dakikadan 2 raunt ve 1 dakika dinlenme arası vardır. Minikler müsabakasında vuruşlar yarı kontak şeklinde sarsıcı ve nakavta yönelik yapılamaz, Bu müsabakalarda kafaya tüm vuruşlar yasaktır. Kafa haricinde layt vuruşla müsabakayı bırakan sporcu mağlup olur, Müsabakalar aynı gün içinde birden fazla turlu yapılabilir. Ancak müsabakalar diğer güne kalırsa müsabıkların tekrar doktor ve tartı kontrolü yapılır ve uygunsa maça devam ettirilebilir.
B)Yıldızlar kategorisi erkek ve bayanlar;
Yıldızlar kategorisinde müsabaka yapan sporcuların 1 dakikadan 3 raunt ve rauntlar arasında l’er dakikalık dinlenme araları vardır. Bu müsabakalarda kafaya el ile yumruk ve dirsek vuruşlar yasaktır, tekme ile kafa dahil tüm vuruşlar yapılabilir. Ancak; diz ile kafayı çekerek vurma, enseye sporcunun arkası dönükken sırt kısmına vurmak yasak olup, Müsabakalar aynı gün içinde birden fazla turlu yapılabilir. Ancak müsabakalar diğer güne kalırsa müsabıkların tekrar doktor ve tartı kontrolü yapılır ve uygunsa maça devam ettirilebilir.
C)Wai-Kru yarışmaları ise;
Yarışmacılar 2 kişi olarak ringte dans ve kareografilerini yapacaklardır. Yarışmada 5 yan bir orta hakemler yapılır, galip olan taraf hakem karar çoğunluğu ile verilir.
D – Günlük sporcu tartılarında kilo toleransı olmayacaktır. 02 Ekim 2015 tarihinde tüm sporcuların tartıları ve doktor kontrolleri olacaktır. Diğer günler ise müsabakaya çıkacak sporcuların tartı ve doktor kontrolleri yapılacaktır.
ŞAMPİYONAYA KATILACAK HAKEM, ANTRENÖR VE SPORCULARIN KILIK KIYAFETLERİ:
Müsabakada görev alan antrenörler, yardımcı antrenörler 2015 yılı vizeli olmalıdır. Ring köşelerinde antrenöre yardım edecek kişilerin en az 11. khan yardımcı antrenör derecesine sahip yine 2015 vizeli olmalıdır, antrenörler ve yardımcıların ring köşelerine sadece eşofman ile çıkacaklardır maç esnasında kendilerine tahsis edilen sandalye oturacaklardır. Antrenör ve yardımcılarının sporcuların köşelerine çıkabilmek için kartları ibraz etmeli ve yakalarında takılı olarak görev yapacaklardır, vizeli olamayanlara görev verilmeyecek ve ringin yanına yaklaştırılmayacaktır.
Antrenörler ve yardımcıları; sporcuları ringte müsabaka yaparken ayağa kalkmaları, sporcuya bağırmaları, hakem veya yöneticilerle konuşmaları, müsabaka esnasında itiraz etmeleri yasaktır, talimata uymayan kişiler, Müsabaka ahengini bozan spora ve sporcuya kötü örnek sergileyen kişiler tavizsiz tedbirli ceza kuruluna sevk edilecektir. Tedbirli ceza kuruluna sevk edilenlere müsabaka boyunca görev yaptırılamaz.
Sporcular; müsabakalarda sarı renkli şort ve tişört ile belirlenen koruyucu eldivenler ile müsabakaya çıkacaklardır. Müsabakalara katılan tüm idareci, antrenör ve sporcular, belirlenen kılık-kıyafet talimatları esaslarına uyacaklardır, aksi davranışta bulunanlar hakkında gereken yasal işlem yapılacaktır.
Hakemler; 2015 yılı vizeli olacak olup, Federasyonumuzun talimatları gereğince siyah pantolon, beyaz gömlekle görev yapacaklardır, (Uluslar arası dereceye sahip hakemler mavi gömlek, siyah Pantolonla) Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri haricindeki hakemler papyon takılı görev yapacaklardır, Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri kumaş pantolon ceket ve kravat ile görev yapar, federasyonun bilgisi dışında kıyafetlerin üzerinde logo gibi reklamlar içeren semboller olmayacaktır. Hakemler derecesini belirten Federasyonun kendilerine verdiği kokartı takacaklardır.
İTİRAZLAR:
İtiraz, maçın bitiminden en fazla 30 dakika içinde sadece 2015 ulusal vizeli belgeli antrenör tarafından imzalı dilekçesi ile yapılabilir. Sözlü yapılan itirazlar ile hakemleri, yöneticilere zan altında bırakacak davranışlarla müsabakaların ahengini bozacak gereksiz itirazlar görüldüğünde derhal Disiplin ve Ceza kuruluna sevk edilebilecektir.
Müsabakalara yapılacak her türlü itirazları İl Hakem Kurulu Üyeleri tarafından talimatta belirtilmiş üç (3) hakem ve İl Temsilcisi ile değerlendirilecektir. Müsabakaları Yıldızlar, minikler bay ve bayan kategorilerinde üç (3) raunt üzerinden yapılacaktır. İtiraz müsabakası o günün sonunda yapılacaktır.
ŞAMPİYONAYA KATILIM İZİN İŞLEMLERİ:
Müsabakalara katılan idareci, hakem, antrenör ve sporcuların izin işlemleri Ankara Gençlik Hizmetleri ve Spor İl müdürlüğünce yapılacaktır.
KATILIM ŞARTLARI:
Müsabakalara 2015 yılı vizeli lisanslı ve müsabakaya katılacak olan sporcular, koki, dişlik, sarı renk Muaythai şortu ve atleti, dirseklik ve ayak baldırlık malzemelerini kendileri temin edeceklerdir.
Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar yarışma öncesi Komple Sağlık kontrolü olduğuna dair rapor getirmelidir.
Müsabakalara katılacak olan kulüpler,Talimatta yer alan üst yazı örneği ile Müsabakaya katılım listesini İl Hakem Kuruluna teslim etmeleri gerekmektedir.
Kask, Eldiven ve Sevikardları Ankara İl Temsilciliği tarafından temin edilecektir. Dereceye giren sporculara (1, 2, 3, 3) madalya verilecektir.

Yukarıda hazırlanan Müsabaka Talimatında yer alan Sıklet, Yaş ve Kategoriler Muaythai Federasyonu Başkanlığımız Resmi Web Sitesinden alınmış olup, müsabaka gününe kadar Başkanlığımız tarafından varsa yapılacak/yapılan/yapılmış herhangi bir değişiklik olması durumunda Muaythai İl Spor Temsilcisine bilgi alınacaktır.
Talimatta yer almayan her türlü konularda Ankara Muaythai İl Spor Temsilciliği yetkilidir.

İLETİŞİM: Ankara Muaythai İl Spor Temsilcisi Hakan YILDIZ – 0543 635 20 07
MUAYTHAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ
ANKARA
Ankara Muaythai İl Spor Temsilciliğinin 2015 yılı faaliyet programında yer alan ve 02-04 Ekim 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Şefik Tetik Boks Spor Salonunda yapılacak olan “Çocuklar-Minikler,Yıldızlar (Kızlar-Erkekler) Muaythai İl Seçmesi “ ne kulübümüzden ……. sporcu ile katılacak olup, sporculardan oluşan müsabaka katılım listesi ek’te belirtilmiştir.
Gereğini bilgilerinize arz ederim.
Adı Soyadı
İmza
Kulüp Kaşesi
Tel:
Faks:
e-posta:
web:
Adres:



Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu'da 

Türkiye Muaythai Federasyonu Ankara İl Spor Temsilciliği tarafından organize edilen "Çocuklar-Minikler,Yıldızlar Muaythai İl Seçmesi "19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu'da 02-04 Ekim 2015 tarihleri arasında geçekleştirilecek. 

Türkiye'nin kalan maçları ve puan durumu

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) Elemeleri'nde
 Hollanda'yı 3-0 yenen Türkiye'nin grupta kalan maçları ve puan durumu.


TakımOGBMAYAvP
İzlanda86111531219
Çek Cumhuriyeti86111610619
Türkiye8332119212
Hollanda83141310310
Letonya8044416-124
Kazakistan8026516-112
TakımOGBMAYAvP
Galler853092718
Belçika85211731417
İsrail8413149513
Bosna Hersek83231210211
Kıbrıs Rum Kesimi83051213-19
Andorra8008330-270
TakımOGBMAYAvP
İtalya8530115618
Norveç8512108216
Hırvatistan84311651115
Bulgaristan822479-28
Azerbaycan8134613-76
Malta8026313-102

http://www.trthaber.com/haber/spor/turkiyenin-kalan-maclari-ve-puan-durumu-202289.html

Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç :“TBMM GENEL KURULU’NDA SİLAH ÇEKTİĞİM İDDİASI GERÇEK DIŞIDIR VE İFTİRADIR”
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, TBMM Genel kurulunda yaşanan tartışmalar sırasında silahına davrandığına ilişkin ortaya atılan iddiaların tamamen gerçek dışı ve iftira olduğunu söyledi.

Antalya Arena için geri sayım başladı


Güneş enerjisi panelleriyle, Türkiye'nin kendi enerjisini üreten tek stadı olacak Antalya Arena'nın eylül ayı sonuna yetiştirilmesinin planlandığı bildirildi.

Antalya Arena için geri sayım başladı

Güneş enerjisi panelleriyle, Türkiye'nin kendi enerjisini üreten tek stadı olacak Antalya Arena'nın eylül ayı sonuna yetiştirilmesinin planlandığı bildirildi.

Kış aylarında bine yakın takımın kamp yapmasından dolayı "spor turizminin başkenti" olarak da adlandırılan Antalya'da 33 bin kişilik stadın inşaatı tamamlandı.

Stadın proje müdürü Yaşar Aydın, yapıyı diğer statlardan ayıran en büyük özelliğin, çatısına yerleştirilen 13 bin metrekarelik 1,4 megawatt gücündeki güneş enerjisi santrali olduğunu söyledi.

Güneş enerjisi sisteminin yaklaşık bir ay önce tamamlandığını, işlemlerin ardından sistemin şehir şebekesine elektrik vereceğini anlatan Aydın, tam dairesel yapılan ve dört tarafından hava sirkülasyonu sağlanan stadın, Antalya'nın sıcak ve nemli havasına uygun olduğunu kaydetti.

Stadın tribünlerinin UEFA kriterlerine uygun şekilde oldukça dik yapıldığına değinen Aydın, bu nedenle tribünlerin seyir ve ambiyans açısından iyi olacağına işaret etti.

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü'ne tahsis edilen Muratpaşa ilçesi Meltem Mahallesi'ndeki 96 dönümlük arazide yer alan stat, antik kentlerdeki arenalara benzetiliyor.

Stat, 360 derece tam daire olarak inşa edildi. 16 bin metrekarelik çatının 5 bin metrekarelik bölümü çimlerin güneş alabilmesi için şeffaf yapıldı. 44 loca bulunan statta 8 bin metrekarelik ticari alan ile bin 200 araçlık otopark da yer alıyor.

Karşılıklı iki skor ekranının yer aldığı stadın girişlerinde ve çıkışlarında, üst düzeyde güvenlik önlemleri olacak ve yüz tanıma kameraları bulunacak.

Son yıllarda stat sorunu yaşayan Antalyaspor, maçlarını bu statta oynayacak.

AA


Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı : "A MİLLİ GÜREŞÇİLERİMİZ, AMERİKA’DA MİNDERE ÇIKIYOR"

2016 Rio Olimpiyatları öncesinde ilk defa kota mücadelesi verecek olan A Milli Güreşçilerimiz, 07-12 Eylül tarihleri arasında Amerika’nın Las Vegas şehrinde düzenlenecek dünya şampiyonasında mindere çıkacak.
Dünya Güreş Birliği (UWW) bünyesinde Amerika’da organize edilecek Dünya Büyükler Güreş Şampiyonası’nda ay yıldızlı mayoyu giyecek sporcularımız, mücadele ettikleri sıkletlerde madalya kazanarak Rio Olimpiyatları’nda kota almak için ter dökecek. Dünya Şampiyonları Rıza Kayaalp, Taha Akgül ve Selçuk Çebi’nin de boy göstereceği organizasyon, 07 Eylül Pazartesi günü başlayacak ve 12 Eylül Cumartesi günü son bulacak.
Dünya şampiyonasında ülkemizi temsil edecek milli güreşçilerimiz ve kiloları şu şekilde:
“Grekoromen stil: Hammet Rüstem (59 kilo), Abdulsamet Günal (66 kilo), Yunus Özel (71 kilo), Emrah Kuş (75 kilo), Selçuk Çebi (80 kilo), Metehan Başar (85 kilo), Cenk İldem (98 kilo), Rıza Kayaalp (130 kilo)
Kadınlar: Evin Demirhan (48 kilo), Merve Kenger (53 kilo), Bediha Gün (55 kilo), Elif Jale Yeşilırmak (58 kilo), Hafize Şahin (60 kilo), Buse Tosun (63 kilo), Sinem Topçu (69 kilo), Yasemin Adar (75 kilo)
Serbest Stil: Sezar Akgül (57 kilo), Münir Recep Aktaş (61 kilo), Mustafa Kaya (65 kilo), Yakup Gör (70 kilo), Soner Demirtaş (74 kilo), Selim Yaşar (86 kilo), İbrahim Bölükbaşı (97 kilo), Taha Akgül (125 kilo)”
Detaylı Bilgi İçin;

ultrAslan
AÇIKLAMA | Galatasaray Spor Kulübü Yönetimine !
ultrAslan olarak bugüne kadar transfer konularına müdahil olmadık. Gelip armaya hizmet edene destek, ayrılana saygı gösterdik. Sahaya çıkan oyuncuların kimliklerini değil, sadece armayı destekledik. Başarı da sefayı sürdük, emekçileri alkışladık. Başarısızlıkta cefasını çektik, sorumluların gidiş yolunu açtık! Bu geçmişte de böyleydi, bundan sonra da böyle olacak.
Ancak bazı konular transferin çok daha ötesinde! Kevin Großkreutz transferinde yaşanan skandal koskoca Galatasaray kulübünün başında nasıl bir iş bilmezler ordusunun yer aldığını bizlere ve tüm dünyaya gösterdi! Transferin son dakikalarında evraklarda yaşanan sorumsuzluk kaynaklı hata asla kabul edilemez! Galatasaray’ın itibarını zedeleyen bu hatanın sahipleri ise bir dakika dahi bu kulüpte barınamaz!
Bu hatanın sorumlusu Başkanından en alt düzey profesyoneline kadar her kimse derhal görevinden ayrılmalıdır!
ultrAslan olarak bu konunun en ciddi şekilde takipçisi olacağız!
ultrAslan


Türkiye Güreş Federasyonu Başkanlığı :
"ÇORUM'DA BAŞPEHLİVAN, RECEP KARA OLDU"
Çorum Belediyesi tarafından 7'ncisi düzenlenen Geleneksel Çorum Yağlı Güreşleri'nde Recep Kara başpehlivan oldu.
Nazmi Avluca Spor Tesisleri'nde düzenlenen güreşlerde, 14 ayrı kategoride 600'e yakın sporcu mücadele etti.
Oldukça çekişmeli geçen müsabakalarda pehlivanlar rakiplerini yenebilmek için büyük çaba gösterdi. Güreşseverlerin en çok ilgi gördüğü müsabaka ise başpehlivanlık mücadelesi oldu.
Müsabakalarda yarı finale çıkan Recep Kara, Ünal Karaman, Serhat Balcı ve Hamza Köseoğlu, finale çıkabilmek için kıyasıya mücadele etti.
Yarı finalde rakiplerini yenen Kara ile Karaman, er meydanında bu kez başpehlivanlık için karşı karşıya geldi. Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği ve yaklaşık 20 dakika süren müsabaka sonunda Kara başpehlivanlığı kazandı. Recep Kara geçen yıl da kazandığı Çorum Yağlı Güreşleri'nde başpehlivanlık unvanını korudu.
Güreşlerde kategorilerinde dereceye giren pehlivanlara, madalya ve para ödülü verildi. Başpehlivanlık müsabakasının ardından kürsüye çıkan Recep Kara, Ünal Karaman ve Serhat Balcı'nın madalya, kupa ve para ödülünü Çorum Belediye Başkanı Muzaffer Külcü ve Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın verdi.
"Gerektiği takdirde silah kuşanır, dağda ve cephede göğüs göğüse çarpışırız"
Güreşlerde başpehlivanlığı kazanan Recep Kara, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kazandığı başarıdan dolayı gurur ve mutluluk duyduğunu ancak terör saldırıları nedeniyle sevinemediğini söyledi.
Terör saldırılarında şehit olan asker ve polislere başsağlığı, ailelerine de sabır dileyen Kara, "Ben, Çorum'dan, buradaki er meydanından sesleniyorum. Biz bugün er meydanında kispet giyip güreş tutuyoruz ama Allah'ın da izniyle gerektiği takdirde silah kuşanır, dağda ve cephede göğüs göğüse çarpışırız. Halkımız müsterih olsun. Bu şerefsizleri sevindirmeyelim. Ata sporumuzla bir arada olacağız, diri olacağız, iri olacağız ve bu vatan hainlerini sevindirmeyeceğiz. Bu güreşler de devam edecek inşallah" şeklinde konuştu.
Detaylı Bilgi İçin;

Konya'da ilk milli maç heyecanı

A Milli Futbol Takımı, 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu'nda yarın Letonya, 6 Eylül Pazar günü de Hollanda ile karşılaşacağı Konya'da ilk kez sahaya çıkacak.
Geçen sezon hizmete giren Konya Büyükşehir Torku Arena, ilk kez milli maça ev sahipliği yapacak.

Temeli 17 Ekim 2012 tarihinde atılan ve 2014 yılı eylül ayında inşaatı tamamlanan, futbol topu şeklindeki, UEFA kriterlerine uygun 42 bin seyirci kapasiteli stadyumda ilk maç, geçen sezon Torku Konyaspor ile Balıkesirspor arasında oynandı. 3 Kasım 2014 tarihinde Konyaspor'un da isim sponsoru olan Torku firmasıyla yapılan anlaşma ile ismi Konya Büyükşehir Torku Arena olarak ilan edilen stat, ay-yıldızlı ekibin Letonya ve Hollanda maçlarıyla ilk kez Türkiye'nin milli sahnesi olacak.

- Yeşil-beyaz top deseni

Yeşil-beyaz futbol topu deseniyle çok özgün bir mimariye sahip olan stadyumun 84 turnikesi (her 500 seyirci için bir turnike olacak şekilde) ve 22 asansörü bulunuyor.

Toplamda 450 bin metrekare yerleşke içerisinde bulunan komplekste stadyum ve spor salonu yer alırken, velodrom inşaası da öngörülüyor. Stada ulaşım, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından raylı sistem, otobüs ve minibüslerle sağlanıyor.

Yay şeklindeki iki tribünün arasına paralel olarak 50 adet locası bulunan stadyumda medya mensupları ise alt batı orta kanat kısmına konuşlandırıldı. İki katlı tribünlerin alt bölümünde ise 10 bin metrekare kapalı spor salonları mevcut.

- Her türlü sosyal donanıma sahip

Stadyumun alt tribünü 11 bin 166, üst tribünü ise 21 bin 968 kişi koltuk kapasiteli ve toplamda 38 bin 656 kişi kapasiteye sahip. VIP izleyiciler ile basın mensupları için 3 bin 773 kişilik alan ayrıldı. Protokol içinse 29+600 kişilik başka bir alan daha bulunmakta. 200 engelli kapasitesine sahip stadyumda localar ise toplam 920 kişi kapasiteli. Stadyumun dışında seyirciler için 920 araçlık açık ve 600 araçlık kapalı otopark kapasitesi bulunuyor.

Ağır kış şartları için hazırlanan stadyumun çimleri zeminden ısıtmalı olarak inşa edildi. Tribünlerde de ısıtma sistemi bulunan stadyumda; alışveriş merkezi, restoran ve mağazalar da yer alıyor.

Konya Büyükşehir Torku Arena, Orta Anadolu'nun en modern stadı olarak nitelendiriliyor.

- Ödüllü stat

Letonya ve Hollanda maçlarının sahnesi olan 42 bin kişilik Konya Büyükşehir Torku Arena, henüz açıldığı yıl bir çift prestijli ödülün sahibi oldu.

Önce, 13. Uluslararası Türkiye Spor Adamları Ödülleri kapsamında "Yılın Spor Projesi" seçildi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, ödülü, geçen sezon Torku Konyaspor-Beşiktaş lig maçı öncesi Spor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Nedim Delibaş'tan aldı.

A Milli Takım'ın Letonya ve Hollanda maçlarıyla ilk kez ayak basacağı stat, ardından uluslararası bir ödülle taçlandırıldı. Konya Büyükşehir Torku Arena, her yıl düzenlenen dünyanın en iyi stadyumları yarışmasında ilk 5'e girdi.

Stadiony.net ve StadiumDB.com siteleri tarafından uluslararası düzeyde her yıl düzenlenen "Yılın En İyi Stadyumları" yarışmasına 2014'te Türkiye'den aday gösterilen iki stadyumdan biri olan Torku Arena, estetik ve özgün tasarımı, etkileyici ambiyansı, modern özellikleri ile dünyada mimarlar ve halk jürisini de etkiledi. 20 ülkeden 32 stadyumun yarıştığı "2014 Yılının En İyi Stadyumları" yarışmasında oylamanın mimarlar özel jürisi ve halk tarafından yapıldığını kaydeden başkan Tahir Akyürek, oylamada 72 bin 474 puan alan Konya Büyükşehir Torku Arena'nın dünyanın en iyi beşinci stadyumu seçildiğini, bunun hem Konya hem de Türkiye için önemli bir başarı olduğunu belirtti.

Yarışmada birinci olan Brezilya'dan Allianz Parqua 238 milyon 400 bin dolar, ikinci olan İspanya'dan San Mames Barria 278 milyon 200 dolar, üçüncü olan Rusya'dan Otkritie Arena 387 milyon 400 bin dolar, dördüncü olan Brezilya'dan Corinthians Stadyumu 435 milyon dolara malolurken, yaklaşık 2 yılda tamamlanan Konya Büyükşehir Torku Arena, 63 milyon 46 bin dolar olan inşaat maliyetiyle, yarışmaya layık görülen 32 stadyum arasında maliyeti en düşük olanlar arasında yer aldı.

- Konya, milli maç oynanan 15. şehir olacak

Türkiye'nin yarın Letonya, 6 Eylül'de ise Hollanda ile oynayacağı maçlara ev sahipliği yapmaya hazırlanan Konya, ay-yıldızlı ekibin 92 yıllık tarihinde A milli maç oynanan Türkiye'deki 15. şehir olacak.

A Milli Futbol Takımı daha önce İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon, Antalya, Gaziantep, Denizli, Kayseri, Kocaeli, Samsun, Manisa ve Mersin'de karşılaşma yaptı.

Ay-yıldızlı ekibin Türkiye'de oynadığı kentler ve yaptığı maç sayısı şöyle:

İstanbul 128, İzmir 34, Ankara, 25, Bursa 8, Adana 5, Trabzon 4, Antalya 3, Kayseri 3, Denizli 2, Gaziantep 1, Samsun 1, Kocaeli 1, Manisa 1, Mersin 1.
Futbol topu görünümündeki 42 bin kişilik Konya Büyükşehir Belediyesi Torku Arena, A Milli Futbol Takımı'na Letonya ve Hollanda maçlarında ev sahipliği yapacak.



http://www.trthaber.com/foto-galeri/torku-arena-milli-maca-hazir

http://www.trthaber.com/haber/spor/konyada-ilk-milli-mac-heyecani-201584.html



TÜRKİYE MUAYTHAİ FEDERASYONU
İCRA KURULU BAŞKANLIĞI 2014-2015 SEZONU'YLA İLGİLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI 
2014 YILI FAALİYETLERİNDEN;
Türkiye Muaythai Federasyonu Başkanlığımız 2014 Yılı Faaliyet Planında yer alan, Gelişim Seminerleri, Eğitim Faaliyetleri, Hakem ve Antrenör Kursları, Khan sınavları ve Milli Takım Kampları yapılmıştır.
2014 Yılında Yapılması gereken Bölge Şampiyonaları; Konya, Manisa, Düzce, Erzurum, İstanbul, Adana, Batman ve Samsun ilimizde, Türkiye Minik, Yıldız Genç ve Büyükler Türkiye Şampiyonası Antalya’nın Kemer ilçesinde yapılmıştır.
2014 Yılında programda olan ve Üniversite Sporları Federasyonu ile birlikte yapılan Üniversiteler Muaythai Şampiyonası Muğla’nın Bodrum ilçesinde yapılmıştır, Faaliyet planında yer alan, Balkan Çocuklar Muaythai Şampiyonası İstanbul ilinde, EML Euro Lig Türkiye Finali Hatay ilimizde, EML Euro Lig Avrupa Finalleri Burdur Bucak, ve İstanbul ilimizde gerçekleştirilmiştir.
2014 Yılında Yerel ve sponsorlar desteği ile yapılması gereken Süper Lig Faaliyetleri Afyonkarahisar, Muğla Milas, Karabük Üniversitesi, Antalya, Adana ‘da yapılmıştır.
Uluslar arası Muaythai İskenderun Gala Turnuvası İskenderun meydanı açık alanda yapılmıştır.
2014 Yılında katılınması gereken Dünya Muaythai Şampiyonasıne Malezya’ya katılınmıştır, 2014 Avrupa Muaythai Şampiyonası Polonya’da yapılmış ve katılınmıştır.
2015 FAALİYETLERİNDEN;
2015 Yılı Faaliyet Planında yer alan, Gelişim vize seminerleri,Khan Sınavları ve Antrenör Hakem Kurslarının bir kısmı, 2015 Yılı Gençler ve Büyükler Bölge Şampiyonaları,Yalova, Niğde, Bodrum, İstanbul, Van, Mersin, Ordu, Urfa’da Türkiye Gençler ve Büyükler Muaythai Şampiyonası Adana ilimizde yapılmıştır.
2015 Yılında programda olan ve Üniversite Sporları Federasyonu ile birlikte yapılan Üniversiteler Muaythai Şampiyonası Muğla’nın Marmaris ilçesinde yapılmıştır.
Katılınması gereken Tayland Bangkok’ta yapılan FISU –IFMA Muaythai Üniversiteliler Dünya Kupası’na katılınmıştır.
Yılın en önemli faaliyeti olan ve Tayland Bangkok’ta gerçekleştirilen IFMA Dünya Muaythai Kupasına %50 Kendi imkanı ile katılan bir kafile ile Katılınmıştır.
Yukarıda 2014 ve 2015 yıllarında gerçekleştirilen Ulusal ve Uluslar arası Faaliyetlerden kaynaklanan Yol, Harcırah ve genel giderlerinden oluşan borçlanmalar meydana gelmiştir.
Bilindiği gibi yukarıda bahsi geçen faaliyetlerin yapılması için milyonlarca bütçe gerekmesine rağmen tasarruf edilerek yapılmasına rağmen 2014 yılından devreden borç ile 2015 yılında oluşan borç 800.000,00 TL civarındadır,
Henüz faaliyet planımzda gerçekleştirilmesi gereken faaliyet olmasına rağmen, bilindiği gibi Spor Genel Müdürlüğünden 500.000,00 TL Spor Toto’dan 250.000,00 TL Toplam 750.000,00 TL ödenek ayrıldığı bildirilmiştir. Her ne kadar özel gelir ve sponsor imkanı ile yapılan faaliyet mevcut olsada, Şampiyona şeklinde yapılan Ulusal ve Uluslararası Faaliyetlerin kesin giderlerin Bütçe imkanı olmadan yapılması mümkün değildir.
Bütçe Konuları Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğüne detaylı bilgi doküman ve belgeler gönderilmiş, tüm gerçekleşen faaliyetlerin real ispat olunmuş ve detaylı rapor verilmiştir, Ancak mali disiplin hususu bildirilerek Ek bütçe talebimiz olumsuz görülmüş, Spor Genel Müdürlüğü Spor Faaliyetleri daire başkanlığınca daha fazla borçlanma isteğimiz uygun görülmemiş ve Spor Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu tarafından Federasyonumuza İhtar/Uyarı gönderilmiştir .
Bu sebeple; Federasyon Başkanımız bünyesinde yapılan Federasyon Başkanlığımız İcra Kurulu aşağıdaki kararları elzem görmüştür.
1-2015 Faaliyet Planında yer alan ve elzem olarak Federasyon bütçesi ile yapılması gereken Minik-Yıldızlar Türkiye Muaythai Şampiyonasının federasyona yük getirmeden yapılmasına, ancak; katılacak sporcu, antrenör idarecilerin yol gidiş geliş konaklama vs. giderlerin kendi imkanı, il müdürlükleri, veya yerel destekler ile faaliyete katılmalarına, kısıtlı bir hakem heyeti ile faaliyetin yapılmasına, Hakemlere günlük en fazla iki seans ücret ödenebilmesine,
2-Yapılması Gereken Balkan Çocuklar(Minik-Yıldız) Şampiyonasının iptaline, Ancak Balkan Şampiyonası yerine Çocuklar Minik-Yıldız kategorilerinin Antalya’da yapılacak olan Uluslar arası Antalya EMF Kupasına yarıştırılmasının sağlanmasına,
3-Yapılması gereken Antrenör Hakem ve Khan sınavlarının özel gelir sağlanarak Ekim, Kasım Aralık ayında yapılmasına, Ancak Hakem ve Antrenör Kurs ücretlerinin güncellenmesine,
4-Federasyonumuz Faaliyet planında yer alan Uluslar arası Antalta EMF Kupasının Sponsor, Özel gelir ve Bütçe imkanlarına göre yapılmasına, Faaliyetin Çocuklar (Minik-Yıldız) Gençler ve Büyükler A-B Divisyon ve Bayanlar Kategorisinde yapılmasına, Müsabakaya katılacak sporcuların Teknik Kurul tarafından tespitine, Tespitte 2015 Türkiye Şampiyonasında dereceye giren ile 2014-2015 Yılı Süper Lig’te dereceye girenlerin değerlendirilmesine, Katılımın Federasyona yük getirmeden kendi imkan ve olanakları ile katılacak şekilde düzenlenmesine.
5-Hakem Gelişim Seminerlerinin tek bir ilde, Aralık ayında Antalya’da yapılmasına,
6-2016 Ocak ayında Milli Takım seçmesi yapılarak Mayıs 2016’da Isveç’te yapılacak Olan IFMA-Dünya Şampiyonası için Milli Takımın tespitine, oluşacak takımın uluslararası müsabaka, kamp eğitim faaliyetlerine tabi tutularak iyi hazırlanmasına, Milli takım seçmesine katılacak sporcuların Teknik Kurullar tarafından tespitine,
2016 Yılı Eylül veya Ekim ayında Bulgaristan’da yapılacak Avrupa Şampiyonası öncesi 2016 Bölgeler ve 2016 Türkiye Şampiyonasının Bütçe durumuna göre yapılması için çalışma yapılmasına. Oluşacak takıma göre Avrupa Şampiyonasına katılınmasına.
Karar verilmiştir.
(Yukarıda alınana kararları değiştirmeye, icra yöntemini değiştirmeye yönetim kurulu yetkilidir).
Okşar TAŞTAN Hasan YILDIZ
İcra Kurulu Teknik Bşk. V. İcra Kurulu Bşk. V.
Halil DURNA
Federasyon Başkanı

ANKARA MUAYTHAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ'NDEN CAMİAYA TEŞEKKÜR
Ankara Muaythai İl Spor Temsilci Hakan YILDIZ; 28-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleşen "Gençler,Büyükler Bay-Bayan Muaythai Zafer Kupası"  ile ilgili bir açıklamayaptı  işte o açıklama :
"Ankara Muaythai İl Spor Temsilciliği'nin düzelendiği ; 28-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleşen "Gençler,Büyükler Bay-Bayan Muaythai Zafer Kupası" tamamlandı.
Zafer Kupası'na '14 Spor Kulübünden 87 Sporcu' iştirak etmiştir.
Organizasyonun önemi, Muaythai Sporunu yapan kitleler bir araya gelerek;başarılı olan Spor Kulüpleri ve Sporcular,Kupa ve Madalyalarını aldılar.
Zafer Kupası Dereceye giren Spor Kulüpleri ;
1.Yiğit Spor Kulübü
2.Polat Spor Kulübü
3.Güç Koşullardaki Bireyler Spor Kulübü
3.Nemutlu Spor Kulübü"


Ankara MUAYTHAİ İL HAKEM KURULU BAŞKANI FAZLI KONDUOĞLU'DAN SPOR CAMİASINA TEŞEKKÜR

ANKARA MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ 2015 YILI FAALİYET PROGRAMINDA YER ALAN VE 28-30 AĞUSTOS TARİHLERİ ARASINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN GENÇLER - BÜYÜKLER ( BAY-BAYAN ) MUAY THAİ ZAFER KUPASI MÜSABAKALARI ÇOK ÇEKİŞMELİ MÜSABAKARA SAHNE OLDU. 

KATILIMIN YOĞUN OLDUĞU MÜSABAKALAR  TÜRKİYE MUAYTHAİ FEDERASYONU YÖNETİMİ TARAFINDAN DA YAKINDAN TAKİP EDİLDİ. 

KONUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARDA BULUNAN Ankara MUAYTHAİ İL HAKEM KURULU BAŞKANI FAZLI KONDUOĞLU ŞU AÇIKLAMALARA YER VERDİ:
"NKARA 
MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİMİZ 
2015 YILI FAALİYET PROGRAMINDA YER ALAN GENÇLER - BÜYÜKLER ( BAY-BAYAN ) 
MUAY THAİ ZAFER KUPASI MÜSABAKALARIMIZ ALLAH ' A ÇOK ŞÜKÜR KAZASIZ VE SAKATLANMASIZ GÜZEL VE ANLAMLI ADINA YAKIŞIR ŞEKİLDE HUZUR VE SEVGI ORTAMINDA TAMAMLANDI.
MÜSABAKALARIMIZDA EMEKLERİNİ ESİRGEMEYEN BAŞTA ANKARA MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİMİZ SAYIN Hakan Yıldız HOCAMIZA VE TÜM İDARECİ, YÖNETİCİ, HAKEM, ANTRENÖR VE SPORCULARIMIZA ,
KLÜPLERİMİZE TEŞEKKÜR EDERİM.
ANKARA MUAY THAİ AİLESİ OLARAK 15 GÜN İÇERİSİNDE 2 ŞAMPİYONAYA İMZA ATARAK MUAY THAİ SPORUMUZU ANKARA DA BAŞARILI BİR ŞEKİLDE TEMSİL ETTİK. HERKESİN EMEĞİNE SAĞLIK, NİCE ŞAMPİYONALARDA BULUŞMAK DİLEGİYLE TÜM CAMİAMIZA SAYGILARIMLA. 
MUAY THAİ ZAFER KUPASI MÜSABAKALARIMIZ'DAN GÜZEL KARELER. ! ! !  
HER DAİM OLDUĞU ÜZERE ANKARA MUAY THAİ AİLESİ OLARAK SEVGİ, SAYGI VE HOŞGÖRÜNÜN ÖN PLANDA OLDUĞU MÜSABAKALARIMIZA MUAY THAİ MİLLİ TAKIM ANTRENÖRLERİMİZ ' DEN SAYIN Lütfi Düğer HOCAMIZDA TÜM SPORCU,ANTRENÖR VE HAKEMLERİMİZ İLE VELİLERİMİZE İKRAM'DA BULUNARAK DİNLENME MOLASINDA BİZLERE GÜZEL BİR JEST YAPTI. KENDİSİNE ANKARA MUAY THAİ AİLESİ OLARAK TEŞEKKÜR EDERİZ."
Fazlı KONDUOĞLU
Muay Thai Uluslararası Hakem
Ankara
Muay Thai İl Hakem Kurulu Başkanı
Türkiye Muay Thai Federasyonu
İç Anadolu Bölgesi P.H.K.Başkanı

















ANKARA'DA MUAY THAİ RÜZGAR'LARI DEVAM EDİYOR .



28-30 Ağustos 2015 Gençler ,Büyükler Bay-Bayan Muaythai Zafer Kupası
"30 Ağustos Pazar Günü, Final Müsabaka Programı"
30 Müsabakanın yapılacağı programda,Finale yükselen sporculara başarılar dilerim.
ANKARA 
MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİSİ



28-30 Ağustos 2015 Gençler ,Büyükler Bay-Bayan Muaythai Zafer Kupası
"29 Ağustos Cumartesi Müsabaka Programı"

ANKARA'DA MUAY THAİ RÜZGAR'LARI DEVAM EDİYOR .
ANKARA 
MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ 
2015 FAALİYET PROGRAMINDA YER ALAN GENÇLER - BÜYÜKLER ( BAY-BAYAN ) 
MUAY THAİ ZAFER KUPASI 
BÜYÜK BİR COŞKU VE HEYECAN ' LA
START ALDI.
MÜSABAKALARIMIZA TÜRKIYE MUAY THAİ FEDERASYONU GENEL SEKRETERİ SAYIN Korkmaz Atalay HOCAMIZDA TEŞRİF EDEREK HAKEM ,ANTRENÖR VE SPORCULARIMIZA BAŞARILAR DİLEDİ.
MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİMİZ SAYIN Hakan Yıldız HOCAMIZIN DA ÖNDERLİĞİNDE
DEVAM EDEN MÜSABAKALARIMIZDA,
KAZASIZ, SAKATLANMASIZ SAYGI, SEVGİ VE HOŞGÖRÜNÜN ÖN PLANDA OLDUĞU BİR MÜSABAKA DİLİYORUM.
EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR EDİYORUM.
SAYGILARIMLA.
FAZLI KONDUOĞLU
MUAY THAİ ULUSLARARASI HAKEMİ
ANKARA
MUAY THAİ İL HAKEM KURULU BAŞKANI
TÜRKİYE MUAY THAİ FEDERASYONU
İÇ ANADOLU BÖLGESİ P.H.K.BAŞKANI

Karakuşak Combat ve Amatör S-1 Sporları Federasyonu kuruluş çalışmaları ve bu çerçevede  salon ziyaretleri devam ediyor.
Wso-Lei Tai Esvan

Federasyon yetkililerinden Kemal Yolcu, konuya ilişkin yatığı açıklamada " Karakuşak Combat ve Amatör S-1 Sporları Federasyonu kuruluş çalışmaları programdaki salon ziyaretleri devam ediyor. Ankara Uçar kulübü, Antrenörü Abdullah Uçarı hocamızı, Kemal Yolcu, Fazlı Konduoğlu, ve Lokman Erkafa ile birlikte ziyaret ettik ve Teknik konularda sporcularla birlikte çalışmalar yaptık." ifadelerine yer verdi.


Halil Durna Yeniden IFMA Yönetim Kurulunda
Türkiye Muaythai Federasyonu Başkanı Halil Durna tekarar IFMA- Uluslararası Amatör Muaythai Fedarasyonu Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
IFMA’nın 4 yılda bir gerçekleştirdiği Dünya Kongesi (Olağan Genel Kurul) 19 Ağustos 2015 Tarihinde Tayland Bankakok Ambasador Hotelde IFMA 2015-2019 için yapılan yeni seçimlerde yeniden IFMA Yönetim kuruluna tekrar seçildi,
Dünya Kongresine (Genel Kurul)a IFMA’ya üye 130 Ülke bulunuyor, 130 Ülkeden yaklaşık 250 delegenin katıldığı, Kongre’de delege olarak bulunan Türkiye Muaythai Federasyonu İcra Kurulu Teknik Başkan vekili ve Milli Takım Kafile başkanı Okşar Taştan ve Türkiye Muaythai Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Yücel Can yer aldı.
Yapılan genel kurul ardından Halil Durna’nın IFMA yönetim kuruluna tekrar seçilmesi ardından diğer ülke temsilcileri Türkiye’yi tebrik etti.
Konuyla ilgili bilgi veren Okşar Taştan; Genel Kurula katılma hakkı bulunan IFMA üyesi 130 ülkden yaklaşık 250 Delege Genel Kurulda Ülkemizden Yönetim Kuruluna Başkanımız Halil Durna’nın listelerde seçilmesi bizim için büyük bir sevinç ve onurdur. Bu Başarı; Başta Türkiye sporunun başarısıdır.
Kongrede yapılan açıklamalara göre Muaythai Dünya’da günden güne gelişiyor, IFMA 2017 Dünya Oyunlarda, FISU-Üniversiad’ta Tafisa oyunlarında Asya Olimpiyat Oyunlarında yer alıyor, Şuan Olimpik tanınma için tüm süreç tamamlandı, kasım ayında kararın çıkması bekleniyor. Bu sebeple Genel Kurul’da IFMA Yönetim Kuruluna girmek ciddi bir başarı. EMF- Avrupa Muaythai Federasyonu Yönetim Kurulunda Federasyonumuz Icra Kurulu Başkan vekili Hasan Yıldız ülkemiz adına ciddi projeler yapıyor. Buda Türkiye Sporunun Dünya’da ve Muaythai’de geldiği noktayı net gösteriyor dedi.
IFMA Genel Kurul öncesi AIMS- Bağımsız Spor Federasyonları Birliği Konferansı Yapıldı; Konferansa Tayland Kültür ve Spor Bakanı Kobkarn Wattanavrangkul, IOC Uluslararası Olimpiyat Komitesi, IWGA Dünya Oyunları Birliği, FISU- Uluslararası Üniversite Sporları Federasyonu, TAFISA-Tüm Spor Oyunları Birlikleri ve Birlieşmiş Milletler Kadınlar Komisyonu temsilcileri katıldı, AIMS’in Başkanlığını IFMA Genel Sekreteri Stephan Fox yapıyor.

Teslime Çelik IFMA Yılın antrenörü ödül yarışmasında ikinci sırada oldu,
Uluslalararası Amatör Muaythai Federasyonu IFMA’nın düzenlediği 2014 yılının en iyileri ödül törenini kapsamında yılın Antrenörleri kısmında Türkiye’den aday gösterilen Teslime Çelik, 6 adayın içinde Ukraynalı Pavel ile internet üzerinden yapılan oylama sonucu ilk iki sıraya girdi,
Ödül törenine Türkiye’den sponsor imkanı ile katılan Teslime Çelik’in yanı sıra Türkiye Muaythai Federasyonu İcra Kurulu Başan vekili Hasan Yıldız, Teknik Başkan vekili Okşar Taştan, Yönetim Kurulu Üyesi Asbaşkan Yücel Can, Merkez Hakem Üst Kurulu Başkanı Hamit Durmaz katıldı.
Mehteşem bir atmosferde başlayan ödül törenine Tayland Spor Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı, Uluslar arası temsilciler, sanatçllar, dansçılar ve show gösteriler ile başlayan Ödül töreninde heycanla beklenen sonuç ve açıklanan sonuç sonrası Ukraynalı Povel’un birinci olduğu anons edildi,
Konuyla ilgili açıklama yapan Milli Antrenör Teslime Çelik; Aday olup yarışmak ülkem adına ve kendim adıma büyük bir gurur ve heyacan, burada adaylığa layık gören IFMA yetkililerine, Destek veren herkese çok teşekür ederim dedi.
Federasyon İcra Kurulu Başkan vekili Hasan Yıldız; Öncelikle yüzlerce federasyon binlerce antrenörün içinde Türkiye’den aday gösterilen Teslime Çelik’i kutlarız, sonuçta burada olmak ilk ikiye kalmak büyük başarı


The opening ceremony of the first ever Muaythai University World Cup, under patronage of FISU, will stay in the memories of everyone involved forever, especially the athletes. 

The ceremony included so many breath-taking moments, the performances included a mix of traditional and cultural exchange, and an awe-inspiring show by Thailand’s famous Muaythai Live performers.
https://www.youtube.com/channel/UCJfoE7xvY5TSee7WOh2sMbw

                  AMATÖR S-1 FEDERASYONU KURULUŞ ÇALIŞMALARI GEBZE 'DE START ALDI AMATÖR S -1 ;RİNG'İDE HAZIR . ! ! !


 GENÇLER, BYÜKLER BAY-BAYAN
MUAYTHAİ  ZAFER
KUPASI

GÖREVLİ HAKEM LİSTESİ

28– 30 Ağustos 2015

                                                                                                       16 / 08 /2015

      Sıra No                 Adı ve Soyadı                                               Hakem Derecesi       

1.                              Hamit DURMAZ                              Uluslar arası
2.                              Fazlı KONDUOĞLU                                    Uluslar arası
3.                             Osman BİLGİLİ                               Ulusal
4.                              Filiz KAYADAN                             Bölge
5.                             Servet ERGÜN                                 Bölge
6.                              Lokman ERKAFA                           Bölge
7.                             Fatma ÖZAYDOĞDU                     Bölge
8.                             Kemal YOLCU                                 Bölge
9.                             Tülay ORAL                                      Ulusal
10.                          Mavi YILDIZ                                                Bölge
11.                         Tamer ÖZTÜRK                               Ulusal                        
12.                         Ayşe Semra OLGUN                         Bölge
13.                         Aytek ÇAM                                      Bölge
14.                         Kemal KOCATEPE                          Ulusal
15.                         Yakup DEĞİRMENCİ                     Bölge
16.                         Nuray CİVELEK                              Bölge
17.                         Muhittin ÇİFTÇİ                               Bölge
18.                          Onur KARATAŞOĞLU                  Aday
19.                         Tülay TOKULLUOĞLU                  Aday
20.                         Tülin BİLEN                                     Aday
21.                         Hakan ÜNAL                                    Aday
22.                         Harun KILIÇ                                    Aday
23.                         Mehmet DEMİREL                          Aday
24.                         Serap AKTEL                                                Aday
25.                         Yasemin KARATAŞ                         Aday
26.                         Elif ERSOY                                      Aday
27.                         Tuğba KILIÇ                                    Aday
28.                         B.Efecan EROL                                 Aday
29.                         Dursun DEMİR                                 Aday
30.                         Hamdi GÜL                                       Aday




Lokman ERKAFA                          Servet ERGÜN                                Filiz KAYADAN
İl Hakem Kurulu Üyesi                   İl Hakem Kurulu Üyesi                   İl Hakem Kurulu Sekreteri



Osman BİLGİLİ                                                        Fazlı KONDUOĞLU
İl Hakem Kurulu Başkan Yrd.                                            İl Hakem Kurulu Başkanı                                                                                                               
                                                                          
                           
 GENÇLER, BÜYÜKLER BAY-BAYAN MUAYTHAİ
ZAFER KUPASI
KUPASI

MÜSABAKA TALİMATI


                                                                                                                  16/08/2015

Muaythai İl Temsilciliğinin 2015 yılı faaliyet programında yer alan  Gençler, Büyükler Bay ve Bayan Muaythai Zafer Kupası 28--30 Ağustos 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonunda aşağıda belirtilen talimat doğrultusunda yapılacaktır.
   



Hakan Yıldız
Muaythai İl Spor Temsilcisi



MÜSABAKANIN ADI       :  Gençler, Büyükler Bay-Bayan  Muaythai
  Zafer Kupası

MÜSABAKA YERİ                        : 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu

MÜSABAKA TARİHİ       : 28 – 30 Ağustos 2015

                                                  1. Gün: 28 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 13:00 arası Genel Tartı
TARTI GÜNLERİ              : 2. Gün: 29 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
TARTI SAATLERİ                          3. Gün: 30 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
                                                                                                
                                                 1. Gün: 28 Ağustos 2015 Saat: 18:00 – 20:00 arası
MÜSABAKA GÜNLERİ   : 2. Gün: 29 Ağustos 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
MÜSABAKA SAATLERİ  3. Gün: 30 Ağustos 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
                                              
TEKNİK TOPLANTI        : 28 Ağustos 2015 Saat: 14:00 – 15:00 arası

KURA ve EŞLEŞMELER : 28 Ağustos 2015 Saat: 15:00 – 16:00 arası

  1. Gün: 28 Ağustos 2015 Saat: 16:00 – 17:30 arası Müsabaka Hakem Semineri
HAKEM SEMİNERİ          : 2. Gün: 29 Ağustos 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
HAKEM TOPLANTISI       3. Gün: 30 Ağustos 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
                                                
MÜSABAKA
İTİRAZ KURULU              : Hakan YILDIZ, Fazlı KONDUOĞLU,Osman BİLGİLİ, Lokman ERKAFA                          
             

AÇILIŞ SEREMONİ          : Şampiyonanın açılış seremonisi 29 Ağustos 2015 Saat: 14:00

SIKLET YAŞ VE KATEGORİLER:

ALT GENÇ ERKEKLER: 14-15 YAŞ   (31.05.1999 - 31.05.2001) arasında doğanlar (EN AZ 6.KHAN)
39-42-45-48-51-54-57-60-63,5-67-71-75 (Üstü Katılmayacaktır)

ALT GENÇ BAYANLAR: 14-15 Yaş   (31.05.1999 - 31.05.2001) arasında doğanlar    (6. Khan)
42-45-48-51-54-57-60 (Üstü Katılmayacaktır)

ÜST GENÇ BAY VE BAYANLAR:  16-17 YAŞ (31.05.1997 -31.05.1999 arasında doğanlar (En az 6.Khan)
ERKEK :45-48-51-54-57-60-63,5-67-71-75-81 (Üstü Katılmayacaktır)
BAYAN :45-48-51-54-57-60-63,5 (Üstü Katılmayacaktır)

BÜYÜKLER B-DİV. (18-25- 1997-1990 YAŞ AY GÜN ARANMAZ ERKEKLER EN AZ 9.KHAN)  IFMA B
Divisyon talimatları kuralları geçerlidir.   Daha önce A divisyon maç yapanlar (Süper Ligler Dahil) ile
Avrupa veya Dünya Şampiyonasında en az iki defa maç yaparak birinci olanlar B divisyon maç yapamazlar. 

ERKEK : -48-51-54-57-60-63,5-67-71-75-81-86- +86

BÜYÜKLER BAY VE BAYANLAR A DiV.  (17-35- YAŞ- 1997-1980 – AY GÜN ARANMAZ) (EN Az 9.KHAN)

ERKEK : -48-51-54-57-60-63,5-67-71-75-81-86-91- +91

BAYAN : -45-48-51-54-57-60-63,5-67- 71
Bir kategoride en az 3 sporcu olmalıdır eğer yoksa kategoriler alttan sadece bir (1) sıklet üste birleştirilecektir.


A – Alt Gençler Bay ve Bayan Kategorisi:  1 Dakika 30 saniye (90 Saniye),  3 Raund , ( 1 )  dakika dinlenme İFMA uluslararası kural geçerlidir. Kafaya tekme ve yumruklar uygulanır, diz ve dirsekler vücuda uygulanabilir. Ancak kafaya diz ve dirsek vurmak kesinlikle yasaktır.
B - Üst Gençler Bay Bayan:  (2 )  dakikadan ( 3 ) Raunt , ( 1 )  dakika dinlenme İFMA uluslararası kural geçerlidir. Doğru tüm teknikler uygulanır.
C-  Büyükler A-B Erkeler ve Bayanlar Kategorisi: Elemeler ve Finaller 3 dakika’ dan 3 Raund, 1 dakika dinlenme arası verilir. İFMA uluslararası kural geçerlidir. Doğru tüm teknikler uygulanır.
D – Günlük sporcu tartılarında kilo toleransı olmayacaktır. 28 Ağustos 2015 tarihinde tüm sporcuların tartıları ve doktor kontrolleri olacaktır. Diğer günler ise müsabakaya çıkacak sporcuların tartı ve doktor kontrolleri yapılacaktır.

ŞAMPİYONAYA KATILACAK HAKEM, ANTRENÖR VE SPORCULARIN KILIK KIYAFETLERİ:
Müsabakada görev alan antrenörler, yardımcı antrenörler 2015 yılı vizeli olmalıdır. Ring köşelerinde antrenöre yardım edecek kişilerin en az 11. khan yardımcı antrenör derecesine sahip yine 2015 vizeli olmalıdır, antrenörler ve yardımcıların ring köşelerine sadece eşofman ile çıkacaklardır maç esnasında kendilerine tahsis edilen sandalye oturacaklardır. Antrenör ve yardımcılarının sporcuların köşelerine çıkabilmek için kartları ibraz etmeli ve yakalarında takılı olarak görev yapacaklardır, vizeli olamayanlara görev verilmeyecek ve ringin yanına yaklaştırılmayacaktır.


Antrenörler ve yardımcıları; sporcuları ringte müsabaka yaparken ayağa kalkmaları, sporcuya bağırmaları, hakem veya yöneticilerle konuşmaları, müsabaka esnasında itiraz etmeleri yasaktır, talimata uymayan kişiler, Müsabaka ahengini bozan spora ve sporcuya kötü örnek sergileyen kişiler tavizsiz tedbirli ceza kuruluna sevk edilecektir. Tedbirli ceza kuruluna sevk edilenlere müsabaka boyunca görev yaptırılamaz.
Sporcular; müsabakalarda sarı renkli şort ve tişört ile belirlenen koruyucu eldivenler ile müsabakaya çıkacaklardır. Müsabakalara katılan tüm idareci, antrenör ve sporcular, belirlenen kılık-kıyafet talimatları esaslarına uyacaklardır,  aksi davranışta bulunanlar hakkında gereken yasal işlem yapılacaktır.
Hakemler; 2015 yılı vizeli olacak olup, Federasyonumuzun talimatları gereğince siyah pantolon, beyaz gömlekle görev yapacaklardır, (Uluslar arası dereceye sahip hakemler mavi gömlek, siyah Pantolonla) Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri haricindeki hakemler papyon takılı görev yapacaklardır, Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri kumaş pantolon ceket ve kravat ile görev yapar, federasyonun bilgisi dışında kıyafetlerin üzerinde logo gibi reklamlar içeren semboller olmayacaktır. Hakemler derecesini belirten Federasyonun kendilerine verdiği kokartı takacaklardır.

İTİRAZLAR:

İtiraz, maçın bitiminden en fazla 30 dakika içinde sadece 2015 ulusal vizeli belgeli antrenör tarafından imzalı dilekçesi ile yapılabilir. Sözlü yapılan itirazlar ile hakemleri, yöneticilere zan altında bırakacak davranışlarla müsabakaların ahengini bozacak gereksiz itirazlar görüldüğünde derhal Disiplin ve Ceza kuruluna sevk edilebilecektir.

Müsabakalara yapılacak her türlü itirazları İl Hakem Kurulu Üyeleri tarafından talimatta belirtilmiş üç (3) hakem ve İl Temsilcisi ile değerlendirilecektir. Müsabakaları  Gençler, Büyükler bay ve bayan kategorilerinde üç (3) raunt üzerinden yapılacaktır. İtiraz müsabakası o günün sonunda yapılacaktır.

ŞAMPİYONAYA KATILIM İZİN İŞLEMLERİ:

Müsabakalara katılan idareci, hakem, antrenör ve sporcuların izin işlemleri Ankara Gençlik Hizmetleri ve Spor İl müdürlüğünce yapılacaktır.

KATILIM ŞARTLARI:

Müsabakalara 2015 yılı vizeli lisanslı ve müsabakaya katılacak olan sporcular, koki, dişlik, sarı renk Muaythai şortu ve atleti, dirseklik ve ayak baldırlık malzemelerini kendileri temin edeceklerdir.

Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar yarışma öncesi Komple Sağlık kontrolü olduğuna dair rapor getirmelidir.
Müsabakalara katılacak olan kulüpler,Talimatta yer alan üst yazı örneği ile Müsabakaya katılım listesini İl Hakem Kuruluna teslim etmeleri gerekmektedir.

Kask, Eldiven ve Sevikardları Ankara İl Temsilciliği tarafından temin edilecektir. Dereceye giren sporculara (1, 2, 3, 3) madalya ve (1, 2, 3, 3) kupa verilecektir.


            Yukarıda hazırlanan Müsabaka Talimatında yer alan Sıklet, Yaş ve Kategoriler Muaythai Federasyonu Başkanlığımız Resmi Web Sitesinden alınmış olup, müsabaka gününe kadar Başkanlığımız tarafından varsa yapılacak/yapılan/yapılmış herhangi bir değişiklik olması durumunda Muaythai İl Spor Temsilcisinden bilgi alınacaktır.

Talimatta yer almayan her türlü konularda Ankara Muaythai İl Spor Temsilciliği yetkilidir.


İLETİŞİM: Ankara Muaythai İl Spor Temsilcisi Hakan YILDIZ – 0543 635 20 07







MUAYTHAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ
ANKARA

         Muaythai İl Spor Temsilciliğinin 2015  yılı faaliyet programında yer alan ve 28-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Şefik Tetik Boks Spor Salonunda yapılacak olan Gençler, Büyükler Bay ve Bayan Muaythai Zafer Kupasına kulübümüzden ……. sporcu ile katılacak olup, sporculardan oluşan müsabaka katılım listesi ek’te  belirtilmiştir.

Gereğini bilgilerinize arz ederim.  



                           Adı Soyadı
                                                                                                                                                                                              İmza
                                                                                                                                                                                           Kulüp Kaşesi
Tel                         :

Faks                      :

e-posta                :

web                      :

Adres                   :



Muay Thai Uluslararası Hakem, Ankara Muay Thai İl Hakem Kurulu Başkanı,Türkiye Muay Thai Federasyonu İç Anadolu Muay Thai Profesyonel Hakem Kurulu Başkanı Fazlı KONDUOĞLU'dan camiaya teşekkür.





"ANKARA MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ 2015 YILI FAALİYET PROGRAMINDA YER ALAN UYUŞTURUCUYU BIRAK SPORLA HAYATINDA FARK YARAT ALT GENÇ- YILDIZLAR-MİNİKLER (BAY-BAYAN ) 
MUAY THAİ KUPASI 14.16 AĞUSTOS 2015 TARİHLERİNDE BÜYÜK BİR COŞKU VE HEYECANLA ÇOK ŞÜKÜR KAZASIZ BELASIZ VE SAKATLANMAKSIZIN TAMAMLANDI.MÜSABAKALARIMIZIN GERÇEKLEŞMESİNDE HER DAİM BİZLERLE OLAN GENÇ,DİNAMİK VE ANKARA'DA MUAY THAİ RÜZGARLARI ESTİRMEMİZDE BİZMLE MESAİSİNİ PAYLAŞAN ORGANİZASYONLARIMIZN MİMARI ANKARA MUAY THAİ İL SPOR TEMSİLCİMİZ SAYIN Hakan YıldızHOCAMIZA,MÜSABKALARIN AKIŞINI GAYET TİTİZ VE SORUMLULUKLA GÖREVLERİNİ GÖNÜLDEN YAPAN İL HAKEM KURLU ÜYELERİMİZ BAŞTA İL.HKM.KRL.BŞK.YRD.SAYIN Osman Bilgili HOCAMIZA,İL HKM.KRL.SEKRETERİ SAYIN FİLİZ Filiz Kayadan HOCAMIZAVE KURUL ÜYELERİMİZ SAYIN Servet ErgünVE Lokman Erkafa HOCALARIMIZA BİZLERE YARDIMCI OLAN SAYIN Kemal YolcuVE Fatma Özaydoğdu HOCALARIMIZA VE TÜM EMEĞİ GEÇEN MUAY THAİ BRANŞINA GÖNÜL VEREN HATA YAPMAKSIZIN MESAİLERİNE RİAYET EDEREK CANLA BAŞLA GÖREV YAPAN EMEK VE YÜREK VEREN HAKEM ARKADAŞLARIMA,AYRICA MÜSABAKAMIZA ANI TİŞÖRTLERİ BASTIRARAK YANIMIZDA OLAN AYES SPOR KLÜBÜ YÖNETİCİSİ ,SEVGİLİ Yakup DegirmenciHOCAMIZA VE KEKLİKOĞLU İNŞAAT YETKİLİLERİNE ,ANTRENÖRLERİMİZE ,SPORCULARIMIZA,İL MÜDÜRLÜĞÜ PERSONELLERİMİZE CANI GÖNÜLDEN TEŞEKKÜR EDERİM.ÇOK YAKINDA BİR BAŞKA MÜSABAKADA BİRLİKTE OLMAK DİLEĞİYLE TÜM CAMİAMIZA SAYGILARIMLA.
Fazlı KONDUOĞLU
Muay Thai Uluslararası Hakem
Ankara
Muay Thai İl Hakem Kurulu Başkanı
Türkiye Muay Thai Federasyonu
İç Anadolu Muay Thai Profesyonel Hakem Kurulu Başkanı ."



ALT GENÇLER, YILDIZLAR, MİNİKLER BAY-BAYAN MUAYTHAİ
UYUŞTURUCUYU BIRAK SPORLA HAYATINDA FARK YARAT
KUPASI
MÜSABAKA TALİMATI 

24 /07 /2015
Muaythai İl Temsilciliğinin 2015 yılı faaliyet programında yer alan Alt Gençler, Yıldızlar, Minikler Bay ve Bayan Muaythai Uyuşturucuyu Bırak Sporla Hayatında Fark Yarat Kupası 14-16 Ağustos 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonunda aşağıda belirtilen talimat doğrultusunda yapılacaktır.

Hakan Yıldız
Muaythai İl Spor Temsilcisi
MÜSABAKANIN ADI: Alt Gençler, Yıldızlar, Minikler Bay-Bayan Muaythai
Uyuşturucuyu Bırak Sporla Hayatında Fark Yarat Kupası
MÜSABAKA YERİ: 19 Mayıs Spor Kompleksi Şefik Tetik Boks Spor Salonu
MÜSABAKA TARİHİ: 14 – 16 Ağustos 2015
1. Gün: 14 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 13:00 arası Genel Tartı
TARTI GÜNLERİ: 2. Gün: 15 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
TARTI SAATLERİ 3. Gün: 16 Ağustos 2015 Saat: 09:00 – 10:00 arası Günlük Tartı
1. Gün: 14 Ağustos 2015 Saat: 18:00 – 20:00 arası
MÜSABAKA GÜNLERİ: 2. Gün: 15 Ağustos 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
MÜSABAKA SAATLERİ 3. Gün: 16 Ağustos 2015 Saat: 10:30 – 20:00 arası
TEKNİK TOPLANTI: 14 Ağustos 2015 Saat: 14:00 – 15:00 arası
KURA ve EŞLEŞMELER: 14 Ağustos 2015 Saat: 15:00 – 16:00 arası
1. Gün: 14 Ağustos 2015 Saat: 16:00 – 17:30 arası Müsabaka Hakem Semineri
HAKEM SEMİNERİ: 2. Gün: 15 Ağustos 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
HAKEM TOPLANTISI 3. Gün: 16 Ağustos 2015 Saat: 10:00 – 10:30 arası Toplantı
MÜSABAKA
İTİRAZ KURULU: Hakan YILDIZ, Fazlı KONDUOĞLU,Osman BİLGİLİ, Lokman ERKAFA

AÇILIŞ SEREMONİ: Şampiyonanın açılış seremonisi 15 Ağustos 2015 Saat: 14:00
SIKLET YAŞ VE KATEGORİLER:
ALT GENÇ ERKEKLER: 14-15 YAŞ (31.05.1999 - 31.05.2001) arasında doğanlar (EN AZ 6.KHAN)
39-42-45-48-51-54-57-60-63,5-67-71-75 (Üstü Katılmayacaktır)
ALT GENÇ BAYANLAR: 14-15 Yaş (31.05.1999 - 31.05.2001) arasında doğanlar (6. Khan)
42-45-48-51-54-57-60 (Üstü Katılmayacaktır)
YILDIZLAR 12-14 YAŞ (2003-2002 ve 31.05. 2001 tarihinden sonra doğanlar (EN AZ 2.KHAN)
ERKEK: 34-36-38-40-42-45-48-51-54-57-60-63,5-67 +67 Kg. (75 kg Üstü Katılmayacaktır)
BAYAN: 34-36-38-40-42-45-48-51-54-57-60 +60 (70 kg Üstü Katılmayacaktır)
MİNİKLER 10-11 YAŞ (2004-2005 Doğumlular) (EN AZ 2.KHAN)
ERKEK: 30-32-34-36-38-40-42-45-48-51-54 +54 (Not: 60 kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
BAYAN: 30-32-34-36-38-40-42-45-48-51 +51 (Not:60Kg. üstü Sporcu Katılamayacaktır.)
Bir kategoride en az 3 sporcu olmalıdır eğer yoksa kategoriler alttan sadece bir (1) sıklet üste birleştirilecektir.

A – Alt Gençler Bay ve Bayan Kategorisi: 1 Dakika 30 saniye (90 Saniye), 3 Raund , ( 1 ) dakika dinlenme İFMA uluslararası kural geçerlidir. Kafaya tekme ve yumruklar uygulanır, diz ve dirsekler vücuda uygulanabilir. Ancak kafaya diz ve dirsek vurmak kesinlikle yasaktır.
B - Yıldızlar Erkek ve Bayanlar: 1 dakikadan 3 raunt ve rauntlar arasında l’ er dakikalık dinlenme araları vardır. Bu müsabakalarda kafaya el ile yumruk ve dirsek vuruşlar yasaktır. Tekme ile kafa dâhil tüm vuruşlar yapılabilir. Ancak; diz ile kafayı çekerek vurma, enseye sporcunun arkası dönükken sırt kısmına vurmak yasaktır.
C – Minikler kategorisi erkek ve bayanlar: 1 dakikadan 2 raunt ve 1 dakika dinlenme arası vardır. Minikler müsabakasında vuruşlar yarı kontak şeklinde sarsıcı ve nakavta yönelik yapılamaz. Bu müsabakalarda kafaya tüm vuruşlar yasaktır. Kafa haricinde light (layt) vuruşla müsabakayı bırakan sporcu mağlup olur.
D – Wai-Kru yarışmaları: Yarışmacılar 2 kişi olarak ringte dans ve kareografilerini yapacaklardır. Yarışmada 5 yan bir orta hakemler yapılır. Galip olan taraf hakem karar çoğunluğu ile verilir.
E – Günlük sporcu tartılarında kilo toleransı olmayacaktır. 14 Ağustos 2015 tarihinde tüm sporcuların tartıları ve doktor kontrolleri olacaktır. Diğer günler ise müsabakaya çıkacak sporcuların tartı ve doktor kontrolleri yapılacaktır.
ŞAMPİYONAYA KATILACAK HAKEM, ANTRENÖR VE SPORCULARIN KILIK KIYAFETLERİ:
Müsabakada görev alan antrenörler, yardımcı antrenörler 2015 yılı vizeli olmalıdır. Ring köşelerinde antrenöre yardım edecek kişilerin en az 11. khan yardımcı antrenör derecesine sahip yine 2015 vizeli olmalıdır, antrenörler ve yardımcıların ring köşelerine sadece eşofman ile çıkacaklardır maç esnasında kendilerine tahsis edilen sandalye oturacaklardır. Antrenör ve yardımcılarının sporcuların köşelerine çıkabilmek için kartları ibraz etmeli ve yakalarında takılı olarak görev yapacaklardır, vizeli olamayanlara görev verilmeyecek ve ringin yanına yaklaştırılmayacaktır.

Antrenörler ve yardımcıları; sporcuları ringte müsabaka yaparken ayağa kalkmaları, sporcuya bağırmaları, hakem veya yöneticilerle konuşmaları, müsabaka esnasında itiraz etmeleri yasaktır, talimata uymayan kişiler, Müsabaka ahengini bozan spora ve sporcuya kötü örnek sergileyen kişiler tavizsiz tedbirli ceza kuruluna sevk edilecektir. Tedbirli ceza kuruluna sevk edilenlere müsabaka boyunca görev yaptırılamaz.
Sporcular; müsabakalarda sarı renkli şort ve tişört ile belirlenen koruyucu eldivenler ile müsabakaya çıkacaklardır. Müsabakalara katılan tüm idareci, antrenör ve sporcular, belirlenen kılık-kıyafet talimatları esaslarına uyacaklardır, aksi davranışta bulunanlar hakkında gereken yasal işlem yapılacaktır.
Hakemler; 2015 yılı vizeli olacak olup, Federasyonumuzun talimatları gereğince siyah pantolon, beyaz gömlekle görev yapacaklardır, (Uluslar arası dereceye sahip hakemler mavi gömlek, siyah Pantolonla) Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri haricindeki hakemler papyon takılı görev yapacaklardır, Merkez Hakem Üst Kurulu ile Amatör Muaythai Hakem Kurulu üyeleri kumaş pantolon ceket ve kravat ile görev yapar, federasyonun bilgisi dışında kıyafetlerin üzerinde logo gibi reklamlar içeren semboller olmayacaktır. Hakemler derecesini belirten Federasyonun kendilerine verdiği kokartı takacaklardır.
İTİRAZLAR:
İtiraz, maçın bitiminden en fazla 30 dakika içinde sadece 2015 ulusal vizeli belgeli antrenör tarafından imzalı dilekçesi ile yapılabilir. Sözlü yapılan itirazlar ile hakemleri, yöneticilere zan altında bırakacak davranışlarla müsabakaların ahengini bozacak gereksiz itirazlar görüldüğünde derhal Disiplin ve Ceza kuruluna sevk edilebilecektir.
Müsabakalara yapılacak her türlü itirazları İl Hakem Kurulu Üyeleri tarafından talimatta belirtilmiş üç (3) hakem ve İl Temsilcisi ile değerlendirilecektir. Müsabakaları alt gençler, yıldızlar, minikler bay ve bayan kategorilerinde üç (3) raunt üzerinden yapılacaktır. İtiraz müsabakası o günün sonunda yapılacaktır.
ŞAMPİYONAYA KATILIM İZİN İŞLEMLERİ:
Müsabakalara katılan idareci, hakem, antrenör ve sporcuların izin işlemleri Ankara Gençlik Hizmetleri ve Spor İl müdürlüğünce yapılacaktır.
KATILIM ŞARTLARI:
Müsabakalara 2015 yılı vizeli lisanslı ve müsabakaya katılacak olan sporcular, koki, dişlik, sarı renk Muaythai şortu ve atleti, dirseklik ve ayak baldırlık malzemelerini kendileri temin edeceklerdir.
Yarışmaya katılan tüm yarışmacılar yarışma öncesi Komple Sağlık kontrolü olduğuna dair rapor getirmelidir.
Müsabakalara katılacak olan kulüpler,Talimatta yer alan üst yazı örneği ile Müsabakaya katılım listesini İl Hakem Kuruluna teslim etmeleri gerekmektedir.
Kask, Eldiven ve Sevikardları Ankara İl Temsilciliği tarafından temin edilecektir. Dereceye giren sporculara (1, 2, 3, 3) madalya ve (1, 2, 3, 3) kupa verilecektir.

Yukarıda hazırlanan Müsabaka Talimatında yer alan Sıklet, Yaş ve Kategoriler Muaythai Federasyonu Başkanlığımız Resmi Web Sitesinden alınmış olup, müsabaka gününe kadar Başkanlığımız tarafından varsa yapılacak/yapılan/yapılmış herhangi bir değişiklik olması durumunda Muaythai İl Spor Temsilcisine bilgi alınacaktır.
Talimatta yer almayan her türlü konularda Ankara Muaythai İl Spor Temsilciliği yetkilidir.

İLETİŞİM: Ankara Muaythai İl Spor Temsilcisi Hakan YILDIZ – 0543 635 20 07
MUAYTHAİ İL SPOR TEMSİLCİLİĞİ
ANKARA
Muaythai İl Spor Temsilciliğinin 2015 yılı faaliyet programında yer alan ve 14-16 Ağustos 2015 tarihleri arasında 19 Mayıs Şefik Tetik Boks Spor Salonunda yapılacak olan “Alt Gençler, Yıldızlar, Minikler Bay ve Bayan Muaythai Uyuşturucuyu Bırak Sporla Hayatında Fark Yarat Kupası “ na kulübümüzden ……. sporcu ile katılacak olup, sporculardan oluşan müsabaka katılım listesi ek’te belirtilmiştir.
Gereğini bilgilerinize arz ederim.
Adı Soyadı
İmza
Kulüp Kaşesi
Tel:
Faks:
e-posta:
web:
Adres:

ultrAslan GRUBUNDAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI!

BAŞIMIZ SAĞOLSUN!
Diyarbakır'da Askeri konvoya kahpece yapılan saldırıda kaybettiğimiz 2 şehitimize Allah'tan rahmet ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Yıllardır her fırsatta hainliklerini sergileyen kahpeleri lanetliyor ve döktükleri kanda boğulacaklarına inanıyoruz!

DÜNYA MUAYTHAİ KUPASI 12-24 AĞUSTOS 2015
TAYLAND BANGKOK


"DİKKAT"
DÜNYA MUAYTHAİ KUPASI 12-24 AĞUSTOS 2015
TAYLAND BANGKOK

Federasyonumuzun Faaliyet planında yer alan ve 12-24 Ağustos 2015 Tarihleri arasında Tayland Bangkok kentinde yapılacaktır,

Faaliyete 2015 Yılı Türkiye Muaythai Şampiyonasında Büyükler A Divisyon ve Büyük Bayanlar kategorilerinde 1. Olan sporcuların katılması uygun görülmüştür. Federasyonumuz bütçesi kısıtlı olması dolayısıyla sayısal olarak az bir takımla katılınacaktır.

Yukarıda bahsi geçen Büyükler (A) Divisyon ve Büyük Bayanlarda kategorilerinde 1. Olan sporcuların Federasyon imkânları ile faaliyete katılmak üzere gönderilmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğüne görüşme ve girişimler yapılmış ve tüm olanaklar kullanılmak üzere gönderilmeleri sağlanacaktır.

Aşağıda yazılı kafileye ek tüm giderleri federasyona ödemeleri halinde kendi imkanları ile katılmak isteyen İdareci, Antrenör, Hakemler katılabilecektir.

2015 Yılı Büyükler B Divisyon Erkek, Alt ve Üst Gençler Bay ve Bayanlar kategorisinde 1.Olmuş sporcular isterlerse tüm giderleri kendi imkânları ile katılmak koşulu ile faaliyete katılmalarına müsaade edilecektir. Kategorisinde 1.Olan Sporcunun gelmememsi halinde yerine 2. olan sporcuların tüm giderleri kendi imkânları federasyona ödemeleri koşulu ile faaliyete katılmalarına müsaade edilecektir.

1- Faaliyete sadece 2015 Türkiye Şampiyonasında kategorilerinde 1. Olan sporcular katılmak için müracaat edebilir. 1. Sporcunun gelmemesi halinde 2. Olan sporcular müracaat edebilir.

2- Federasyonumuz Sicil Lisans ve IFMA Talimatları gereğince katılamayacaklar listeden çıkartılmış olup sehven yazılmış olsalar dahi faaliyete katılamazlar.

3- IFMA’nın web sitesinde yayınlanmış ve Doping dolayısıyla Federasyon Disiplin Kuruluna sevk edilenler, faaliyete katılamazlar.

4- Kendi imkânları ile katılmak isteyen Yönetici, İdareci, Doktor, Antrenör ve Hakemler ve sporcular ile diğer kişiler Federasyon Başkanlığının uygun görüşüile katılmak için müracaat edebilecektir, Uygun görülmeyenlerin kafilede yer almalarına müsaade edilmeyecektir.

5- Aşağıda listede yer alan Teknik Direktör, Antrenör ve Sporcular 03-11 Ağustos 2015 Tarihlerinde Bitlis ilinde yapılacak olan Milli Takım hazırlık kampına katılacaklardır. Kamp Bitlis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve BESTEM Yönetim Kurulu Başkanı Bilal Dağdağan sponsorluğunda yapılacak olup, Antrenör ve Sporcular Kamp için herhangi bir harcırah ödenmeyecektir.

Kafilede yer alanlar kendileri umuma mahsus şahsi pasaportlarını kendi çıkaracaktır, Federasyon pasaportlar ile ilgili herhangi bir işlem yapmayacaktır, izin işlemleri bulundukları il müdürlükleri veya federasyona dilekçe vermeleri halinde ilgili yazışma yazışmalar yapılacaktır.

6- "DİKKAT" Performansı çok zayıf, antrenmansız veya Herhangi bir sağlık sorunu veya sakatlığı olan sporcular müsabakaya götürülmeyecektir, kampta performans ve sağlık testleri yapılacaktır.  

7- Şartları uygun olup kendi imkanları ile Faliyete katılmak isteyenler;

Uçak bileti bedeli : 910,00 USD
Otel Konaklama Bedeli :  85,00 USD x 12 gün   1.020,00 USD
Toplam : 1.930,00 USD İki kişilik odalarda kalmaları koşulu ile Federasyonumuzun aşağıdaki hesabına yatırmaları halinde başvuru yapabilecekler;

Türkiye Muaythai Federasyonu  
Garanti Bankası
711 - 9091371 ANAFARTALAR CADDESİ ŞB.
IBAN: TR34 0006 2000 7110 0009 0913 71  

Eşofman ve IFMA Üniforma bedeli Federasyonumuzca temin edilecektir.

Gençler Kategorisinde Faaliyete götürülmeyen ve 2015 Yılı Türkiye birincisi olan tüm sporculara yönelik ‘’İlerde Federasyonumuzun bütçe imkanları olması halinde Uluslararası Kupa ve Faaliyetlerde yarışmaları için çalışma yapılmaktadır’’.

TEKNİK VE SPORCU KADROSU;
HALİL DURNA- KAFİLE BAŞKANI-IFMA-KURUL TOPLANTISI DELEGE 5 GÜN, 
HASAN YILDIZ- IFMA-KURUL TOPLANTISI DELEGE 5 GÜN
OKŞAR TAŞTAN- IFMA-KURUL TOPLANTISI DELEGE 
KORKMAZ ATALAY- İDARECİ
HAMİT DURMAZ- MHÜK BAŞKANI-ULUSLARARASI HAKEM,
DR. BEDRETTİN ERDOĞAN AYDIN –IFMA SAĞLIK KURULU BŞK. YRD. VE DOKTOR. BİLETİ KENDİ İMKANI İLE, İFMA GÖREVLİSİ


A DV. SPORCULAR
51 KG. Musa UYSAL - MANİSA
54 KG. Gökhan KARA - BİTLİS
60 KG. Eren Ali AYDIN - KAYSERİ
64 KG. Fatih ODABAŞI - SİVAS
67 KG. Ali BATMAZ - KAYSERİ
71 KG. Alptuğ AKYOL - KAYSERİ
81 KG. Oğuz ŞEKER - MERSİN
86 KG. Serdar YİĞİT EROĞLU - GAZİANTEP
91 KG. Gürkan KÜÇÜK –ANTALYA


BÜYÜK BAYANLAR
45 KG. Yasemin CÖMERT - İSTANBUL
48 KG. Gizem AKARSU - ANKARA
54 KG. Dilek AKAR - BİTLİS
60 KG. Sümran KAYA - İSTANBUL
64 KG. Sümeyye BARBAROS - ISPARTA
67 KG. Bediha TAÇYILDIZ - İSTANBUL
71 KG. Ayşe TAŞ - ANTALYA


ANTRENÖRLER
1. Yılmaz ÇEKEN - İSTANBUL - Teknik Direktör
2. Hakan ŞAHADE - ADANA - Teknik Koordinatör
3. Göksel CİNGÖZ - KAYSERİ - Antrenör
4. Yasin URLU- ANTALYA –Antrenör,
5. Ömer UĞUR - BİTLİS - Antrenör
6. Ekrem ARİS - SİVAS - Antrenör
7. Perihan ÖNDER ANT - İZMİR - Antrenör
8. Murat KAYA - ADIYAMAN –Antrenör
9. Gökhan KONUK -MUĞLA –Antrenör –Kendi İmkanı ile 
10. Yalçın SİZDEN - ADANA –Antrenör-Kendi İmkanı ile 
11. Burhan ÇELİK –ADIYAMAN- Antrenör-Kendi İmkanı ile
12. İsmail SOLAK –İSPARTA- Antrenör-Kendi İmkanı ile

Antrenör ve B Divisyon Büyük Erkekler ile Gençler kategorisinde 1. Olan sporculardan kendi imkanı ile katılacaklar en geç26 Temmuz 2015 tarihine yukarda bahsi geçen ücretleri direkt federasyonun USD hesabına yatırmaları halinde kafileye dahil edilerek faaliyete katılmalarına müsaade edilecektir, aksinde hiçbir şekilde faaliyete katılmalarına izin verilmeyecektir. Talimatlara uymayanlar Federasyon disiplin kuruluna sevk edilecek tedbir uygulanacaktır.

  
   


Türkiye  Muaytai Federasyonu  

Genel Koordinatörü'den Kınama

Korkmaz Atalay'dan KINAMA 
SURUCTAKİ KATLİAMI ŞİDDETLE KINIYORUM-LANETLİYORUM.
Terörün dini-ırkı-milleti yoktur. Günahsiz insanları katlettiniz. Hayatini kaybedenlere Allahtan rahmet yakinlarina bassagligi, Yaralilara acil şifalar diliyorum.
Secim sonrasinda Her türlü diş mihraklarin baski-provokasyon ve dayatmalarina rağmen ekonomi çökmedi, istikrar yıkılmadi diye herseyi mübah sayan ABD-AVRUPA-YAHUDİ lobisi, içteki hainler, sanmayin kazandınız, hayır kaybettiniz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ahı sizleri kaninizda bogacaktir inşallah.
Ne yapsaniz boşuna,ne pahasina olursa olsun bu cennet ülkeyi sizin gibi hainlere-bölücülere teslim etmeyeceğiz.
VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARCALANAMAZ, MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLEMEZ.


SPOR GÜNDEMİNDEN BAŞLIKLAR(19.07.2015)

1- ATLETİZMDE 13 SPORCU OLİMPİYAT BARAJINI GEÇTİ 
2- Milli sporcumuz Halil Akkaş 3000 m. Engel yarışında Olimpiyat Barajını geçerek olimpiyata katılma başarısını gösteren on üçüncü sporcumuz oldu.
3- Halil Akkaş, Türkiye’den olimpiyat barajını geçen 13. atlet oldu.
4- BATUHAN ALTINTAŞ AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ OLDU
5- Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Avrupa Gençler Atletizm Şampiyonası'nda bronz madalya kazanan Batuhan Altıntaş'ı tebrik etti.
6- DENİZ YAYLACI GÜMÜŞ MADALYA KAZANDI
7- Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası'nda milli sporcu Deniz Yaylacı, çekiç atmada gümüş madalya elde etti.



AVRUPA ŞAMPİYONASI İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI SİLAHLARI MADALYA İÇİN ÇEKECEKLER
Hollanda’nın Arnhem kentinde 2 – 8 Mart tarihinde düzenlenecek “Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’na katılacak olan milli sporcular Ankara Eryaman Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde (TOHM) kampa girdi. Atıcılık branşında yılın ilk uluslararası müsabakası olan “Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nda aralarında Dünya Şampiyonu Yusuf Dikeç’in de bulunduğu 9 sporcu Türkiye’yi temsil edecek. Şampiyonada büyük erkek havalı tabanca, havalı tüfek takımlarının yanı sıra gençlerde 2 erkek tüfek ve 1 bayan tabanca branşlarında da millilerimiz madalya şansı arayacaklar. En büyük hedefleri olimpiyat madalyası olan milli sporcular, müsabaka öncesi Gençlik ve Spor Bakanlığı resmi yayın organı Gençlik Spor’a konuştular.
Atıcılık Milli Takım Antrenörü Muhammed Topal, 2015 yılının önemli olduğunu vurgulayarak, “Bu yıl atıcılıkta Olimpiyat kota yılı. Nisan’da Kore’de yapılacak Dünya Kupası’yla başlayacak kota müsabakaları, Ağustos’a kadar sürecek. Avrupa Şampiyonası, kota müsabakalarımız için iyi bir hazırlık olacak. Arkadaşlarımızın hepsi olimpik sporcular. İnşallah derece olur, olmayacak bir şey değil” dedi.
Kamp süresince sporcuların mevcut antrenman potansiyelini müsabakaya çevirmek ve zihinsel antrenman çalışmaları yapacaklarını söyleyen Topal, “Büyük erkekler havalı tabanca takımımızda dünya şampiyonumuzun olması büyük avantaj, derece bekliyoruz. Büyük erkekler tüfek branşında da iyi sporcularımız var, gününde olurlarsa ilk 3’e girebilirler. Ferdi olarak da şansları var” diye konuştu.
“Tüm Süreç Olimpiyatlar İçin”
“Önümüzdeki tüm süreç 2014 olimpiyatları için, olimpiyata giden sporcu sayımızı arttırmak ve olimpiyat madalyası almak istiyoruz. Alacağımıza da inanıyoruz” diyen Topal, atıcılık sporu için şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çoğu branşlarda ne kadar hareketliyseniz o kadar başarılısınızdır. Atıcılıkta ne kadar statik durursan o kadar başarılısın. Sabit durmak için de bir kuvvet gerekir. 5 buçuk kilogramlık bir silahla 5 buçuk saat ayakta sabit duruyorsun. Atış esnasında en ufacık bir hata yapmaman lazım. Konsantrasyon ve psikolojik baskısı da çok fazla. Dıştan bir şey yapılmıyor gibi gözüküyor ama içsel baktığınız zaman çok fazla efor gerektiren bir branş. Atıcılığa başlama yaşı jimnastik yüzme gibi değil, kişinin kas iskelet sisteminin oturması gerekiyor.”
Olimpiyat Madalyası Alırsa Bırakacak
2014 de yapılan ve atıcılık için ilk kota müsabakası olan Dünya Şampiyona’sında 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’na katılmaya hak kazanan Dünya Şampiyonu Yusuf Dikeç (42), “Avrupa Şampiyonası’nda elimizden geleni yine yapacağız. 100’den fazla sporcu derece için gelecek, kimin şansı yanındaysa o madalyayı alacak. Son iki olimpiyatlara katıldım. Olimpiyatlar farklı bir duygu, nasip olursa üçüncüye katılacağız. Tek eksiğimiz olimpiyat madalyası, o da çıkarsa bırakacağım. Yeni nesli yetiştireceğiz, verilen görevler ne olursa üstümüze düşeni yapacağız” dedi.
“Beden ve Ruhun İbadeti”
“Bence atıcılık, bedenin ve ruhun ibadet yapması gibi. İtaat etmeye zorluyorsunuz. Sabretmeyi öğreneceksiniz, sakin ve soğukkanlı olacaksınız” diyerek atıcılığı tanımlayan Dikeç,28 yaşında atıcılıkla tanıştığını belirterek, “O zamana kadar bu sporun varlığını bilmiyordum. Astsubayım, askeri okula girdikten sonra öğrendim. Yeteneğim olduğunu gördüm, daha sonra çok çalıştım. Sevmeden, heyecan duymadan başarı gelmez. Bir sporcunun istemesi önemli değil, istediği şey için sarf ettiği caba önemli. 3 yıl aralıksız cumartesi, pazarları poligondan çıkmadım. İlk uluslararası derecemi 5 yıl sonra 2005 Balkan Şampiyonası’nda aldım. Başlarda ‘Dünya Şampiyonu olacağım’ demek hayal geliyordu. Kazanabileceğine inanacaksın çalıştığın zaman zaten onu elde ediyorsun. Yetenek olsa bile çalışmazsan başarıya yetmez” dedi.
“Hayatım değişti”
Atışa başladıktan sonra hayatının yüzde 80 değiştiğini söyleyen Dikeç, “2006’da ordular arasında dünya rekoru kırdım. Maddi boyutu bir yana ama ben dünyanın en zengin insanı oldum. Çocuğuma çok güzel bir miras bırakacağım. ‘Benim babam dünya rekortmeniydi’ diyecek. Bence bundan daha büyük mutluluk olamaz” diye konuştu.
“Benden Yetenekli Gençler Var”
Dikeç, Mersin’de yaşadığını ve oradaki poligondan sorumlu olduğunu dile getirerek, “Hem sporculuğumu yapıyorum hem de oradaki gençleri poligona getiriyor, öğrenci yetiştiriyorum. Eminim araştırılsa Türkiye’de benden 10 kat daha yetenekli çocuklar vardır. Elimizden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Benim hep içimde uhde kalmıştır ‘niye bu spora gençlerde veya yıldızlarda başlamamışım?’ Genç sporcuları gördüğümüz zaman çok mutlu oluyoruz” diye konuştu.
Tabanca Tutkunu, Keman Hayranı
2 yıl önce okulunda yapılan seminer sayesinde atıcılıkla tanıştığını ifade eden Takımın en küçüğü ve tek bayanı Elif Sünnetçi (16), “Farklı bir spor olduğunu düşündüm. Silahlara ilgim vardı. Başladım ve hayatıma etkileri arttı, konsantrasyonumu daha fazla sağlayabilmeye başladım. Derslerime olan dikkatim arttı. Çünkü her gün 3 saat antrenman yapıyorum. Bu süreç içerisinde nişan almaya sürekli odaklanıyorum. Daha akıcı kitap okumaya başladım. Günlük yaşantımda kendimi daha iyi kontrol edebiliyorum. Ailemle ilişkim düzelmeye başladı, sinirimi daha çabuk kontrol edebilmeye başladım. Hayatıma kazandırdıklarını fark edince bırakmak istemedim. Bir yıl içinde milli takıma girdim” dedi.
En büyük hedefinin Dünya Şampiyonu olmak ve Dünya Rekoru kırmak olduğunu söyleyen Sünnetçi, aynı zamanda keman ve gitar çalıp, şarkı söylediği için akademik olarak hedefinin ise konservatuar okumak olduğunu kaydetti.
Ne kadar Sakin O kadar Başarı
“Her gittiğim müsabakada ülkemi en iyi şekilde temsil etmek istiyorum” diyen Sünnetçi, ilk madalyasını katıldığı ilk müsabakada aldığını ifade ederek, “Elimden gelenin en iyisini yapacağım. Rakiplerimiz de güçlü biz de güçlüyüz. Ben her zamanki gibi odaklanıp atışımı yapacağım. Atıcılıkta bedenini belli bir düzene sokman lazım. Sabit ve sakin kalmak gerçekten çok zor. Atışını yaptıktan sonra soğuk kanlı olmak zor iş. Yarışma heyecanı insanın nabzını arttırıyor, elleri titremeye başlıyor. Bayanlar erkeklere göre nefes kontrollerini daha iyi yapıyorlar” dedi.
Hedefim Tokyo olimpiyatları
2014 Nanjing Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’yi temsil eden Nurullah Aksoy (17), Maltepe Askeri Lisesi’nde 2 sene önce atıcılığa başladığını belirterek, “Gecen yıl milli takıma girdim. Rusya’da yapılan Gençler Avrupa Şampiyonası’nda 3. oldum ve Gençlik Olimpiyatları’na kota aldım. Çin o kadar güzeldi ki, gerçek olimpiyatları düşünemiyorum bile. 204 ülkeden 3 bin 500 sporcuyla bir aradaydık, bir çok arkadaş edindik. Motive olduk, şimdi en büyük hedefim 2020 Tokyo Olimpiyatları” dedi.
Arpacıkla Hedefi Birleştirebilmek
Havalı tüfek branşında yarışan Aksoy, “Tabanca branşına göre elbiseleri giyinmek, pozisyonumuz, silahın ağırlığı bakımından daha fazla zahmet gerektiriyor. Atıcılığı isteyerek ve zevk alarak yapmanız gerekiyor. Diğer sporlarda daha çok vücudumuzu konuşturmamız gerekiyor ama atışta, zihnimizi, beynimizi ön plana çıkarmak zorundayız. Arpacıkta hedefi denkleştirebilmek için o an sadece onu düşünmek gerekiyor” diye konuştu.

SPOR GÜNDEMİNDEN BAŞLIKLAR(15.07.2015)

1- Ümit Milli Erkek Basketbol Takımı, İtalya'da süren Avrupa Şampiyonası'nda 2. tur F Grubu'ndaki üçüncü ve son maçında İspanya ile karşılaşacak.
2- UEFA Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turu ilk maçları, oynanacak 5 maçla tamamlanacak.
3- Spor Toto Süper Lig takımlarının yeni sezon hazırlıkları ve transfer çalışmaları izleniyor.
4- ANKARA MUAY THAİ İL TEMSİLCİLİĞİ'nin organize ettiği  İFTAR PROGRAMI 
Anittepe Reyhan Tesisleri'de gerçekleştirildi.
5-INTERNATIONAL SANDA FEDERATION

S-1 Sanda Hakem Kursu Kurs Hocası: S-1 ve Sanda Hakem Seminer Hocası K1 ve MMA Hakemi INTERNATIONAL SANDA FEDERATION President Mr. Ahad Nobakht Kıyafet: Seminerde Kıyafet zorunluluğu yoktur, Spor kıyafet. Ders: Sabah seansı Teorik ve Öğleden sonra Uygulamalı hakemlik Tarih: 08.08.2015 Ankara Tarih:09.08.2015 İstanbul Yer: Çankaya Ankara Yer: Kartal İstanbul Kursun başlangıç ve bitiş sürelerine azami derecede önem gösterilecektir. Her şey zamanında ve yerinde olmalıdır. Kursa katılacak tüm hakem adayları Uluslararası Hakem Pasaportu (Defteri) için bir vesikalık fotoğraf getirmelidir. Kurs Ücretleri, İrtibat: Fazlı KONDUOĞLU 0533 713 81 71 Ankara

06 Temmuz 2015 Pazartesi 15:47
Bu haber 736 kez okundu
INTERNATIONAL SANDA FEDERATION
banner17

İlgili Galeriler


Spor Kamuoyuna duyuru !
Düzenlemekte olduğumuz Sanda ve S-1 Organizasyonu ve Hakem seminerinin Wushu Sanda ile ilgisi olmadığını bilmenizde fayda vardır.
Düzenlediğimiz Sanda S-1 müsabakaları Video da görüldüğü gibi bir müsabaka sistemidir...
Yapılacak seminer ve Organizasyonlar tamamen özel organizasyonlar olup, Uluslararası Sanda Federasyona bağlı yapılmaktadır.
www.internationalsandafedaration.org
banner22







SPOR GÜNDEMİNDEN BAŞLIKLAR(13.07.2015)

1- Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Antalyaspor, hazırlık maçında Denizlispor'u 3-0 yendi.

2- Hollandalı yıldız Robin van Persie İstanbul'a geldi. 

3- Porto'nun yeni kalecisi Casillas: "Kariyerim boyunca bana destek olanlara binlerce kez teşekkür ederim" 

4- Final maçında Letonyalı Anastasija Sevastova'yı 2-1 yenen milli tenisçi İpek Soylu, bu seviyedeki bir kadınlar turnuvasında şampiyonluk yaşayan ilk Türk raket oldu. 


ANKARA MUAY THAİ İL TEMSİLCİLİĞİ BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMA İFTAR YEMEĞİ TERTİPLİYOR

ANKARA MUAY THAİ İL TEMSİLCİLİĞİ BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMA  İFTAR YEMEĞİ TERTİPLİYOR

KONUYA İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPAN Ankara Muay Thai İl Hakem Kurulu Başkanı Fazlı KonduoğluANKARA MUAY THAİ HAKEMLERİMİZLE, ANKARA MUAY THAİ İL TEMSİLCİLİĞİMİZİN DÜZENLEDİĞİ; BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMA İFTAR YEMEĞİMİZ'DE BİR ARAYA GELMEYİ İSTEDİĞİMİZDEN

ANKARA
MUAY THAİ HAKEMLERİMİZLE
ANKARA MUAY THAİ İL TEMSİLCİLİĞİMİZİN DÜZENLEDİĞİ;
BİRLİK, BERABERLİK VE DAYANIŞMA
İFTAR YEMEĞİMİZE ;
14 TEMMUZ 2015 SALI AKŞAMI
ANITTEPE YÜZME HAVUZU REYHAN TESİSLERİNE TÜM MUAY THAİ HAKEMİ ARKADAŞLARIMIZ DAVETLİDİR.
KATILACAK OLAN ARKADAŞLARIMIZIN
KATILIMCI SAYILARININ NETLEŞTİRİLMESİ VE HAZIRLIKLARIN TAMAMLANMASI AÇISINDAN HAKEM ARKADAŞLARIN ,
Kemal Yolcu VE Filiz Kayadan HOCALARIMIZLA İRTİBATA GEÇMELERİ GEREKMEKTEDİR.
KEMAL YOLCU
GSM : 0 530 526 17 23
FİLİZ KAYADAN
GSM : 0 505 234 54 98
Fazlı KONDUOĞLU
Muay Thai Uluslararası Hakem
Ankara Muay Thai
İl Hakem Kurulu Başkanı
Türkiye Muay Thai Federasyonu
İç Anadolu Bölgesi P.H.K.Başkanı

Süper Lig fikstürü çekildi


Spor Toto Süper Lig'de 2015-2016 sezonu fikstür çekimi yapıldı.
Süper Lig fikstürü çekildi
Spor Toto Süper Lig'de Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) merhum başkanı Hasan Doğan'ın adının verildiği 2015-2016 sezonunun fikstürü çekildi.

TFF'nin Riva'da bulunan merkezinde gerçekleştirilen fikstür çekimine federasyon yönetim kurulu üyeleri Servet Yardımcı, Nihat Özdemir, Yaşar Aşçıoğlu ve Ali Düşmez, TFF Genel Sekreteri Kadir Kardaş ile kulüp temsilcileri katıldı.

Ligde yeni sezon 14, 15 ve 16 Ağustos'ta oynanacak maçlarla başlayacak. Sezonun ilk yarısı 27 Aralık'ta sona erecek. Ligde ikinci devre, 16, 17 ve 18 Ocak 2016'da başlayacak ve sezon 22 Mayıs 2016'da tamamlanacak.

- İlk haftanın programı

Süper Lig'de ilk haftanın maç programı şöyle:


Fenerbahçe-Eskişehirspor

Medipol Başakşehir-Antalyaspor

Gaziantepspor-Kasımpaşa

Gençlerbirliği-Çaykur Rizespor

Trabzonspor-Bursaspor

Mersin İdmanyurdu-Beşiktaş

Torku Konyaspor-Akhisar Belediyespor

Osmanlıspor-Kayserispor

Medicana Sivasspor-Galatasaray
- 2015-2016 sezonun ilk derbisinde 6. haftada Beşiktaş ile Fenerbahçe karşılaşacak

Spor Toto Süper Lig'de Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) merhum başkanı Hasan Doğan'ın adının verildiği 2015-2016 sezonunda oynanacak derbi maçların programı belli oldu.

TFF'nin Riva'daki merkezinde yapılan fikstür çekimine göre, yeni sezonun ilk derbisinde 6. haftada Beşiktaş ile Fenerbahçe karşılaşacak.

Süper Lig'in ilk yarısındaki derbilerin programı şöyle:

6. hafta: Beşiktaş-Fenerbahçe

9. hafta: Fenerbahçe-Galatasaray

15. hafta: Beşiktaş-Galatasaray

Bu arada 2. haftada Beşiktaş-Trabzonspor, 5. haftada Trabzonspor-Galatasaray, 13. haftada ise Fenerbahçe-Trabzonspor maçları oynanacak.
sürecek...

(AA)

The Host Country in Muaythai Fever

IMG_8697
It has been six years since Thailand was the host of an IFMA World Cup or World Championship therefore Thailand is excited to be the first country to hold the competition under the Royal patronage.
It is for the first time that the Royal Family has donated 4 trophies for one event namely King’s Cup, Queen’s Cup, Prince Cup, and Princess Cup so for Thailand it is  more than just a competition, it is a reason for the pride of the Kingdom.
The official Thailand qualifier took place from 15-19 May where over 3000 athletes took part in the final event to qualify for the junior and senior male and female categories.
Kajorn Prowsri, spokesperson of the Amateur Muaythai Association of Thailand  under Royal patronage, sole member of IFMA, stated that Thailand will enter full junior teams to have a chance to win the Royal Trophies. Junior competition took place in provinces with the finals in Pattaya and Team Thailand is ready for the Royal World Cup.
The male and female team will feature some of the biggest names in world muaythai  as Thailand is aware that the world is coming to take the Royal trophies away from Thailand and is well aware of the challenge and strength of  the visiting teams. The Thai team will go in a 4 week  preparation camp to get the national team ready to ensure the team Thailand is in the best shape.


43 yaşında futbola geri döndü


Brezilya 2. Futbol Ligi'nde Mogi Mirim'in başkanlığını yapan Rivaldo, takımının Nautico ile oynadığı lig maçında 68 dakika sahada kaldı.
http://www.trthaber.com/
43 yaşında futbola geri döndü
Brezilyalı yıldız futbolcu Rivaldo, yeşil sahalardan emekliye ayrılmasının ardından 43 yaşında futbola geri döndü.

Brezilya 2. Futbol Ligi (Serie B) takımlarından Mogi Mirim'in başkanlığını yapan Rivaldo, 2014'te futbolu bırakmasına karşın yeniden yeşil sahalara çıktı.

Brezilyalı 43 yaşındaki yıldız futbolcu, takımı Mogi Mirim'in Nautico ile oynadığı lig maçında 68 dakika sahada kaldı.

Karşılaşmanın favorisi Mogi Mirim'in, Rivaldo'nun oyunda kaldığı süre içinde 1-0 geriye düşmesine rağmen Brezilyalı futbolcunun oyundan çıkmasının ardından 2 gol bularak karşılaşmadan galip ayrılması, dikkati çekti.

Maçın ardından futbola geri dönmesiyle ilgili Rivaldo, "Bir yıl ve 3 aylık bir aradan sonra yeniden antrenmanlara başladım. Çalışmalara başlamamın üzerinden sadece 20 gün geçmesine rağmen maça çıktım. Böylece, genç oyunculara örnek olmak istedim" ifadelerini kullandı.
(AA)

Bir Makale

The International New Issues In SOcial Sciences Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme Remziye Gül Yurt Sağlık Bakanlığı rgulyurt@gmail.com Orcid : 0000-0003-3076-3423 Year : 2025 Number : 13 Volume : 2 pp : 279-306 Makalenin Geliş Tarihi Kabul Tarihi Makalenin Türü Doi : 08/12/2025 : 24/12/2025 : Araştırma makalesi : https://zenodo.org/records/18044127 İntihal/Plagiarism: Bu makale, en az iki hakem tarafından incelenmiş, telif devir belgesi ve intihal içermediğine ilişkin rapor ve gerekliyse Etik Kurulu Raporu sisteme yüklenmiştir. / This article was reviewed by at least two referees, a copyright transfer document and a report indicating that it does not contain plagiarism and, if necessary, the Ethics Committee Report were uploaded to the system. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme Remziye Gül YURT Öz Son yıllarda boşanma oranlarındaki artış, evlilik oranlarındaki belirgin düşüş aile yapısına yönelik kaygıların oluşmasına yol açmaktadır. Bu kaygılar, özellikle aile içi bağların çözülmesi, aile yapısının erozyona uğraması ekseninde yoğunlaşmaktadır. Aile yapısındaki dönüşümlerin dijital çağın dinamikleriyle ilişkili olduğuna dair yaklaşımlar yaygınlaşırken, dijital teknolojilerin yaşamın tüm alanlarına nüfuz etme hızı da dikkat çekici biçimde artmaktadır. Bu makale, dijital çağın aile içi ilişkilere etkisini analiz etmek amacıyla kaleme alınmıştır. Bu doğrultuda dijital çağda aile, dijital bağımlılık ve dijital yalnızlık gibi kavramlara ilişkin literatür nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Literatürdeki bulgular, aile yapısındaki çözülmenin ve aile içi ilişkilerdeki zayıflamanın tarihsel olarak sanayileşme süreciyle hız kazandığını; ancak dijital çağda yaygınlaşan dijital iletişim araçlarıyla bu dönüşümün çok daha ivmeli bir hâl aldığını göstermektedir. Bu çerçevede çalışma, ailenin temel işlevlerini, aile içi ilişkilerin bütünlüğünü dijital çağın baş döndürücü yenilikleri karşısında koruyabilmek için “dijital muhafazakârlık” kavramını önererek bu kavramın aile kurumu açısından sunduğu imkânları değerlendirmektedir. Anahtar kelimeler: Dijital çağ, dijital bağımlılık, dijital yalnızlık, dijital muhafazakârlık, dijital çağda aile ilişkileri. Risks of Family Relationship Disintegration and Preservation Strategies in the Digital Age: An Assessment within the Context of Digital Conservatism Abstract The increase in divorce rates and the significant decrease in marriage rates in recent years have led to concerns about the family structure. These concerns are particularly focused on the disintegration of intra-family ties and the erosion of the family structure. While approaches suggesting that transformations in the family structure are related to the dynamics of the digital age are becoming widespread, the speed at which digital technologies permeate all areas of life is also increasing remarkably. This article was written to analyze the impact of the digital age on intra-family relationships. In this context, the literature on concepts such as family in the digital age, digital addiction, and digital loneliness has been examined using a qualitative research method. The findings in the literature show that the disintegration of the The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 280 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. family structure and the weakening of intra-family relationships historically accelerated with the industrialization process; however, this transformation has become much more rapid with the widespread use of digital communication tools in the digital age. In this framework, the study proposes the concept of "digital conservatism" to protect the basic functions of the family and the integrity of intra family relationships in the face of the dizzying innovations of the digital age, and evaluates the opportunities that this concept offers for the family institution. Keywords: Digital age, digital addiction, digital loneliness, digital conservatism, family relationships in the digital age. 1. Giriş Dijital çağ, insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı, sınırsız ve görünmez bir dönüşümü beraberinde getirmiştir. Bu dönüşüm yalnızca kamusal alanların değil, toplumun en kadim ve mahrem kurumu olan ailenin de doğrudan etkilendiği bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bu çağda gerçekleşen iletişim yöntemi bireyler arasındaki etkileşim biçimlerini yeniden şekillendirmektedir. Dijital araçlarla gerçekleşen iletişimde bir yandan mekânsal sınırlar ortadan kalkarken, aynı zamanda bireyler arasında yeni mesafeler ortaya çıkmaktadır. Yüz yüze ilişkilerin yerini ekran aracılığıyla gerçekleşen yeni bir gündelik hayat ve yaşam şekli almaktadır. Dijital araçlarla şekillenen yeni iletişim yöntemleri hiç kuşkusuz aile içi bireylerin iletişimlerini derinden etkilemektedir. Aile, bir yandan dijital imkânların sağladığı olanaklardan faydalanırken diğer yandan yalnızlık, iletişimsizlik ve değer aşınması gibi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla 21. yüzyıl, dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerinin çok boyutlu biçimde tartışılmasını zorunlu kılan kritik bir dönem olarak öne çıkmaktadır. İletişim biçimlerinden kamu hizmetlerine, kültürel aktarım pratiklerinden siyasal söylemlere kadar geniş bir etki alanına sahip olan dijital teknolojiler, yalnızca teknik bir ilerleme değil, aynı zamanda değerler, normlar ve toplumsal yapılar üzerinde derin dönüşümler yaratan sosyolojik bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dijital platformlar ideolojilerin, kimliklerin ve değer sistemlerinin üretildiği, dolaşıma sokulduğu ve yeniden müzakere edildiği başlıca alanlardan biri hâline gelmiştir. Dijitalleşmenin liberal, popülist veya küreselci söylemlerle ilişkisi yoğun biçimde tartışılırken, muhafazakâr değerlerin dijital çağda nasıl konumlandığı meselesi görece sınırlı bir alan olarak kalmıştır. Bu dönüşüm süreci, özellikle muhafazakâr The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 281 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. düşünce açısından dijital çağda değerlerin nasıl korunacağı, yeniden üretileceği ve aktarılacağı sorularını gündeme getirmektedir. Dijitalleşmenin hayatın her alanına hızla nüfuz etmesi bu teknolojilere yönelik eleştirel yaklaşımların giderek artmasına yol açmaktadır. Dijitalleşmeye yönelik eleştirilerin kümelendiği konular ahlaki aşınma, kültürel çözülme ve toplumsal yabancılaşma ile ilişkilendirmektedir. Bu teknolojilerden korunmanın çözümünü dijital alanın dışında kalmak olarak kurgulamak ve dijital mecraların sunduğu imkânları göz ardı etmek faydalı bir yaklaşım değildir. Her yenilik gibi dijital teknolojiler de hem fayda hem de riskleri eş zamanlı olarak barındırmaktadır. Bu bağlamda, dijital teknolojilerin olumsuz yönlerine odaklanmak, bu teknolojilerin sunduğu çok yönlü imkânları göz ardı etmek anlamına gelecektir. Oysa dijital platformlar, bilinçli ve stratejik biçimde kullanıldığında, kültürel ve ahlaki değerlerin görünür kılınması, aktarılması ve sürekliliğinin sağlanması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bakış açısından hareketle makale “dijital muhafazakârlık” kavramını tartışmaya açarak bireylerin dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma refleksi yerine, dijital alanı değer temelli bir üretim ve mücadele sahası olarak ele alan bir yaklaşımın önemini savunmaktadır. Uluslararası literatürde dijital muhafazakârlık kavramının özellikle Rusya bağlamında tartışmaya açıldığı görülmektedir. Eurasia 2.0: Russian Geopolitics in the Age of New Media adlı çalışmada dijital muhafazakârlık vatanseverlik, ulusal kimlik ve tarihsel hafızanın yeni medya aracılığıyla yeniden çerçevelenmesi bağlamında ele alınmakta; dijital platformlar, değerlerin aşındığı alanlar olmaktan ziyade ideolojik ve kültürel sürekliliğin sağlandığı stratejik mecralar olarak değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra Elena Kazachanskaya ve Alexey Mamychev tarafından kaleme alınan makale dijital dönüşüm çağında muhafazakâr hukuki düşüncenin, kamu sistemlerinin dijitalleşme süreçlerini etik, ahlaki ve sosyo-normatif düzenlemelerle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışmalar, dijital muhafazakârlığın dijital teknolojilere karşı bir mesafe koyma tutumundan ziyade, dijital alanı değerlerin korunması ve yeniden inşası için stratejik bir zemin olarak konumlandırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye bağlamında ise dijital muhafazakârlık kavramının henüz sistematik bir çerçeveye oturtulmadığı görülmektedir. Türkiye’de yazın alanında dijitalleşme ile ilgili ele alınan çalışmalar çoğu zaman kültürel yozlaşma, The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 282 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. ahlaki erozyon veya dijital bağımlılık ekseninde tartışılmakta; dijital alanın değerleri koruyucu ve yeniden üretici bir potansiyel taşıyabileceği yeterince ele alınmamaktadır. Dijital muhafazakârlık kavramının ulusal literatürde yer almaması, bu alandaki tartışmaların dağınık ve kavramsal bütünlükten yoksun kalmasına yol açmaktadır. Bu durum, dijital çağda muhafazakâr değerlerin nasıl korunacağına ilişkin tartışmaların teorik derinlik kazanmasını zorlaştırmaktadır. Oysa dijitalleşmenin geri döndürülemez bir gerçeklik olduğu dikkate alındığında, değerleri korumanın yolu dijital alanın dışında kalmak değil, bu alanı değer temelli ilkeler doğrultusunda yeniden anlamlandırmaktan geçmektedir. Dolayısıyla kaleme alınan bu makale, Rusya literatüründe geliştirilen dijital muhafazakârlık tartışmalarından yola çıkarak, dijital çağda değerleri korumanın dijital platformlardan uzak durmakla değil, bu platformları bilinçli, etik ve normatif ilkeler çerçevesinde etkin biçimde kullanmakla mümkün olabileceğini savunmaktadır. Bu doğrultuda makalenin amacı, dijital muhafazakârlık kavramını kuramsal olarak tartışmak ve Türkiye bağlamında dijitalleşme-değer ilişkisine yönelik kavramsal bir katkı sunmaktır. Bu yönüyle makale, dijital çağda değerlerin korunmasına ilişkin tartışmalara yeni bir perspektif kazandırmakta ve dijitalleşme karşısında muhafazakâr düşüncenin değerlerin muhafazası ekseninde önemli bir rol üstlenebileceğini savunmaktadır. 2. Çalışmanın Amacı ve Beklenen Yararlar Bu çalışmanın temel amacı, dijitalleşmenin toplumsal ve kültürel yapılar üzerindeki dönüştürücü etkilerini, muhafazakâr değerler ekseninde ele alarak “dijital muhafazakârlık” kavramını kuramsal bir çerçeve içerisinde tartışmaktır. Dijital teknolojilerin aile yapısı, değer aktarımı ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkilerinden hareketle çalışma, dijital alanın muhafazakâr düşünce açısından yalnızca bir tehdit ya da kaçınılması gereken bir mecra olarak değil; değerlerin korunması, yeniden üretilmesi ve görünür kılınması açısından stratejik bir alan olarak nasıl konumlandırılabileceğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu bağlamda makale, dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma refleksi yerine, dijital alanı etik, normatif ve kültürel ilkeler doğrultusunda aktif biçimde kullanmayı öneren bir yaklaşımı savunmaktadır. Çalışmanın bir diğer amacı, uluslararası literatürde özellikle Rusya bağlamında geliştirilen dijital muhafazakârlık tartışmalarını Türkiye The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 283 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. bağlamına taşıyarak, dijitalleşme-değer ilişkisine ilişkin kavramsal bir boşluğu doldurmaktır. Türkiye’de dijitalleşmenin çoğunlukla kültürel yozlaşma, ahlaki aşınma ve bağımlılık gibi sorunlar etrafında ele alındığı dikkate alındığında, bu çalışma dijital alanın değer temelli bir üretim ve mücadele sahası olarak ele alınabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Böylece muhafazakâr düşüncenin dijital çağda nasıl bir konum alabileceğine dair teorik bir tartışma zemini oluşturulmaktadır. Beklenen yararlar açısından değerlendirildiğinde bu çalışmanın, dijital muhafazakârlık kavramını sistematik biçimde ele alarak ulusal literatüre kavramsal ve teorik bir katkı sunması beklenmektedir. Ayrıca dijitalleşmenin aile, değerler ve kültürel süreklilik üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalara çok boyutlu bir bakış açısı kazandırarak, dijital teknolojilerin bilinçli ve etik kullanımına yönelik farkındalık oluşturması amaçlanmaktadır. Bu yönüyle çalışma, dijital çağda muhafazakâr değerlerin korunmasına ilişkin akademik tartışmalara yeni bir perspektif sunmakta; politika yapıcılar, akademisyenler ve toplumsal aktörler için dijital alanın değer temelli biçimde nasıl değerlendirilebileceğine dair düşünsel bir çerçeve sağlamaktadır. 3. Araştırmanın Yöntemi ve Kapsamı Modernleşme, kentleşme, sanayileşme ve medya teknolojilerinin aile yapısında değişime-dönüşüme yol açtığı literatürde tartışılan konular arasındadır. Ancak dijital çağın hız, erişilebilirlik, sınırların belirsizleşmesi ve bireysel iletişim pratiklerini yeniden tanımlaması gibi özellikleriyle aile yapısında ve aile içi ilişkilerde nasıl bir sürecin yaşanabileceğine dair çalışmalar sınırlı sayıdadır. Makale literatürde yer alan bu sınırlı çalışmalardan biri olmakla birlikte tartışmaya açtığı dijital muhafazakârlık kavramıyla hem teknolojinin hızına uyum sağlamayı hem de aile kurumu gibi kadim yapıları korumayı hedefleyen çift yönlü bir strateji sunmaktadır. Bu çerçevede makale, dijital teknolojilerin yol açtığı risk ve tehditleri asgariye indirmek amacıyla dijital muhafazakârlık kavramını teorik ve pratik boyutlarıyla tartışmaya açan disiplinlerarası bir yaklaşımla literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, dijital çağın aile ilişkileri üzerindeki etkilerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek amacıyla nitel derleme yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Derleme yöntemi, belirli bir konuya ilişkin mevcut literatürü The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 284 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. sistematik bir çerçevede incelemeyi, bulguları karşılaştırmayı ve alandaki eğilimleri ortaya koymayı mümkün kılmaktadır. Bu doğrultuda çalışma kapsamında dijital çağ, dijital bağımlılık, dijital yalnızlık, dijital ebeveynlik ve dijital muhafazakârlık gibi kavramları ele alan ulusal ve uluslararası akademik yayınlar incelenmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle konu ile ilgili temel kavramlar belirlenmiş; ardından bu kavramlarla ilişkili çalışmalar, belirlenen temalar doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Çalışmaların seçiminde, konuyla doğrudan ilişkili olması, alana katkı sunması ve güncel literatürü temsil etmesi temel ölçütler olarak benimsenmiştir. Elde edilen bulgular, aile yapısındaki dönüşümleri tarihsel, sosyolojik ve dijital bağlamlarda ele alan teorik yaklaşımlar ışığında yorumlanmıştır. Bu yaklaşım sayesinde, dijital çağın aile ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne dair çok boyutlu bir değerlendirme yapılmış ve “dijital muhafazakârlık” kavramı bu dönüşümün anlaşılmasında bir analitik çerçeve olarak tartışılmıştır. Bu yöntem doğrultusunda çalışma, mevcut literatürü sentezleyerek alandaki güncel eğilimleri görünür kılmayı, dijital çağda aile kurumuna yönelik risk ve imkânları akademik bir zeminde ortaya koymayı amaçlamaktadır. 4. Dijital Çağda Bağımlılık ve Yalnızlık Dijital çağ, dijital devrim ve dijitalleşme olarak adlandırılan 21. yüzyıl, insanlık tarihindeki en önemli devrimlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu devrimin fitilini ateşleyen ilk adım, Amerikalı bilim insanları tarafından 1947 yılında üretilen transistördür (Özdoğan, 2017:25). Transistörün elektronik cihazların temel bileşeni hâline gelmesi, bilgisayar sistemlerinin ortaya çıkmasını ve bilgilerin dijitalleşmesini sağlamıştır (Özdoğan, 2017:27). Dijital iletişimin ana kaynağı olan internetin doğuşu ise 20. yüzyılın üçüncü çeyreğine dayanmaktadır. Amerika Savunma Bakanlığına bağlı bir birim olan Advanced Research Projects Agency (ARPA) tarafından 1957 yılında kesintisiz bir iletişim ağı kurularak internetin ilk adımı atılmıştır. Bu gelişmeyi takiben 1960 yılında ARPANET projesi kapsamında internetin kullanım alanını yaygınlaştırılmıştır. Büyük bilgisayarlar arasında bağlantılar kurularak paylaşım yapabilen ağlar oluşturulmuş ve zamanla üniversiteler ile diğer kurumlar da bu ağa dahil edilmiştir. Farklı işletim sistemine sahip bilgisayarların ağa bağlanmasıyla “İNTERNET” adı verilen küresel bir network meydana gelmiştir (Yıldırım, 2021:3). Bu networkün The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 285 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. gelişim ivmesi ve kullanım alanı her geçen gün katlanarak artmıştır. Dijital araçlarla iletişim kurulabilmesi, bilgiye kolay erişim sağlanması ve birçok hizmetin kısa sürede mekândan bağımsız şekilde sunulabilmesi, dijital çağın küresel zeminde hızla benimsenmesini sağlamıştır (Yetkin & Coşkun, 2021:2). 20.yüzyılda televizyon ve radyo gibi “geleneksel medya” araçları, bireylerin yüzyıllardır sürdürdüğü iletişim pratiklerini köklü biçimde dönüştürmüşken (Alkan, 2023: 15), 21. yüzyıl bu dönüşümün çok daha kapsamlı bir versiyonuna tanıklık etmektedir. Günümüzde cep telefonları, dijital kameralar, sosyal medya platformları ve çeşitli dijital iletişim teknolojileri, gündelik yaşamın merkezine yerleşmiş ve bireylerin etkileşim biçimlerinin başat belirleyicileri hâline gelmiştir (Akar, 2025:10). Devlet yönetiminden bürokratik süreçlere, ticaretten alışveriş kültürüne; eğitim politikalarından sağlık hizmetlerine kadar hemen her alanda dijital dönüşüm belirgin bir etki oluşturmaktadır (Yurt, 2025:26). Dijital iletişimin en belirgin avantajı, zaman ve mekân sınırlamasından bağımsız olarak, anlık, dijital platformların mevcut olduğu sahalarda kullanılabilmesidir. Bu sayede milyonlarca, hatta milyarlarca bireyin aynı anda iletişim kurması mümkündür. Fiziki sınırlardan bağımsız olarak dijital uygulamalar sayesinde kişilerarası iletişim tek bir tıklamayla kolaylaşmıştır. Mektup, telefon ve telgraf gibi klasik iletişim araçlarıyla kıyaslandığında, dijital dünyanın iletişim açısından sunduğu olanaklar insanlık için paha biçilemez niteliktedir. Dijital iletişimin bu hızda yaygınlaşması bu araçlara yönelik kaygıların zaman içinde artmasına yol açmaktadır. Bu araçlar yoluyla kurulan dijital sosyalleşmelerin, aile üyeleri arasındaki iletişimi zayıflattığına, aile içi bağlara zarar verdiğine yönelik endişeler medyada ve akademik platformlarda geniş yer bulmaktadır (Duran, 2022: 13). Hayatın tüm katmanlarına nüfuz eden bu dijitalleşme sürecinin aile içi ilişkileri yönlendirme ve dönüştürme gücünün giderek artması, dijital teknolojilere ve dijital iletişim biçimlerine yönelik eleştirel yaklaşımların doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu çağın kavramları da kuşkusuz dijital ön ekiyle her geçen gün genişlemekte ve kullanım alanları yaygınlaşmaktadır. Dijital sağlık, dijital eğitim, dijital bankacılık, dijital kurumlar (e-devlet, e-vergi, e-imza), dijital oyunlar ve dijital ticaret dijitalleşmenin somut örneklerinden yalnızca birkaçıdır. Bununla birlikte dijital iletişim, dijital yalnızlık, dijital din ve dijital toplum gibi soyut kavramlar da giderek yaygınlaşmaktadır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 286 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Önümüzdeki yıllarda dijital ön ekiyle birçok yeni somut ve soyut kavramın türeyeceği kaçınılmazdır. Çünkü her yeni gelişme, dijital hizmetler ve araçların kullanım alanını genişletirken, aynı zamanda bu yenilikler bireylerin günlük yaşamına da entegre olmaktadır. Dijital çağda öne çıkan ve giderek yaygınlaşan bağımlılık türlerinden biri de dijital bağımlılıktır (Yengin, 2019:2). Bu kavram, ilk kez 1995 yılında Ivan Goldberg tarafından literatüre kazandırılmış ve ardından Amerika medyasında “internet addiction” olarak yer bulmuştur (Ersoy & Ağlar, 2024:3; Yıldırım, 2021:7). Kimberly Young tarafından dijital bağımlılığı araştırmak üzere kurulan araştırma merkezi ve geliştirilen bağımlılık testleri dijital bağımlılık alanındaki bilimsel çalışmalara öncülük etmiştir (Havalı, 2024:20). Bağımlılık bir nesneye, kişiye, objeye duyulan önlenemez istek, iradenin yetersiz kalması veya başka bir iradenin etkisi altında olma durumu olarak tanımlanabilir. Dijital bağımlılık ise, bireyin kendisini yeterli hissetmeme dürtüsüyle tetiklenen, teknolojik ve davranışsal bir bağımlılık türüdür (Özsarı & Deli, 2023:2). Bu bağımlılık türünde bireyin zihni sürekli dijital öğelerle meşgul olmaktadır. Birey zamanla dijital araçlardan kopamamaktadır. Birey, bu araçlara erişim sağlayamadığında huzursuz, gergin, kaygılı, mutsuz bir durum sergilemektedir. Dijital bağımlılığın şiddeti, haftalık 40-48 saate varan internet kullanımına kadar ulaşabilirken birey dijitali kullanma isteğinin önüne geçmekte zorlanmaktadır. Bağımlılık düzeyine ulaşan bireylerde, internete bağlı olunmayan zamanın önemi kaybolmakta, saldırganlık gibi davranışsal değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Günlük yaşamda sorumlulukların yerine getirilmesinde aksaklıklar meydana gelirken iş, okul ve aile hayatındaki görevler ihmal edilmektedir. Zamanla bağımlı bireyler, evden dışarı çıkamama gibi ciddi sorunlarla karşılaşabilmektedir (Alyanak, 2016: 1). Literatürde dijital bağımlılık ile ilgili yapılan araştırmaların büyük bir bölümünde olumsuz aile ilişkilerinin yaşandığı ortamlarda bağımlılığın daha yaygın olduğu vurgulanmaktadır. Dijital bağımlılığa yol açan çalışma sonuçları makalenin “literatürde dijital bağımlılık ve aile ilişkileri” başlığında ele alınmıştır. Dijital Yalnızlık The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 287 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Yalnızlık kavramı, Türkçe sözlükte “yalnız olma, kimsenin bulunmaması durumu” olarak tanımlanmaktadır. Ancak Türk Dil Kurumu (TDK), 2024 yılında “kalabalık yalnızlık” kavramını yılın kelimesi olarak açıklayarak, bu kavrama olan ilgiyi önemli ölçüde artırmıştır (Karayaman, Boz, Şener, & Güler, 2025:1). TDK’nın internet sitesinde halk oylamasına sunulan “merhamet”, “yabancılaşma”, “algoritma”, “yozlaşma”, “yapay zekâ” ve “dijital yorgunluk” kelimeleri arasından seçilen “kalabalık yalnızlık”, birey toplum ilişkisi hakkında birçok mesaj barındırmaktadır (tdk.gov.tr, 30 Temmuz 2025). Yaklaşık bir milyon kişinin katılımıyla yapılan oylamada bu kavramın seçilmesi, birey-toplum, sosyoloji ve psikoloji zemininde kapsamlı araştırmaların önemini göstermektedir. Aynı zamanda kavram, toplumsal ve sosyolojik dönüşümün hangi yönlere evrilebileceği konusunda uyarıcı bir niteliğe sahiptir. Birbirine zıt anlamlar taşıyan “kalabalık” ve “yalnızlık” kelimelerinin bir arada kullanılması ilk bakışta tezat gibi görünse de kavramın derinlemesine incelenmesi bireylerin içinde bulunduğu durumun ne denli travmatik olabileceğini ortaya koymaktadır. Carl Gustaw Jung’un yalnızlık ile ilgili tanımı, bu kavramın bireylerin yaşadığı durumu özetler niteliktedir. Jung’a göre yalnızlık, bireyin yanında kimsenin olmaması değil; bireye ait duygu, düşünce ve fikirlerin karşı tarafa iletilememesi veya kabul görmemesidir (Deveoğlu, 2024:2). Literatürde dijitalleşme ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine birçok araştırma bulunmaktadır. Alkan, Alyanak, Deveoğlu, Göldağ, Kavlak, Yıldırım, Şen & Erol, bu ilişkinin farklı boyutlarını inceleyen çalışmalara örnek olarak gösterilebilir. Araştırmalar, yalnızlığa yol açan çeşitli etmenleri ortaya koymaktadır. Aile içi olumsuz ilişkiler, dijital araçlar, dijital oyunlar, dijital hedonizm, anlaşılmama hissi, mobbing ve boşluk hissi bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak ortak olarak vurgulanan ve dikkat çeken unsur, aile içi olumsuz ilişkilerden kaynaklanan yalnızlıktır. İnsan doğası, temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından sonra ait olma, sevilme, sayılma ve anlaşılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaç, Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin üçüncü basamağında, sosyal aidiyet basamağı olarak yer almaktadır. Birey, bu ihtiyacını sevgi, sosyal yakınlık ve dostluk ilişkileriyle karşılamaktadır (Şengöz, 2022:4). Ancak aile içinde ait olma, anlaşılma, sevgi ve değer görme ihtiyacı karşılanamadığında birey, bu boşluğu farklı kanallarla doldurmaya çalışabilmektedir. Bireyin iş, okul ve The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 288 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. sosyal hayatındaki ilişkiler zaman zaman sekteye uğrayabilmektedir. Bu durumlara aile içi iletişimsizlik, anlaşılmama ve değersizlik hissi eşlik ettiğinde bireysel izolasyonla başlayan yalnızlık zamanla bireyi dijital dünyanın zeminine sürükleyebilmektedir. Hayatın neredeyse her alanına entegre olmuş ve mekândan bağımsız sayısız seçenek sunan dijital dünya, bireyleri sanal bir çevreyle kuşatırken bireylerin yalnızlıklarını derinleştirmektedir. Bu yalnızlaşmanın sonucunda, aile ve toplum içindeki iş birliği, dayanışma ve yardımlaşma gibi değerlerin önemi zamanla azalmaktadır. Bireylerde yabancılaşma ve aidiyet duygularının kaybolması kaçınılmaz hâle gelmektedir. Oysa insan, yaratılış itibarıyla toplumsal bir varlıktır ve tarih boyunca milletlerin, devletlerin oluşumunda toplumsal bağlar belirleyici bir rol oynamıştır. Gerçek anlamda tarihin öznesi olabilmek, güçlü toplumsal bağlarla bir arada yaşamakla mümkündür. Toplumlar, rastlantısal olarak bir araya gelmiş yığınlar değildir. Toplumları bir arada tutan, birlikte yaşamalarını sağlayan ortak tarih, sosyal ve kültürel bağlardır. Bu bağlar zamanla güçlenebileceği gibi gevşeyip çözülme tehlikesi de taşımaktadır. Toplumun hangi yöne evrileceği ortak irade ve birlikte yaşama kararlılığıyla doğrudan bağlantılıdır (Çapcıoğlu, 2024: 17-18). Ancak “kalabalık yalnızlık” içinde yaşayan bireylerin artışı, bireylerde birlikte yaşama arzusunun azalmasına yol açacaktır. Bu durumda nihai olarak toplumsal bağların çöküşüne zemin hazırlayacaktır. Dijitalleşme ve Muhafazakârlık Muhafazakârlık Latince’de korumak, saklamak, muhafaza etmek, tutmak gibi anlamlara gelen conservare sözcüğüne dayanmaktadır (Güngörmez, 2004:2). Kavram Ortaçağ’da yasaları, düzeni, belli grupları koruyan, kollayan anlamında “Conservator” terimiyle kullanılmıştır (Akkaş, 2003:2). Arapça sözlükte koruma, himaye etme, gözetme anlamlarına gelen hafaza kökünden türemiştir. Türkçe sözlükte de muhafaza etme, koruma anlamına gelmektedir. Muhafazakârlık kavramının Türkçe’de conservatismin karşılığı olarak ne zamandan itibaren kullanıldığı net olarak bilinmemekle birlikte geleneği koruma sürekliliği ifade etme anlamı uzun bir geçmişe dayanmaktadır (Çamurdaş, 2023:2). Muhafazakârlık modern siyasi bir ideoloji olarak Fransız Devrimi’ne karşı bir tepki hareketi olarak Edmund Burke’ün (1729-1797) fikirleriyle şekillense The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 289 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. de bir yaşam formu, bir düşünce şekli olarak kökeni 4. yüzyılın Kilise babalarından Saint Augustin’e, hatta Antik Yunan’a Aristo’ya kadar uzanmaktadır (Yurt, 2025:16). Edmund Burke tarafından kaleme alınan “Reflections on the Revolution in France 1790 (Fransız İhtilali Üzerine Düşünceler 1790)” muhafazakâr geleneğin en üst referans metni olarak kabul edilmektedir (Beneton, 2016: 15). Muhafazakârlıkla ilgili yaygın kabul, bu düşünce geleneğinin değişime bütünüyle karşı olduğu yönündedir. Ancak bu yaklaşım, muhafazakârlığın gerçek doğasını tam olarak yansıtmamaktadır. Muhafazakârlığın değişime bakışı, kökten ve ani dönüşümlere direnmekle birlikte, değişimin tedrici, kontrollü ve toplumsal istikrarı gözeten bir biçimde gerçekleşmesi gerektiği yönündedir. Nitekim literatür incelendiğinde muhafazakârlığın zaman içerisinde “neo-muhafazakârlık” ve “Yeni Sağ” gibi farklı biçimlere evrilerek dönemin toplumsal ve siyasal koşullarına uyum sağladığı görülmektedir (Yurt, 2025:27). Aile kurumu, insanlık tarihi boyunca toplumsal düzenin köklü yapılarından biri olarak varlığını muhafaza etmiştir. Bu kurum, “bireylerin sosyal bir varlık olmayı öğrendikleri ilk etkileşim ağı olması nedeniyle bireysel hayatlar ve toplum hayatı için en temel kurumdur” (Dikeçligil, 2012:24). Biyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyolojik ve hukukî boyutlarıyla aile; üyeler arasındaki ilişkileri belirli normlara bağlayan, toplumun kültürel ve karakteristik özelliklerini kuşaktan kuşağa aktaran ve en yoğun birincil ilişkilerin yaşandığı temel sosyalleşme ortamını oluşturan bir kurumdur (Zorlu, 2025:2). Muhafazakâr düşünce geleneğinde aile, toplumsal yapının inşasında ve sürekliliğinde merkezi bir konuma sahiptir. Toplumsal hayatın en eski kurumu olan aile, yalnızca biyolojik bir birliktelik değil; aynı zamanda değerlerin aktarımını, otoritenin meşruiyetini ve toplumsal düzenin devamlılığını sağlayan temel bir yapı olarak görülmektedir. Muhafazakâr ideolojinin erken dönem teorisyenlerinden Louis de Bonald’a göre aile toplumsal ve siyasal düzenin küçük bir yansıması niteliğindedir (Güler, 2016:127). Muhafazakâr düşüncede aile, bireyin kimlik kazanma sürecinde belirleyici bir kurumsal yapı olarak konumlandırılmaktadır. Aile, bireylerine yalnızca aidiyet duygusu kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda onları toplumsal hayata hazırlayarak belirli roller ve konumlar üzerinden toplumsal yapı içine dâhil eder. Bu yönüyle aile, birey ile toplum arasındaki temel aracı The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 290 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. kurumlardan biri olarak işlev görmektedir. Thomas Fleming de benzer biçimde, bireyin esas kimliğini oluşturan tarihsel süreklilik ve gelecek tasavvurunun aile aracılığıyla şekillendiğini ileri sürmektedir. Fleming’e göre insan doğası gereği unutkandır; buna karşılık aile, kuşaklar arası aktarımı mümkün kılan kolektif bir hafıza işlevi üstlenmektedir. Talcott Parsons, aile kurumunun toplumsal düzen içindeki rolünü; neslin devamlılığının sağlanması, bireylerin sosyal ve psikolojik rehabilitasyonu ile toplumsal norm ve değerlerin aktarımını sağlamak şeklinde üç temel işlev üzerinden tanımlamaktadır (Çaha, 2004: 8). Aile, bireylerde topluma ve devlete yönelik sevgi, aidiyet ve bağlılık duygularının gelişmesinde merkezi bir işleve sahiptir. Toplumsal bütünlüğün ve siyasal istikrarın sürdürülebilirliği, bireyler arasındaki bu duygusal ve normatif bağların gücüne doğrudan bağlıdır. Sevgi ve bağlılık temelinde inşa edilmemiş toplumların ve devlet yapıların çözülmeye daha açık olduğu görülmektedir. Bu bağlamda aile değerlerine yönelen herhangi bir tehdidin zamanında engellenememesi, söz konusu tehdidin giderek derinleşmesine ve yalnızca aile kurumunu değil, toplumsal düzeni ve nihai aşamada devletin bütünlüğünü hedef alan yapısal bir soruna dönüşmesine zemin hazırlamaktadır (Gilbert, 2016:74). Durkheim, toplumsal yapıda ortaya çıkan anomi ve yabancılaşma olgusunu, toplumun ortak değer dünyasında meydana gelen çözülmeyle ilişkilendirmektedir. Ona göre toplumsal düzenin zayıflaması ani bir kırılmanın sonucu değil, daha derin ve kademeli bir sürecin ürünüdür. Bu çözülme sürecinin ilk aşaması ise aile kurumunda başlamaktadır. Aile bağlarının zayıfladığı ve aileye atfedilen değerlerin aşındığı toplumlarda, kolektif bilinç giderek güç kaybetmekte; buna bağlı olarak toplumsal bağların ve ortak değerlerin çözülmesi kaçınılmaz hâle gelmektedir (Çaha, 2004:8). Türk sosyoloji geleneğinde Ziya Gökalp, aileyi yalnızca bireylerin bir araya geldiği özel bir alan olarak değil, ulusun varlığını sürdüren ve kültürel sürekliliği sağlayan merkezi bir yapı olarak ele alır. Ona göre aile, toplumsal dirliği teminat altına alan, millî değerleri nesilden nesile aktaran ve ulusal bütünlüğü güçlendiren bir çekirdek kurumdur. Bu yaklaşım, aileyi hem ahlaki hem de ulusal sorumluluk alanı olarak konumlandırmaktadır. Benzer şekilde İhsan Sezal da aileyi toplumsal düzenin inşasında ve kurumsallaşmasında başlangıç noktası olarak değerlendirir. Sezal’in The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 291 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. perspektifinde aile, birey ile toplum arasındaki bağın kurulduğu; toplumsal yapının canlılığını, dayanıklılığını ve sürekliliğini güvence altına alan temel örgütlenme biçimidir (Kır, 2011:2). Bu makalenin odağı gereği, aile kurumunun önemine ilişkin tanımlar sınırlı tutulmuş; esas amaç olarak dijital çağın aile yapısı üzerindeki etkilerini irdelemek ve bu yeni çağda aileyi korumaya yönelik stratejiler geliştirmek benimsenmiştir. Literatürdeki çalışmalar, geleneksel aile modelinin tarihsel süreç içerisinde çekirdek aile formuna evrildiğini; dijital çağla birlikte çekirdek yapısının da farklılaşarak çoklu aile tipolojilerine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Araştırmalar, aile yapısındaki çözülme eğiliminin Sanayi Devrimi sonrasında hız kazanan kentleşme ve göç süreçleri, kadın hakları mücadelesi, eğitimde fırsat eşitliğinin genişlemesi, kadınların iş gücüne aktif katılımı gibi çeşitli toplumsal dinamiklerle bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır (Turgut, 2017:18). Bunun yanı sıra aile içi ilişkilerin belirgin biçimde zayıfladığı; tek ebeveynli aileler, dijital aileler, arkadaş temelli aile yapıları ve çocuksuz aile modelleri gibi yeni aile formlarının dijital çağın ilk çeyreğinde dikkat çeken bir seviyede artış gösterdiği literatür bulgularındandır (Bayer, 2013:12). Dolayısıyla aile yapısındaki dönüşüm çok boyutlu nedenlerle şekillenmekte olup bu nedenlerin etkisi, dijitalleşmenin hızlandırıcı niteliğiyle günümüzde daha görünür ve daha belirgin hale gelmiştir. Dijital Muhafazakârlık 2016 yılında yayımlanan Russian Geopolitics in the Age of New Media (Yeni Medya Çağında Rus Jeopolitiği) adlı eserde, dijitalleşmenin jeopolitik yapılar üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Anılan eserde Rusya’daki bölgelerin yerel ve jeopolitik mekânsal kimliklerine ilişkin anlatıların dijital platformlar aracılığıyla inşa edilmesi, bölgesel öz belirlemeye yönelik politik bir yönelimin oluşturulmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bu anlatıların, “dijital jeopolitik” kavramını görünür ve analiz edilebilir bir olgu hâline getirdiği; dolayısıyla Rusya’daki sosyologlar tarafından incelenmesi gerektiği eserde vurgulanan temel hususlar arasındadır. Eserde özellikle dikkat çeken bölümlerden biri, “Digital Conservatism: Framing Patriotism in the Era of Global Journalism” (Küresel Gazetecilik Çağında Vatanseverliğin Çerçevelenmesi) başlığıdır (Bassin ve diğerleri, 2016:185). Bu başlıkta yazar, The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 292 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Rusya’nın yeni medya ortamı içerisinde gelenekselci ve muhafazakâr anlatıların nasıl yeniden üretildiğini incelemektedir. Dijital platformların yalnızca teknik araçlar olmadığı, aksine tarihsel hafıza, ulusal kimlik ve muhafazakâr değerlerin dolaşıma sokulduğu ideolojik mekânlar hâline geldiği vurgulanmaktadır. Eserde dijital gazetecilik, devletle uyumlu aktörler ile taban hareketlerinin çevrimiçi katılım pratiklerini bir araya getirerek muhafazakâr bir jeopolitik dünya görüşünü pekiştiren stratejik bir mecra işlevi görmektedir. Böylece dijital muhafazakârlık; medya biçimi, siyasal ideoloji ve ulusal kimliğin, Rusya’nın Sovyet sonrası coğrafyadaki jeopolitik hedefleri çerçevesinde karşılıklı olarak birbirini ürettiği bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle dijital muhafazakârlık, geleneksel değerlerin dijital formlar içinde yeniden üretilmesini ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu eserde “dijital muhafazakârlık” kavramının kullanılması uluslararası literatür açısından bir ilki barındırmakla birlikte muhafazakârlığın dijital çağda kendini yenilemesi ve dijital bir forma evrilmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Dijital muhafazakârlığın konu edindiği başka bir çalışma Elena Kazachanskaya ve Alexey Mamychev tarafından kaleme alınan makalede yer almaktadır. Anılan yazarlar “Conservatism and Conservative Legal Thinking: The Era of Public Systems’ Digital Transformation (Muhafazakârlık ve Muhafazakâr Hukuk Düşüncesi: Kamu Sistemlerinin Dijital Dönüşümü Çağı) başlıklı makalede muhafazakârlığın genel kavramsal yapısını tartıştıktan sonra, dijital dönüşümün hukuki ve sosyal etkileri bağlamında muhafazakâr düşüncenin nasıl konumlanması gerektiğini belirtirler. Kazachanskaya ve Mamychev dijital teknolojilerin hızla kamu sistemlerine entegre olduğu bir dönemde, muhafazakâr hukuki düşüncenin salt geleneksel değerleri korumaya dönük değil, aynı zamanda dijitalleşme süreçlerini bu değerlerle uyumlu bir şekilde düzenlemeye odaklanan bir çerçeve geliştirmesi gerektiğini savunurlar. Söz konusu çalışmada toplumsal yaşamda dijital teknolojilerin geliştirilmesi ve etkin biçimde kullanılabilmesi için doktrinel nitelikte hukuki ve düzenleyici politikaların yanı sıra etik standartlar ve ahlaki ilkelerin oluşturulmasının gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Kazachanskaya ve Mamychev’e göre, 21. yüzyılda güçlü bir devlet yapısının inşası açısından dijital ortamda sunulan hizmetlerin; deontolojik kodlar, biyolojik tehditler ve çevresel riskler dikkate alınarak tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, dijital çağın The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 293 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. gereklerine uyum sağlayabilmek için kamu yönetiminde ve kamu hizmetlerinde gerçekleştirilen dijital dönüşümlere ek olarak, sosyo-normatif düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmektedir (Kazachanskaya ve Mamychev, 2021:447-455). Bu çerçevede dijital muhafazakârlık, dijitalleşmenin değerler üzerinde yarattığı dönüştürücü etkilere karşı geliştirilen savunmacı bir refleks olmanın ötesinde, dijital çağın imkânlarını dikkate alan kurucu bir yaklaşım olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası literatürde özellikle Rusya örneğinde görüldüğü üzere, dijital platformlar muhafazakâr değerlerin aşındığı değil, aksine yeniden üretildiği ve dolaşıma sokulduğu stratejik alanlar hâline gelebilmektedir. Kazachanskaya ve Mamychev’in dijital dönüşüm bağlamında muhafazakâr hukuki düşünceye ilişkin ortaya koyduğu normatif çerçeve, dijitalleşmenin etik, ahlaki ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini açık biçimde göstermektedir. Türkiye bağlamında ise dijitalleşme sürecinin hızına karşın, değerlerle dijital platformlar arasındaki ilişkinin henüz kavramsal ve kuramsal bir bütünlük içinde ele alınmadığı görülmektedir. Bu durum, dijital çağda değerleri koruma ve aktarma çabalarının dağınık ve tepkisel bir düzeyde kalmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla dijital muhafazakârlığın kuramsal bir çerçeve olarak tartışmaya açılması, dijitalleşmenin kaçınılmazlığı karşısında değerlerin korunmasına yönelik yeni ve sistematik bir düşünme biçimi sunmaktadır. Bu çerçevede sınırların görünmez hâle geldiği, küresel kültür ve değer aktarımının hızlandığı ve dijital teknolojilerin yaşamın tüm alanlarına nüfuz ettiği bu dönemde Türkiye açısından da aileyi, bireyi, kimliği, inancı, değerleri koruyan, kamusal alanlardaki gerçekleşecek olan dijital dönüşümlerin her kademesinde koruyucu çerçeveye duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Bu ihtiyacı en kapsamlı biçimde karşılayan ve söz konusu dönüşümü teorik olarak açıklayan yaklaşım dijital muhafazakârlık perspektifidir. Dijital muhafazakârlık perspektifi, insanı merkeze alan tüm değerleri ailenin, kimliğin, inancın, tarihin, kadim kültürel mirasın ve hatta insan psikolojisinin- dijital çağın dönüştürücü ve çoğu zaman aşındırıcı etkilerinden korumayı amaçlayan kapsamlı bir stratejik çerçeve sunmaktadır. Bu bağlamda dijital sınırların belirlenmesi, ekran sürelerinin denetimi, sosyal medya kullanımının kontrollü biçimde düzenlenmesi ve The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 294 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. bireyin özel alanının korunması temel stratejik başlıklar olarak öne çıkmaktadır. Bu makalenin odağında ise aile kurumunun korunmasına yönelik dijital muhafazakârlık stratejiler yer almaktadır. 5. Dijital Muhafazakârlık Stratejileri Dijital Sınırların Belirlenmesi Dijital çağın diğer tarihsel dönemlerden ayırt edici özelliği, fiziksel sınırların anlamını yitirmesidir. Artık kıta, ülke veya sınır kavramları dijital mecralarda büyük ölçüde erimektedir. Bireylerin paylaşımları, saniyeler içinde uçsuz bucaksız mesafeleri aşarak dünyanın herhangi bir noktasındaki bireylerin erişimine açılmaktadır. Sosyal medya platformları üzerinden bireyler, toplumsal, kültürel ve sosyal içeriklere sürekli maruz kalmaktadır. Bu bağlamda, bireylerin sahip oldukları kültürel değerleri ve kadim mirası koruyabilmeleri, dijital araçları ve sosyal medyayı bilinçli, kontrollü ve iradeli bir şekilde kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. Dijital mecraların bilinçli kullanımı, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda aile içi ilişkilerin sağlıklı biçimde sürdürülmesi açısından da hayati öneme sahiptir. Ekran süresinin sınırlandırılması, özellikle çocuklar için güvenli içerik filtrelerinin uygulanması, özel alan ve mahremiyetin korunması, bu alanların dijital mecralarda paylaşılmaması temel dijital muhafazakârlık stratejilerini oluşturmaktadır. Aile Değerlerinin Dijital Ortama Taşınması Dijital ortamda aile değerlerinin -yardımlaşma, koruma, işbirliği, merhamet, sevgi, saygı vb.- paylaşılması ve ailenin toplumsal önemi üzerine üretilen içerikler, söz konusu mecralarda ailenin işlevinin ve öneminin sürekli hatırlanmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu tür paylaşımlar, aile bireyleri arasında etkili iletişimi teşvik ederek, karşılıklı anlayış ve işbirliği ortamını güçlendirmektedir. Özellikle rehber niteliğindeki içerikler, aile içi karar alma süreçlerinde farkındalık yaratmakta, çatışma yönetimi ve duygusal destek mekanizmalarının geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, bu paylaşımlar, bireylerin aile değerlerini içselleştirmesini destekleyerek, toplum genelinde kültürel ve ahlaki normların korunmasına dolaylı yoldan hizmet etmektedir. Sonuç olarak, aile değerlerinin dijital zeminde görünür kılınması ve bu değerlerin sürdürülebilir biçimde paylaşılması, dijital muhafazakârlık stratejileri açısından hem bireysel hem de toplumsal açıdan kritik bir rol oynamaktadır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 295 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Eğitim ve Farkındalık Stratejileri Dijital ortamda paylaşılan içeriklerin bireyler üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları, dijital muhafazakârlık stratejilerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bu çalışmaların özellikle aile yapısı, aile içi ilişkiler ve aile üyeleri bağlamında yürütülmesi ayrı bir önem taşımaktadır; çünkü aile, toplumu bir arada tutan temel işlevlerden birine sahiptir. Aile yapısının zayıfladığı toplumların uzun vadede sürdürülebilir olması mümkün değildir. Bireyler toplumsal değerleri, kültürel mirası ve insana, ahlaka ilişkin normları ilk olarak aile içinde öğrenmektedir. Bu yönüyle aile, toplumun adeta bir sigortası işlevi görmektedir. Bu nedenle, ilgili kurumların1 öncülüğünde aile üyelerine dijital dünyadaki riskler ve fırsatlar hakkında eğitim verilmesi dijital muhafazakârlık stratejilerinin merkezi bir unsuru olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, çocuklar ve gençlere dijital sorumluluk bilinci kazandırmaya yönelik yürütülecek eğitim ve farkındalık faaliyetleri de dijital muhafazakârlığın stratejik hedefleri arasında yer almaktadır. Toplumsal ve Kültürel Bağların Güçlendirilmesi Dijital çağın hızla ilerleyen dinamikleri ve kıtalararası kültürel etkileşimler karşısında, ulusal değerlere yönelik toplumsal ve kültürel bağların güçlendirilmesi kritik bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Dijital mecralarda üretilen içeriklerin, toplumsal bağları pekiştirecek ve kültürel mirasın yaygınlaşmasına katkı sağlayacak nitelikte olması, ulusal kültürün yabancı kültürler karşısında erimesini önleyecektir. Ayrıca, dijital araçlar aracılığıyla ulusal ve kültürel değerlerin paylaşımı bu paylaşımların sürdürülebilirliği, ulusal değerlerin korunmasına önemli katkılar sunmaktadır. Bu bağlamda, aile yapısının güçlendirilmesi, aile değerlerinin yaşatılması ve ailenin toplum içindeki rolünün vurgulanması yönündeki dijital içerikler de toplumsal bütünlüğün korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Dijitalin Bilinçli Kullanımı Dijital dünyanın sunduğu sayısız hizmet arasında kaybolmak ve bireysel özden uzaklaşmak yerine, dijitali bilinçli ve ölçülü bir şekilde tüketme iradesi, dijital muhafazakârlık stratejileri açısından son derece kritik bir 1Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşlar vb. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 296 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. tutum olarak değerlendirilmektedir. Bireye herhangi bir fayda sağlamayan, zaman kaybına yol açan ve psikolojik sıkıntılara neden olabilecek sınırsız dijital kullanım, ciddi bir risk ve tehlike unsuru taşımaktadır. Her bireyin öz disiplin bilinciyle güçlü bir irade göstermesi, dijital bağımlılık tuzağından korunmasına önemli katkılar sunacaktır. Bu öz disiplin ve dijital mecraların iradeli kullanımı, aile üyeleri arasında da sağlanmalıdır. Aile fertlerinin işbirliği ve dayanışmasıyla, dijitalin eğitim, sağlık ve benzeri temel ihtiyaçlar dışında belirli zamanlarda kullanılmaması -başka bir deyişle, dijitalin minimal düzeyde ve ihtiyaç odaklı kullanımı- dijital muhafazakârlık stratejilerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 6. Dijitalleşme ve Aile İlişkileri Literatür Bulguları ve Tartışma Bu başlık altında dijital bağımlılık, dijital yalnızlık ve dijital çağda aile içi ilişkiler konusuna dair literatür araştırmalarında öne çıkan bulgular ele alınmaktadır. Söz konusu bulgular, dijital araçların aile içi ilişkiler üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla anlamaya yöneliktir. Bu bağlamda, literatür taramaları, dijital çağın aile dinamikleri üzerindeki karmaşık etkilerini daha bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sunmaktadır. Bu çerçevede literatür bulguları: Bayhan’ın (2020:119) lise öğrencileri üzerinde gerçekleştirdiği araştırma, internet bağımlılığının aile içi ilişki kalitesiyle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, ebeveynlik tutumlarının çocukların dijital davranışlarını doğrudan etkilediğini göstermekte; özellikle ilgisiz, mesafeli veya yetersiz ebeveynlik pratiklerinin internet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet oranlarını anlamlı düzeyde artırdığı belirtilmektedir. Ayrıca aile bağlarının zayıf olduğu ya da ebeveynlerin ayrı yaşadığı aile tiplerinde çocukların dijital risklere maruz kalma olasılığının belirgin şekilde yükseldiği vurgulanmaktadır. Benzer biçimde Kavlak ve arkadaşlarının (2022:9) çalışması da aile ilişkilerinde yaşanan çatışma, iletişimsizlik veya duygusal kopukluk gibi olumsuzlukların internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve yalnızlık düzeyleriyle pozitif yönlü bir ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, dijital bağımlılık davranışlarının yalnızca bireysel faktörlerle değil, güçlü biçimde aile içi etkileşim örüntüleriyle şekillendiğine işaret etmektedir. Göldağ’ın (2018:14) lise öğrencileri üzerine gerçekleştirdiği araştırma, dijital oyun kullanımının aileler tarafından yeterince denetlenmediğini ve oyun The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 297 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. süreleri ile içeriklerinin çoğu zaman kontrolsüz kaldığını göstermektedir. Çalışmanın bulguları, dijital oyunlar üzerinde etkin bir ebeveyn kontrolü sağlanmadığında öğrencilerin internet bağımlılığı eğilimlerinin belirgin biçimde arttığını ortaya koymaktadır. Benzer şekilde Alyanak’ın (2016:4) çalışması, internet bağımlılığının tedavi sürecinde güçlü aile ilişkilerinin kritik bir değişken olduğunu vurgulamaktadır. Araştırmaya göre, bağımlılığın altında yatan iletişim problemleri ve aile içi çatışmaların giderilmesi, bireyin bağımlılıkla baş etme kapasitesini önemli ölçüde güçlendirmekte; bu bağlamda aile içi iletişim kanallarının güçlendirilmesi, destekleyici bir iş birliği ortamının sağlanması ve duygusal dayanışmanın artırılması tedavi sürecinin başarısı açısından temel bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu iki çalışma birlikte değerlendirildiğinde, dijital bağımlılık davranışlarının önlenmesinde ve tedavi edilmesinde aile kurumu ile ebeveynlik pratiklerinin merkezi bir role sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ersoy ve Ağlar’ın (2024:17) araştırması, aile içinde açık iletişim kanallarının bulunmasının ve demokratik bir aile atmosferinin sağlanmasının dijital bağımlılık riskini anlamlı biçimde azaltan temel etkenler olduğunu göstermektedir. Çalışma, aile içi iletişimin niteliğinin çocukların dijital davranış örüntülerini doğrudan biçimlendirdiğini vurgulamaktadır. Buna paralel olarak Şen ve Erol (2024:3), aile içi iletişimin başlangıç noktasının ebeveynler olduğunu ifade etmekte ve anne-babanın sergilediği tutarlı, yapıcı ve sağlıklı iletişim biçiminin çocuklarla kurulacak ilişkinin temelini oluşturduğunu belirtmektedir. Araştırma bulguları, dijital teknolojilerin aile içi iletişimi zayıflatıcı etkilere sahip olabileceğini; ancak güçlü aile bağları, nitelikli etkileşim ve destekleyici ebeveyn tutumlarının bu olumsuz etkileri önemli ölçüde sınırlayabildiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışmalar, dijital bağımlılığın önlenmesinde yalnızca teknolojik faktörlere değil, aile içi iletişim süreçlerinin kalitesine de odaklanılması gerektiğini açık biçimde göstermektedir. Haberli (2023:7), ebeveynlerin çocukların dijital araçlarla kurdukları ilişkiyi yönlendirmede belirleyici bir konumda bulunduğunu vurgulamakta ve literatürde ebeveynlik tutumlarının arabulucu, otoriter ve ortak izlenme şeklinde üç kategori altında incelendiğini aktarmaktadır. Arabulucu tutumdaki ebeveynler, çocuklarıyla dijital içeriklerin olumlu ve olumsuz yönlerini tartışarak rehberlik sağlayan, dijital farkındalık ve eleştirel medya okuryazarlığı gelişimini destekleyen bir yaklaşım benimsemektedir. Buna The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 298 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. karşılık otoriter tutum, baskıcı ve tek yönlü bir kontrol mekanizmasına dayandığından, çoğu zaman çocukların dijital içeriklere yönelik merak ve yönelimlerini artırmakta; ayrıca aile içi iletişimde çatışma ve uzlaşma sorunlarına yol açabilmektedir. Ortak izlenme tutumunda ise ebeveynler çocuklarıyla birlikte dijital araçları kullanarak daha etkileşimli, paylaşımcı ve işbirlikçi bir iletişim modeli geliştirmektedir. Araştırma bulguları, bu işbirlikçi yaklaşımın çocukların öğrenme süreçlerine ve dijital deneyimlerinin niteliğine anlamlı düzeyde olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Böylece çalışma, ebeveynlik tarzlarının dijital davranışları şekillendiren güçlü bir sosyopedagojik faktör olduğunu ileri sürmektedir. Karaboğa (2019:16) araştırmasında, uzun süreli dijital medya kullanımında aile içi iletişimin ve aile bağlarının zayıflayacağı vurgulanmaktadır. Araştırma, aile üyeleri arasındaki etkileşimin güçlendirilmesi için ebeveynlere dijital medya okuryazarlığı eğitimini önermektedir. Bu eğitimin zaman yönetimi başta olmak üzere hem eşler arasındaki iletişime hem de ebeveyn-çocuk iletişimine olumlu katkı sağlayacağı eğitimin sağlayacağı faydalar olarak öne çıkmaktadır. Barış ve Yeşilyurt’un (2025:8) araştırmasında dijital mecraların yalnızca kullanım sıklığının değil, bu platformlarda paylaşılan içeriklerin niteliğinin de aile ilişkilerini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Özellikle kıyaslama, rekabet ve idealize edilmiş yaşam temsilleri içeren paylaşımların aile içi iletişimde güvensizlik, yetersizlik hissi ve duygusal kopukluk gibi sonuçlara yol açtığı belirtilmektedir. Fenomenleşmiş içeriklerin de benzer biçimde aile dinamiklerini olumsuz etkilediği ifade edilmektedir. Çalışma, bu olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için ailelere dijital içerik yönetimine yönelik stratejik öneriler sunmakta; bilinçli kullanım, içerik seçimi ve dijital etkileşim sınırlarının belirlenmesi gibi uygulamaların önemine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda her iki araştırma, dijital mecraların aile yapısı üzerindeki etkilerinin hem kullanım biçimi hem de içerik türleri üzerinden çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Akbaş ve Dursun’un (2020:11) araştırması, dijital teknolojilerin uzun süreli kullanımının özellikle çocuklar üzerinde bilişsel, davranışsal ve sosyal düzeyde olumsuz sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmacılar, bu olumsuzlukların önlenmesinde baskıcı veya yasaklayıcı ebeveynlik tarzlarının etkili olmadığını, aksine ebeveynlerin dijital teknolojiyi bilinçli, kültürel ve pedagojik bir perspektifle kullanma The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 299 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. becerilerini geliştirmelerinin kritik bir önem taşıdığını vurgulamaktadır. Çalışma, bu bağlamda dijital ebeveynlik kavramını öne çıkararak dijital kültürün aile içinde geliştirilmesinin, Arslan’ın (2020:2) ifadesiyle “dijital yerlilerin” sağlıklı biçimde yetiştirilmesi açısından temel bir gereklilik olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde Yurdakul, Dönmez, Yaman ve Odabaşı (2013:6), dijital bağımlılığın önlenmesinde dijital ebeveynliğin merkezi bir rol üstlendiğini ifade ederek kavramı; dijital araçlara hâkim olan, dijital mecralardaki fırsat ve risklerin bilincinde bulunan, çocuklarını çevrimiçi tehditlere karşı koruyan, gerçek ve sanal dünyada haklara saygı kültürünü aktaran ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayabilen bireylerin sergilediği ebeveynlik biçimi olarak tanımlamaktadır. Bu doğrultuda dijital ebeveynlik, çocukların dijital dünyada güvenli, bilinçli, etik ve sürdürülebilir biçimde var olabilmelerini sağlayan temel bir rehberlik çerçevesi sunmaktadır. 7. Sonuç İnsanlık tarihi, her büyük yeniliğin arkasındaki köklü toplumsal dönüşümlerin itici gücüyle durmaksızın şekillenen bir değişim ve dönüşüm yolculuğudur. Ateşin bulunması, yazının icadı, buharlı makinelerin üretime dâhil edilmesi, elektriğin keşfi ve nihayetinde internetin ortaya çıkışı, insan yaşamında paradigmatik kırılmalara yol açan başlıca dönüm noktalarıdır. Bu yenilikler, toplumların beslenme alışkanlıklarından yerleşik yaşam pratiklerine, ticaret ve üretim yöntemlerinden iletişim biçimlerine kadar geniş bir yelpazede radikal değişim süreçlerini tetiklemiştir. 21.yüzyıl diğer adıyla dijital çağ, internetin keşfiyle birlikte dijital iletişimin küresel ölçekte yeniden biçimlendiği bir döneme işaret etmektedir. İnternetin sağladığı altyapı sayesinde dünya üzerindeki milyarlarca insan, fiziksel sınırların belirleyiciliğinden bağımsız olarak aynı dijital zeminde bir araya gelebilme imkânına kavuşmuştur. Bu yeni iletişim ortamı bireylere önemli fırsatlar sunmakla birlikte, beraberinde çeşitli risk ve tehditleri de taşımaktadır. Söz konusu risklerin ulusal ve yerel kültürler açısından kritik yönü, farklı kültürel kodlara ve değer sistemlerine kontrolsüz biçimde maruz kalma sonucunda ulusal değerlerden uzaklaşma ihtimalinin artmasıdır. Bireyin sosyalleşmesinde ve toplumun sürekliliğinde temel bir rol üstlenen aile kurumunun dijital ortamlardan gelebilecek olası tehditlere karşı korunması, toplumsal bütünlük açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede makale bireyin kendisiyle ve çevresiyle (aile, toplum vb.) olan The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 300 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. iletişimini dijital çağın baş döndüren teknolojileri karşısında korumak için “dijital muhafazakârlık” kavramını teklif etmesiyle özgün ve ayırt edici yönüyle öne çıkmaktadır. Dijital muhafazakârlık yaklaşımı, dijitalleşmeye karşı edilgen bir savunma geliştirmek yerine, dijital alanı değer temelli bir mücadele ve üretim sahası olarak ele almakta; değerlerin korunmasını dijital platformların etkin ve stratejik kullanımına bağlamaktadır. Dijital muhafazakârlık, muhafazakâr değerlerin dijital çağın iletişim biçimleriyle yeniden ifade edilmesini ve dolaşıma sokulmasını esas alan bir kavramsallaştırmadır. Bu yaklaşım, geleneği dijitalleşmenin karşısında sabit ve değişmez bir unsur olarak değil, dijital mecralarla etkileşim hâlinde yeniden müzakere edilen dinamik bir yapı olarak ele almaktadır. Rusya’da dijital muhafazakârlık, özellikle yeni medya aracılığıyla vatanseverlik, ulusal kimlik ve tarihsel hafızanın yeniden çerçevelenmesi bağlamında teorik bir içerik kazanmıştır. Buna karşılık Türkiye’de kavram henüz literatürde sistematik biçimde ele alınmamış olsa da hızlı dijitalleşmenin toplumsal yapılar üzerindeki etkileri, dijital muhafazakârlığın kuramsal bir çerçeve olarak geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Makale, dijital bağımlılık ve dijital yalnızlık gibi bireysel deneyimlerin aile bağlarını nasıl zayıflattığına ilişkin bulguları bir araya getirerek literatürdeki dağınık bilgi birikimini sistematik bir çatı altında toplamaktadır. Bununla birlikte dijital iletişimin hızlanmasıyla aile üyeleri arasındaki fiziksel ve duygusal mesafenin nasıl yeniden tanımlandığına dair özgün tespitler sunarak, aile sosyolojisi ve iletişim çalışmaları alanlarında önemli bir tartışma zemini oluşturmaktadır. Sonuç olarak makale, dijital muhafazakârlığı Türkiye literatüründe kavramsal bir öneri olarak tartışmaya açarak, dijitalleşme ile değerler arasındaki ilişkiye yönelik dağınık tartışmaları bütünlüklü bir çerçeveye oturtmayı hedeflemektedir. Çalışmanın özgünlüğü, dijital muhafazakârlığı ne dijitalleşmeye karşı bir reddiye ne de geleneksel değerlerden kopuş olarak ele alması; aksine dijital platformların değer temelli ve normatif ilkeler doğrultusunda etkin kullanımını savunan kurucu bir yaklaşım geliştirmesinde yatmaktadır. Uluslararası literatürde özellikle Rusya örneğinde görülen dijital muhafazakârlık tartışmalarının Türkiye bağlamına taşınması, karşılaştırmalı bir perspektif sunarak literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu yönüyle çalışma, dijital çağda muhafazakâr düşüncenin edilgen değil, yönlendirici ve üretken bir rol üstlenebileceğini The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 301 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. göstermekte; dijitalleşme-değer ilişkisine ilişkin akademik tartışmalara özgün bir katkı sunmaktadır. 8. Öneriler Dijital çağın olumsuz etkilerini azaltmak, dijital mecraların daha bilinçli, kontrollü ve kültürel duyarlılıkla kullanılmasını sağlamak amacıyla makale genç, ebeveyn, akademi, bürokrasi, sivil toplum kuruluşları, resmî kurumlar ve daha birçok kurum-kuruluşa çeşitli öneriler sunmaktadır. *Birey, aile ve toplumların dijital mecraların olumsuz etkilerine karşı daha kırılgan hâle geldiği görülmektedir. Bu nedenle, değer üreten ve değer aktarımını önceleyen bir dijital zeminin inşası zorunludur. Bu zemini ifade eden en kapsamlı kavram dijital muhafazakârlıktır. Dijital muhafazakârlık, dijital teknolojilerin hayatın her alanına nüfuz ettiği çağımızda birey, aile ve toplumların değerlerini, kimliklerini ve geleneksel normlarını koruma yönündeki bilinçli duruşu ifade etmektedir. *Dijital muhafazakârlık yaklaşımının Türkiye bağlamında işlevsel hâle gelebilmesi için, dijitalleşme politikalarının yalnızca teknik altyapı ve verimlilik ekseninde değil, değer temelli bir perspektifle ele alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda, kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinde yürütülen dijital dönüşüm süreçlerinin etik ilkeler, mahremiyet hassasiyeti ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla birlikte yapılandırılması önem taşımaktadır. Dijital platformların, kültürel sürekliliği destekleyen ve toplumsal değerlerin aktarımını güçlendiren araçlar olarak değerlendirilmesi, dijitalleşmenin değerlerle çatışan değil, değerleri yeniden üreten bir sürece dönüşmesine katkı sağlayacaktır. *Akademik düzeyde dijital muhafazakârlık kavramının sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk ve iletişim çalışmaları ekseninde disiplinlerarası biçimde ele alınması, kavramın teorik derinliğini artıracaktır. Eğitim, medya ve dijital okuryazarlık politikalarında değer temelli içeriklerin teşvik edilmesi de dijital muhafazakârlığın pratik karşılıklarını güçlendirecek önemli adımlar arasında yer almaktadır. Bu bağlamda dijital alan, muhafazakâr değerlerin savunulduğu bir “tehdit alanı” olmaktan çıkarılarak, değer temelli bir toplumsal inşa zemini olarak yeniden düşünülmelidir. *Yerli ve değer odaklı dijital içerik üretimi teşvik edilmelidir. Bu kapsamda kamu destekli projelerin yaygınlaşmasına ihtiyaç vardır. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 302 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. *Dijital ortamlarda özel alanın korunması ve mahremiyet bilincinin güçlendirilmesi, bireylerin dijitalleşme sürecinde psikolojik bütünlüklerini korumaları açısından kritik önem taşımaktadır. *Dijital ebeveynlik farkındalığının artırılmasına yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, çocukların ve gençlerin dijital risklerden korunması ve sağlıklı dijital alışkanlıklar geliştirmesi için gereklidir. *İlköğretimde seçmeli ders olarak sunulan “Medya Okuryazarlığı” dersinin lise ve yükseköğretim düzeylerinde de zorunlu hâle getirilmesi, eleştirel dijital bilinç geliştirilmesi açısından önem arz etmektedir. *Dijital mecralarda doğruluk, adalet, saygı ve mahremiyet gibi etik değerlerin yaşatılmasına yönelik içerik üretiminin artırılması, dijital kültürün etik zeminde şekillenmesine katkı sağlayacaktır. *Baskıcı, otoriter ve yasaklayıcı ebeveyn modelleri yerine; hoşgörülü, empati kurabilen, çocuklarıyla iletişim ve müzakere becerisi geliştirebilen bir ebeveyn yaklaşımının teşvik edilmesi gerekmektedir. *Aile bireylerinin birlikte geçirdikleri zamanın niteliğinin artırılması, ortak etkinliklerle duygusal ve sosyal bağların anlamlı biçimde güçlendirilmesi önemlidir. *Aile içi ilişkilerde merhamet, saygı, sevgi, aidiyet, paylaşım, hoşgörü ve güven temelli ilişkilerin güçlendirilmesi hem aile bütünlüğünü hem de toplumsal dayanıklılığı destekleyen temel bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. *Dijital mecralarda dezenformasyon, manipülasyon ve sahte içeriklerle mücadele için hem teknolojik hem de pedagojik temelli doğrulama mekanizmaları geliştirilerek kullanıcıların eleştirel dijital düşünme becerileri desteklenmelidir. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 303 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Kaynakça Akkaş, Hasan Hüseyin (2003). Muhafazakâr Siyasi Düşünce Kavramı Üzerine, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(2), 241-254. Aksan, Gamze. (2025) Ebeveyn ve Genç İlişkisinde Aile Tutumları ve Aile Değerleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Habitus Toplumbilim Dergisi, 6, 95-124. Alkan, Buse (2023). Instagram’ın Evli Çiftlerin Aile Yaşantısına Etkileri. İletişim Bilimi Araştırmaları Dergisi 3(3), 218-235. Alyanak, Behiye (2016). İnternet Bağımlılığı. Klinik Tıp Pediatri Dergisi 8 (5), 20-24. Akbaş, Özge Zeybekoğlu ve Dursun, Cansu (2020). Teknolojinin Aileye Etkisi: Değişen Ailenin Dijital Ebeveyn ve Çocukları. Turkish Studies-Social, 15(4), 2245-2265. Akar, Damla (2025). Sosyal Medyada Aile Algısı: Ekşi Sözlük Tanımları Üzerine Bir Değerlendirme. Trt Akademi, 10(24), 800-829. Arslan, Aysel 2020). Üniversite Öğrencilerinin Dijital Bağımlılık Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi. International E-Journal of Educational Studies, 4(7), 27-41. Barış, Özlem ve Yeşilyurt, Segah (2025). Sosyal Medyada Ailelerin Medyatikleşmesi: Popüler Aileler Örneği, TRT Akademi, 10(24), 624-651. Bassin, Mark ve diğerleri (2016). Eurasia 2.0: Russian geopolitics in the age of new media. Bloomsbury Publishing PLC. Bayer, Ali (2013). Değişen Toplumsal Yapıda Aile. Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 4(8), 101-129. Bayhan, Vehbi (2020). Z Kuşağı Lise Gençlerinde Sosyal Medya Bağımlılığı İle Siber Zorbalık ve Siber Mağduriyet Deneyimleri. İlahiyat Akademi (12), 117-144. Beneton, Phillipe (2016). Muhafazakârlık, Le Conservatisme. (C. Akalın Çev.), İstanbul: İletişim. Çaha, Ömer (2004). Muhafazakâr Düşüncede Toplum, Liberal Düşünce Dergisi, (34), 15-24. Çamurdaş, Kübra (2023) Türkiye’de Gelenek ve Modernite Geriliminde Muhafazakârlık: Hareket Dergisi Örneği1. Çiftçi, Ayşe Nur (2023). Aile Yapısında Yaşanan Çözülme ve Uzunköprü Örneği.” Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 25 (Özel Sayı), 489-514. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 304 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Duran, Resul (2022). Türkiye Aile Yapısının Geleceğine Yönelik Çıkarımların Değerlendirilmesi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kadın ve Aile Araştırmaları Dergisi, 2(1), 147-164. Gilbert, Andrew Norman (2016). British Conservatism and The Legal Regulation of İntimate Adult Relationships, 1983-2013 (Doctoral Dissertation, Ucl (University College London)). Güler, Zeynep (2016). Muhafazakârlık, Kadim Geleneğin Savunusundan Faydacılığa. H.B.Örs (Der.), 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler (Ss. 115-162). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi. Göldağ, Battal (2018). Lise Öğrencilerinin Dijital Oyun Bağımlılık Düzeylerinin Demografik Özelliklerine Göre İncelenmesi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15 (1), 1287-1315. Güngörmez, Bengül (2004). Muhafazakâr Paradigma: “Dogma” ve “Önyargı. Muhafazakâr Düşünce Dergisi, 1(1), 11-30. Deveoğlu, Müge (2024). Yalnızlığın Yeni Hali: Dijital Yalnızlık. Sosyologca, 9/18-19, 341-352. Dikeçliğil, F. Beylü (2012). Aileye Dair Kabullerin Ezber Bozumu, Muhafazakâr Düşünce, 8(31), 21-52 Ersoy, Mustafa ve Ağlar, Cengiz (2024). Trdizin Veri Tabanındaki Dijital Bağımlılık Araştırmalarına Genel Bakış (2013-2023). Haberli, Mehmet (2023). Dijital Çağda Aile: Ebeveynleriyle İlişkisi Çerçevesinde Gençlik ve Din. Türkiye İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 7(3), 374-389. Havalı, Sibel (2024). Dijital Bağımlılık Üzerine Güncel Tartışmalar. Ankara: Berikan Yayınevi. Karaboğa, Mehmet Tahir (2019). Dijital Medya Okuryazarlığında Anne ve Baba Eğitimi.” Opus International Journal of Society Researches, 14(20), 2040-2073. Karayaman, Saffet ve diğerleri (2025) Kalabalık Yalnızlık Ölçeği. Kazachanskaya, Elena ve Mamychev, Alexey (2021). Conser-vatism and Conservative Legal Thinking: The Era of Public Systems' Digital Transformation. European Proceedings of Social and Behavioural Sciences. Kır, İbrahim (2011). Toplumsal Bir Kurum Olarak Ailenin İşlevleri. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 10(36), 381–404. Özdoğan, Ogan (2017). Endüstri 4.0: Dördüncü Sanayi Devrimi ve Endüstriyel Dönüşümün Anahtarları, Pusula. The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 305 “Dijital Çağda Aile İlişkilerinin Çözülme Riskleri ve Muhafaza Stratejileri: Dijital Muhafazakârlık Bağlamında Bir Değerlendirme”, Remziye Gül Yurt, tinisos 13/2, pp. 279 306. Özsarı, Arif ve Deli, Şekip Can (2023). Dijital Okuryazarlık ve Dijital Bağımlılık İlişkisi: Hokey Sporcuları Araştırması. The Online Journal of Recreation and Sports, 12(4), 491-501. Şen, Gülyaşar Erol, Ayten (2024). Modernleşme Sürecinde Dijital Medyanın Aile Üzerindeki Etkileri.” Kaide Dergisi (Asbü Uluslararası Aile Araştırmaları Dergisi), 2 (1), 1-30. Turğut, Faruk (2017). Tarihsel Süreçte Aile Kurumunun Dönüşümü ve Geleceğine Yönelik Çıkarımlar. Medeniyet ve Toplum Dergisi, 1(1), 93-117. Ültay, Eser ve diğerleri (2021), Sosyal Bilimlerde Betimsel İçerik Analizi.” Ibad Sosyal Bilimler Dergisi, (10), 188-201. Yengin, Deniz (2019). Teknoloji Bağımlılığı Olarak Dijital Bağımlılık. Turkish Online Journal of Design Art and Communication, 9(2), 130-144. Yetkin, Elif Gizem ve Coşkun, Kemal (2021). Endüstri 5.0 (Toplum 5.0) ve Mimarlık, Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisi, (27), 347-353. Yurdakul, Işıl ve diğerleri (2013). Dijital Ebeveynlik ve Değişen Roller. Gaziantep University Journal of Social Sciences, 12(4), 883-896. Yıldırım, İrfan (2021). Sosyal Medya, Dijital Bağımlılık ve Siber Zorbalık Ekseninde Değişen Aile İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme.” Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 9 (5), 1237-1258. Yurt, Remziye Gül (2025). Dijital Muhafazakârlık: Gelenekten Dijitale Muhafazakârlığın Dönüşümü. İstanbul: Doğu Kütüphanesi Yayınları. Zorlu, Yaşar (2025). Sosyal ve Dijital Medyanın Aile İçi İletişim Üzerindeki Olumsuz Etkileri Ve Sosyal Sonuçları. Erciyes İletişim Dergisi, 12(2), 599-620. Https://Tdk.Gov.Tr/İcerik/Basindan/2024-Yilinin-Kelimesi-Kavrami-Kalabalik Yalnizlik/ The International New Issues in Social Sciences (tini-SOS), issn: 2149-4266, e-issn: 2645 9140, Year 2025 Winter – Volume 13, Number 2 306 https://dergipark.org.tr/tr/pub/tinisos/article/1838435

Featured post

İRAN-İSRAİL-ABD SAVAŞI VE TÜRKİYE'NİN BARIŞI SAĞLAMA ÇABALARI

  Birinci Haftanın Bilançosu: Ateş Çemberinde Diplomasi 7 Mart 2026 Ortadoğu, 28 Şubat 2026'da başlayan ve bir haftayı geride bıra...